şükela:  tümü | bugün soru sor
  • anadolu'da düğün öncesi yapılan seremonilerden biri. gelin adayının tüm eşyalarının, çeyizinin hem kız hem erkek tarafından kadınlara gösterilmesi törenidir. (bkz: çeyiz asmak)
  • düğünden en fazla 1 hafta - 10 gün öncesinde yapılıyor bu fecaat olay. başımdan yeni geçtiği için bazı detaylarla birlikte aktarayım dedim.

    efenim, öncelikle gelin-damat ikilisine ait eve her iki taraftan 1. derece akrabalardan oluşan bir kadın güruhu saldırıda bulunur. eğer ev yeni tutulmuşsa, bu kadın güruhu evi köşe bucak temizler. yeni tutulmamışsa da temizler bunlar. manyaktırlar bu süreç içinde. gelinin temizliğine güvenmezler. adı üstünde "yeni gelin". elinden iş gelmez diye düşünüyorlar heralde. (haa, bu arada ben damadım. bunları yazarak gelin olduğum sanılmasın. damadı da etkileyen kısımları yazıcam elbet.)

    bu eşyaların gelmesi için bir organizasyon yapılır. tesisatçı olan hala oğlundan station wagon renault toros alınır. port bagajı dahi doldurulur ve eve doğru yola çıkılır. arabada kayınvalide ve valide de olursa bu çeyiz nakliyatı işi iyice boktan bir hal alır.

    eşyalar, erkek olunduğu üzere sizin tarafınızdan eve taşınır. daha sonra kaçarak evden uzaklaşılır. gün boyu artık kahvede mi takılırsınız, veliefendi'ye gidip kara bahtınızı değiştirmeye mi kalkarsınız bilemem. ama akşam eve gidince "bahtımı skiim" diyebilirsiniz.

    gelelim bu kadınların ne gibi detaylarla uğraşmış olduklarına. öncelikle, yatak odasındaki onca eşyanız, yer açmak adına bir yerlere kaldırılmıştır. (nereye kaldırılır bilmiyorum. ben 5 günden beri hala ayıcıklı boxerımı arayıp duruyorum. o kadar yani.) boxerın olduğu çekmeceye baktığınızda şahinler, gürbüzler vs. gibi bir markası olan slip donlar beyaz beyaz gözünüzü alır. bu çekmeceyi hiç görmemişcesine ve sanki bir ayıbı acilen örtbas edermişcesine hışımla kapatırsınız. sidik sarılı don, kıçınızda bir gün daha kalsın deyip dolaba yönelirsiniz. buradaki tişörtlerin olduğu çekmeceyi açmaya kalktığınızda çekmece açılmaz. az daha zor kullanarak çekmeceyi açtığınzda görürsünüz ki, havlu kenarlarının işleri çekmecenin açılmasına engel olmuş. bu çekmeceyi isteseniz de hızlı kapatamazsınız; takılır.

    terli ve sidikli bir şekilde şok olmuşsunuzdur. güya damat olucaksınız ama leş gibi ortada kalmışsınızdır.

    mutfağa gidip bir bira alıp kendinize gelmek isteyebilirsiniz. biraz sakinleşmek gerekebilir. buzdolabından birayı alıp kapağı kapatırken eliniz birşeye takılır ve dolap sizi kendisine çeker. bu ne lan diye baktığınızda, dolap kapağının kulbunda asılı olan tutacak bileğinize sarılmıştır. esas sebep ise güzel dursun diye, tencere tutmaya yarayan o iki parçanın asimetrik olarak asılmış olduğunu anlarsınız.

    açacak 2. çekmecedeydi. ama nerde bu? kafanızı çekmeceden kaldırıp mutfağa genel bir bakış attığınızda mutfak dolaplarının boş bir kısmına asılmış olan açacak, kibrit vesairenin konulacağı el işi bir aletin içinde. neyseki bunu çabuk bulduk.

    salonda ise zaten herşeyin bittiğini anlamışsınızdır. o "caanım" "l_" koltukta kafanın olacağı yerlerdeki dantellere kafanızı yasladığınızda, televizyonun üzerinde olan diğer kardeş dantel sanki size dil çıkarıyormuş gibi ekrana sarkmıştır. salonun köşelerinde bissürü yeşilli, allı, morlu çiçekler-saksılar. sehpanın üzerinde diagonal olarak yerleştirilmiş aynı takıma ait dantel. sanki evi başka eşyalar kullanacakmış gibi etrafınız sarılmış hissedersiniz.

    bu stres dolu ilk akşamda, acilen özel önlem paketi üzerine hatunla konuşursunuz. bu eşyaların kalkmasını ve ivedi bir şekilde evin eski hale getirilmesini istersiniz. ama maalesef 1 hafta daha evin böyle kalması gerektiğini öğrenirsiniz. bu konudaki tutumunuzu yeteri kadar psikolojisi bozulmuş bir tavır ile ifade edebilirseniz, son haftanızı bekar evinizde veya arkadaşlarınızda geçirmeyi sağlayabilirsiniz.

