şükela:  tümü | bugün
  • cumhuriyet gazetesi editörü.
  • kültür sanat gazetecisi. sosyal medyadan takip edince sabah chp lideri kemal kılıçdaroğlu ile kültür sanat politikası konuşup akşam yıldız tilbe konserinden izlenimler yazdığını gorursunuz. takip etmekte fayda var dedirten gazeteci.
  • cumhuriyet'e sanirim ayse arman ekolunden alinmis bir hanimcegiz. tayyibizm sanati ve kültürü o kadar güdüklestirdi ki, karsitlari da cok farkli seyler koyamiyor ortaya. röportajlarinda sordugu sorulara bakiyorum, karsindaki ne kadar paslik, damarinda gazetecilik akan her meslek erbaninin gözlerini isildatacak, manset olacak, e$elenecek yanit varsa görmeden, cogu bin kere sorulmus sorularini sormaya devam ediyor. ha bir de cumhuriyet hesabindan o etkinlik senin, bu ülke benim geziyor. gercekten isini cok iyi yapan yüzlerce insan acliga mahkum edilip, makinelerin dönmesini ancak hayallerinde görürken, bu arkadasin bunca öne cikarilmasini okuyucunun takdirine birakmadan, tipki zamaninda nagihan'in yaptigi gibi cm2 hesabi konugundan fazla yer tuttugu, bacaklarini filan gözümüze soktugu, pozlar verdigi fotolardan bir demet aliyorum buraya:

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…797_resource/cats.jpg
    http://www.cumhuriyet.com.tr/…725_resource/cats.jpg
    http://www.cumhuriyet.com.tr/…367073_resource/1.jpg
    http://www.cumhuriyet.com.tr/…889_resource/cats.jpg

    not: birileri söylemeden söyleyeyim cok kiskandim, bildiginiz gibi degil.
  • ötekileştirici, teke indirici, mankurt sorularını yönelttiği alev alatlı'dan dersini alan gazetecidir: bir zihniyetin anatomisi
  • ceren çıplak röportajı :
    http://www.cumhuriyet.com.tr/…o_benim_baskanim.html

    ayşe arman röportajı

    http://sosyal.hurriyet.com.tr/…cin-onurdur_29915051

    farklı kulvarda yol alan iki gazeteci. bence mukayese edilmesi yanlış olmuş. levent üzümcü ile aynı gün yapılan röportajlar okunduğu zaman zaten farkı anlayacaksınız.
  • 3 ocak 2016 tarihli cumhuriyet'te çıkan metin akpınar mülakatının daha açılış paragrafında müthiş güzelliklere imza atmış bir gazeteci.

    röportajın internet sayfası

    ----ilgili paragraf-----
    o gün yılın ilk karı istanbul’a yağdı... hâlâ da yağıyor.... o gün ankara’da iki canlı bomba yakalandı. o gün haber sitelerinde erdoğan’ın umrede olduğu haberi dönüyordu. o gün ilkokul öğrencilerine ‘yılbaşı yasağı’ yazısı yollandı... öyle bir günde, yani 30 aralık’ta, metin akpınar’la buluştuk. çünkü geçen günlerde sosyal medyada metin akpınar imzalı “bu ülkeden utanıyorum” başlıklı bir yazı dolaştı. akpınar, gazetemiz aracılığıyla yazının kendisine ait olmadığını açıkladı. biz de “bu ülkeden mi utanıyor yoksa ülkede yaşananlardan mı?” diye sormak üzere karlı bir günde yola düştük.. akpınar, bana, “hazırlanma, doğaçlama konuşuruz en güzeli bu” deyince öyle yaptım ve doğaçlama bir sohbetin içinde buldum kendimi. ancak `nereden bilebilirdim metin akpınar’ın baskın bir karakter olduğunu`... o anlatmak istediklerini anlattı, aramızda “soğuk savaş” da oldu ve sonunda anlatmasını istediğim konulara da konuk oldu...
    -------

    evet, akpınar'ın gazete aracılığıyla zaten yalanlanmış bulunan beyanatında söylediklerini araştırmak üzere yollara düşen cevval ve hızlı bir gazeteciye sahibiz. e tabii bu oksimorona imza atan bu muhteşem gazetecinin görüşeceği şahsın nasıl bir kişiliği olduğunu tecahül-i arif yaparak ebleh yerine koyduğu okuyucularının gözüne sokması da bir diğer güzellik... sözün bittiği yer diye bir laf vardı, nedense hatırlayıverdim. bir de merak ettim, bütçe kısıtlamalarından dolayı koskoca cumhuriyet'te bir editör ya da redaktör bile kalmadı mı? yoksa ne?

    edit: vurgulamalar
  • bir süredir cumhuriyet gazetesi için yaptığı röportajlarla dikkatimi çekiyor bu hanım kızımız. özellikle gündemle ilişkili olarak seçtiği isimleri, daha doğrusu kişi belirleyişini takdir ediyorum. en son yaptığı ilyas salman röportajı da buna güzel bir örnekti.

