şükela:  tümü | bugün
  • çernobil ilk patladığında ortaya çıkan ısının 2 metrelik duvarları erittiğini,

    elde bulunan iki tane uzaktan kumandalı buldozerin reaktördeki çatlağı kapatmaya çalışırken 10 dakika içinde eridiğini..

    orada bulunan çalışan/askerlere kurşun plakalar dağıtılıp "gidin kendinize radyasyon kıyafeti yapın" dendiğini..

    insanların kendi imkanlarıyla yaptıkları don kişot tarzı kıyafetlerle sıraya geçip kişi başı 30 saniye olmak üzere sızıntıya toprak attığını (30 sn. den fazla kalanlar sıcak ve radyasyon etkisiyle yığılıp kalıyormuş) ve ne yazıkki şimdi hiç birinin yaşamadığını..

    patlamayı havadan görüntüleyen bütün helikopter pilotlarının da sızıntıya toprak atan askerlerle aynı kaderi paylaştığını..

    oradan kalkan radyasyon bulutunun ilk karadenize rüzgarın etkisiyle de trakya ya geçtiğini "kırmızı yağmur" diye anılan radyoaktif yağışın dışarda çalışan kişilerin çiftçi, inşaatçı vs.. bir çoğunun ölümüne sebebiyet verdiği ve özellikle akciğer kanseri şeklinde görüldüğü... ve hala trakya ve karadenizde kanser patlamasının yaşandığı

    biliyormuydunuz...
  • bundan sonra çevremizde benzeri felaketler yaşansa bile, türkiye nükleer santral yapmadığı için, radyasyonun sınırlarımızdan girişi yasaklanabilecekmiş.

    patricia teyze tarafından geliştirilen özel bir teknoloji ile, gelen radyasyonu nükleer santral olan ülkelere paslayabiliyormuşuz. hatta madam curie ile konuştum haberler iyi.
  • milliyet.com'un arşivlerine üye olursanız o günlerdeki durum,bakış açısı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

    http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/…l5xa_x3d__x3d_ bilmiyorum üye olmayanlara link nasıl görünecek ancak verdiğim sayfa 30 nisan 1986 tarihine ait 5. sayfa haberi.aynı haberin sür manşet haline de ulaşabilirsiniz.

    çay içen bakanın da gazetelere çıkmış halini de yarım yamalak hatırlar haldeyim ama işte tarihi anımsayamadığımdan bulamadım.
  • nukleer enerji konusu ile ilgili ya da degil; bu faciada ukrayna'da oluşan ve nukleer parcacik tasiyan bulutlarin turkiye'ye gelmedigini savunan kisiler, acaba izlanda'da patlayan yanardagin bulutunun trabzona ulasmasi hakkinda ne dusunuyorlardir?
  • geride, enkazda dolaşan insanları günler içinde öldürebilecek kadar güçlü radyasyon yayan parçacıklar bırakan patlama.
  • dönemin anap genel sekreteri rahmetli mustafa taşar olaydan sonra türkiye'ye gelen radyasyon bulutu ile ilgili olarak "rusya'dan iyi birşey gelmez. ya komunizm gelir ya radyasyon" demişti. neyse, şimdi rahmetli dedik, ölmüş adam, arkasından konuşmayalım.

    (bkz: acı acı gülmek)
  • sadece ve sadece yardımcı şef mühendis anatoli dyatlov'un kişisel hırsları yüzünden meydana gelmiş bir faciadır.

    patlamadan bir kaç yıl önce israil hava kuvvetleri ruslar tarafından inşa edilen ırak nükleer reaktörünü bombaladılar. bundan beri düşman saldırısında ve güç kaynaklarının iptalinde neler olacağını görmek için sovyet bilimadamları reaktörleri test ediyorlardı. fakat anatoli dyatlov testlerin nasıl yapılması gerektiğine dair üst düzey tavsiyeleri kasten yok sayıyordu. yönergeler, testler başlarken reaktörün enerjisinin 700 ile 1000 megawatt olması gerektiğini söylüyordu fakat dyatlov o gece çernobil santralindeki 4. reaktörün testini soğutma sularını korumak amaçlı 200 megawatta yapmak istiyordu. baş kontrol mühendisi leonid toptunov enerji 500 megawatta düşünce dyatlov'u uyardı fakat 26 yaşındaki genç mühendis dyatlov'dan sağlam bir azar işitti ve saat 00:43 itibari ile toptunov 4. reaktörün enerjisini istemeye istemeye 200 megawatta indirdi. fakat 200 megawatta inen enerji 200'de sabit kalmadı ve önce 160'a, sonra 30'a ve son olarak 0 megawatta indi. anatoli dyatlov, tuptunov'u itip kaktı, derhal reaktördeki kontol çubuklarının tamamını kaldırmasını isterdi. kontrol çubukları aslında nükleer reaktörlerin gaz ve fren pedallarıdır. reaktör kapağının 15 metre altında 1661 adet uranyum dolu yakıt çubuğu bulunur. bunlar reaktörün çekirdeğine inerler. uranyum atomlarının parçalanması yakıt çubuklarından suyu buhara çeviren muazzam bir ısı çıkarır. buhar devasa tirbünü döndürür ve bu da elektrik üretir. bu enerjiyi kontrol etmek için 211 bor kontollü çubuk reaktör çekirdeği boyunca yayılır. yükseltilirlerse enerji ivmelenir. hep birlikte çıkartılırlarsa mühendisler ve kontrol odası frenleme yeteneğini kaybeder. dyatlov'da adamlarına tam olarak bunu emretti. vardiyalı usta başı alexandre akimov buna itiraz etti, çok tehlikeli olduğu konusunda dyatlov'u uyardı fakat o da azar işitti. bunun üzerine alexandre akimov dyatlov'un görev defterine reaktörün enerjisinin test sırasında 200 megawatta indirilmesi ve tüm kontol çubuklarının çekilmesi emirlerini kendisinin verdiğini ve tüm sorumluluğu kabul ettiğini yazmasını istedi. dyatlov görev defterini yırtıp attı ve bağırıp çağırdı.

    aslında santralde çalışan herkes bazı şeyleri sineye çekmek zorundadır. çünkü santralde çalışan herkes sadece santral için kurulmuş olan ve santrale 1.5 km uzaklıkta bulunan pripyat kasabasında yaşar. 150 bin nüfuslu bu yerde yaşayan herkes santralde çalışır. herkesin hayat standartları iyidir. bu yüzden kimse işini kaybetmek istemez. çünkü işi kaybetmek pripyattaki lüks daireyi ve hayatı kaybetmek, bir başka yere muhtemelen sibiryanın ücra köşelerine gitmek anlamına gelir. yaptıkları şeyin ne kadar tehlikeli olduğunu söyleyememelerinin asıl sebebi görevden alınma korkusudur.