    çeyiz serme seremonisinden kendinize bu veya başka bir kazanım çıkaramazsanız evlilik öncesi gayet stresli olursunuz. ama ne olursa olsun yine de camdan kafayı uzatıp "yok mu beni siken?" diye bağırmayın. hayat boyu sikileceksiniz zaten.

    bir atasözümüzle sizlere veda ederek kına gecesine hazırlıklara başlıyorum ben.

    bahtsız damadı evde çeyiz bohçası siker
  • yorucu bir iştir kimilerine göre boştur ama geleneklerin yaşatılması açısından gereklidir kanımca
  • evlilik öncesi kız ve damat tarafının kadınlarının yeni eve gelip bütün çeyizi görmesi olayıdır.

    genelde gelin kızımıza yardım amaçlı olarak düşünülüp bütün koliler tanımadığın onca insan tarafından açılır ve hiç bulamayacağın yerlere yerleştirilir. günün sonunda da ev oturulup izlenir.

    aradığım bir şeyi bulmam üç ayımı almıştı. ayrıca yeni ev olduğu için kimsenin dokunmasını istemediğin gözünden sakındığın her eşyan kullanılmaya başlar. düğün öncesi kesinlikle tavsiye etmiyorum. sinir bozukluğu içinde erkenden evden ayrılırken, damat tarafı hala evde dedikodu yapıp çay içiyordu..

    (bkz: dedikodu malzemesi olmak)
  • evliliğin en gereksiz aşamalarından biridir. bir nevi teşhircilik. "bakın, bende bundan da var" demenin başka bir yoludur.
  • hediyesiz gidilmemesi gereken, düğün öncesi geleneksel seremonilerdendir.
  • selamlar, bir zipirinsan ile evleniyorum entry'sine daha hepiniz hoş geldiniz. bugünkü konumuz, en sikindirik türk düğün adetlerinden biri olan çeyiz sermek. yarın bir gün, zipir abla biz evleniyoruz, nedir bu çeyiz sermek dersiniz diye anlatıyorum. yoksa tasvip ettiğim bir şey değil.

    çeyiz sermek, evlenecek çiftin birlikte yaşayacakları eve, gelinin binbir emeklerle hazırlanmış çeyizi ve kişisel eşyalarının götürülmesi, bunların bir kadın ordusu tarafından eve yerleştirilmesi ve daha sonra son derece eleştirel gözlerle kritik edilmesidir. bir tür seremonisi de vardır bunun. anlatayım da dinleyin:

    çeyiz, takriben düğünden bir hafta önce serilir. bu olaydan önce, evlenecek çiftin birlikte yaşayacakları aşk yuvaları köşe bucak temizlenir. sonrasında mobilyalar ve beyaz eşyalar eve yerleştirilir ve tekrar bir temizlik yapılır. e malum eşyalar yerleştirildi, içeri ayakkabılarla girildi vs. çeyiz serileceği gün, damadın ailesi, bir adet eşyaların taşınacağı kamyonetle, sabahın bir köründe kapınıza dayanır. gelin alma gibi bir şeydir bu da bak. konvoy gibi gelirler. çeyizin taşınacağı kamyonetin aynasına kırmızı kurdele ile havlu bağlanır mesela. camiden hoca getirilir, çeyiz çıkmadan önce bir dua olur. herkes okur amin der. sonra bir de, gelinin en küçük bekar kardeşi sandığın üstüne oturmuştur. ona para vermek gerekir. bu paranın miktarı, kardeşin yüzsüzlüğü ile sizin bütçeniz arasında orantılıdır. ben ablamın çeyizi giderken 20 mark almıştım. ozamanlar mark vardı lan. teeeyy teeyy yaşlanıyoruz...

    neyse, erkek tarafı ve kız tarafının erkekleri, işin hamallığını üstlenerek eşyaları taşır. sonrasında, ne olduğunu anlayamadan kendinizi yeni gelin evinde bulursunuz. koliler etraftadır. yengeler teyzeler görümceler eltiler dört bir yana dağılmıştır. herkes bir koliyi açıp tuttuğunu tuttuğu yere yerleştirme eğilimindedir. bu arada, çeyiz taşınırken etrafta olan erkeklerin hepsi toz olmuş, damat yapayalnız kalmıştır. ama o lazımlıdır. çünkü perde takmak, avize takmak, askı, çerçeve vs gibi şeyleri asmak için çivi çakmak gibi çeşitli görevleri vardır. ayrıca, evdeki eşyalar yerleşene kadar kadınların ayakçılığını yapmak, susayana su, acıkana yemek götürmek damadın görevidir. unutulan bir şey varsa gidip alıp gelmek de yine onun sorumluluğundadır.