    (röportajı okumaya başlamadan önce türküyü açtım: https://youtu.be/pci-1ijmybm

    sonra da okumaya geçtim: http://www.cumhuriyet.com.tr/…o_bizi_kandirdi_.html)

    röportaj yapmanın en sıkıntılı kısmı, yapılan işi beğendirmek olsa gerek. sorulabilecek milyon tane soru vardır ve hangisini sorsanız, sormadığınız eksik kalır. bu nedenle okuyucuyu tatmin etmek de her zaman çok kolay olmaz. ilyas salman röportajını, siyasi gündemle ilişkisi ve zamanlaması açısından özellikle başarılı buldum. zaten burada önemli olan röportaj yapılan kişinin verdiği yanıtlardır. ilyas salman da çok çarpıcı yanıtlar vermiş. mesleki anlamda başarı budur bana göre. salman'ın sözleri epey konuşuldu gördüğüm kadarıyla.

    hakkında yapılan eleştirilere göz attım. haklılık payı bulunan noktalar vardır mutlaka ama biraz da insaflı olmak gerek. ayşe arman'la paralellik kurulmuş. röportajlarını okumasam, magazin dünyası ünlüleriyle buluşup seks hayatlarını masaya yatırdığını düşünürdüm. akp'nin, çözüm sürecini bitirip güneydoğu'da askeri harekata başladığı bir dönemde (eylül 2015) şivan perwer ile röportaj yapıp "erdoğan, türkçü kafalardan korktu" gibi bir cümleyi manşete taşıtmış birinden söz ediyoruz (http://www.cumhuriyet.com.tr/…afalardan_korktu.html). ayşe arman zaten böyle bir röportaj yapamaz da, eskaza yapacak olsa soracağı soru belli: 1) seninki kaç santim?* 2) arabada beşse evde kaç olur?* 3) fiş almazsak indirim olur mu?* (ne pis, ne fesat adamlarsınız lan? hemen terbiyesiz yerlere çektiniz soruları!)

    doğru zamanda doğru kişileri seçip ses getirici röportajlara imza atması, günümüz koşullarında cesur bir hareket bence. verdiğim iki örnekte de iktidara yönelik çok sert sözler, son derece muhalif çıkışlar var. zamanında ve doğru kişiler tarafından söylenmesi gereken sözler bunlar. bu yönüyle siyasi bir duruştur bu. ferhangi şeyler'in 2000. gösteriminde ferhan şensoy'la yaptığı röportaj da hem sanatsal hem de siyasal yönüyle yine doğru zamanlamayla yapılmış bir işti bana göre. röportajın içeriği eleştirilebilir. bu, her röportaj için geçerlidir sonuçta. kaldı ki kötü de değildi bence.

    "bacaklarını falan gözümüze sokuyor" demiş biri, link vermiş. baktım, sadece bir tanesinde hafif diz üstü var, başka da bir şey yok. diyanet işleri'nden entry girince böyle oluyor demek ki...

    ses getirecek işler yapmaya devam edeceğini düşünüyorum. bunu diliyorum da. zira içinde bulunduğumuz dönemde buna gerçekten ihtiyaç var. o muhalif seslerin çıkıp çatır çatır konuşması, o sözlerin manşet olması gerekiyor. bunun için de bu röportajlara ve bunları yapacak kişilere gerçekten ihtiyacımız var. çoğu gazetecinin içeride olduğu, dışarıda olanların çoğunun da yalamalık yaptığı bir dönemde, bu işleri yapacak kişilere, gazetecilere, röportörlere ihtiyacı var bu ülkenin. devam!

    not: bacaklar da gayet biçimli lan, bok atmayın.
  • cumhuriyet'te dikakt çeken roportajlar yapan kultur sanat gazetecisi. röportaj yaptığını ispatlamaya çalışır gibi röportaj yaparken çekilmiş pozlar vermektense, röportaj yaptığı insanlarla doğrudan doğal fotoğraf çektiren kişi. kültür sanattan bahsediyoruz rahat olacaksın çok kasmaya gerek yok.
  • (bkz: hani)
    (bkz: nerede)
  • uzun süredir takip ettiğim için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; başarısız bir röportajcı. mesleğim veya ilgi alanım olmamasına rağmen röportaj yaptığı kimselerle ben konuşsam, ben de benzer sorular yöneltirim. bu karşıdaki kimseye de bağlı ancak bu kadar kolay olmamalı... belki röportaj ilk başta kiminle gerçekleştireceğini seçmek anlamına da gelebilir. emel müftüoğlu'nun ne düşündüğü kimsenin umurunda değil ve ne beklenerek röportaj yapılır anlamıyorum.

    bu sığ ve çiğ seviyeyi gazete sayfalarına editörlükle taçlandırmaları, günümüz dünyası ve türkiyesi'ne dair birtakım ipuçları sunuyor. geyik yaparım, gazeteye de yazarım, hop bir de fotoğraf... böyle olmaz; azıcık teknik, n'olur teknik...

    cumhuriyet'te ali deniz uslu diye bir çocuk vardı evvelden. o daha iyiydi.