şükela:  tümü | bugün
  • adana büyükşehir belediye başkanınin, 29 kasım 2016 adana öğrenci yurdu yangını hakkinda yaptigi aciklama.

    simdi biraz empati yapiyoruz ve aklimiza o ani getiriyoruz. devlet babamizin bizi yönlendirdigi bir tarikatin yurdunda yangin cikti, 3.kattayiz ve cikis noktasinda yangin birden o kadar cok büyüdü ki, arkadaslarimizla asagi inemiyoruz. cigliklar, yüzlerdeki korkular, endiseler, panik havasi, kosusturan ögrenciler arasinda yangin merdivenine yöneliyorsunuz, alevler büyüyor ve karbonmonoksit gazi altinda nefes almakta zorlaniyorsunuz. yangin merdiveninin kapali oldugunu biliyoruz ya, bir umut belki yangin öncesinde bu sefer acmislardir. o noktada toplanan arkadaslarini görüyorsunuz, caresizce kapiyi zorluyorlar, bagris, cagris, cigliklar, öksürükler. oraya gidiyoruz, kapiyi bir-iki zorluyoruz, vuruyoruz, kirmaya calisiyoruz, elimiz aciyor, kaniyor, ama acilmiyor. caresizce etrafimiza bakiniyoruz, arkadaslarimiz hickirircasina agliyor, alevler bizim kati sarmis vaziyette, diger odalardaki camlara da ulasamiyoruz. ve cigliklar arasinda, endiseyle, ailemizle ve arkadaslarimizla son bir defa konusamadan, onlarin sesini dinleyemeden bekliyoruz.

    hayal kuralim biraz, empati yapalim. yapalim ki belki biraz utaniriz, belki 2 gün sonra unutmayiz.
  • tekke ve zaviyelerin kapatılmasının yıldönümünde bir tarikat yurt'unda gerçekleşmiş hadise;

    "çocuklar birbirine sarılarak ölmüşler."

    ama'sız ve fakat'sız bu katliamın sorumluları ve bu katliamın katillerini koruyup kollama telaşında olanların tamamı da aynı oranda katildir.

    30 kasım 2023 tekke zaviye ve türbelerin açılması hedefi koyan ahlaksızların sesi neden çıkmıyor sorusu akıllara geliyor!
  • "orası kilitli kalacak. erdal anahtar sende dursun, acil durumda açarsın. "
  • çünkü bizim kültürümüzde, kızların oraya çıkıp sigara içmesindense, yanarak ölmesini tercih ediyoruz. çünkü biz buyuz. ne eksik, ne fazla. elhamdülillah, yıllarca sigaradan ve yurttan kaçmaktan koruduk kızları.
  • türkiye'nin özeti olan cümle.

    içeride yangın var, herkes çıkmak istiyor ama çıkamıyor. sonunda da yanıp kül oluyoruz.
  • yani aslında yangından kaçacakmışlar, çocuklar doğru yere kaçmışlar. fakat o merdiveni kilitleyen lüzumsuzlar yanlış insanlarmış.
  • kızları o yurda hapsettiklerinin kanıtı olan tablo.
  • islami geleneklere göre gençler yetiştireceğiz, o yüzden yangın merdivenin kapısı kilitli olmalı. yoksa birilerine göre gençler ölmüş asker, polis şehit olmuş kimsenin umrumda değil.

    yeter ki islâmî geleneklere göre yetişsin gençler.

    ne desem bilemedim.
  • yapılan açıklamada yer alan bir cümledir.

    ve aynı zamanda insanın yaşamaktan, nefes almaktan utanmasına neden olan cümledir.
  • yaralıların altı tanesi şu an görevli bulunduğum kozan devlet hastanesi'ndeymiş. az sonra psikiyatristle sosyal hizmet uzmanı arkadaş gidecekmiş. afet, travma ve kriz psikolojisi eğitimi aldım, ben de bir gideyim. sonra yüreğim kaldırırsa yazarım.

    edit: kozan devlet hastanesi'ne sanırım altı öğrenci gelmiş, ama biz üçünü gördük, diğerleri başka hastanelere sevk edildi ya da taburcu, hemşire de bilmiyor. ailelerle görüştük. çocukları da gördük, dumandan etkilenenler kalmış burada sadece, ilçe hastanesi sonuçta. birinin kolunda sanırım çok küçük yanıklar var ve sürekli uyuyor. akrabası niye uyuduğunu anlamadığını söyledi. "unutmak istediğinden" diyebildim sadece. biri sabaha kadar uyuyamamış, sonra uykusundan sıçrayarak uyanmış birkaç defa.

    ailelerle shu arkadaş konuşurken yanındaydım. genelde çok çocuklu, bulunduğu yerden servis olmayan, çocuk çok başarılı olduğu için okusun diye oraya veren aileler. fakirlik düzeyini şöyle anlatayım: arkadaş soruyor, "bir istediğiniz var mı? ne yapabiliriz?" diye. "herkese güneş paneli verdiler, bize vermediler", ikimiz de şaşırıp anlamayınca "biz çadırda kalıyok, herkese güneş paneli verildi de...", çadır, dağda, soğukta, nasıl?"altı düşük yaptım, şartlardan, üç çocuğum var." dedi kadıncağız! bu devirde, itibardan olmayan tasarruf, güneş paneli... güneş nerede, adana'dan beri yağmur var, gök ağlar ya bazen, offf! bir daha aileme yaptırdığım gecekondumsu evimden şikayet edersem...

    ve son perde. kaymakam, başhekimle birlikte, çocuklara ziyarete gelmiş, kitap getirmiş, baktım, öyle roman falan... partiden gelip benim bir türlü para ayırıp alamadığım profesyonel makinalarla her açıdan uyuyan çocuğun başında fotoğraf çekilen kuaförden yeni çıkmış ablalar. sormadık hangi parti diye. hemşire "ya girmeseler, söylesem beni şırnak'a sürerler mi?" diyor, psikiyatrist hanım "ben de gelirim!" diyor. allah'ım ya rabbim! adanalıyım, her türlü küfrü bilirim de, devletin bilgisayarından şimdi, tövbe tövbe! buyurun siz ne yana istiyorsanız küfredin! ben mmpı sonuçlarına bakacağım. buradaki programa alışamadım, yavaş bakabiliyorum buradaki son günüm zaten. çocuklarla çok şey konuşamadık, şu an konuşulmaz da zaten.

    aklımda kalan da "güneş paneli..." küfür gibi beynimde dönüp duruyor.