    bu süre zarfında, donunuz sütyeniniz, çok da samimi olmadığınız, belki de hayatınızda ilk kez o gün gördüğünüz kişilerce çekmecelere yerleştirilir. bardaklarınız tabaklarınız ve türlü çeşit mutfak eşyalarınız, asla bulamayacağınız yerlere kaldırılır. bir sürü çocuğu olan bir yenge, sizin gelin yatağınızı yapar. gelin yatağını yapacak kişinin çocuklu olması adetmiş. el vermek gibi oluyomuş işte. naalakaysa.

    tüm bu işler bittikten sonra, damat bey evi yerleştirenlere bi dürüm ayran filan söyler. çay yapılmaz çünküm bulaşık çıkartılmaması gerekir. bir de o bulaşıkları kim yıkayacaktır. neyse, herkes tıkınır. sonra kapıyı kitleyip gidersiniz. olayı da bundan ibarettir. sonrasında, çeyiz görmek için ayrıca gelinin damadın hısım akrabası evi ziyarete gelebilir. bu uzaktan hısım akraba da sizin dolaplarınızı çekmecelerinizi açar, donlarınızı filan görür.

    senelerdir düğünlere giderim, her halde en sinir olduğum düğün adeti de budur. evleneceğim zaman, çeyiz serdirmem. ulan madem bu evde ben yaşıycam, madem benim evim, niye elin teyzesi gelsin benim donumu yerleştirsin lan? manyak mısınız? nedir bu don fetişi? kendi donumu kendim yerleştiririm. isterse bir ay sürsün amk evi yerleştirmek! kendi annemi bile bu işe karıştırmak istemiyorum. ki böyle davranırsam düğün üstü annemle sağlamına kavga ederim. ama basit bi kapris değil bence bu. evde biz yaşıyorsak biz yerleştiririz. bitti. halımı kendim sermek, yatağımı kendim yapmak istiyorum. düzgün olmazsa olmasın, ziyanı yok.

    benim gibi düşünenler çoğalalı beri, bu adet azalarak bitiyor zaten. bitsin yok olsun. olmaz olsun lan!
  • kendisinden gün itibariyle nefret ettiğim eylem. 10yıllık yakın arkadaşımın evlenmesi münasebetiyle tanışık olduğum ama hayat boyu başıma gelmesini istemediğim eylem. kız tarafıyız ya tabiki de taşın altına elimizi koyucaz. ama insaf arkadaş kız anası almış oğlan anası almış kolileri bi açtık 8888 tane el havlusu. hepsi de (bkz: kemeraltı) işi. küçümsemiyorum asla. ama gelin o havluları ömrü boyu kullanmayacak böyle de bir gerçek var.bütün çekmeceler havlu ve tülbentle dolu ki 5555 adet tülbent,el örgüsü patikler vs. en son kendimi kaybetmiş şekilde takı dolabı monte ediyordum,düşünün vahameti. bir de gelenekmiş her kapıya havlu asılacakmış,gelen geçen görecekmiş evi. aga pardon da o evi dedikoducu karılar görsün diye mi düzenliyo bu çift? bildiğin çarşamba pazarına döndü ev,gelin düğünden önce sıfırdan düzecek ki yaşanacak hale gelsin.

    velhasıl cancağızlarım gösteriş için yapıldığında işkenceli bir adettir. ha evlilikten zaten korkuyordum bu sayede hiç düşünmüyorum! soğutanlar utansın
  • nişan ile evlilik arasındaki süreçte her şey gibi, karşılıklı anlayış ve kayınların ilginç tutumlarını-boş konuşmalarını görmezden gelme yöntemiyle üstesinden gelinebilecek tören.

    yalnız hayatınızdan 1 gün gidiyor ki ben askerde bile herhangi bir günümün bu kadar manasız, sıkıntılı, gergin ve yorucu geçtiğini hatırlamıyorum.

    sonuçta eve yabancılaşma durumu da oluyor mecburen her bir sikimin üstüne serilen danteller, oyalar, işlemeler bok püsür yüzünden tabii. ama bu da evlenene kadar bir-iki hafta idare edilmesi gereken bir dönem, bir nevi sabır testi.

    ister kız tarafı olun, ister erkek tarafı; sizi bugünde yalnız bırakmayacak ve gerginlik durumlarında ailenizle aranıza girebilecek kadar yakın en az bir arkadaşınız mutlaka gün boyu yanınızda olsun. hem fiziksel hem psikolojik baskınızı büyük ölçüde hafifletecektir.