şükela:  tümü | bugün
  • aklımıza şüphesiz o türküyü düşürmüştür. dağlara bile gerek yok, devletimiz niyet ettiktten sonra düzde öldürülmüştür. ha urfa'nın dağları ha lice'nin köyleri.

    urfa’nın etrafı dumanlı dağlar
    ciğerim yanıyor aney gözlerim ağlar
    benim zalim derdim cihanı yakar

    gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar
    anandan babandan yardan ayrı koyarlar

    urfa dağlarında gezer bir ceylan
    yavrusunu kayıbetmiş ağlıyor yaman
    yarimin derdine bulmadım derman

    gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar
    anandan babandan yardan ayrı koyarlar

    ceylan senin gibi yüreğim yara
    cihanda derdime aney bulmadım çare
    bir yavru kaybettim gözleri kara

    gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar
    anandan babandan yardan ayrı koyarlar
  • başta "apoletli medya" olmak üzere nasır tutmuş vicdanların her zamanki korkunç ve derin sessizlikleriyle faili meçhul karanlığına gömmeye çalıştıkları melek.

    ahmet altan'ın bugünkü taraf gazetesinde yayınlanan "küçük kız" başlıklı vicdanlara seslenen çok önemli yazısı, bu meleğin korkunç ölümünün ardından özellikle siyaset ve medya çevrelerinde gözlenen derin sessizliğin aslında türkiye'de yaşayan bütün insanlar için çok önemli ve hayati bir gerçeği haykırdığını anlatıyor:

    <<< alıntı ---

    ceylan vurulalı 48 saat oldu, kimseden ses çıkmadı.

    bu ülke çoktan bölünmüş.

    siyasetçileri, gazetecileri, televizyoncuları çoktan bölmüşler ülkeyi.

    ceylan, zengin bir şehrin, zengin bir semtinde yaşayan zengin bir türk ailesinin kızı olsaydı ve “havan topu ya da roketle vurulsaydı” bu ülke bu kadar sessiz mi kalırdı?

    vicdan dediğiniz o tuhaf şey böyle durumlarda ortaya çıkıyor işte.

    vicdanın varsa, öldürülenin kim olduğuna, ne olduğuna bakmıyorsun.

    o vicdan, o ölüm karşısında sızlıyor ve sen ayağa kalkıyorsun.

    siz, siyasi kararlar ülkeyi bölecek diye korkmayın, ülke “vicdanından” bölünüyor önce.

    “vatanım, vatanım” diye bağıran o baykallar, o bahçeliler, küçük bir kızın ölümü karşısında “benim insanım,” diye bağırmadığında bu ülke bölünür.

    başbakan, ıssız bir köydeki küçük kızın hesabını sormadığında bu ülke bölünür.

    medya, bu kızın ölümünün peşine düşmediğinde bu ülke bölünür.

    bu ülkeyi böyle bölüyorlar.

    benim umurumda bile değil ülke bölünür mü bölünmez mi...

    bu ülkenin vicdanı var mı yok mu, benim umurumda olan bu.

    ceylan’ı öldürüp böyle sustuktan sonra ülke “bütün” kalsa ne olur, bölünse ne olur?

    küçük bir kızın bu kadar rahatlıkla öldürüldüğü bir ülkenin “bütünlüğünden” ne yarar çıkar?

    issız bir köyde yaprak toplayan küçük bir kızı vurup öldürdüler.

    herkes sustu.

    ceylan’ın ölümü, eğer içinizde bir yere değmiyor ve sizin canınızı acıtmıyorsa, sizin vicdanınız ceylan’dan çok önce ölmüş demektir.

    “birlik, bütünlük ve vicdansızlık” içinde yaşarız.

    belki de “bütünlük” dedikleri bu ortak vicdansızlıktır.

    --- alıntı >>>

    (kaynak: ahmet altan, "'küçük kız", taraf gazetesi, 30 eylül 2009, http://taraf.com.tr/makale/7694.htm)
  • türkiyemin hiperkapitalist bir ülke olduğunun en açık kanıtı olan olayın mağdurudur. eğer suçu işleyen veya suça maruz kalan "hiperzengin" değil ise olayın "büyütülmesine" gerek yok ((bkz: tatsızlık çıkmasın)). hem devlet suç işlemez! hep beraber tekrarlıyoruz "dev-let suç iş-le-mez." kaza olmuş işte. "ka-za ol-muş" ayrıca cimbombom falan filan...

