1. "cennet cennet dedikleri
    birkaç köşkle birkaç huri
    isteyene ver onları
    bana seni gerek seni"

    evet. yunus emre, gerek kutsal kitaplarda, gerek insanlık tarihi boyunca tasavvur edilmiş cennet muhayyilesini içindeki tanrı sevgisine değişmemekte, elinin tersiyle itmektedir. fakat burada tanrı sevgisinden çok daha öte bir sezgi, çok daha büyük bir bilgelik var. insanların kurduğu düzenin küçük bir parçası olmaktan öte gitmeyecek köşk ve saraylar ile muhallebiden duvarlar, baldan ırmaklar barındırdığı ileri sürülen cennette gözü yoktur yunus'un.

    zira işin aslının böyle olmadığını bilir. aslolanın beden değil ruh olduğunun bilincine varalı çok olmuştur. artık yunus, kendinden geçtiği gibi, dünyevi olan her şeyden geçmiştir. bir bakıma o, ruhunun bedeninden ayrılacağı, sonrasında özgürleşeceği ânı beklemektedir.

    burada, dini toplumların afyonu sayan marksist görüşle yunus'un sadece bu dört dizesinde üzeri örtülü biçimde sunduğu gerçekliğin örtüştüğünü ileri sürebiliriz.

    kişi varoluşun tesadüfi olmadığı inancında ise -çünkü mevcut aklı ile inancı devre dışı bırakacak 'bilgi'ye erişmesi söz konusu değildir- yaratıcısı tarafından dünyaya gönderilişine birtakım anlamlar yüklemesi kaçınılmazdır. semavi dinlerin yaratıcısının insanlara doğruyu ve yanlışı göstermek üzere gönderdiğine inanılan kitapların hepsi ceza-mükafat diyalektiğine sırt yaslamaktadır.

    insanın fıtratındaki en büyük özellik olan 'ego' insana kendi menfaati yönünde hareket etmesini emreder. dinin ceza-mükafat olgusu üzerine inşa edilmiş olması tevekkeli değildir. insanın en önemli özelliğini, en büyük zaafını kullanmaktadır yaratıcı, kulunun kendisine yönelmesini temin için. ona muhallebiden duvarlar vaad etmektedir.

    oysa selim işık'ın söylediği gibi "cennet muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir birbirlerine aldırmaları birbirlerinin farkında olmaları demektir."

    kendisine vazife olarak sunulan kulluğu, ister aktif (dinsel ayin/eylem), ister pasif (dini vecibe yerine getirmeksizin iyi bir insan olma gayreti) biçimde icra etsin, bunu cennette sahip olacağını düşündüğü rahatlığa ulaşmak için araç olarak kullanan kişilerin yanılgısını ortaya sermektedir yunus ve marks.

    yunus bunu kendi iç yolculuğu üzerinden, özelden genele varır tarzda ifade ederken, marks genelden özele varır tarzda ifade etmektedir. aralarında bir fark vardı, o farkınan çoh iyi oldu.

    böyle de süper bitiririm.
  2. gezegenler arası turlarda bile yerinin henüz olmayan, gidilmesi görülmesi gereken mesire yeri...

    yaşanası yer...

    her köşesi ayrı bir güzelliklerle çevrili ömür geçirme sitesi...
  3. çocuğunuzun boynundaki kokuyu aldığınızda hissettiğiniz duygudur. cennet bir yer değildir, içinde bulunduğunuz haldir.
  4. bonkörce savurduğunu düşünürken, birer birer tuttuğu sözleri, değillemediği sözleridir. inanmaksa bir yerde cennet, beri tarafta da yanılmamaktır. ipek teni, nakış gözleri işin ilavesidir. olmasaydı da olur'udur. olduğu gibi sevmektir, sevdiğim gibi sev(il)mektir; dürüstçe, mertçe, türkçe.
  5. gelismis bati medeniyetleridir!

cennet cennet dedikleri hakkında bilgi verin