şükela:  tümü | bugün
  • yeni kuşak yetenekli* çevirmenlerimizden bir örnek de şöyle:
    "tear at the mouth of the milk carton", yani "süt kutusunun ağzındaki yırtık" olmuş sana "süt kutusunun ağzındaki gözyaşı."
    çevirmenimizin melankolik günleri miydi neydi bilinmez, belki hüzünlüydü, belki de yeter! dedi; "süt kutuları da ağlar."
  • şahane bir çevirmenimizden şahane bir inci:
    sen "pheasant" yani "sülün"'ü, "peasant" yani "köylü" san, üstelik bütün bir paragrafı yenden yorumla. "bay sülün, bayan sülün'ün kuyruğunu didikliyordu" cümlesini, "bay köylü, bayan köylünün poposunu çimdikliyordu," yap. olur mu canım, halk düşmanı derler adama. şükür ki cin redaktörler var da, durum öyle kurtarıldı. gerçi anlayan olur muydu bilmem, çok da iyi sabunlamıştım nitekim. (bkz: confessional entry)
  • genelde sicaklikla ilgili cevirilerde zor geldiginden fahrenheit cinsinden olan sicaklik degerini direk centrigrade olarak cevirirler.
  • sikca kar$ila$ilan ve cevirmenlerimizin deyimlere olan hakimiyetini gosteren iki harika ceviri de $oyledir mesela:
    you can say that again (evet, ne demezsin)= bunu tekrar soyleyebilirsin
    do u wanna piece of me (kavga mi istiyosun)= benden bir parca mi istiyorsun
  • bir harika çeviri de benden:

    why dont you bring me water? (hanım, su getirsene) = neden su getirmiyorsun?

    geçenlerde trt'de, üstelik dublaj yapılmış bir filmde "insurance policy" yani "sigorta poliçesi" yerine "sigorta siyaseti" dediklerini duydum, resmen yamuldum. bir de scotland yarda "iskoçya bahçesi" diyenler vardır. (bkz: oha artık)
  • bu akşam üstü seyrettiğim bir woody woodpecker çizgi filminde, kapağında "hitch hikers guide" yazan kitabın, "hiç hikerin rehberi" diye dilimize çevirilmiş olması...
  • oceans eleven filminin kadıköy kadıköy sinemasındaki afişinin üzerine türkçe karşılık olarak onbir denizci yazmıştı bir takım güzel insan...
  • (bkz: #4026616)
  • "hastaydım"'dan "sıkılmıştım"a varan bir çeviri ki, orijinalini bulacağım en yakın zamanda.