şükela:  tümü | bugün
  • ressam ve şair paul cezanne ile yazar emile zola'nın arkadaşlıklarına ve eserlerine (resim, şiir, roman) odaklanan bir film. çekimleri fransa'da devam ediyormuş. başrolde iki guillaume, guillaume canet ile guillaume gallienne yer alıyor. canet, zola'yı, adaşı cezanne'yi oynuyorlar. filmi daniele thompson çekiyor, müziklerini efsane müzisyen vangelis hazırlıyormuş. gel de merak etme şu filmi. umarım kaliteli bir film olur da renoir gibi sıkmaz ve cezanne ile zola'ya doyarız.

    bkz canet'nin zola rolündeki ilk fotosu
  • geçen hafta salı günü, alsancak fransız kültür merkezi'nde, grt reisin de haydin komutu ile izlemeye gittiğimiz, oldukça hoşuma giden film.

    acuk eleştri ve fikirlerim

    --- spoiler ---

    ne olur ne olmaz diye ibaremi veriyorum. öncelikle belirtmek isterim ki, bu çılgın ikilinin çocukluk dönemi çok çabuk geçiştirilmiş. okul önünde "hıaaaa bu paris'ten gelmiş, biz buna dalak o zaman" diyen endüstri meslek tripli gençlerin arasında kalan bir ikili ve dağ bayır gezen bir üçlü. çocukluk dinamik ve diyalogları bu kadar.

    ben biraz daha derinlik isteyebilirdim, çünkü filmde olmasa da olur diyebileceğiniz sahneler var. basit bir örnek cezanne'in filmin sonunda zola'nın kasabaya geldiğinde bir koşuşu var. gerçekten cezanne italya'dan bavyera'ya falan gitti zannettim.

    hanımefendi oyuncuların yüzünü yaşlandırıp, vücutlarını unutmaları(!) ayrı bir olumsuz detay olarak göze çarptı.

    ancak casting bence muazzam idi. bunu belirtmeden geçmeyeceğim. daha iyisi olur muydu? bilemiyorum.

    bir parantez freya mavor'a açacağım. filmin son periyodunda gelip, neredeyse sıfır replikle gönlümüzü kazandın. krallık kadınları bir başka azizim. asalet akıyor meaşallah. seramoni kılıcımı, bannockburn hatıratlarımı ve çiçek/çikolata'ımı aldım, glasgow'a bilet alıyorum. arbroath'tan çıktı yiğitler ...

    öhöm, sakinim. abartmayalım, değil mi?

    filmde çok şukela bir easteregg* var. ağır maupassant hayranı olarak, filmde kendisinin olgunluk dönemini 18479210 milisaniye görmek dahi bana delicesine bir mutluluk verdi. ki kendisinin zola ile alakalı bir eleştirel eseri olduğunu biliyoruz. yvette ulan. hala sakinim.
    --- spoiler ---

    modern resmin babası ile germinal'in, nana'nın ve daha nicelerinin mimarını izlemek üzerine harkülade pastoral sahnelerde kendinizi kaybetmek mi istiyorsunuz?

    izleyin, pişman olmazsınız. manzara muhteşem(!)

    not: fransız kültür merkezi'nde film gösterimleri her salı saat 19.00'da. haberiniz olsun.
  • danièle thompson'un yazıp yönettiği 2016 yılı yapımı fransız filmi. film ünlü edebiyat adamı emile zola ile ressam paul cézanne'ın küçük yaşlardan itibaren arkadaş olmalarının hikayesi. inişli çıkışlı ilişkilerine rağmen, ömür boyu dost kalan bu zıt karakterli iki arkadaşın yaşamını anlatan filmimiz edebiyat ve resim severleri fazlasıyla memnun edecektir. , oyuncu seçimi ve başarılı görüntü yönetimi ile izlenmeyi fazlasıyla hak eden filmin baş rollerini, guillaume canet, guillaume gallienne ve alice pol paylaşmış.
  • sevenlerin the life of emile zola filmini de seveceği yapım.
  • film, paul cezanne ve emile zola'nın aix-en-provence'de geçen çocukluk yıllarından, paris'teki kariyerine, cezanne'ın emile zola ile yoldaşlığından zola'yla yollarının ayrılmasına dek önemli ayrıntılara ve dönemine ışık tutuyor.

    huysuz, uyumsuz ve münzevi cezanne ile zola'nın yolları yıllar sonra bir kitrap yüzünden ayrılıyor. dilimize 1945'te "eser" daha sonra da "başyapıt" olarak çevrilen l'oeuvre adlı bu kitapta zola, üzerine çalıştığı resmi hiçbir zaman bitiremeyip sonunda canına kıyan bir sanatçının hikayesinin anlatmaktadır. kitaptaki karakter, lantier ile cezanne arasındaki çarpıcı benzerlik, ressam için bir tür ihanet anlamı taşır. kendine güvensiz, kadınlarla ilişkileri problemli ve başarısız ressam lantier olarak tasvir edilmek cezanne'ı hayal kırıklığına uğratsa da zola, "herkesin zevki kendine," diyerek meseleyi kestirip atınca 40 yıllık dostluk da biter...

    iki sanatçının kadim dostlluğunun irdelendiği filmde yoksulluktan, sıfır noktasından oldukça görkemli bir yükselişe geçen zola'nın kariyeriyle, zengin bir ailenin ressam olmaya kafayı takmış, ödün vermeyen tutkulu arayışıyla bir düşkün gibi yaşayan cezanne'a dair incelikli çözümlemeler yapılmış.

    görüntü yönetmenliği ve müzikleriyle de başarılı bir film koymuş ortaya danièle thompson.
  • cezanne et moi, her ne kadar cezanne ve zola'nın yıllarca süren dostluklarına odaklansa da, 19. yüzyılın ikinci yarısında salon sergilerine kabul edilmedikleri için fotoğrafçı nadar'ın atölyesinde salon des refuses (refüze sergisi) açan empresyonistleri, başta ve édouard manet ve camille pissarro gibi önemli sanatçıların karakterlerini yüzeysel de olsa görmemize olanak tanıyor.

    filmin bir sahnesinde pejmurde kıyafetiyle sergiye iş getiren cezanne'a ve elinde tuttuğu kirli tuvale bakıp "bu resmi, bu şekilde kabul edemeyiz!..." diyen manet'i görmek ilginçti. cezanne, van gogh ve gauguin gibi o dönem için bile aykırı olan isimleri empresyonistlerle tanıştıran ve onlara destek olan camille pisarro'yu burada anmakta fayda var.

    yine bir başka sahnede, théodore géricault'un "medusa'nın salı" adlı meşhur resmini öven arkadaşlarının birinin karısına demedik laf bırakmıyor ve romantiklerin resimlerine, jean auguste dominique ingres'in neo-klasik resimlerinin yavanlığını dile getirerek, yepyeni bir resmetme anlayışını işaret ediyor.

    cezanne'ı modern resmin babası kılan işte bu ayrıksı kişiliği ve yeniye karşı duyduğu sıradışı, dehasal bakış açısıdır. tüm klasik kalıpları kırmış ve resme yepyeni ufuklar açarak modern resmin başlatıcısı ünvanını almıştır.