şükela:  tümü | bugün soru sor
  • seviyorsa gidip konuşmalıdır. bir nesil bunalımdan çıkamıyor bu adam sayesinde.
  • lan cenk! bizi yemişin senelerce de haberimiz yokmuş.
    ben seni ilk defa dün gece gördüm. hayalimde "en çok seni" söylerken ağlamak üzere olacağın vardı. oysa sen ne neşeli eğlenceli adammışsın. hopladın zıpladın gülücükler dağıttın her yana konser boyunca. bu kötü mü deme. iyi tabi. ama benim yitip gitmiş gençliğim senin şarkılarından beslenirken sen dalgana bakıyormuşun meğersem.

    en çok sevdiğim adamlardan biriydin ama canlı-kanlı, gülen ve aydınlık saçan yüzünü görünce daha çok sevdim lan seni.
  • kadikoy insani. gulusuyle unlu esmer adam.
  • türkiye gibi ‘lost’ kuşağı bir ülkede; görünememe/duyulamama sorununu dert etmeden, yıllar boyunca ses duvarına karşı mücadele etmiştir cenk taner. yaptığı işler yüreğime dokunmuş, sebep olmuş, mücadelemi taze tutmuştur. çünkü nerede yaşadığın değil, nasıl yaşadığındır önemli olan. kaçtıkça farkına varırsın aslında kaçamadığın şeyleri, ortak bir bedendir bu--sanat gibi, acılar arasında da rekabet olmaz. ve bunu bildiğin an artık yalnızsın. ama bunu bilmenin getirdiği mola, onunla yüzleşmenin vesilesi, olağan durumların kefaretidir çoğu zaman. işte bu noktada cenk taner; artık kaçmamayı, yüzleşmeyi ve yenemesek de denemeyi işaret eder. yenilsek bile, o güzel bir yenilgidir artık. en azından bizim yenilgimizdir. bir ses kulağımıza ışığı fısıldar, çalar saat çalar, güneş bir numaralı düşmanın; sırtında bir bıçakla maraton koşmak gibidir yaşamak. ama yine de açarsın gözlerini. yine de gülümsersin yeni güne. tatlı su bilinciyle besler seni müzik. işin iç yüzünü anlamışsındır. artık duramazsın...

    öldürüp intihar süsü vermek gibidir cenk taner, üzerinize dar gelen bir hayatı.
  • cenk taner'i dinlemek, eski bir dostu dinlemek gibidir. o anlatır, siz dinlersiniz...
  • --- spoiler ---

    '' dağları kitaplardan, yolları insanlardan, denizi gülümserken çizmişim yıllar önce..."

    --- spoiler ---
  • "tek kişilik özgürlük ordusu"
  • müzik dinleme alışkanlığımla ilgili sevmediğim şeyler var, hayatım yaptığım şeyde mutsuz olduklarım var. saygı duruşu hak edeni arka fon etmek, heyecan duyduğunu tüketmek, önemsediğine hakkını verememek ve iyi olanı (akılda) tutamamak gibi, ertelemek ve sonrakini merak etmek gibi ya da. öyle yani, misal olarak.

    neticede hayat işte, “hem kendi kendinle/ hem de kendi cenginde/ yarın olsun hep yarın olsun” diye geçip gidiyor. yani, genel olarak... hissizleşmekten dem vuracak değilim. olmaz, vallahi ayıp bir kere, elvada demişim klişelere. bize de devam etmek düşer, eyvallah!

    ama hayat işte, içinden şarkıların yürümediği zamanlar var. “dünyanın bir yerinde bir şey oldu/ellerimiz pis oldu” (serbest pazarın da payı var bu işte, neticede her şeyi biraz da o bozdu). reich küçük adam’ına “içindeki en iyi şeylerin anlamını yitirdin” demiş. işte onu çok fena etmiş. "geçtim" dediğin ve hakkını veremediğin her şeyin böyle tek cümleyle gelip de içini kemirişi var.

    sonra bazen, hiç beklemediğin anda bir cenk taner şarkısı başlaması da var ama. bir şehre merhaba dedim olsun bu kez mesela. arka fon ettiğinin, "orada mısın?" demesi gibi "merhaba" desin. yapıp ettiğini ve dahi dünyayı durdurarak dinlenmeli bu şarkı. (evet evet, bir şehre merhaba dedim olsun mutlaka). “öyle şarkı sözü mü olur”luk o kelimeyi duyacak, sevecek; melodikanın eşliğini dahi pek yakıştıracaksın. yaşamayı hissetmekten dem vuracak değilim, olmaz, pek klişe. ama içinde bir zamanlar iyi bir şeyler de olduğunu bilmek mesela, hiç yoktan iyidir (değil midir?). “dağları kitaplardan/ yolları insanlardan/ denizi gülümserken çizmişim yıllar önce ne de olsa” demiş kaptan, bak işte onu ne güzel etmiş.

    meğerleri, soylu yalnızlıkları ve tesellilerden düşülen kederleri var bu şarkının, olsun.
    iyiydik, kaptan'a inanıyorduk.
  • türkiye'nin başına gelmiş en güzel şeylerden biri... turgut uyar'la birlikte bu dünyaya tahammül edebilme sebebi...

    rica ediyorum muhterem dünyalılar, kıymetini bilin kaptanın...
  • çok saglam bir söz yazaridir. lakin melodiyi sözlere bi garip, bi eğreti yedirir. bu duruma ragmen kulagima diger bir dolu rock kaynakli türk sarkisindan çok daha az batmaktadir. nedeni bu entrydeki ilk cümledir. kendisini dinlerken sevgilinin gözyaslarini öpme zevkini yasatmis olmasi subjektif bir takdir vesilesidir.