şükela:  tümü | bugün
  • sorunları olan köpekleri, işaret parmağını sertçe hayvanın boynuna ya da karnına dayayarak ve sus ananı sikerim bakışı atarak yola getiren hispanik it eğitmeni.
  • dün izlediğim bir programında "dengesiz liderleri takip eden tek tür biziz" diyerek it sahibi bayanı şok eden adam.
  • köpekleri tekmelememekte sadece dikkatlerini dağıtmak amacıyla ufak dokunuşlar yapmaktadır. hani gerilmiş ve kavgaya hazır bir arkadaşınızı dürtüp kendisine getirmeniz gibi. bunun faşizm ile hiç bir ilgisi yok. kullandığı yöntemler çoğu köpek eğitmeninin önerdiği ancak cesar milan kullanınca "yanlış bunlar" dediği şekildedir. misal köpek daha davranışı gerçekleştirmeden onu engellemek gerektiğini ve köpeği çok dikkatli takip ederek istemediğimiz davranışa daha yeltenmeden onun önünü kesmenin daha kolay bir öğreti olduğunu söyler. doğrudur. köpek alıp başını gittikten, birisini ısırdıktan, etrafı kazdıktan ya da istenmeyen kötü bir davranış yaptıktan (aslında kazması bizim için kötü, kendisinin doğasında vardır) sonra bunun kötü olduğunu öğretmeye çalışmak zordur.

    anlaşılmayan durum cesar milan'ın normal köpeklerle çalışmadığıdır. kendisinin de belirttiği gibi çoğunlukla kırmızı çizgiyi aşmış, garesif, inatçı ve dominant köpekleri daha normal hale getirme konsuunda uzmandır. bu nedenle kimi zaman kullandığı yollar biraz sert görünebilir. ama dediğim gibi, hiç bir köpeği incitmemiştir. sadece o sırada aşırı derecede konsantre olmuş zihinlerinin dengelerini bozarak dağıtmaktadır.

    köpeklerin hepsi kurttan verilmiştir. doğalarında sürü liderini takip etmek vardır. bu nedenle zaten insanlarla yaşayabilirler. köpeklerin tek farkı genetik çeşitliliğin getirdiği daha çabuk uyum sağlama, itaat etme ve yoldaşlık etme güdüleridir. ancak kırmızı noktaya gelmiş köpeklerde bu dürtülerin yerini vahşi dürtüler almaktadır. küçücük bir chiuacihua bile o sırada mental olarak bir kurttan farksız hale gelir. bu nedenle de bu köpekleri düzeltmek için bu dürtülerine hitap etmek gerekir.

    peki neden köpek eğitmenleri cesar milan'ı sevmez? çünkü onların ekmeklerini ellerinden almaktadır. köpeklere nasıl davranılması gerektiğini "bir sır" olmaktan çıkarmış ve onların anlamak gerektiğini, onlara köpek olarak bakmak ve bu şekilde tepkilerini düzenlemek gerektiğini söylemiştir. dikkat edin, cesar milan'dan önce çoğu eğitmen bunu bir sır gibi saklıyordu. köpek psikolojisinden, köpeklerin hayata bakışından ve öğrenme şekillerinden bahseden kimse yoktu. sadece "şunu yapın, bunu yapın" deniyordu. "neden?" sorusuna cevap bulamayan sıradan insanlar ise bunları deniyor, başaramıyor ve eğitmenin yolunu tutuyorlardı. ancak cesar milan'dan sonra neredeyse tonlarca köpeklerin psikolojisine değinen, onların ruh halini ve davranış biçimlerini anlatan kitaplar çıkmaya başladı.

    sözün özü cesar milan bir şekilde aslında köpek eğitmenin çok zor olmadığını, köpekleri insan olarak görmek yerine oldukları gibi görmenin ve davranmanın onlar için hem daha eğlenceli, hem daha doğru, hem de daha algılanabilir olduğunu gösterdi.
  • çok afedersiniz ama kopekleri eğitirken, kameranin çekmediği anlarda sahibi olan hanfendileri bafiliyormuş gibi bir duruşu var.. hanfendiler öyle parlak gözlerle bakiyorlar ki kendisine, karizmasindan öyle etkileniyorlar ki bu köpekci arkadaşın kameralar kayıtta değilken olanları az çok tahmin edebiliyorsunuz..
  • oglum toprak'i onun kitaplari isiginda yetistirdim, evladim ellerinden oper.
  • bu adam profesyonel, muhakkak onlarca meslek sırrı vardır ama şu hep bahsettiği "enerji" gerçekten bambaşka bi şey, beni ikna etti. şöyle ki;

    bizim ufaklık evde ve sokakta (tasması takılı değilken) son derece söz dinleyen, uzaklaşmayan, yememesi gereken şeyleri yemeyen bir hanım. tahtaya vurun. yalnız ne zaman tasmasını takıp, bahçeden dışarı çıkıyoruz; o zaman delleniyor, dinazora dönüşüyor hayvan. ne yapsak çözemedik bu problemi ve eğitim tasması gibi bir saçmalıkla kıza eziyet etmek de istemiyordum.

