şükela:  tümü | bugün
  • kanal 7 de haftaiçi her gün sabahın köründe dini bilgiler vererek hayat dersleri adlı bir program yapan değerli kişi. henüz değerini anladığımızı sanmıyorum. anlamak da istemiyorum işin aslı.

    işte: http://www.tv5.com.tr/foto/0000000686.jpg
  • uyduda tv 5'te sürekli denk gelinen süper bir amca. din işleriyle alakası olmayan insanın bile oturup hikaye dinler gibi dinleyebileceği derecede akıcı ve dramatize ederek vaaz veriyor. profesör olup da böyle halkın içinde* kalıp kuran'ı da bu kadar güzel anlatması ilgi çekici. anlayana güzel de ders veriyor kannımca ama arada o camideki sarıklı adamları gördükçe, bu adam nereye kadar anlatacak demekten de geri kalmıyor insan.

    ders almaktan çok şahsen gülmek için izliyorum, çünkü bir showman'den pek de bir farkı yok kendisinin. özellikle dolaylı yoldan "otuzbir çekmeyin" ve "budistler ibne imiş" gibi satır araları gerçekten komik. şöyle de bir özlü sözünü verelim;

    - tohumu kayaya atarsan bir şey olmaz, tarlaya atacaksın ki yetişsin.
    imdada yetişen bakınız: (bkz: every sperm is sacred)
  • çok hoş benzetmeler yapan, ak sakallı güleç dede.
    tek kişilik gösteri tarzında izlenebilir.
    konuşmasına bakılırsa egeli gibi.

    bir konuşmasında "höd desen altını kirletecek kerata" demiştir.
    bu tür daha pek çok söylemleri vardır.

    (bkz: süleymaniye dersleri)
  • aldığım son duyumlara göre kendisi göztepe-tüccarbaşı yakınlarında bir camide görevini sürdürmektedir.
    cuma günleri canlı performansı ücretsiz olarak izlenilebilir.
  • aslen denizlili olan sevimli dede; insanlari sikmadan sohbeti eglenceli hale getirerek yol göstermeye çalisiyor anlayana tabi.
  • bir polis müdürünü* bile kendine inandirabilecek kudrette olan din alimi
  • güzide türk basınının "tiraj namus değildir" hakikatinden yola çıkarak, doğruluğunu ve detaylarını sorgulamadan verdiği asparagas-masa başı haberin abalı (vurun bakalım) kahramanı.

    tekzib için buyrun, bir dahi;

    http://www.yenisafak.com.tr/…06/haziran/04/g11.html
  • dincilerin demagojideki profesyonelligi olgusuna müşahhas bir misal olmuş muhterem(!) hoca.

    "organ bağışı caiz değil" diye fetva verip de insanların hayatlarının kararmasına sebep olduğu haberleri üzerine, yayın uzuvlarından yeni şafak'ta tekziben öyle bir yazı yazmışlar ki tam sirkatin söyleme durumu. yok sözkonusu kişinin kalbi atıyormuş da, yok nefes alıyormuş da, yok emir vermemiş de gak guk.

    yahu hoca "sokaktaki kanlı canlı adamı alıp organlarını kesip biçip ona buna nakledebilir miyiz?" diye sormuyorlar. saptırma! açıklamayı yaptığında uğur gür'ün kalbi atıyormuş, ve nefes alıyormuş uğur gür. şimdi ben bu hocaya gidip, "hocam ben organlarımı bağışlayabilir miyim?" diye sorsam "zinharrr sen nefes alıyorsun, kalbin atıyor. bağışlayamazsın" mı diyecek? kendisi de biliyor ölmüş birinin organlarının bağışlanıp bağışlanmayacağının sorulduğunu. sanki "canlı birini kesip biçmek caiz midir?" diye soru sormuşlar gibi imaj veriyor şimdi. adli tıp okuyunca da adli tıp uzmanı olmuş zaten.

