şükela:  tümü | bugün
  • urla'nın sakin yazlıkçı mekanı bir deniz kenarı mevkisi. mekan...
  • kaptanoğlu'ndadır adı geçen tabela.
  • sakin, gece hayatı arayanlara deniz kıyısında bira tavsiye edilesi, güzel yer. çıkın dalyanburnunun tepesine bir kasa birayla, sabaha kadar yıldızları seyredin, ya da binbir piyasa disko bardan birinde hande yener dinleyin seçeneklerine sahip mekan.
  • izmir sayfiyelerinden biri.
  • alakasi olmamasina ragmen cogu zaman adından oturu cesme'ye yakin olduguna inanilan yazlik mekan. izmir'e yaklasik 40 kilometre mesefede olmasi nedeniyle haftasonlari gunubirlikci akinina ugrar. deniz kenarina yakin zeytinliklere park ettikleri minibüs ve benzeri araclarda konaklayan bu misafirlerin tuvalet ihtiyaclarini nerede nasil giderdigi sorusunun cevabi her ne kadar acik da olsa akla getirilmemeli, huzur icinde denizin tadi cikarilmaya devam edilmelidir.
  • izmirin urla ilcesinin bir mahallesi
    izmirden cesmeye giderken yol ayrımı var.otobandan gıtmek ıcınde izmir'den cesme yonune giderken urla gıselerınden cıkıyorsunuz.
    ıcınde otel bulunmamakta ancak bır cok pansıyon vardır. kamp yapmak ıcın ıse alan mevcuttur.eczacı bır bayana aıt olan arsanın cevresı cevrılı,elektrık ve dus var yanı kamp ıcın ıdeal. denızı mayıs ayında tertemız yaz aylarında ıse ruzgar oldugu zamanlarda bıraz kırlenıyo ve denızın gırısınde bır ıkı metre cakıl tasları var sonrası kumluk plaj ıse yok denecek kadar az ve taslık yanı kum plaj sevenler hayal kırıklıgına ugrayabılır.ancak aksamları denız cok guzel oluyor.denız kenarında bıra ıyı gıder yalnız dıkkat gecelerı ortalarda gezen bası bos cok fazla sokak kopegı var.herkese ıyı eglenceler
  • yağmur yağıyor...
    çeşmealtına yağmur yağıyor. hava karanlık. peder balıkta, sıçana dönmüştür şimdi. dükkanı açtım, ama bu havada emlakçıya gelenin aklına osurayım. grip olmuşum, elimde bir bardak elma çayı, örgü bir hırkaya sarındım, oturuyorum pencerenin önünde...
    çeşmealtına yağmur yağıyor...
    kediler komik, ıslanmışlar, saçağın altına sıralandılar. bana bakıyorlar ağlak ağlak, "içeri al!" yok ya, daha sabah paspasladım dükkanı, harp meydanına çevirirsiniz, hanginizle uğraşayım. kuru yerdesiniz, yatın işte. martılar yağmurun tadını çıkarıyor, döne döne uçuyorlar kimi yerde, kimi yerde karabataklarla beraber, sokulmuşlar birbirlerine, iskelelerde.
    çeşmealtına yağmur yağıyor...
    havakaranlık. deniz de gökyüzü de kurşun rengi... deniz soluğanlarla inip kalkıyor, fırtınaya beş var, panjurları bağlamalı, kayığı iyi bağlasın, tembih etmeli pedere, hava fırtınaya bakıyor, gece bir kitap ve sıcak bir pencere kenarı olmalı. gece fırtınaya bakıyor, yüreğim de...
    çeşmealtına yağmur yağıyor...
  • çeşmealtı= sükünet... turistlerden uzakta, balıkçılarla birlikte çıkar denizin tadı. dünyanın en güzel yerlerinden biri değildir belki ama yine de kendini arayanlara, arayıp da bulamayanlara güvendik köyüne çıkmaları tavsiye edilir. çam ağaçlarının arasından kıvrıla kıvrıla tırmanan yoldan sapıp, çam iğnelerinden oluşan kahverengi halıların üzerinde dolaşsınlar. tepeye çıktıklarında ise manzarayı şöyle bir seyre dalsınlar, ağustos böceklerinin sesini dinleye dinleye. bi tane sen sun portakallı gazoz söylesinler kendilerine oradaki kır bahçesinden ve öylece otursunlar. öylece...
    27 yıldır her yaz gittiğim bir yerdir çeşmealtı. çocukken bodruma gitmediğimiz için hissetiğim hayıflanma duygusu, büyüdükçe bir minnet hissine bıraktı yerini. herkesin birbirini tanıdığı, konuştuğu, en azından uzaktan selamlaştığı avuç içi kadar bu yerde, her yıl yüzler eksilse ya da yaşlansa da
    kucaklıyorlar beni. ait olmak nasıl bir his, bir kez daha anlıyorum. içimi kaplayan huzur, çeşmealtı rüzgarı gibi esiyor içime. serin serin...
  • izmirli olmayan kimselerin bilmediği, dolayısıyla hala küçük hala şirin hala yeşil olan, belki biraz durgun ama bir o kadar da dingin, kışın tadına doyum olmayan havası, mavi çam ve iyot kokuları ile emekliliğimi geçirmeyi hayal ettğim kasaba.
  • yillar once* babamin genclik gunlerini gecirdigi, yillar sonra* ise benim cocukluguma denk gelen zamanlarda oyunlar oynadigim, yuzmeyi, bisiklete binmeyi ogrendigim, bahcedeki sandali kesfettigim en ozel yer... zira ufakken pek anlamazdik, cesme dururken dedemin niye buraya gelip bir ev sahibi oldugunu... demek ki bir bildigi varmis rahmetlinin, her guzel seyin degeri buyuyunce anlasiliyormus, her guzel ve kucuk yer baskalari tarafindan istila edilince daha bir ozleniyormus eski yollar, simdi olmayan iskeleler, yikilip yerine yenisi yapilan evler, bahcedeki sandal ve bir avuc insan...