    derken, sezar'ı daha dikkatli izlemeye başladım. bu aralar abarttığım için ben artık sezar diyorum. o da bana gök diyor. içmeye çıksak, herifin anlatacak bi şeyi kalmadı mnakoyim, özel hayatını bile kronolojik şekilde ezberledim pezevengin. kaşla göz arasında beni de eğitti.

    sezar, sıklıkla sürünün liderliğinden, enerjiden, nükleerden filan bahsediyor. geçmişte, (yani dün) bizim kızla ne zaman tasmayla gezmeye çıksak (ki bahçemiz müsait olduğundan nadirdir ama yine de büyük bir sorun) benim içimi bi sıkıntı kaplıyordu. gezerken kendine de bana da eziyet edeceğini bildiğimden, sürekli bir "bitse de gitsek" psikolojisi içerisindeydim.

    79 sezonluk sezar milan küliiyatını izledikten sonra bi aydınlanma yaşadım. bu sürünün lideri benim, kim kimi gezdiriyo lan dedim. bi de, ilk pratikte sezar'ın meşhur "şşt"'ini taklit etmeye başladım. bak şaka yapmıyorum; üçüncü tasmayla gezme denemesinden sonra cillop gibi oldu hayvan. yüzüne nur indi, kendini buldu.

    ben de burdan hareketle dedim ki; evet sezar'ın hakkı sezar'a. (nası şaka ama) köpek eğitimi konusunda kararlılık ve özgüven esasmış sahiden.

    son derece ciddiye alınası, kitapları okunası bi adam sezar. yabana atmayın.
  • "köpekleri rehabilite ediyor, insanları eğitiyorum" diyen adam.
    -şimdi cümleyi tekrar okuyunuz, felsefesine vakıf olacaksınız-
  • "bir vakit gelende köpek alır büyütürüm" benzeri hayallerimin içine sıçtı bıraktı sevgili sezar.
    "gel oğlum geh geh. tut, kısss kısss, yakala oğlum"dan daha fazla bir bilginin gerekeceğini gösterdi.

    -"ona enerjinizi hissettirmeyin. bu kadar enerji lilly gibi hassas bir köpeği ezebilir" diyor. ne bileyim ben lilly'nin ezileceğini, büzüleceğini. "hadi bi daha bi hırla bakim de görim ben seni eşşek sıpası" dedin mi niye anlamasın ki bi köpek, onu anlamadım ben.

    - "ona bu evin sahibinin siz olduğunu göstermelisiniz" diyor. dakikalarını harcıyor. "şşş la siktir la" demek niye yetmesin ki?

    geçen, bir köpek yavrusuyla gezen çocuk gördüm. "ne bunun cinsi" dedim. "pit abi bu" dedi. pitbull...
    işte bu! ülke gerçeği. pitbull değil "pit" o. sonra baktı hayvan yaramaz. kucağına aldı. çevre esnaftan köpeği bilen başka bir delikanlı çıktı ve köpeğe sevgisini gösterdi ağzında sigarasıyla :" laa senin aklını alırım aklııını."

    işte köpek böyle yetiştirilir. sezar gibi evlat yetiştirircesine değil. sabahtan giyinip kuşanırsın, kaldırımda herkesi ürküte ürküte yürürsün. arada söversin. karı gibi, gey gibi yapılmaz o işler!

    (bu arada cesar millan'ı sevmeyenler varmış, anti-fanlar mevcutmuş. onları ileride büyüteceğim kangalıma s**tiririm. haberleri olsun. cesar'a yamuk yapılmasın.)
  • köpeği için "o benim kuzuuuum, isterse gelsin ağzıma sıçsın ben kıyamam onaaaaa" şeklinde düşünenlerin pek sevmediği ve agresif bulduğu eğitmen.

    ne kadar sizinle özel bir bağ kurarsa kursun, ne kadar severseniz sevin onlar sizin arkadaşınız değil; köpeğiniz. insan değil, köpek. maalesef bilinçsiz ve "çok tatlı yaaaa" diyerek köpek sahibi olanlar bu kavramı unutuyorlar. o köpek, siz ise onun sahibisiniz. nasıl ki çocuğunuzla arkadaş gibi olmak yerine, anne ve babası olmak insan psikolojisi bir doğruysa; köpeğiniz için bir sahip olmak da bu şekilde bir doğrudur. onların genlerinde bu var. istenmeyen bir davranışta bulunduklarında anneleri ya da sürü liderleri gibi tepkiler vermeniz gerekiyor. sizi ısırdığında ya da gereğinden fazla heyecanlı ve dominant davrandığında "olsun o benim canımın içiiii" derseniz o köpek için de hatalı davranmış olursunuz.

    işte cesar millan burada devreye girmektedir. köpeğinizin canını yakmayacaksınız. hatasını onun anlayabileceği şekilde ona belirteceksiniz. olay bundan ibaret.

    tekrar belirtiyorum: onlar köpek. insan değil. onlara insanmış gibi davranırsanız hem sizin hem de onun için yanlış olanı yaparsınız.
  • eric cartman'ı evcilleştirebilen insan.