şükela:  tümü | bugün
  • eğer adı geçen şahısları hiç tanımıyorsanız aşağıda biraz bahsetmeye çalıştım ve tartışmayı kendi yorumlamamı da ekledim. direk yardırmak isteyenler için 3 saatlik doya doya izleyebileceğiniz münazaranın videosu

    konuyla ilgili görüşlerimi bildirmeden ve bu tartışmayı analiz etmeye başlamadan önce kendi pozisyonumu açıklamak istiyorum. ben kendi eşsiz felsefemi hiçbir hazır kalıp ile açıklayamasam da en yakın kelime seçimi agnostisizm olurdu diyebilirim. direk agnostisizm demiyorum çünkü agnostisizmin hem türkiye'de hem amerika'da genel algılanış biçimi tanrıya bir açık kapı bırakmak gibi bir felsefe olduğu yönünde ve bu da aslında agnostisizme aykırı bir şey değil, fakat ben bir tanrı var olabilir ya da 'bir güç' falan gibi olasılıklarla sınırlandırmıyorum agnostisizm yorumlamamı. bana göre aksini ispatlayamadığımız her şey olabilir hayatta ve ölümden sonra: yok olabiliriz, reenkarnasyon gerçek olabilir, tanrı olabilir, evren kendini sonsuz kereler tekrar ediyor olabilir, tanrı devasa bir tavşan da olabilir, ya da bu fikirlerin bazılarının bir karışımı şeklinde olabilir, daha önce hiç düşünülmemiş bir şey de olabilir ve de hatta hem bir şey olup hem de o şey olmayabilir aynı anda. hayatta sadece anlayabileceğim şeyleri değil anlayamayacağım şeyleri de felsefeme katmaya çalışıyorum. insan gözü mesela üç rengi ve bunların farklı kombinasyonlarını görebilirken bazı hayvanlar insanlardan çok daha fazla renk görüyor. işte o hiç hayal dahi edemeyeceğimiz renklerin varlığını da bilmek ve fakat hem gözünde onu algılayacak hem beyninde onu tanımlayacak donanımın ve yazılımın olmadığını da bilmek ve bununla yaşamak zorunda olduğumuzu anlamak önemli. yani bilinemezciliğin sonucu olan sonsuz olasılığın zihnimde yarattığı kaosla yaşıyorum ama kafam hiç karışık değil. varoluşumuz gizemleri ile birlikte geliyor ve bunları çok çok büyük olasılıkla asla çözemeyeceğimizin farkındalığıyla yaşıyorum, pratik hayatımda da bir ateist gibi yapıyorum her şeyi ve dinlere, özellikle de müslümanlığa hiç sempatim olmadığı gibi türkiye şartlarında yaşadığım için nefret ettiğimi de(nefretin sorun çözen bir şey olmadığını bilsem de) baştan itiraf etmeliyim. bunları söylememin sebebi de aşağıda yazacaklarımın islamı savunmak gibi ya da islama ılımlı bir yaklaşım gibi algılanmasının önüne geçmek.

