şükela:  tümü | bugün
  • türk örfünde olmayan bir eylemdir. elbette, birçok uygarlık merkezinin geleneğinde bu unsur mevcuttur; yine pek tabii, biz de birden çok kültürden etkilenerek gitgide bu işi âdet edinmiş olabiliriz. ancak, hâlin böyle olması belli bir şahsiyet fesadı geçirdiğimiz gerçeğini değiştirmez.

    hakikaten, belli bir kişilik bozukluğu yaşıyoruz. neye ve kime benzemek istediğimize karar veremiyoruz. öte yandan, hem köklerimizle çatışma hâlindeyiz, hem de kendimiz olamıyoruz. konunun bu noktaya açılan ucu hayli geniştir; işaret etmek istediğim budalalığı hedeften kaybetmek istemem. bu yüzden, cenazede karalara bürünmek eyleminin tuhaflığına bakmaya devam edeyim.

    deyin ki türk töresi, deyin ki islâm müktesebatı; sahip olduğumuz değerler, çoklukla, ölümün nihai bir son olmadığı kabulüne dayanır. bu sebepten ötürü, mevtanın yakınları herhangi bir günde olduğu gibi giyinip, öyle giderler cenazeye. bir de şu var, insan yakının ölümünü müteakip bittabi yaslı olur. yine de, sonsuz bir ayrılığa uğranmadığı kanaati hakimdir. dolayısıyla, definde kapkara kuşanmak, fuzuli işe ve görgüsüzlüğe denk gelir.

    gelgelelim, biraz da holivud tesirinden olsa gerektir, televizyondaki basmakalıp kepaze dizilerin tümünde, baş kişilikler cenazelerde simsiyah giyinirler. şimdi denebilir ki, ben yapılagelişe uymam; uyulması gerektiğini söyleyene de muhalefet ederim, çünkü ben kendi kararlarımı hür irademle alırım. ancak, bu denirken şu da düşünülmelidir: madem örf fenadır, peki, uyduruk holivud teamülünün bilcümle yayım aracıyla bu topluma zerk edilmesi fena değil midir? bence, fenadır.

    sözün özü, zengin, fakir farketmeksizin, cahil ve bilinçsiz insanların yaptığı bir iştir.