şükela:  tümü | bugün
  • çağdaş sanat müzesi olduğu için (elbette) simsiyah bir tuval ve bembeyaz bir tuvalden oluşan 2 adet resim (eser ?!?) bulunmaktadır. zaten çağdaş sanat müzesinin olmazsa olmazı bunlar. bu eserler olmadan belediye ve kültür bakanlığından onay alamıyorsunuz, açılmıyor müze.
  • resmini görmemiş olanlar için anlatayim, kaçak inşaatmış da belediye gelmiş mühürlemiş ve yarım kalmış izlenimini veren bişyerdir centre georges pompidou...dışarda bulunan bir yürüyen merdivenle çıkılır üst katlara, merdiven var mı bilmiyorum, ama annem yürüyen merdivene binemediği için biz yangın asansörü ile çıkmıştık, iki tarafı açık, kırmızı ve dışarının görünmediği bir yangın asansörü var, bu kadarını söyleyebilirim sözlükçülere...
  • sadece dış görünüşüyle değil, işleyişiyle de süper bir binadır, vaktiyle açılan yarışmada o zamanlar genç ve heyecanlı birer mimar olan renzo piano ve unuttuğum bir başkası tarafından, verilen ihtiyaç programı hiçe sayılarak arsanın sadece yarısını kullanıp diğer yarısını kentsel bir meydan haline getirmesi sayesinde başarıyla tasarlanmış, bu kararın ne kadar yerinde olduğu inşa edildiğinde öngörülen günlük 30.000 ziyaretçi yerine 150.000 rakamına ulaşmasıyla kanıtlanmıştır ki sonradan bu yüzden iç mekan yeniden yapılandırılmak zorunda kalınmıştır. önündeki hafif eğimli yüzeye sahip bu meydanda küçük gösteriler yapılır, müzisyenler sanatlarını icra ederler, akrobatlar maymunluk yapar, sanatın sadece içeride değil, dışarıda da devam ettiği, halkla bu sayede kolay iletişim kurabilmiş bir binadır pompidou. modern sanat'ın elitliğini, aristokratlığını ve ukalalığını yerden yere vurmuş (ki bağırsaklar bu yüzden dışarıdadır, paris kokonaları bu yüzden olay çıkarmışlardır paris'in orta yerinde böyle bina mı olur diye), makina gibi görünmesine rağmen sizi soğuk duvarlarla karşılamayan, akranı olan tate modern'den kat kat fazla ziyaretçi alan bir binadır.
  • ayrica burasi ile ilgili "parisi en guzel nereden seyredebilirsiniz sorusunun cevabi, centre de pompidiounun uzerinden cunki centre de pompidouyu gormezsiniz seklinde espirileri bile yapilir" şeklindeki espriler hiç orijinal değildir, yüz yil önce eiffel kulesi için de yapilmiştir, hatta lafi bizzat sayin şu anda ismini kesinlikle hatirlamadiğim olay öylküsünü bulan amca tarafindan söylenmiştir... (bkz: guy de maupassant)
  • üzerindeki borularin da renklerinin de birer anlami varmiş, mavi borular havalandirma, yeşiller su, sarilar ise elektrikmiş... insanlarin dikey hareket ettiği alanlar da kirmiziya boyanmiş... beyazlar ise çelikle kaplanmiş havalandirma şeyleriymiş... burada mimarin düşüncesi "bir binanin dinamiğinin ya da metabolizmasinin insanlar tarafindan kolayca anlaşilmasini sağlamakmiş" kitaptaniz evet...
  • avlusunda ilginç fıskiyeleri olan bir havuza sahiptir. avludan çekilen cephe resmi (ki bu resim o ilginç yürüyen merdivenleri göstermek zorundadır) neredeyse dünyadaki bütün 20. yy. çağdaş sanat ve/veya mimari ders kitaplarına girmiştir (bu bir abartıdır, bu kitapların çoğunun varlığından bile haberdar değildir yazar, 1-2 yerde görmüştür), andy warhol'dan electric chair, the ten lizas bu müzededir, bunların yanı sıra bol bol kübist eserler barındırır. braque ve picassonun eserleri bunların başını çeker. kandisnkyve dalieserleri görmek de olasıdır.

    yorum yapmanın farz olduğu göz önünde bulundurulursa, evet mimarisi bir devrimdir, evet paris gibi bir yere çok yakışmaktadır, çünkü paris böyle binaların burada barınabileceği ve öyle ya da böyle kabul görebileceği bir yer olabildiği için paristir. louvre müzesinin piramidi, inanılmaz tepki almış olsa da oradadır, orada kalacaktır. haa, aslına bakarsınız kibirli fransızlar, sanat camiasının merkezinde olmak için zaten bu tartışmaların odak noktası olmayı seviyor olabilirler, sanat camiası da louvre piramidini ya da pompidou'yu dünyanın en ünlü meseleleri gibi görüyor olabilirler ama her neyse, bedavaya müthiş, ve genel anlamda pratik bir mimari, 5-6 euro'ya da birçok çağdaş sanat eseri görünüz işte, boşverin gerisini.
  • yalnızca tate modern'in değil moma'nın da eline verebilecek bir yermiş burası.
    koleksiyonu olsun, ambiyansı olsun, mimarisi olsun, tepesindeki manzara/restoran olsun...

    ki etkinliklerini takip edebilen şanslı parisienlerden olabilmeyi dilerdi gönül.

    muhteşem bir bina olarak kaldı turistliğimden dolayı, muhteşem bir mekan olamadı işleyişine eremediğimden. ancak kesinlikle 1-2 gün geçiren için bile fazlasıyla etkileyici.

    edit: moma'nın heykel bahçesi vahasının hastası olarak, tepesindeki heykellerin olduğu havuza da en az koleksiyonundaki kübist eserler kadar bayıldığımı da ekleyeyim. derain'ler, braque'lar, fazlasıyla delaunay, yeter miktarda kandinsky, az chagall, nedense tek rothko falan..
  • etrafını çeviren manita dokusuyla sizleri binanın içinden çok, dışındaki ortamlarda sabah akşam şarap içmeye zorlayan güzeide bir noktadır.

    (bkz: nicholas)
  • brütalist mimarlık ve high tech mimarlığı arasında bir yerde durur; noormalde saklanan sıvanan bütün fonksiyonlar dışarıya taşınmış, strüktür okunabilir hale gelmiştir. strüktürle ilişkisi bakımından gotikle uzaktan akraba sayılabilir.çelikleri almanya'dan gelmiştir, ama bu bilgi çok da mühim değildir tabii.
  • sevgili hocam filiz özer in "bağırsakları dışında" bina tabir ettiği brütalist mimarinin dünya üzerindeki en net örneklerinden biridir..