*

şükela:  tümü | bugün
  • 1990 yılında göçmüş, ilginç bir şeyhmiş.
    kadirî'ymiş.
    hem şerif hem seyyidmiş.
    kerametleri niceymiş...

    bazı kerametleri şöyleymiş
    şurdan alıntıdır
    -------------------------------------------------------------------------

    kalbe îman, kafaya duman

    ceylan baba çok sigara içerdi, bir sigara bitince “kalbe îman, kafaya duman” deyip yenisini tüttürürdü.

    ne ağzı ne nefesinde sigara kokusu vardı. ciğerlerinin röntgeni çekilmiş, sigara izi bulunmamıştır.

    kapıdan geçmeyen küvet

    ceylan baba’nın evinde banyo yenileniyor. bir küvet alınmış, banyoya konacak. ama küvet banyo kapısından sığmaz. küveti yan tutup geçirmek isterler, olmaz, dik tutup kapıdan geçirmek isterler, geçmez. tek çâre banyo kapısının pervazlarının sökülmesidir, pervazlar sökülüp duvar genişletilecek küvet banyoya konacak, sonra tekrar takılacaktır. ancak hava kararmış, saat ilerlemiş olduğu için bu işi ertesi güne bırakırlar.

    inşaat ekibi ertesi gün gelir. pervazı sökmeye başlamadan önce, nazmi geylânî “bir defa daha deneyin, belki bu sefer küvet kapıdan geçer” der. gerçekten de dün kapıdan sığmayan küvet, bugün kolaylıkla geçiverir.

    vakıflardaki giriş sınavı

    evladlarından biri bir gün ceylan baba’ya, bir emri olup olmadığını sorar. ceylan baba eski yazılı bir eser adı verip, onun 132. varağını okumasını ister. adamcağız bundan birşey anlamaz, ama saygısından ötürü emri yerine getirir. aradan zaman geçince “bir sonraki varağa geçeyim mi?” diye sorar, “hayır, o varağı iyice anla, bilmediğin kelimeler varsa öğren” cevâbını alır. o da o varağı iyice anlayıncaya kadar çalışır. sonra başka varağa geçmek istese de izin çıkmaz, hep o varak, hep o varak çalışılacak. o kişi dünyâda o varağı en iyi bilen ve yorumlayan insan olur. bu varaktan sıkılmıştır ama ne yapsın, emrin dışına çıkılmaz.

    gel zaman git zaman, o kişi emekli olur. vakıflarda bir kadro boşalmıştır, sınav ile eleman alınacaktır, o kadroya talip olur. sınav başlarken gözetmen bir kitabın sayfalarını karıştırır, rastgele bir sayfa seçer. sınav o sayfayı okuyup açıklamaktan ibârettir.

    gözetmenin “rastgele” seçtiği sayfa, tam 132. varak değil mi? diğer bütün adaylar en fazla bir sayfalık cevap sunarlar, nazmi baba’nın evlâdının cevâbı sayfalar, sayfalar tutar. ve tabî kadroya o alınır.

    nasûh tövbesi

    bir bekçinin oğlu astsubaylık sınavını kazanmış, duâ almak için ceylan baba’ya gelmiş. ceylan baba da: “ben sana bir şey öğreteyim, onu oku, başka bir şey okuma, hep onu oku” demiş ve gence “ey îmân edenler, allah’a nasûh tövbesi ile tövbe edin” meâlindeki “yâ eyyühellezîne âmenû tûbû ilallahi tevbeten nasûhâ” âyetini öğretmiş (tahrîm sûresi, 8. âyet). o genç hep bu âyeti okumaya başlamış.

    iki üç gün sonra bir kazâ sonucunda o genç tüfekle vurulmuş ve âhirete göçmüş. ceylan baba: “onun vâdesi o kadardı. biz onun tövbe etmesine vesîle olabildiysek ne mutlu bize!” demiştir.

    yamuk oğlunu düzelt

    bir gün mesud efendi, yanında bir tanıdığı ile ceylan baba’yı ziyârete gelir. ceylan baba, mesud efendi’yi kabûl eder, onunla gelen kişiye girmesi için destur vermez. mesud efendi’ye “ona söyle, öyle el-âlemin işini düzeltmeye kalkışacağına önce kendi yamuk oğlunu düzeltsin” der.