    (şimdi şeyler de çıkacak eminim: "ne işi vardı onun orada"cılar. tabii kadın tecavüze aranır, çocuk havan topuna aranır... şimdiden veriyorum bakınızımı iğrençsiniz ibneler. yazsanıza olm, geçsenize dalganızı. on bin parçaya ayrılmış çocuk diye, insanlıktan pay almadığınızı kanıtlasanıza herkese. a ama tabii, cinsel bir mesele yok burada yazamazsınız. koçlarım benim, karaderililerim yazarseverlerim benim be... gurur duyuyorum hepinizle.)

    aa hayat ne güzel kuşlar filan.
  • (bkz: xezal)
  • hele ki kürt açılımının epeyce tartışıldığı bugünlerde, böyle bir olayın olması ve ardından gösterilen zaafiyet ve vicdansızlık örneği daha yıllar yılı kürt sorunun devam edeceğini göstermiştir bizlere.
    beğenin ya da beğenmeyin taraf gazetesi olayı dün duyurmasaydı daha hiç birimizin haberi olmayacaktı bu olaydan, yer aslında o kadar önemli değil mühim olan devletin kurumlarının olaya gereken duyarlılığı göstermemesi, belki bu olay ege'de ya da marmara'da olsa belki diğer gazetelerde de duyardık ama haberin ömrü sadece 1-2 gün ile sınırlanmış olacaktı. yine üstü örtülmeye çalışılacaktı.
    burada örneğini gördüğümüz ve daha binlercesi* yaşanmış güneydoğu anadoluda bu gibi olayların hep üstünün örtülmesi, asıl sorun bu, hatırlayalım daha çok olmadı bir subay ceza olarak pimi çekilmiş el bombasıyla 4 kişinin ölümüne sebep olmuştu, ne oldu yine unutuldu gitti.
    insana verilen değerin sıfır olduğu bir coğrafyada daha nice ceylanlar, mehmetler gidecek.
    bu entryi zamanın ötesine göndermeden önce ölen kızın annesinin ya da babasının yerine koyun kendinizi, ardından hissettiklerini ve içlerinde büyüyen kini gözünüzün önünde canlandırın, bu olayların o coğrafyada sürekli yaşandığını düşünün.
  • " (...) bugün de devletin öldürdüğü ispatlanmış değil. devlet, devlet politikası olarak adam öldürür, diğeri cinayettir"

    tüm zamanların en sıkı başkanı süleyman demirel'den fütüristik bir tespit, bir kaç hafta öncesine ait.
    demek devletin demir eli, ne ceylan dinliyormuş ne sabi sübyan.
  • ölümü, seçici geçirgen vicdanları sızlatmayacaktır.
  • ekşi sözlük hep söylenir, türkiye nin prototipidir, gerçeğidir, magazinidir. vss..

    diyarbakır da havan mermisinin isabet etmesiyle bu küçük kızın yaşamına acı bir şekilde son vermesi de bunu tastamam burda görmeme sebep olmuştur.

    cem garipoğlu hakkında sözlükte yer alan entry sayısı an itibariyle:938
    münevver karabulut hakkında sözlükte yer alan entry sayısı an itibariyle:107

    ceylan önkol hakkında sözlükte yer alan entry sayısı an itibariyle:17 ???

    aylarca bir cinayet hakkında söylenmedik laf, yapılmadık yorum, edilmedik ah, beddua, küfür kalmadı sanırım. hemen hemen herkesin istisnasız söyleyebileceği iki cümle oldu. iki üç beddua.. sözlükte de hakezâ aynı seremoni tekrarlandı.

    bu fukara kızcağız bana göre daha da acımasız bir cinayete kurban gitti ne ididüğü belirsiz, kim/ler tarafından yapıldığı belirsiz bir kıyımın kurbanı oldu. burda ateş, gerçekten tam anlamıyla düştüğü yeri yaktı. münevver in bir kesik başı kaldı geriye, bu kızcağızın etleri ağaçlardan kazınarak puzzle gibi biraraya getirilip battaniye içersinde toplama küçük bir ceset oluşturuldu. ellerim titredi ben bunları burda yazarken.. kimsenin ruhu vicdanı titremedi..
    ne devlet tenezzülen bir af diledi, ne de en ufak bir vicdani haysiyet, bir tâziye, bir af dilendi.
    affı mı olurmuş bu işin, olmazın bile olmazı oldu.

    medyası, askeri, ekşisözlük yazarı, köşe yazarı, bakkalı, mühendisı, öğretmeni, bilir kişisi, bilmez kişisi, kim varsa hepiniz haysiyetleriniz, sızlamayan vicdanlarınız içinde boğulun kör kuyularda, kör olup piyango bileti satın!

    tanım: ceylan önkol, bir özge candır, kara gözlü ceylandır..
  • kimbilir, hangi rüyaya dalmıştı ölmeden.
    kır çiçeklerinin içine uzanmış
    üzerinden kuşlar uçmuş, ölmüştü kız.
    kimse bilmez sahibini, maraldır o.