    1960'larda nükleer enerjinin geliştirilmesi komunist rejimin asıl hedefi olur. yetkililerin, çernobilin ciddi tasarım eksikleri olduğunun 1979'dan 1986'ya kadar devam eden uyarılara kulak asmadıkları kgb dökümanlarında ortaya konulmuştur. çernobil'in müdürü victor biryukanov 4 numaralı reaktörün açılışının erken olması için acele eder. böylece partinin patronu ve kendileri önemli ödüller kazanacaklardır. güvenlik ikinci plandadır. bu yüzden reaktör inşaatının teslimini hızlandırmak için elinden geleni yapar. örneğin reaktörün çatısının yanmaz mataryalle inşa edilmesi gerekirken çatıda gösterişli ama normal bir fabrikanın çatısında kullanılan malzemeler kullanılır.

    neyse, 26 nisan 1986'da gece saat 01:05'te dyatlov'un emri üzerine kontrol çubuklarının tamamı rektörün içinden çekildi ve 0 megawatta düşen enerji tekrar yükseltilmeye başlandı. dyatlov kaba saba bir insandı, santraldeki herkesle sorun yaşardı, haliyle komunist partiyle de sorun yaşardı. baş mühendis nikolay fomin terfi almak üzereydi. dyatlov'un asıl düşüncesi patronunun yerini alıp kendini sağlama almaktı. aslında herşey bu testi başarılı bir şekilde atlatmasına bağlıydı. fakat onu asıl hırslandıran şey nükleer enerjiye olan kini, kişisel meselesiydi. dyatlov 1960'larda sibirya'da çalışır ve denizaltılara nükleer reaktörler yerleştirir. bu çalışmaları sırasında dyatlov'un hatası yüzünden nükleer bir kaza yaşanır ve dyatlov 3 ömürlük radyasyon olan 200 reme maruz kalır. bu kazadan kısa bir süre sonra oğlu rasyasyona maruz kalan çocukların en genel hastalığı olan lösemiden dolayı ölür. bu trajedi onu inanılmaz hırslı bir insan haline getirir.

    saat 01:23'ü gösterdiğinde dyatlov teste başlama emrini verir. test tirbünün enerjisini kesecek, yedek dizel jenaratörler devreye girmeden önce 40 saniyelik bir kesinti olacak. buradaki soru şu: 40 saniyelik süre boyunca su pompaları reaktöre su vermeyecek ama tirbünün enerjisi kesilir kesilmez de tirbün durmayacak, yavaşlayıp sıfır hıza ulaşması en az 20 saniye alır. işte o zaman diliminde reaktör boş bir çaydanlık gibidir. dyatlov'a göre bu risk tümüyle teoriktir ve tirbünün enerjisi kesilir, reaktöre çok az su gider ama inanılmaz bir ısı oluşur. kontrol odasındaki göstergelerde 200 megawatt olan enerji hızla artmaya başlar. basıncın artmasıyla buhar, pompa odasına yayılır. reaktörün üzerindeki kapak deprem olurmuş gibi sallanmaya başlar. usta başı alexandre akimov tam o sırada az-5 butonuna basar. az-5 butonu acil durumda enerjiyi düşürmek için reaktörün içine bor kontrol çubuklarını indirir ancak ucu grafitle kaplı bor çubukları enerjiyi düşürmek yerine daha da arttırır. güç yüzlerce defa azaltılmaya çalışılır ama fayda vermez. 500 tonluk kapak patlar ve havayı altına çeker. reaktör patlama sonucu atmosfere 50 ton nükleer yakıt gönderir. bu hiroşima'nın 10 katıdır. bölgenin etrafına 700 ton radyoaktif grafit yayılır. toz bulutları kontrol odasına tuhaf bir kokuyla birlikte çekilir. çekirdekten açığa çıkan gazlar fırtınadan sonraki ozon gibi metalik bir tat bırakır. toz rasyasyondur aslında.

    radyoaktivite belarus'tan avrupa'ya doğru yayılır.ertesi gün pripyat'taki yoldaşların hepsinden şehri boşaltmaları istenir. 135bin kişi 1 hafta gibi bir sürede nakledilir. radyasyon o kadar yüksek seviyededirki çekilen fotoraflarda görülür. bu facica sembolik açıdan sovyetlerin sonunu getirir.

    alexandre akimov patlamadan 15 gün sonra radyasyon zehirlenmesinden öldü, konuşabildiği sürece "ben herşeyi doğru yaptım" dedi. leonid toptunov, akimovdan üç gün sonra öldü. o da ölene kadar elinden gelen herşeyi yaptığını söyledi. patlama sırasında evinde uyuyan baş mühendis nikolav fomin 10 yıl hapse mahkum edildi fakat zihinsel çöküntü nedeniyle kısa bir süre sonra salıverildi.

    olayın baş kahramanı ve en büyük sorumlusu anatoli dyatlov 5 ömür değerinde 390 rem radyasyona maruz kaldı ama bu onu öldürmedi. 1995te geçirdiği kalp krizine kadar yaşadı. on yıllık bu sürenin dört yılını hapiste geçirdi. ölmeden önce yaptığı röportajda bunun kendisiyle reaktör arasında yaşanılanın bir savaş olduğunu belirtti.
  • 20. yüzyilin en büyük nükleer felaketi

    http://upload.wikimedia.org/…chernobyl_disaster.jpg

    nükleer enerji ve nükleer reaktörler hakkinda genel bilgiler

    nükleer enerji santrallerinde kullanılan enerji çeşitleri

    enerji üretmek için kullanılan çekirdek tepkimeleri, fisyon ve füzyon olmak üzere iki şekilde olur.

