şükela:  tümü | bugün
  • öldüğünü öğrendiğim iki şehirdeki komşum...

    1982-83'te kuzguncuk'ta komşumdu. haftada bir bürosundaki toplantılara giderdim. orada tanıdığım bir mimar arkadaşım da cabo verde (yeşil burun) adalarında birleşmiş milletler mimarı olmuştu...

    o zamanlardaki damadı (kızı sıla'yla evliydi) nevzat sayın da izmir atatürk lisesi'nden dönem arkadaşımdı.

    sıla'nın ilk kocası tunga uyar'dan olan kızı (turna?) ile benim kızımın kuzguncuk civarındaki yeşil alanda uçurtma uçurduğumuzu hatırlıyorum.

    sonra yıllar geçti... yayıncılığım sırasında pek çok kez karşılaştık...

    30 yılı aşkın bir süre sonra ben muğla'ya taşındım... o da büyükşehir belediyesi'nin mimarlık ve şehircilik danışmanı olmuştu... arada (otuz yıl önce sattığı ve otuz yıl sonra geri satın aldığı) evinde (ki evinin girişindeki müştemilatı çocuk kütüphanesi yapmış ben de bir miktar kitap bağışlamıştım) ya da evimin yüz adım kadar yakınındaki resmi bürosunda görüşürdük. (geçen yıl kısa süre hastaneye yattı, arkadaşlarla ziyaretine gittik.)

    muğla'ya son yaptığı mimari iş bir kent müzesi çizimi idi.

    .

    sadece bir mimar değil, bir şairdi de...

    .

    bir mavi yolcu daha maviliklere doğru gitti... merhaba!

    .

    şeker hastalığı ve koması. benim işittiğim.
  • büyük değerlerimizden birini daha kaybettik.. ne söylenir nasıl söylenir bilemiyorum.. anadolu önemli bir değerini yitirdi.. kendisi ile yolum çok kısa süreliğine iki defa kesişmesine karşın, kendisini uzaktan büyük bir beğeni ile takip ettim.. onun çıraklığını yapma şansım olmadı ama ondan çok şey öğrendim.. geçirmekte olduğumuz bu tuhaf zaman diliminde son yolculuğunda yanında olmayı çok isterdim.. kayıtlara geçmesi ve tanımayanlar için kendisi ile yapılmış çeşitli röportaj ve söyleşilerin linkleri aşağıda yer almaktadır.

    cengiz bektaş | aykut köksal ile mimarlık söyleşileri | 10. bölüm

    mimarlar ve kitapları

    mimarlar konuşuyor cengiz bektaş

    cengiz bektaş ve nevzat sayın

    cengiz bektaş ile kentsel dönüşüm alanı ilan edilen kuzguncuk üzerine söyleşi
  • türkiye'de mimarlık alanında yapılanlardan rahatsız olduğunu açıkça söyleyen, vicdanlı bir mimar.

    vııı. uluslararası mimar sinan “farkındalık” sempozyumu’nda şöyle dedi:

    "ben çalışmalarımla mimar sinan’a layık değilsem, sinan’la övünmeye hiç hakkım olamaz!"

    şuradan izlenimlerimi okuyabilirsiniz.
  • denizli'de tasarladığı yapılar gerçekten de zamana meydan okuyor (merkez bankası, hacı halil bektai io, babadağılar işhanı, deba vs.) keşke bütün şehri bu adam tasarlasaydı.
  • çok üzüldüm. büyük bir mimardı. kendisini ziyaret etmeyi düşünüyorduk yakın zamanda. sadece çalışmalarıyla değil, aynı zamanda insancıllığı ve hayata bakış açısıyla da çok değerliydi. yazık, bir değer gitti.
  • türkiye'de değerli mimarlardan biriydi..
    yüksek mimar, mühendis, ozan ve yazar.
    istanbul devlet güzel sanatlar akademisi iç mimarlık ve mimarlık bölümlerinde okudu. 1959 münih teknik üniversitesi mimarlık bölümünü bitirdi. 1959-62 yılları arasında münih'te oluşturdukları bir büroyu yönetti. serbest mimar olarak çalıştı.
    1962'de orta doğu teknik üniversitesi'ne öğretim görevlisi olarak çağırıldı.
    1999 dan beri mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde ders verdi.
    uluslararası ve ulusal mimari yarışmalarda 25'in üzerinde ödül aldı. cumhuriyet dönemi örnekleri arasında sayılar değerli eserler bırakarak bugün aramızdan ayrıldı...
  • çocukluğumu ve o döneme ait temiz olan tüm anılarımı da beraberinde götüren insan.
    karagöz hacivat etkinliklerine de gönül teyze'nin portakallı kurabiyelerine de minnetle...
  • tasarladığı bir ilkokul projesi için civardaki çocukların boylarını ölçtürerek ortalama bir veri elde edip bu veriye göre farklı ölçülerde sıralar yerleştiren mimardır.
  • bundan 10 sene once ielts testinin konusma kisminda hoca ”hayatinin en onemli olayini kisaca anlat” dedi. daha once dusunmemistim. o an, aklima ilk gelen olayi soyledim:

    cengiz bektas’in elinden odul almak.

    aslinda odul alma ani degil de bir saat sonra kendisiyle yaptigim konusmaydi. tek basina oturuyordu, yaklastim, hemen ayaga kalkti ve daha onceden hazirlandigim seyi soyledim “sizin gibi kitaplarini okudugum, yapilarini inceledigim bir mimardan odul almaktan onur...” sozumu kesti. “bak genc adam dedi. sen bana degil ben sana tesekkur edecegim. benimki moderniteyi anlatmaya adanmis bir yasam. simdi senin kadar genc bir meslektasimin bunu bu kadar iyi kavradigini gorunce, bu hayat bosa yasanmamis diyebiliyorum. ben tesekkur ederim”

    ielts sinavinda bunu nasil sacma bir ingilizceyle anlattim su an hatirlamiyorum. gecmeme yetmisti. bugun olum haberini alinca, biraz daha duzgun not almak ve sunu eklemek istedim:

    evet cengiz baba. hayati bosa yasamadin...
  • çok üzgünüm, hocaların hocasını, hocamızı yitirmişiz. 20 yıl öncesinin denizli yaz okulunu, hocamın bitmek bilmeyen heyecanını, enerjisini, mimariye olan aşkını daha dün gibi hatırlıyorum. çok zihni aydınlattı, rahat uyusun gittiği yerde