    bir de "ben emir vermedim" diyor ya koparıyor beni. klasik dinci retoriği. yüzünüze sahte bir tebessüm yerleştirin, gözlerinizi mayıştırın ve şu cümleyi söyleyin bakalım: "şimdi bana organ bağışının caiz olup olmadığını soruyorsunuz muhterem. caiz değildir. ama bakın emir vermiyorum (tebessümü bozmayın, gözlerinizi kırpıştırarak bakın) doğrusunu allah bilir" böyle bir muhteremin karşısına gidip de dini otorite diye fetva soran kişi için onun söylediğinin emir olup olmaması neyi değiştirir? mesaj verilmiştir. diyeceğini de, insanların kararlarını dini aracı ederek etkile, sonra da "ben emir vermedim" de. bir de emir verseydin. kolluk kuvveti misin? belki de manevi din kolluğusun.

    hele bir de bu profesyonel demagoji söylemlerini tekziben yayınlayıp insanları kandırmaya çalışmak var ki ayrı bir inceleme konusudur. gerçekten tekzip olduğuna inanan varsa onun ilacını psikiyatrlar takdir edebilir ancak. bunun tekzip olmadığını/olamadığını anlamasına karşın tekzip diye yutturmaya çalışmaksa bunlarda hep gördüğümüz demagogluktur, riyadır, pişkinlilktir.
  • yersiz ve anlamsız, sündürülen polemiklerin parçası olmuş, polemikle beslenenlerin diline düşmüş hukuk doktoru, ilahiyat profesörü.
    "nasıl bakarsan öyle görürsün" buyurmuş hazreti ali dedikten sonra (retoriğin şahikası değil mi?) izah edeyim. burada amaç, eksik ve maksatlı verilen bir haberin taraflarından birine söz hakkı sunmaktır ki, ticari ve tiraji(!) kaygılar güden bir yayın organının manşetinden verdiği haberin eksik kalan "tarafsızlık" kısmını tamamlayabilelim. söz hakkı doğmuştur, mikrofon hak sahibine uzatılmış, hak sahibi de bunu kullanmıştır. bunda bunca gocunacak ne vardır, anlaşılmamıştır. bizatihi haberciliğin gerektirdiği bir uygulamadır *. ayrıca cevat akşiti demagoglukla suçlayanlar sokaktaki kanlı canlı adamdan bahsetmediğini bildikleri halde verdikleri örnekle bu yanıltmacanın bir parçası olmuyorlar mıdır, soru işaretidir? cevat akşit kendi beyanında da açıkça işaret etmiştir, mugalata ile(!) çarpıttığı sözlerinin(!) hiçbir bağlayıcılığı yoktur, diyanet ve bir çok fıkıh alimi kafalarda soru işaretine gerek kalmayacak biçimde organ nakline cevaz vermişlerdir.
    bununla beraber *, beyin ölümü ve beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastanın donör olarak kullanılması, akademik çevrelerde dahi hala tartışılan bir konudur. beyin ölümü gerçekleşen hastaların kalplerinin atması ve nefes alıyor oluşları bu ölümü şüpheli kılmaktadır. ayrıca beyin ölümü tasdik olunan ve "ölü" sıfatı alan "ölü"lerin organlarını alabilmek için verilen anestezi -evet ölüye verilen anestezi- bu şüpheyi pekiştirmektedir * *. akademik cephede hal böyle iken cevat akşiti katillikle suçlamak en kibar ifade ile insafsızlıktır.
    dua ile nihayetlendirelimdir. allah kimseyi transplantasyon gerektirecek bir hastalıkla imtihan etmesin, ettiklerine de acil şifalar ihsan etsindir. amin.
    edit: başlık altında, bu konuda son yazdığım entrydir. polemiğe girecek, ucuz eğlence anlayışına malzeme olacak değilimdir.
  • hakkında eksik ve maksatlı verildiği iddia edilen haberlere karşı hak, hakikat, tarafsızlık aşıkları tarafından diğer bir bakış açısı sunulmuş hocaymış. bu öyle bir hak, hakikat, tarafsızlık aşıklığı ki gerçek olan bir gazete haberi bile asparagas-masa başı olarak ilan edilebiliyor. sonra da "aman efendim ben söz hakkı sunmuştum" kıvranmaları. yine kalındı hakkaniyet sınavından. (bkz: çalkala) (bkz: oh yandan)

    bir de okuduğunu anlamamak boyutu var. sokaktaki kanlı canlı adamdan bahsedilmediği zaten aşikar olduğundan o vurgulanıyor. sokaktaki kanlı canlı adamdan bahsediliyormuş gibi açıklama getirmeye kasan azizzz ve muhterem hocanın kendisi. bir kaç okumada anlaşılır belki.