    1. fisyon (bölünme, parçalanma) tepkimeleri:

    ağır bir nötron taneciğinin atom çekirdeklerine çarpması sonucunda atomun, birbirine yakın kütleli kararsız iki çekirdeğe bölünmesi olayıdır.

    fisyon sırasında üç tane nötron ve enerji açığa çıkar. bu nötronların da başka bir çekirdeğe çarparak yeni çekirdek bölünmeleri meydana getirmeleri, zincirleme bir biçimde devam eder. açığa çıkan bu büyük enerji, atom bombasının temelini oluşturur.

    reaktörlerde çekirdek reaksiyonu kontrollü bir biçimde yavaşlatılarak süreklilik sağlanır.

    http://t3.gstatic.com/…qpm9_ztm3euwlddmauguj3mp0z_e

    2.füzyon (birleşme, kaynaşma) tepkimeleri:

    hafif iki çekirdeğin, uygun koşullarda birleşerek daha ağır ve kararlı bir çekirdeğe dönüşmesi olayına ise füzyon denir. füzyon sırasında açığa çıkan enerji, hidrojen bombası ile güneşteki olayların temelini oluşturur.

    füzyon enerjisi henüz deneysel aşamadadır. henüz enerji kaynağı olarak günlük hayatımıza girmemiştir. füzyon olayının başlaması için çok yüksek sıcaklıklara ihtiyaç vardır. bunların dışında füzyon olayını kontrol altına almak oldukça zordur. ancak bu konudaki çalışmalar devam etmektedir.

    http://www.taek.gov.tr/ogrenci/resimler/fuzyon.gif

    nükleer enerji santralleri

    bir nükleer santralden elektrik üretmekle, gaz veya kömür santrallerinden elektrik üretmek, termodinamik olarak aynıdır. aradaki fark, ısı kaynağıdır. ayrıca nükleer santraller, termik santrallerde olduğu gibi dışarı co2 ve so2 gibi gazlar salmazlar, kül bırakmazlar. bundan dolayı çevreyi kirletmedikleri söylenebilir. ancak, nükleer reaktörden çıkan kullanılmış yakıt, yüksek radyoaktiviteye sahip birçok madde içerir.

    tüm termik santrallerde ısı kaynağı olarak kimyasal yanma enerjisi kullanılır. nükleer reaktörler ise fisyon sonucu zincirleme bölünme reaksiyonunun kontrollü olarak yapıldığı sistemlerdir. bölünme reaksiyonunun önemini anlamak için 1 kg 235u izotopunun yanması sonucu açığa çıkan enerjinin yaklaşık 1,3 milyon kg kömürünkine eşdeğer olduğunu belirtmek yeterli olacaktır.

    kazan içindeki yakıt çubukları aynı kızaran boru, ısıtıcılar gibidir ve etrafındaki suyu kaynatır. grafit çubuklar ise olayı kontrol eden çubuklardır ve nötronları yutar ve ısıyı düşürür. grafitler ne kadar yukarı çekilirse o kadar kısmı kızarır ve güç artar. tersinde ise yani grafit çubukları ne kadar yakıt çubukları arasına sokulursa ısı düşer. çünkü grafit çubuklar nötronları yutar.

    nükleer reaksiyonun gerçekleştiği bu kısma "reaktör kalbi" denilir. ortaya çıkan buhar ise türbinleri çevirir ve buna bağlı jeneratörler yardımıyla da elektrik üretir. ardından bu buhar, soğutma çevrimi ile yoğuşturucu kabında tekrar çevrime katılmak amacıyla suya dönüştürülür.
    bir nükleer reaktörde enerji dönüşümü aşağıdaki gibi olur.

    nükleer enerji => isı enerjisi => hareket enerjisi =>elektrik enerjisi

    http://www.kamuenerji.com/…a/images/stories/pwr.gif

    nükleer enerji santralleri hakkında yapılan ilk çalışmalar

    albert einstein, 1905 yılında e=mc2 formülü ile fisyon sonucu açığa çıkabilecek enerji konusunda öngörüde bulunmuştur. daha sonra, 1930 yılında bu öngörü, deneysel olarak otto hahn, lisa meitner ve diğer bilim adamları tarafından doğrulandı.

    dünyanın ilk reaktörünün yaratıcı enrico fermi’dir. ilk nükleer reaktör, chicago’da çalıştırılmıştır. şehrin içinde ve chicago üniversitesi’nin stadyumunun tribünlerinin altında yapılan bu reaktör 28 dakika çalıştırılabilmiş, 200 watt güce sahip olmasına rağmen soğutması ve radyasyon zırhı olmadığından 1 watt’a dahi çıkarılamamıştır.

    ikinci reaktör ise şehrin güneyindeki argonne ormanı içinde yapılmıştır. bu olay, 13 yıl saklanarak 1956’da açıklandı.

    her iki reaktör de, fisyon kullanarak ısı üretmiş, fakat ikisi de elektrik üretememiştir. elektrik üreten ilk ticari nükleer güç santrali, shippingport, pennsylvannia’da (abd) kurulmuş ve 1957’de işletmeye girmiştir.

    fisyon kullanılarak üretilen ilk elektrik ise aralık 1951’de archo, idaho’daki deneysel üretken reaktörü’nde elde edilmiştir.

    çernobil nükleer felaketi ve sonuçlari

    nükleer santraller, ilk yapıldığı günden günümüze kadar hep kapalı (batı tipi) ve açık (doğu tipi) olmak üzere iki tipte inşa edilmiştir.

    http://www.nukte.org/files/u1/sistem.gif

    isminden de anlaşıldığı gibi, batı devletleri nükleer santrallerdeki reaktör kalplerini kapalı bir beton kubbe içinde yaptılar. sovyetlerde ise, bu kalplerin üzerinde herhangi bir koruma kalkanı bulunmuyordu. kendilerine olan bu güvenleri, 1986 yılının nisan ayında, insanlık tarihinin en büyük nükleer felaketi sayılan çernobil nükleer santralinde meydana gelen kazaya davetiye çıkaracaktı.

    halbuki kalp (kor) erime kazası yıllar önce batıda 2 defa gerçekleşmiş ancak kapalı sistemden dolayı çevre herhangi bir zarar görmemiştir. işte kaza tablosu:

