şükela:  tümü | bugün
182 entry daha
  • youtube’da bulunan “çetin çetintaş: bir yoginin hikayesi | bu hayata sürekli bir şeylerin peşinden koşmaya mı geldik?" videosunda ruh sağlığı alanında birkaç ifade bulunuyor. bu ifadeler ruh sağlığı ile ilgili sorunlar yaşayan, ilaç tedavisi görmüş veya görmekte olan veya psikoterapiye giden, gitmeyi düşünen insanlar için yanlış yönlendirici olabilir. bu videoyu yoga ile ilgilenen, ruh sağlığı ile ilgili sorunları olan 14 yaşındaki bir ergen de izleyebilir. ciddi bir tedavi sürecinden geçen bir bipolar hastası da izleyebilir ve etkilenebilirler.

    bu ifadeler pek bir takipçisi, bilinirliği, güvenirliği olmayan sıradan bir kişinin videosunda bulunsaydı riski de daha az olurdu ancak çetin çetintaş alanında çok tanınan, çok takip edilen, takipçileri tarafından çok sevilen, çok güvenilen bir isim. gördüğüm kadarıyla etki gücü gerçekten yüksek. bu durumu bu videonun altındaki yorumlardan bile anlayabiliyoruz. birçok takipçisi videoyu izlerken çok etkilendiğini ve ağladığını yazmış.

    --- 20:37 annesi: “… onlar da şunu söyler: ben üç tane antidepresan ilacı kullanıyordum çetin hoca’yı tanımadan önce. ben bu ilaçları elimle götürdüm, çöpe koydum.”

    --- 20:17 öğrencisi: “… arkadaşlarım bana kızdı. dedi ki para kaybedeceksin, hayat çok zor. fakat şimdi onlar ciddi ciddi antidepresanlar kullanıyor ve bana geliyorlar ve para ödeyerek benden eğitim alıyorlar.” (gülerek anlatıyor.)

    --- 13:06 öğrencisi: “sonra yoga felsefesini görünce, bu self-psikoterapi diye düşündüm.”

    yoga antidepresanların, antidepresanlar da yoganın yerine geçemez. birbirinin ikamesi değildir. yoga hocasının psikoterapist, yoganın psikoterapi yerine geçemeyeceği gibi psikoterapi de yogadan ve iyi bir yoga hocasından edinilen faydayı sağlamayacaktır. bu kavramların birbirinin yerine geçebileceği, birbirinin alternatifi olabileceği mesajı yanlıştır. bu mesaj bilinçsiz bir şekilde, düşünülmeden verilmiş olabilir ancak risklidir.

    antidepresan kullanımına doktor kontrolünde başlanmalı, devam edilmeli ve bırakılacağı zaman mutlaka doktor kontrolünde bırakılmalıdır. antidepresanlar sadece tıp fakültesi mezunu doktorlar (sanırım özellikle psikiyatri ve nöroloji gibi belirli branşlardaki doktorlar, branş detayı ile ilgili net ve güncel bilgim yok) tarafından reçete edilebilir. psikologlar bile antidepresan öneremez ve reçete edemez, sadece danışanını bir psikiyatriste yönlendirebilir.

    antidepresanlar beynimizdeki sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan ‘nörotransmiter’ adı verilen maddelerin dengesini / seviyesini değiştirir ve bu yol ile tedavi sağlar. zira bazı ruh sağlığı sorunlarının altında bu maddelerin normalden daha az / daha çok olması yatar. antidepresanların birçok türü ve reçete edildiği birçok farklı durum bulunur. antidepresanların etkisi ile ilgili günümüzde birçok tartışma olduğu bir gerçek. antidepresan etkisinin büyük oranda plasebo olduğunu gösteren araştırmalar da var, antidepresanlar ile ilgili araştırmaların ilaç şirketleri tarafından fonlandığı gibi görüşler de var. antidepresanların plasebo etkisini tamamen ret edemeyeceğimiz gibi, özellikle ülkemizde antibiyotikler gibi bazı doktorlar tarafından gereksiz yere antidepresan reçete edildiğini söyleyebiliriz. bunlarla birlikte, tüm bunlar “bazı ruh sağlığı sorunlarının kimyasal ve fizyolojik temeli olduğu ve ilaç tedavisinin zorunluluk olduğu” gerçeğini değiştirmez.