    cenk uygur'un kim olduğuyla ilgili bir özet yapalım şimdi de bilmeyenler için. cenk uygur the young turks adlı, türkiye ve türk(lük)le alakası olmayan, amerikan ve dünya gündemi ile ilgili politik yorumlar yaptıkları youtube kanalının kurucusu. toplam izlenme sayıları 7 milyarın üstünde, ciddi takipçi sayısı var yani. bernie sanders gibi politikacıların yanı sıra larry king, susan sarandon, john cusack, russell brand gibi onlarca ünlü ile de röportajları var(röportajların çoğu tyt interviews adlı youtube kanallarında). cenk bir progressive ve amerika'daki akıl almaz politikacı ve şirket bağlantısını yok etmek istiyor. yani politikadan parayı çekmek(çıkarmak) istiyor. orada öyle acaip bir şey var, mesela nra(national rifle organization) diye bir lobby sürekli republicanlar'a para veriyor ve bu yüzden adamlar sivil silahlanma ile ilgili düzenlemeler yapamıyorlar. sonra las vegas'da geçen +500 kişinin vurulduğu gibi ve benzeri olaylar(daha küçük çapta) hemen her gün yaşanıyor. ve nra'in ya da petrol şirektlerinin politikacıları bu şekilde satın alması orada saçma bir şekilde gayet yasal bir olay. cenk şu sıralar kendi democrat adaylarını çıkarıyor hatta, justice democrats hareketinin de kurucularından biri. bernie sanders'ın kampanyası gibi şirketlerden değil de vatandaşlardan aldıkları donation'lar ile campaign yapıyorlar. fakat cenk'in bu röportajı ilgilendiren özelliği dış politikalar ve müslümanlar ile ilgili görüşleri. cenk'in kendisi de bir ateist ve cenk hakikaten çok mantıklı, akıllı, mütevazi ve adil bir adam. kendisini sürekli geliştiriyor ve geçmişte savunduğu bazı fikirlerin yanlış olduğunu düşünüp onları terk ederse bunları açıkça kabul ediyor ve söylemekten çekinmiyor. bu dediğim güvenilirliğini de sarsan bir şey olmamalı çünkü olgunluğunun doruklarına erişiyor gittikçe(yani hep geçmişte dediklerini değiştiriyor değil demek istiyorum). doğruları söylerken ve bariz saçma olan şeyleri eleştirirken de on kaplan gücünde ve bu yanıyla ilgili taviz vermemek için msnbc'den de ayrılmış zamanında. cenk'e muslim apologist ve genocide denier diye saldıran çok troll var fakat cenk ermeni soykırımı ile ilgili hiçbir şey bilmediğini ve geçmişte konuyla ilgili yaptığı yorumların yanlış olduğunu kabul ediyor, adamın gündeminde değil yani o konu. şimdi muslim apologist kısmına gelelim. cenk'in bazı konuları programda tartışırken diğer insanlara söylediği bir söz var ''you are a better person than me'' ben de cenk için diyorum aynısını, cenk benden daha iyi bir adam o yüzden islamdan ve diğer dinlerden nefret ediyor demem doğru olmaz fakat dinlerin saçmalık olduğunu ayrım yapmadan kabul ediyor ve sık sık dalga geçip gülüyor dini konuları ilgilendiren saçma haberler yaptıklarında. biliyorum biraz fazla uzatıyorum gibi geliyor konuyu ama full context vermeden bu tartışmayı ve taraflarını tam olarak anlamamız imkansız.

    şimdi de sam harris'e geçelim. sam harris hakkında pek az şey biliyorum. bill maher'in programında denk geldiklerimden. sam de aslında cenk'in görüşlerinden çok uzak bir pozisyonda değil ve o da bildiğim kadarıyla kendisinden edindiğim izlenimlere göre çok akıllı bir adam. dinlere karşı çıkıyor kendisi de ve özellikle dinlere karşı konuşma özgürlüğünün savunucusu. aslında cenk'le kendisini karşı karşıya getiren kilit nokta da burada yatıyor(her ne kadar cenk de konuşma özgürlüğünden yana olsa da). ve sam harris'in söylediği bazı konular gerçekten önemli ve özellikle bizim türkiye gibi ülkelerde dahi geçerli ve bunu düzeltmek için çok uğraşmamız lazım. sam harris'in dediği şu söze katılmamak elde değil ''aşırı islamcılık, islam toplumları içinde aşırı(veya istisnai) bir durum değil'' burada kastettiği şey şu: her müslüman eline silah alıp charlie hebdo'ya koşmuyor, ama bunu televizyonda gördüklerinde onaylıyor ve seviniyorlar. bu kesinlike 100% doğru bir şey. akp türkiye'sinde biz de görmedik mi normal sandığımız insanların işid'in dehşet veren eylemlerine karşı gösterdiği sempatiyi? yine de bu tartışma sayesinde sam harris'i biraz daha yakından tanıyıp ve de hatta sevmeye başlasam da kendisine karşı cenk'i savunacağım çünkü karmaşık bir konu.