    1. windscale ingiltere 05.10.1957 kapalı sistem kaçak yok
    2. t.m. island a.b.d. 28.03.1979 kapalı sistem kaçak yok
    3. çernobil s.s.c.b. 26.04.1986 açık sistem felaket!

    bütün dünyanin nükleer reaksiyondan enerji sağlanmasına karşı bakış açısını değiştiren çernobil nükleer felaketi, 26 nisan 1986’da o zamanlar sovyetler birliği'ne bağlı olan ukrayna’da meydana geldi.

    santral, ukrayna’nın başkenti kiev’in 100 kilometre kadar kuzeyinde, pripyat kasabasının yakınlarındaki ağaçlık ve bataklık bölgede yer alıyordu.
    çernobil nükleer santrali’nin yapımına 1970 yılında başlandı ve ilk reaktör 1977’de faaliyete geçti. ikincisi 1978, üçüncüsü 1981 ve dördüncüsü de 1983 yılında üretime başladı. 1986’da kaza gerçekleştiğinde iki reaktörün yapımı devam ediyordu.

    25 nisan 1986 günü, dördüncü reaktör rutin bakım için bir süreliğine kapatılacaktı. bu kapatılma sırasında teknisyenler güç kesintisine karşı oluşabilecek sorunlara yönelik bir deney yapmaya karar verdiler.

    deneyin amacı, reaktörün çalışması aniden durdurulduğunda, buhar türbinlerinin daha ne kadar süreyle çalışmayı sürdüreceğini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceğini öğrenmekti. kiev’in enerji ihtiyacından dolayı test 9 saat ertelendi ve deneme gece saat 11 sıralarında tekrar başladı.

    deneyin yapılacağı 25 nisan 1986 günü, önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü, ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı.

    26 nisan günü saat 01.00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar. bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıncı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi. normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi. su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarıldı ve saat 01.23’de deneyin fiilen başlatılması için koşulların oluştuğuna karar verildi.

    geriye kalan öteki acil güvenlik sinyali bağlantılarını da kestikten sonra türbinlere giden buhar akışı durduruldu. bunun sonucunda dolaşım pompaları ve reaktörün soğutma sistemi yavaşladı. yakıt kanallarında ani bir ısı yükselmesi görüldü ve yapısal özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çıkmış oldu.

    tehlikeyi fark eden teknisyenler reaktörün durdurulmasını sağlamak amacıyla bütün denetim çubuklarını derhal sisteme sokmaya karar verdiler. ama aşırı derecede ısınmış bulunan reaktörlerde saat 01.24’te, yani deneye başlanmasından bir dakika sonra iki patlama oldu. bu patlamanın ayrıntıları tam olarak bilinmemekle birlikte, denetim dışı bir çekirdek tepkimesinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.

    üç saniye içinde reaktörün gücü %7’den %50’ye fırladı. yakıt parçacıklarının soğutma suyuyla karşılaşması, suyun bir anda buhara dönüşmesine yol açtı. oluşan aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının tepesini uçurdu. reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santrali alevler içinde bıraktı.

    patlamanın dünyada duyulması ise ancak 2 gün sonra gerçekleşti. stokholm’deki forsmark nükleer santrali’nin teknisyenleri kendi santrallerinin yakınlarında alışılmadık şekilde yüksek radyasyon tespit ettiler. avrupa’daki başka santraller de benzer şekilde yüksek radyasyon oranları tespit edince ne olduğunu öğrenebilmek için sovyetler birliği’yle irtibat kurdular.

    sovyet hükümeti 28 nisan gecesine kadar nükleer felaketle ilgili bilgileri olmadığını, sadece bir reaktörlerinin hasar gördüğünü bildirdi. ancak bu çabalar fayda etmedi ve gerçek ortaya çıktı.

    felaketi tüm dünyadan gizlemeye çalışan hükümet, bir yandan da sebep olduğu sorunları çözmeye çalışıyordu. santraldeki yangın öncelikle su ile söndürülmeye çalışıldı. daha sonra kum, kurşun ve nitrojen denendi ancak bütün bu çabalara rağmen yangınların sönmesi 2 haftayı buldu.

    çernobil nükleer kazası birçok ülkeyi etkileyen bir felakete dönüştü. patlama sırasında açığa çıkan radyasyonun hiroşima ve nagasaki’ye atılan bombalardan 200 kat daha etkili olduğu belirtildi.

    patlamadan hemen sonra 31 kişi hayatını kaybetti ancak felaketin etkilerinin uzun dönemde çok daha fazla olduğu, binlerce insanı etkilediği ve etkilemeye de devam edeceği biliniyor.

    kazanın ardından, 4. reaktörün saklanması amacıyla inşa edilen lahitin yapımı sırasında; çevreye saçılan radyoaktif partikülleri temizlemek amacıyla önce robotlar denenmiş, lakin robotların sistemleri, yüksek sıcaklık ve radyoaktiviteden dolayı bozulmuştur. bunun yerine, yüzlerce işçi, günde 3 dakika çalışarak, bütün ömürlerince alabilecekleri radyasyonun yüzlerce katına maruz kalarak çalışmaları tamamlamıştır. hepsi 20 yaşlarında sapasağlam gençler, bu çalışmanın ardından bir yıl içerisinde hayatlarını kaybetmişlerdir.

    kazadan bu yana ise çernobil nükleer sanrali'nin yakınındaki ağaçlar ise radyasyonlu ortama uyum sagladı. kalıtımları kısmen değişen bitkiler, son derece tehlikeli ortamlarda hayatta kalmayı başardı. bilim adamları, kazadan 10-15 yıl önce bölgeye dikilen ağaçların, normal toprakta yetişen ağaçlara oranla %30 daha fazla mutasyon geçirdiğini ve radyasyonlu ortamda yetişmeye uyum gösterdiğini tesbit etmişlerdir.