    özellikle 20:17’deki beyefendinin antidepresan kullanan arkadaşlarından gülerek bu şekilde bahsetmesi yanlış olduğu kadar ayıp bence.

    bu ifadeler kendi ifadeleri olmasa da bu videonun çetin çetintaş’ın bilgisi ve onayı dahilinde youtube’a yüklenmiş olduğunu tahmin ediyorum. bu noktalar gözden kaçmış olabilir, alanının direkt ruh sağlığı olmadığını düşündüğümüzde normal. belki videonun ilgili yerlerini kesip tekrar yükleyebilirler veya videoya sorumluluk reddi içeren ve ruh sağlığı ile ilgili sorunlar yaşayan kişilere önce doktora danışmalarını öneren yasal bir uyarı metni ekleyebilirler.

    *** aşağıda yazdıklarım da tamamen kendi kişisel yorumlarım ***

    --- 20:44 kendisi: genelde böyle hep şey gibi algılanıyor, yaralanmış insanlar yogaya başlıyormuş gibi algılanıyor ama benim etrafımda, özellikle bu yakınımdaki öğrencilerimin hepsi, çok güçlü, hiçbir yara almamış, tam tersi, yaptıkları işin hakkını çok iyi vermişler ve yaptıkları işte çok iyi yerlere gelmişler. işi bırakırken, ailesi, etrafındaki insanlar sen nasıl bu işi bırakırsın diyerek o işlerden ayrılmış insanlar. çünkü doygunluk gelmiş.”

    “hiçbir yara almamış” ifadesi çok iddialı. bundan nasıl emin olabiliriz? ruhumuzdaki yaraları çeken bir röntgen yokken ve bazen insan kendisi bile yaralarının farkında değilken. kimin ne kadar yaralı olduğu hakkında çoğu zaman kişinin kendi dahil kimse bu kadar emin olamaz.

    ayrıca bu cümlelerde ben aşağıdaki denklemler varmış gibi hissettim:

    çok güçlü insan = hiçbir yara almamış insan
    çok güçlü insan = yaptıkları işte çok iyi yerlere gelen insan

    ama dünyada çok yaralı olup çok da güçlü olan, çok yaralı olup azimle işinde çok iyi yerlere gelen birçok insan var. ve tam tersi de mümkün.

    üstelik böyle bir söylem yani yakınındaki öğrencilerinin hiç yara almamış, çok güçlü kişiler olduğu söylemi, çetin çetintaş’ı hiç tanımayan ama merak edip yogaya başlamak isteyip bu videoyu izleyen, “kendisini çok yaralı ve güçsüz” hisseden insanlar için cesaret kırıcı bile olabilir.

    ---

    --- 17:49 kendisi “insan, amaçsız ve kimliksiz bir varoluş haline çekilmediği sürece tam anlamıyla huzuru bulması mümkün değildir. çünkü kimlikler üzerimizde sürekli bir benlik algısı ortaya çıkarır ama o benlikler de birbiri içine karışır ve birbiriyle çatışmaya başlar. ”

    her insanın birden fazla kimliği olduğu doğrudur. bir insan şu kimliklere aynı anda sahiptir: anne, evlat, abla, kardeş, eş, ast, üst, komşu, vatandaş vb. ancak “kimlikler üzerimizde sürekli bir benlik algısı ortaya çıkarır ama o benlikler de birbiri içine karışır ve birbiriyle çatışmaya başlar.” ifadesi çok iddialı bir söylem. “kişinin farklı kimliklerinin birbiriyle çelişen davranışları olması” ile “ruh sağlığı sorunları” arasında hem neden hem sonuç ilişkisi bulunduğu doğru olmak ile birlikte, “bu tüm insanlarda bu şekildedir ve insanların kimlikleri her zaman birbiriyle çatışır.” söylemi gerçekten çok iddialı ve bana kalırsa pek gerçekçi değil.

    ---

    --- 14:50 kendisi: “ben de bu hayatımda hiçbir noktada bir araba peşinde koşmadım, şu evi alayım, şu arabayı alayım, şöyle biriyle birlikte olayım, şurada gezeyim, burada bunu yapayım gibi hiç hedefim olarak bir hayat yaşamadan bunun içine girdim. çünkü daha önceden gelen bir doygunluk vardı içimde. zaten bunların peşinden koştuğumda da elime bir şeyin geçmeyeceğinin farkındaydım. yarın öleceksem, aldığım arabanın bana bir şey katmayacağının farkındaydım. yarın öleceksem, bugün kiminle birlikte olduğumun bana bir şey katmayacağının farkındaydım. bu farkındalığa erişmek için lüks bir hayat yaşamaya gerek yok. bu farkındalığa erişmek için pahalı arabaları alıp sonra satıp da ferrarisini satan bilge olmaya gerek yok. ama bir noktada da eğer kişinin çok arzuları varsa da, tabii ki de bunu yaşamasına gerek var.”

    --- 20:07 kendisi “kariyerinde gelebilecek en iyi yerlere gelmiş, çok yüksek paralar kazanan ama ne paranın peşinde artık, ne yaptığı iş umurunda olan, yani bunlara doymuş insanlar genelde benim etrafımda bu yola girmiş insanlar.”