    meğer bu kişi, kendini havas ilmine kaptırmış bir kişi imiş. cinlerle uğraşırmış. bir de vücûdu çarpık oğlu varmış. evine döndüğü zaman bir de bakar ki oğlu iyileşmiş, düzgün durur olmuş. bunun ne zaman meydana geldiğini hesapladıklarında, ceylan baba’nın “önce kendi yamuk oğlunu düzeltsin” dediği anı bulmuşlar.

    icâzetname

    ceylan baba, kefeninin içine icâzetnâmesinin konulmasını vasiyet etmişti. fânî âlemden göçtüğünde, kabrine konarken, kefeninin içine oğlu icâzetnâmesini yerleştirmek isterken ceylan baba’nın kolu kefenden dışarı çıkar, icâzetnâmeyi tutar çeker ve tekrar kefenin içine girer.

    şeyhin iyisi

    ceylan baba, “şeyhin iyisi kendi cenâze namazını kılar, kabirdeyken hayy esmâsı verir” derdi.

    ceylan baba’nın cenâze namazı kılınırken nâmık paksoy câmiin içinde namaz kılanlar arasında arkada ceylan baba’yı görmüşdür. kendisi kabrinden “hayy” diye esmâ vermişdir.

    böyle ayakta karşılananı görmedim

    hüseyin nazmi geylânî hazretleri, bağdad’da abdülkadir geylânî hazretleri’nin türbesini ziyârete gider. türbeden içeri girdikten sonra yere eğilir-çömelir-secde eder-yeri öpermiş gibi hareketler yapar. yanındakiler buna hiç bir anlam veremezler.

    onların şaşkınlığını anlayan türbedâr yusuf efendi der ki: “o türbeye geldiği zaman, abdülkadir geylânî hazretleri onu karşılamak için ayağa kalktı, o da gavs-ı âzam’ın ayaklarını öptü. gavs-ı âzam’ın kimseyi böyle ayakta karşıladığını görmedim”.

    bu ziyâretin sonunda türkiye’ye dönerlerken, bir şâhin sınıra kadar arabalarına eşlik etmiş, sınırda geri dönmüştür.

    atatürk'le sohbeti muhabbeti de varmış.
    denildiğine göre atatürk'ün direktifiyle işe alınmış.

    aynı yerden alıntıdır....

    mustafa kemâl atatürk

    mustafa kemâl, istanbul’a bir gelişlerinde nazmi geylânî ile görüşmek ister, “hâfız nerede, getirin sohbet edelim” der. sohbet sırasında “dergâhlar kapandı, tahsîsâtınız kesildi. şimdi nasıl geçineceksiniz?” diye sorar. etrâfındakilere de “bunlar derviş adamlardır, kimseden bir şey istemezler” der. nazmi baba da “paşam, bizi merâk etmeyin, biz taşı sıkar suyunu içeriz” der.

    rumlar ile mübâdele olmuş, şişli, nişantaşı semtlerinde evler boşalmıştır. atatürk, oradaki evlerden herhangi birine yerleşebileceğini söyleyince, nazmi baba “paşam, biz yerimizden memnûnuz, evimizi değiştirmek istemeyiz” diye cevap verir.

    bunun üzerine atatürk, nazmi baba’nın bir işe alınması direktifini verir ve onu reji idâresinde kadroya alırlar. nazmi baba oradan emekli olmuştur.

    kurtuluş savaşı anıları şurdaymış

    babası kurtuluş savaşında işgal kuvetleriyle mücadele için anadolu'ya silah kaçırılmasına destek olmuş.
    kendisi de anlattığına göre bir nefer gibi çalışmış.

    - bir defasında ramazan münâsebetiyle ramazan davulu çalıyormuş gibi bir mânâ vererek davulun içinde el bombalarını kaçırdım.
  • hazretin bugün (24 kasım) sırlanışının sene-i devriyesidir. rahmetle.