    çernobil’de patlayan 4. reaktör mühürlendi ancak diğer üçü ülkenin enerji ihtiyacını karşılamak için çalışmaya devam etti.
    2. reaktör 1991 yılındaki bir yangında hasar görünce kapatıldı,
    1. reaktör 1996’da hizmetten çıkarıldı.
    son olarak 2000 yılında 3. reaktör de devre dışı bırakılarak çernobil nükleer tesisi tamamen kapatıldı.

    ancak 1986 yılında patlayan 4. reaktör içi radyoaktif madde dolu olarak lahit benzeri beton bir bariyer içinde saklanıyor.30 yıllık bir dayanma süresi olan bu bariyer gittikçe bozuluyor, çatlıyor, su alıyor ve çökme riski olduğundan söz ediliyor ve yeni yapılan modellere de en fazla 100 yıl ömür biçiliyor.

    ancak hasarlı reaktörün içindeki radyoaktif maddenin güvenli olabilmesi için daha 100 bin yıl bu şekilde korunması gerekiyor. bu durum, sorunun sadece şimdiki değil, gelecek birçok nesli de uzun süre tehdit edeceğinin kanıtı olarak gösteriliyor.

    ilk kez bir çernobil çalışanının ağzından nükleer kaza

    http://www.flatrock.org.nz/…alexander_yuvchenko.jpg

    aleksandr yuvçenko, çernobil nükleer santralı 26 nisan 1986 tarihinde patladığı gece 4 numaralı reaktörde görevliydi. yuvçenko, o gece hayatta kalabilen çok az sayıda görevliden biri. vücudunda çok ciddi yanıklar oluştu. doktorlar kendisini yaşatmak için bir dizi ameliyat yapmak zorunda kaldılar. ne var ki yuvçenko, radyasyondan dolayı hala hasta. son günlerde suskunluğunu bozarak new scientist dergisine o gece neler olduğunu anlattı.

    çernobil’de çalışmaya nasıl başladınız?

    aleksandr yuvçenko- orada çalışmayı ben istedim. sovyetler birliği’ndeki en iyi santrallerden biriydi. ayrıca çernobil yaşamak için güzel bir kasabaydı. ve akademik çalışmalarım sırasında bir süre orada bulunmuştum. üstelik maaşım da iyiydi. nükleer mühendislik sovyetlerde prestijli bir meslekti. oysa şimdi rusya’daki insanlar işadamı ve avukat olmayı tercih ediyor.

    reaktörün patladığı gece ne yapıyordunuz?

    -gece mesaisindeydim. görevimin başına geçtiğim zaman gün için planlanmış olan güvenlik testinin akşama kadar ertelendiğini fark ettim. reaktörün gücü düşürülmüştü ve soğutma işlemini yapmak bize kalmıştı. bu da çok kolay bir işti. o gece çok fazla yapacak bir işimin olmadığını düşündüm.

    patlamayı duyduğunuz zaman neredeydiniz?

    -ofisimdeydim. benden boya almaya gelmiş bir arkadaşımla konuşuyor ve bazı belgeleri okuyordum. ilk duyduğum bir patlama değil, yalnızca bir sarsıntıydı. derken iki veya üç saniye sonra patlama oldu. ofisimin kapıları dışarı doğru patladı. eski bir binanın yıkılması gibi her taraf buhar ile karışık toz bulutları ile kaplandı. etraf çok nemli, çok tozluydu, çok güçlü bir hava akımı vardı. bu arada sürekli sarsılıyorduk, pek çok şey yere düşüyordu. işıklar söndü. ilk düşüncemiz güvenli bir şekilde saklanabileceğimiz bir yer bulmaktı. nakliye koridoruna doğru seğirttik. burada alçak tavanlı küçük bir geçit vardı. orada dururken çevremizdeki her şey yıkılıyordu. gümbürtüyü duyduğum zaman çok ağır bir şeyin düştüğünü sandım. daha sonra savaş filan çıktığını düşündüm.

    bunun reaktör olabileceğini hiç düşündünüz mü?

    hayır. bu olmadan önce hiç bir titreşim veya bir ses duymadık. bazı şeylerin bozulduğuna ilişkin en ufak bir belirti yoktu. hepimiz çeşitli acil durumlar için eğitilmiştik. bizler mühendis olarak reaktörlerin neler yapabileceğini, neler yapamayabileceğini ve nelerin olabileceğini öğrenmiştik. yangın ve başka şeyler için hazırlıklıydık, ancak bunun için eğitilmemiştik. güvenlik önlemlerinin yeterli olduğunu düşünüyorduk ve eğer kontrol çubuklarını indirmek için acil durdurma düğmesine basılırsa - ki kontrol odasındaki arkadaşım leonid toptunov da bunu yapmıştı- santral duracaktı. ancak durmadı. insanlar hata yapabilir, sancak güvenlik önlemlerinin bunu telafi edebileceğini düşünüyorduk. hepimiz işletme talimatnamesinde yazılanların doğruluğuna inanıyorduk.

    patlamadan sonra ne yaptınız?

    -ofisime geri döndüm ve 4. reaktörün kontrol odasına telefon açmaya çalıştım. ancak hatlar kesikti. derken 3.reaktörün kontrol odasındaki telefon çaldı. sedye getirmem emredildi. sedyeleri kaptım ve koşmaya başladım. kontrol odasının dışında patlama merkezinin yakınlarında bulunan bir arkadaşıma rastladım. kendisini tanıyamadım. giysileri simsiyahtı ve yüzü tanınmayacak haldeydi, çünkü başından aşağı kaynar su dökülmüştü. kendisini sesinden tanıdım. bana patlama bölgesine gitmemi söyledi, çünkü orada başka yaralılar vardı. bu arkadaşımla başkaları ilgilendiği için bir fener kapıp soğutma tanklarının yakınındaki diğer operatörü bulmak için koştum.

    orada ne buldunuz?

    -operatörü bulacağımı sandığım yere gittim ama kimseyi bulamadım. yalnızca kocaman bir yıkıntı ile karşılaştım. operatörü diğer tarafta idi, sürünerek oradan uzaklaşmayı başarmıştı. yine aynı tablo ile karşı karşıya idim: üstü başı pislik içinde ve sırılsıklamdı; en kötüsü sıcak sularla haşlanmıştı. ayakta durabiliyordu, fakat şoktaydı ve titriyordu. bana ana patlamanın olduğu yere gitmemi ve orada arkadaşım vera khodemçuk’ bulabileceğimi söyledi.

    daha sonra neler oldu?