    --- 27:07 kendisi: yani bu hayattaki arzuları yerine gelmediği sürece insanın, doymadığı sürece, yaşama doymadığı sürece, yaşama doymaktan kastım, hala bir ev istiyorsa, bir araba istiyorsa ya da işte hayalindeki gibi birini istiyorsa, hala böyle beklentileri varsa, tabii ki böyle bir yaşam tarzını kimse seçemez. çünkü bu yaşam tarzı arzularımızı doyurmak için değil, tam tersi, arzularımızın bize hizmet etmediğini, aslında yaşamanın arzular peşinde koşmak olmadığını hatırlatmak ve fark ettirmek için. bu anlattığım şey aslında yaşama doymuş ve artık arzuları peşinden koşmayan insanların ilgisini çeken ve onlar için aslında bir şey ima eden konuşmalar. öbür türlü tabii ki kişi yaşam derdindeyse, arzularını yerine getirme derdindeyse, bu söylediklerim ona çok yabancı gelir. geçim derdi olan ve doğal olarak da geçim derdi olduğu için, hayatını daha refah içinde yaşamak üzerine harcayan, bu çabaya harcayan insan… doğal olarak bu insanın felsefeye ayıracak vakti yok, sorgulamaya ayıracak vakti yok. tek bir derdi var: geçim. parası olan insan için değil aslında yoga. çünkü aldığı hizmet parasız. aldığı hizmet parasızsa demek ki yoga parası olan için değil. o zaman başka bir sebebi var yoga yapmıyor olmasının. burada da işte dediğim gibi, geçim derdi.”

    --- 20:44 kendisi: genelde böyle hep şey gibi algılanıyor, yaralanmış insanlar yogaya başlıyormuş gibi algılanıyor ama benim etrafımda, özellikle bu yakınımdaki öğrencilerimin hepsi, çok güçlü, hiçbir yara almamış, tam tersi, yaptıkları işin hakkını çok iyi vermişler ve yaptıkları işte çok iyi yerlere gelmişler. işi bırakırken, ailesi, etrafındaki insanlar sen nasıl bu işi bırakırsın diyerek o işlerden ayrılmış insanlar. çünkü doygunluk gelmiş.”

    bu 4 bölümde sürekli yapılan iş ile arzu ve doygunluk arasındaki ilişki vurgulanıyor. 19:30 ve 19:50 civarındaki iki öğrencisi de mesleklerini nasıl bıraktığını anlatıyor. yukarıdaki entry’lerden birinde de bir yazar bir arkadaşının mesleğini bıraktığını anlatmış. sanki bir şekilde yoga yapmak / yoga eğitmeni olmak ile diğer tüm meslekler karşı karşıya getiriliyor ve diğer meslekler günün birinde gerçek bir huzur için mutlaka bırakılmalıdır gibi hissettim.

    arzu kavramını tam olarak nasıl tanımlıyor bilemesem de ev, araba, doygunluk, lüks kavramları ile birlikte kullanılması bana “haz” olarak tanımlandığını düşündürdü. burada söyleyebileceğim tek şey şu: insanlar her zaman veya sadece “haz” için, ev, araba almak, lüks yaşamak için çalışmazlar. bazı insanları bir konuda gece gündüz çalışmaya iten başka bir şey var: “merak

    merak günümüzde birçok literatürde zekanın en önemli bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve altında da duygulardan “hayret” duygusu olduğu görüşü mevcut.

    yani bir şeye gayri ihtiyarı bir şekilde hayret ediyorsunuz, sonra onu merak ediyorsunuz ve belki çocukluktan, belki yetişkinlikte o alana yöneliyorsunuz. dünyamızda bu profilde birçok doktor, bilim insanı, mühendis vb. var. sırf mesleklerini yapabilmek birçok zorluğa katlanan, para kaybetmeyi bile göze alan, gece gündüz çalışan. bu insanları mesleklerine aşık eden şey para değil, o merak duygusu. bunun da doygunluk hissedilebilecek, bir noktada doygunluk hissedilmesi ve bırakılması gereken bir şey olduğunu sanmıyorum.

    ***

    ve tabii ki tüm bu değerlendirmeler çetin çetintaş'ın yoga alanındaki performansı, hocalığı, kişiliği vb. hakkında değildir, yoga alanında çok başarılı bir hoca olabilir, bu konuda bilgim olmadığı için görüşüm de yok.

    bu yazı sadece video ve videodaki görüşler üzerine bir inceleme-değerlendirme yazısı olarak ele alınmalıdır.

hesabın var mı? giriş yap