şükela:  tümü | bugün
  • senaryo yazari gamze arslan 'in 2016 yasar nabi nayir oyku odulu 'ne deger gorulmus oyku kitabi.
    icerisinde 7 oyku bulunan 70 sayfalik kitapta dusunce olarak guzel kurgulansa da yazilirken buyuk bir ciglikle yogurulmus, edebi anlamda okura haril haril altini cizecegi cumleler degil de uzerine dusunulmeden ve aceleyle yazilivermis hissi olusturan, zaman hatali ve ne demeye calistigi anlasilmayan hikayeler mevcut.
    sanirim ozetle kitabin anlatmak istedigi hicbir sey yok.
    yasar nabi odullerinin gecmisine ve jurisine bakildiginda sececek daha iyi bir proje onlerine gelmedi mi acaba diye dusundurmekte.
    cercialan bana gore, yaziyla bir sekilde hasir nesir olmus/olan herkesin neden ve nasil kitap yazmamasi gerektiginin ispati niteliginde.
    70 sayfalik bir vakit kaybi.
    hani bazi kitaplar olur kana kana icersiniz de bir cirpida bitiverir, bu kitap yutkunamayacaginiz yumru gibi, bitmek bilmiyor. ne yazik ki uzun zamandir bu denli kotu kitap okumamistim.
    sadece ve sadece varlik yayinlari'na destek olmak uzere alinip arsivlenesi kitap.
  • henüz üç öyküsünü okudum. gerçek bir öykü yazarı olduğunu düşünüyorum kendisinin. spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim ama fareli öyküsü müthişti. öykünün kendisi de minik bir fare gibi usul usul, sessiz sessiz, bazen tıkır tıkır dolaşıyor ruhunuzda; uyuyor, uyanıyor, deviniyor, nefes alıyor... omzunuzdan ellerinize iniyor, tutunuyor, bırakıyor, sessizce sizi izliyor, havayı kokluyor, sonra boynunuzda yatıp dinleniyor... sanki... teşekkürler.
  • uzun zamandir okudugum en iyi öykülerdi. gamze arslan'in aldigi ödülü hakettigini düsünüyorum.
  • gamze arslan'ın bir yıl içinde üçüncü baskıya da girmiş öykü kitabıdır.
    tesadüfen okuduğum ve inanılmaz keyif aldığım, etrafımızda böyle genç yetenekli yazarlar olduğuna çok sevindiğim bence özel bir kitap
  • "küf kokusu olmalı insanda" öyküsü dışında diğer öykülerini beğenmediğim gamze arslan kitabı. gamze arslan çok genç bir yazar. yaşar nabi nayır ödülünü hak etti mi etmedi mi bilemiyorum. bu bana düşmez. açıkçası 30 ve 30 yaş altı bir yazarın seçimini yapmak jüri için de zordur. mükemmel öykülerin yarışmaya katıldığını sanmıyorum zaten. bahsi geçen yazar da içlerinden en iyisidir büyük ihtimalle.

    yazar, mine söğüt ve david vann'dan etkilenmiş gibi duruyor.
  • bir çırpıda okuyup, bitince üzüldüğüm enfes bir kitaptır.

    kendisini "adam" olarak niteleyenlerin, içerisinde hardcore feminizm ögeleri bulunduğundan mütevellit anlayamadığı ya da anlamlandıramadığı fantastik gerilim tadında öykülerden oluşan nadide bir eserdir.

    günümüzde bu topraklarda edebiyat ve benzeri sanatsal alanlarda nitelikli ürün çıkarmak zaten yeterince zor iken, bu kitap 72 sayfaya bir sürü kısa ve birbirinden heyecanlı fantastik öyküler sığdırmıştır. okurken bana galip tekin'in çizgi öykülerinin tadını vermiştir.

    türk fantastik korku hikayeleri denilince aklına dabbe ve türevleri gelenler de muhtemelen beğenmeyecektir.

    aldığı ödülü sonuna kadar hak eden ve gelecek vadeden bir yazar gamze arslan.
  • içerisinde gayet güzel hikayeler mevcut. çoğunluğu kadın hikayeleri, yani kahramanları özellikle kadınlar veya olaylar özellikle kadınların başından geçiyor. betimlemeleri, anlatımı yeterli buldum bir ilk kitaba göre. bence güzeldi. özellikle küf kokusu olmalı insanda hikayesini okurken radyo tiyatrosu dinliyormuşum gibi bir hissiyat yaşadım. öylesine güzel anlatmış. umarım kitap(lar)ının devamı gelir.
  • okuduğum belki de en garip öyküleri barındıran gamze arslan kitabı. bir de ödüllüymüş.. hak etti mi muallaktayım açıkçası, çünkü kitabı tanımlamam istense verebileceğim en ele avuca gelir cevap "enteresan" olurdu galiba. yani çok kasmış sanki her öyküde farklılık yaratacağım diye.. ama "küf korkusu olmalı insanda" adlı öykü güzeldi gerçekten farklı bir tat verdi, seray şahiner'i anımsattı okurken nedense. özetle kitap okunur mu, çerez niyetine okunur ama gerek var mı bilemedim işte onu..
  • öyküleri okurken insanda bu öyküleri kesinlikle bir kadın yazmış hissi oluşuyor. bu iyi mi kötü mü bilmiyorum ancak kesinlikle bunu hissettiğime eminim. yazarla hemcins olmak, kadınlığın getirdiği kaygılara, hassasiyetlere sahip olmak böyle hissettirmiştir belki de. bu durumun öykülerin neredeyse hepsinin kadın hikayeleri olmasından bağımsız olduğunu düşünüyorum. "allah'la ciddi düşünüyoruz" hikayesi erkek karakter etrafında şekillenirken bile bir kadın tarafından yazıldığını hissettim.
    bu durum bir derece hoşuma gitse de, okuduğum kitaplarda yazarın sesini, cinsiyetinden kaynaklanan sesini duymayı tercih etmediğimi düşünmeme de yol açtı.

    dudu ve nimet, küf korkusu olmalı insanda, kırk bin geyikli derviş en beğendiğim öyküler oldu.

    gerçeküstü veya büyülü gerçekçilik hissi veren öyküler barındıran bir ilk kitap.
  • inanılır gibi değil.

    hiçbir şey anlatmayan, yüksek ihtimalle yazarının kendi fantastik dünyasında bile tam olarak kurgulayamadığı ve kaleme de dökemediği olaylardan oluşan, "ben şöyle karışık ve anlamsız bir şey yazayım da kim kendine göre ne anlarsa anlasın, birileri anlamsızlığa anlam yükleyerek 'sanırım bir şey anlattı da ben anlamadım' diye düşünsün" umuduyla yazılmış birkaç metin sadece.

    şu kitabı yazan bir insan nasıl öykü ödülü alır? ödül denen şey bu kadar mı ele ayağa düşmüş durumda? takvim yaprağı yazanlara da ödül verin olsun bitsin bari.

    inanılmaz kötü bir kitaptı. ve hatta ileri gideceğim, türk yazarların elinden çıkan öyküleri çok ama çok seven ve okuyan bir adam olarak, okuduğum en kötü öykü kitabıdır bu diyeceğim. hem de açık ara. bu 100 üzerinden 3 puansa, bundan bir kötüsü 100 üzerinden 33 puandır. o kadar.