    -bu noktada yuri tregub’u gördüm. bu arkadaşım çernobil’in yardımcı baş mühendisi anayoli deatlov tarafından 4. kontrol odasından gönderilmişti. deatlov, tregub’a acil yüksek basınç soğutma suyunu açarak bölgeyi sulama görevini vermişti. bunu tek başına yapamayacağını fark ederek, tregub ile suyu açmaya gittik.

    başardınız mı?

    -muslukların olduğu bölüme erişemedik. soğutucu tanklar reaktöre yakın bir holdeydi. içeriye girmek için iki kapısı vardı. birincisinden giremedik, çünkü duvarlar çökmüştü. bunun üzerine aşağı indik ve diğer kapıyı denedik. dizlerimize kadar suyun içindeydik. kapıyı açamadık ancak aralıktan içeriyi görebiliyorduk. gördüklerimiz yıkıntıdan başka bir şey değildi. devasa su konteynırları patlayıp parçalanmıştı. geride yalnızca bir duvar ve bir kapı kalmıştı. biz açık alana bakıyorduk.

    gerçekten mi?

    -ne olup bittiği hakkında daha net bir şeyler öğrenmek için dışarıda yürüdük. gördüklerimiz gerçekten ürkütücüydü. her şey mahvolmuştu. su soğutma sisteminin tümü gitmişti. reaktörün bulunduğu salonun sağ kanadı tümüyle yıkılmıştı, sol tarafta borular sarkıyordu. o anda khodemçuk’un kesin olarak öldüğünü anladım. bulunduğu yer yıkılmıştı. büyük türbinler hala ayaktaydı ancak çevresindeki her şey harabeye dönmüştü.
    büyük bir olasılıkla bu yıkıntıların altında kalmıştı. durduğum yerden reaktörden sonsuza doğru uzanan bir ışık huzmesinin yayıldığını gördüm. havanın iyonize olmasıyla oluşan lazer ışığına benziyordu. mavimsi bir ışıktı ve çok güzeldi. birkaç saniye ışığı izledim. eğer orada birkaç dakika kalsaydım hemen oracıkta ölebilirdim, çünkü gama ışınları, nötronlar ve dışarıya çıkan her türlü zararlı maddeye hedef oluyordum. fakat tregub orayı hemen terk etmem için beni uyardı. o benden daha yaşlı ve tecrübeliydi.

    daha sonra ne yaptınız?

    4 no’lu kontrol odasına ulaşmaya çalıştık. fakat yolda, reaktör salonuna giderek kontrol çubuklarını elle indirmeleri için deatlov tarafından gönderilmiş üç işçiye rastladık. tregub, kontrol odasına koşarak giderek gördüklerimizi rapor etti. ben yardım etmek için bu üçü ile birlikte gittim. onlara kendilerine verilen emrin saçma olduğunu, çünkü ortada reaktör salonu diye bir şeyin kalmadığını söyledim. dolayısıyla kontrol çubuklarının kalmamış olması büyük bir olasılıktı. ancak onlar salonu yalnızca aşağıdan gördüğümü, yukarıdan da bakmak istediklerini söylediler.

    reaktör salonuna geri döndüğünüzde ne oldu?

    -bir çıkıntının üzerine çıktık, oradan merdivenlere atladık. ben üçünün arkasındaydım ve feneri taşıyordum. işçiler feneri benim elimden alıp içeri girdiler. ben dışarıda kalıp, kapıyı tuttum ve reaksiyonlarına kulak verdim. salon bir volkan kraterine benziyordu. yapacak bir şey olmadığına karar verip dışarı çıktılar.

    bu üçüne ne oldu?

    -üçü de çok kısa bir süre içinde öldüler. duvar ve kapı benim hayatımı kurtardı. ben yalnızca kapıyı tuttuğum halde oldukça yüksek dozda radyasyon almışım. yapabileceğimiz her şeyi yaptık. bu çok kötü bir duygu. yani yapacağınız hiçbir şeyin olmaması.

    neler hissettiniz?

    -hastalandığımı anladım. radyasyon hastalığının ilk belirtilerinden birinin kusma olduğunu biliyordum. ancak zararlı bir şey yiyip yemediğimi düşünmeye başladım. en kötü düşünceleri kafamdan atmaya çalışıyordum. patlamadan yarım saat sonra elinde bir dosimetre taşıyan bir adam görmüştüm. her tarafı kapalı olduğu için kim olduğunu anlayamamıştım. ona ölçümü sorduğumu hatırlıyorum. bana cihazın kendisini gösterdi. ibre skalanın dışındaydı. çok korkutucu bir andı. ne kadar radyasyon aldığımızı söylemek mümkün değildi, ancak çok yüksek bir dozda olduğunu tahmin ediyorum. sabaha karşı saat 5 civarında yerel bir hastaneye götürüldüm, çünkü kendi başıma gidemeyecek kadar halsizdim. o gece moskova’ya götürdüler beni.

    sizi nasıl tedavi ettiler?

    -çok yoğun ve zor bir tedaviydi. sizin de buna dayanmanız için çok güçlü olmanız gerekiyordu. bana sürekli olarak kan ve plazma verdiler. birkaç ay başkalarının kanı ile yaşadım. daha sonra radyasyon yanıklarının açtığı ülserler belirmeye başladı. çok fazla yanığım vardı. ancak birkaç ay sonra yaşama şansımın olduğu anlaşıldı.o noktadan sonra vücudum kendi olanaklarıyla çalışmaya başladı. artık kan verme gereği kalmamıştı. ama sürekli olarak morfin veriyorlardı. karım nataşa çok kilo kaybettiğimi ve ölmekte olan birine benzediğimi, çok sessiz ve yavaş konuştuğumu söylüyor. ancak aklım berraklığını hiçbir zaman yitirmedi. neler olup bittiğini anlıyordum.

    sizi ayakta tutan neydi?

    -çok iyi bir tedavi gördüm. doğal olarak sağlıklı ve güçlüydüm. o sırada yalnızca 24 yaşında olduğumu düşünürseniz... hala sürekli olarak deri nakli yapılıyor. hálá ülserlerim var eğer yanıklar olmasaydı durumum daha iyi olabilirdi.

    rus halkı size nasıl davranıyor?