    buraya kadar tarafları tanıtırken zaten aslında hem konuyla ilgili onların duruşu hakkında hem de benim tartışmayı yorumlamamla ilgili de zaten bir şeyler paylaşmış olduk ama tamamen odaklanalım şimdi. dediğim gibi cenk de konuşma özgürlüğünü savunuyor fakat sorun şu, kimse hristiyanların peygamberini eleştirdiğinde hatta dalga geçtiğinde cinayet işlemiyor, oysa müslümanlar bu konuda çok katı ve saldırgan. sam bu noktada diğer bütün dinlerden ayırıyor islamı ve kuran'ın bazı konularda daha yoruma kapalı olduğunu ve bu yüzden islam dünyasının düzelemeyeceğini savunuyor, cenk ise, islamın hatalarını kabul etmekle birlikte, bu islamı diğer dinlerden ayıran yaklaşımın insanlara(müslüman toplumlara) verdiği zarara odaklanıyor ve bu ötekileştirici tavrın sorunların çözülmesinde bir engel olduğunu düşünüyor. yani müslüman toplumları bir ilkokulun sınıfındaki 8 yaşındaki haylaz çocuğa benzetirsek eğer, öğretmenin bu çocuktan vazgeçmesi ve 'bu adam olmaz' demesi o çocuğun düzelmesinin ve topluma faydalı ya da en azından daha zararsız omasının önüne geçmez mi? öğretmen tabi ki aklında o çocuğun diğerlerinden daha yaramaz olduğunu düşünebilir fakat bunu sık sık gündeme getirirse çocuk da öğretmene karşı daha hırçın olmaya başlar. cenk de tam olarak bunları söylüyor. bu tutumların islamı daha da radikalleştireceğini savunuyor. adam diyor ki 'gidip tanklarla istila etmeyelim bir ülkeyi, pornoyla(internetle) istila edelim, bilgiye erişimi olan insanlar zaten batıya karşı daha hoşgörülü olmaya başlıyorlar.' bu tartışmada cenk'e çok saldıranlar oldu fakat ben psikolojik olarak sam harris'in nefretini paylaşsam da aklım cenk'in haklı olduğunu söylüyor. dediğim gibi cenk benden daha iyi bir adam. bir de olayın şöyle bir boyutu var, sen çoğunluğu hristiyan olan izleyicinin karşısına çıkıp, hristiyanlığın kendisi de islam kadar yanlış olmasına rağmen, islamı günah keçisi yaparsan bu senin izleyicin olan hristiyanlara kendi dinleri ile ilgili bir haklı çıkarma dayanağı olur. ötekileştirdiğin müslümanlara ve hatta müslüman olmasa bile müslüman bir ülkeden gelenlere karşı olan önyargılar, düşmanlık güçlenir. dediklerin yanlış değil fakat deme biçimin ve hitap kitlen düşünüldüğünde zarar verici oluyor.

    bill maher de çok sevdiğim bir adam ve islam konusunda o da sam harris gibi biraz söylediklerinin nasıl algılanacakları ile ilgili zekasına yakışmayan bir aymazlık içinde. ha ben görüşlerine yüzde yüz katılıyorum ikisinin de ama bunlar aşırı karmaşık konular ve daha incelikli bir yaklaşımla ele alınması gerekiyor. her şey siyah ya da beyaz olmadığı gibi her soru da iki artı ikiye dört demek gibi cevaplanmaz. bazen söylenilen şeyin doğruluğu ironik ve hatta paradoksal bir biçimde söyleyen kişinin kendi davasına zarar verebilir. müslüman toplumlar gelişisn, yobazlık geride kalsın istiyorsanız daha yapıcı adımlar atın. ha ben kendim çomara çomar derim o ayrı. bu dediğim diğer şeylerle çelişiyor mu? belki çok az, fakat ben bill maher ya da sam harris değilim ve amerikan televizyonlarında konuşmuyorum. ve de çomara çomar demenin yaşattığı catharsis'e ihtiyacım var yoksa delireceğim. ayrıca ben içinde yaşıyorum bu gerici toplumun. cenk'i de işte bu kadar çok seviyorum kendime karşı bile savundum adamın duruşunu.