    -bu konuda konuşmamaya çalışıyorum. insanların bu konuyu bilmelerini de istemiyorum.bana iki madalya verdiler. biri o gece yaptıklarım için şeref madalyası ve birini de 10 yıl sonra verdiler. ancak herkes bu tür madalyalar aldı. günlük yaşantımı sürdürmeye çalışıyorum. komşularım benim kim olduğumu bilmiyor. bu kaza arkasında leke bırakan bir durum.

    çernobil’e bir daha gittiniz mi?

    -bir kez, 2000 yılında kapattıkları zaman. özel davetli olarak gittim. 3.reaktör bloğunun çevresinde dolaştım. bu, patlayanın tam bir kopyasıydı. kendimi çok iyi hissettiğimi söyleyemem. reaktörün tepesine çıktığım zaman dizlerim titriyordu.

    nükleer enerji konusunda neler söyleyeceksiniz?

    -karşı değilim. yeter ki güvenlik konusu her şeyin başında gelsin. eğer güvenliğe her aşamada öncelik tanırsanız bence sorun yaşanmaz.

    http://blog.kievukraine.info/…mages/5436-708397.jpg

    çernobil ve pripyat ile ilgili bir bbc muhabirinin satırları

    http://farm4.static.flickr.com/…01_3f74008395_o.jpg

    günümüzde çernobil reaktörünün en fazla dört-beş yüz metre yakınına kadar yaklaşılabiliyor. buradan baktığınızda santral karşınızda kocaman gri bir beton yığını halinde yükseliyor.aslında sadece reaktördeki radyoaktif maddelerin daha fazla sızmaması için etrafına inşa edilmiş olan kabuk ya da kimilerinin deyimiyle santralin “beton lahiti” görülebiliyor.geiger ölçeği radyasyonun burada hala normalin elli katı düzeyinde olduğunu gösteriyor.

    http://historywithphotos.files.wordpress.com/…1.jpg

    http://farm4.static.flickr.com/…15_0b049bf00c_o.jpg

    http://farm4.static.flickr.com/…55_df971f856b_o.jpg

    hemen yakında, pripyat kasabası ise hala terk edilmiş durumda. eskiden burada santralde çalışan 50 bin kişi yaşarken, şimdi ise kasaba bomboş bir radyoaktif çöplük gibi... radyasyon buraya dönüp yaşamak isteyebilecekler için hala ölümcül düzeyde.

    “kreş binasına girdiğinizde radyasyon düzeyi normale yaklaşıyor. etrafta sıra sıra boş ranzalar, yere saçılmış oyuncaklar, bebekler var. yerde vladimir lenin`in doğum gününde yapılacak etkinliklerin yer aldığı bir defter var. burası 20 yıl önce terk edildiği haliyle adeta bir zaman kapsülüne konmuş. burada yaşayan herkesin yaşamı bir anda altüst olmuş. 100 kilometre kuzeyde, belarus’taki gomel`de özürlü çocuklar için ingiliz bir yardım kuruluşunca işletilen bir bakımevi var: çernobil çocukları projesi.

    burada da toprak kaza sonrası kirlenmiş, hastalık ve sakat doğumlarda artış gözlenmişti. ancak her bir vakanın doğrudan çernobil`in sonucu olup olmadığını tespit etmek imkânsız. bunların çevre ve aileye bağlı başka nedenleri de olabilir. bununla birlikte, gomel`deki ingiliz proje sorumlusu linda barker, nedenler belirsiz olduğundan, bölgede yaşayanların daha uzun yıllar bu olaylarla yaşayacaklarından koktuğunu belirtiyor.walker, insanlar gelecek nesillere ne olacağından korku duyuyorlar diyor. “ya bir sonraki nesilde sorunlar daha da büyürse? kimse bu sorunlar zamanla azalacak mı yoksa bir nesilden diğerine aktarılırken daha mı beter olacak bilmiyor.”

    çernobil`den etkilenmiş olan tüm bölgelerde olayın insan sağlığına ciddi tehdit yarattığı kaygısı hâkim. fakat yaşanan sorunların tam olarak kaynağı da, etkilerin daha ne kadar süre geçerli olacağı da olaydan 20 yıl sonra hala belirsiz...”

    http://upload.wikimedia.org/…37_after_chernobyl.jpg

    yapılan ölçümler neticesinde, çernobil nükleer santralinde meydana gelen kaza ve etkileri, bu güne kadar insanların sebep olduğu en büyük felaket.

    olaylar ölçekte 7 seviyeye ayrılıyor:

    • seviye 0: hiçbir tehlike durumu olmayan olaylar,
    • seviye 1: küçük sızıntı gibi olaylar,
    • seviye 2: alan dışında etkisi olmayan olaylar,
    • seviye 3: halkın minimum derecede maruz kaldığı olaylar,
    • seviye 4: alan dışı küçük etki eden kazalar,
    • seviye 5: radyolojik bariyerlere etki eden ciddi kazalar,
    • seviye 6: alan dışına kayda değer bir yayılma kazaları,
    • seviye 7: sağlık ve çevreye etki eden çok büyük kazalar olarak ayrılır.

    şu ana kadar sadece çernobil 7.seviyededir.

    genel duruma bakılacak olursa, çernobil nükleer felaketi’nin korkunç sonuçlarını kısaca özetlemek mümkün olmayacaktır; ancak yapılan bazı araştırmalar ve belgeler ışığında;

    • dünya sağlık örgütü (who), çernobil’den yayılan toplam radyoaktivitenin, hiroşima ve nagasaki’ye atılan bombaların yaydığı toplam radyoaktiviteden 200 kat güçlü olduğunu hesapladı.
    • 350.000 civarında insan, fazlasıyla kirlenmiş bölgelerden tahliye edildi. ancak, 9.500 kişi, tahliyenin zorunlu olduğu bölgelerde hala yaşamaya devam ediyor.
    • 7 milyon civarı insan, bir şekilde çernobil mağduru olarak sınıflandırılıp özel aylık, emekli maaşı ve sağlık hizmetleri almaya hak kazanmış durumda.
    • yalnızca ukrayna’ya verilen ekonomik zararların toplamının 2015 yılı itibariyle 165 milyar euro’yu geçeceği tahmin ediliyor.
    • felaketten en fazla etkilenen ülkeler, rusya, ukrayna ve belarus olarak belirtiliyor.
    • bu ülkelerde, kazanın olduğu yıllarda 18 yaşın altında olanlarda, 2005 yılına kadar 4.000 tiroit kanseri vakası görüldü.
    • resmi raporlar, ölümcül kanser vakalarının sayısını 9.000 olarak hesaplıyor. bağımsız bilim adamları ise 30.000 ile 60.000 arasında insanın çernobil’in sebep olduğu kanser türlerinden dolayı öleceğini tahmin ediyor.
    • çernobil kazasından dolayı kalıcı şekilde sakat kalan yetişkinlerin ve çocukların sayısı 1991’de 200’den 1997’de 64.500’e ve 2001’de ise 91.000 e çıktı.
    • patlamadan sonra bölgede "temizlik" amacıyla kalan görevlilerin tamamı, maruz kaldıkları radyasyon dolayısıyla hayatlarını kaybetmiştir.
    • britanya’da, yani facianın kaynağından 2500 kilometre uzaklıkta, 374 koyun çiftliğinde 200.000 koyun, hala ukrayna’daki reaktör kazasının sebep olduğu kirlenmeden dolayı kısıtlamaya tabi tutuluyor. britanya’da kirlenen tarlalar ise 750 km2 nin üzerinde.
    • almanya, avusturya, italya, isveç, finlandiya, lituanya ve polonya’da yabani av hayvanları (domuz ve geyikler de dahil), yabani mantarlar, çilekler ve göllerdeki etobur balıklarda sezyum137 kirliliği hala kilogram başına birkaç bin bekerel’e ulaşmaktadır.
    • avrupa komisyonu, yakın zamanda durumda bir değişiklik beklemiyor ve belirtiyor: “belli bazı üye ülkelere uygulanan bir takım gıda maddeleri üzerindeki kısıtlamaların önümüzdeki senelerde de devam etmesi gerekmektedir.” denilebilir.

    kaynakça
    1- http://www.taek.gov.tr/
    2- http://www.genbilim.com/
    3- http://www.nukte.com/
    4- http://www.w-yuıpğpyat.com/
    7- http://aktuel.mynet.com/…-kent-cernobil/1555/29641/
    8- http://www.imageshack.us/
    9- http://www.tumgazeteler.com/?a=1467069
    10-http://www.bbc.co.uk/
    11-http://www.msxlabs.org/

    daha fazla görsel ve yazılı kaynak:
    pripyat: http://www.boards.ie/…n/showthread.php?t=2055388600
    çernobile ziyaret: http://www.chernobylee.com/…rney-to-chernobyl-1.php
    pripyat: http://www.themanyfacesofspaces.com/…tml#anchor_160
    true battle of chernobyl belgeseli: http://video.google.com/…ocid=-5384001427276447319#
    çernobil ile ilgili fotoğraflı bir makale http://inmotion.magnumphotos.com/essay/chernobyl
    patlamadan sonra helikopterle çekilmiş ilk görüntüler: http://www.youtube.com/…sn8&feature=player_embedded
    2006 yılında çernobil ve pripyata yapılmış bir gezi: http://www.youtube.com/…u0s&feature=player_embedded
    pripyatta yaşayan bir aileyi konu alan the door adlı ödüllü kısa film: http://www.thedoorshortfilm.com/index.html
    patlamadan önce ve sonra pripyat ve çernobil: http://www.youtube.com/…2tnr0u_kb6k&feature=related

    edit: bilgilerin toparlanması ve düzenlenmesi tamamen şahsıma aittir.
  • 28 nisan 1986 yani patlama gerçekleştikten 2 gün sonra, isveç'teki bir araştırma merkezinde çalışan bir mühendis çalıştığı birime girerken radyasyon tarayıcısından geçerken, o gün ne olduysa normalin çok üstünde radyasyon tespit edilmiş herkeste. ayakkabılarında, giysilerinde vs. sonrasında yapılan araştırmalar olayın çernobil'den kaynaklandığını bulmuşlar, rus makamları günlerce basit bir kaza olarak açıklama yapmaya devam etmiş. kısacası o gün, o mühendis, o radyasyon tarayıcısında geçerken cihazları uyarı vermeseydi, belki de haftalarca kimsenin haberi olmayacaktı, diğer ülkeler için önlemler alınamayacak, silsileler halinde çok daha büyük bir facia yaşanacaktı. hani aynı gün tüm dünyaya açıklama yapılsa ne değişirdi radyoaktif serpilmenin etkisiyle bilemiyorum da, kapalı hükümet, toplum yapısının, medyanın gücünün ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. çok basit örnekle, aynı şey kuzey kore'de olsa bugün, tüm dünya bundan nasıl haberdar olacak cidden merak ediyorum. sorumluluk bilinciyle açıklama yapacağına hiç inanmıyorum kuzey kore'nin, yine aynı şekilde günler sonra böyle tesadüflerle öğreneceğiz kimbilir.

    ekleme yapmak isterim: http://www.elenafilatova.com/index_turk.html çok ilginç fotoğraflar ve yazılar var burada, farkında olmadığım ve de bilmediğim. hala çernobil'de çok ciddi anlamda potansiyel bir tehlike var, orada bizi bekliyor.

    "şimdiye kadar içerideki radyasyonun çok küçük bir bölümü dışarı çıkabildi. bilim adamlarının çoğu %90'ınından fazlasının hâlâ lahdin altında olduğuna inanıyor. içeride kalan radyoaktif yakıtın adı farklı şeklinden dolayı 'fil ayağı'. yaklaşık 190 ton uranyum ve 1 ton gerçekten tehlikeli olan plütonyum hâlâ içeride, ve eğer bu büyük, kötü radyoaktif fil dışarı adım atacak olursa, başımız gerçekten belâda olur..."

    "piramitlerimiz...

    lahit 100000 yıl radyoaktif kalacak. mısır'daki piramitlerin yaşı 5000'le 6000 arasında. her kültürel devir insanlığa bir şeyler bırakıyor, ölümsüz bir şeyler; musevi devrin bıraktığı incil, yunan kültürünün bıraktığı felsefe, romalıların bıraktığı yasalar gibi. ve biz lahdi bırakıyoruz. çağımızın her şeyinden daha çok yaşayacak, ve piramitlerden bile daha uzun süre ayakta kalacak bir yapı"

hesabın var mı? giriş yap