şükela:  tümü | bugün
  • maalesef, "meydan okuma" "challenge" kavramını tam olarak karşılamaya yetmemektedir. zira, türkçemizdeki meydan okuma, mutlaka meydan okuyan ve okunan birer öznenin varlığını ön koşul olarak gerektirir ve bu iki öznenin birbirine üstünlük kurmak için girişecekleri bir denemeyi gösterir. buna karşılık challenge, pek çok farklı alanda, bir ilerleme karşısında zorluk oluşturan ve geçilmesi gereken bir engel anlamında da kullanılabilmektedir. çeşitli örnekler:

    - "jets face another challenge after hard win": "jetler zorlu bir galibiyetten sonra yeni bir meydan okumayla karşı karşıya". şimdi burada sözü edilen yeni bir maç ise, "meydan okuma" şeklindeki çeviri doğrudur. fakat, örneğin jets kulübünün mali problemlerinden söz ediliyorsa garip kaçmıyor mu?

    - "new guard leader: helping troops will be a challenge": "new guard şefi: askeri güçlere yardım etmek bir meydan okuma olacak" burada meydan okuma fazlasıyla sırıtıyor. zira, sanki söz konusu askeri güçler kendilerine yardım etmek isteyenlere saldıracakmış gibi bir izlenim doğuyor. halbuki kastedilen şey, savaştan dönen askerleri yeniden topluma kazandırmanın zor ve aşılması gereken bir engel olduğu.

    - "digital photography challenge: view and vote on, or compete in, bi-weekly digital photography challenges.": "iki haftada bir yapılan dijital fotoğraf meydan okumalarını görün, bunlara oy verin ya da yarışmacı olarak katılın". fazlasıyla kötü bir anlam bozulması...

    bu gibi örnekler tabii ki artırılabilir. önemli olan, "meydan okuma" yerine, daha etkili bir sözcüğün kullanılması gerektiği. benim bu konudaki önerim, "geçemeç" olacaktır. zira hem kök, hem de ses itibariyle, aşılmak zorunluluğu bulunan, buna karşılık aşılması da kolay olmayan bir engeli çağrıştırmaktadır. yukarıdaki örnekleri bir de geçemeç sözcüğü ile sınayalım:

    - "jetler zorlu bir galibiyetten sonra yeni bir geçemeçle karşı karşıya"... oldu mu? oldu.
    - "new guard şefi: askeri güçlere yardım etmek bir geçemeç olacak"... oldu mu? oldu.
    - "iki haftada bir yapılan dijital fotoğraf geçemeçlerini görün, bunlara oy verin ya da yarışmacı olarak katılın"... oldu mu? oldu.

    hadi bakalım...
    (bkz: götünden sallayarak türkçe kelime uydurmak)
  • aslında bu kelimeye en yakın türkçe çeviri mücadele'dir.
  • bu kavramin almancasi herausforderung'tur. bu kelime her karsima ciktiginda, simdi bunu türkce'ye nasil cevriecegim diye dertlenmekte ve her seferinde metne göre farkli bir kelime kullanmaktayim. zorluk bir karsilik olabilir, ancak yeterli gelmez. özneyi daha ileri gitmeye, gelismeye, potansiyelini asmaya zorlayan engellerdir anlatilan. devlet buna bir sey yapmasi lazim diyorum ve artik türkcesini istiyorum.
  • turkcede bire bir karsiligini bir kenara birakin hatim indirilse anlami verilemiyecek olunan kelime.ozellikle tibbi cevirilerde karsilasilirsa ya cumle direk gecilir yada sallanilir.
  • youtuber kardeşlerimiz tarafından zorla türkçemize dahil edilen kelime!

    tamam; anlıyorum. türkçede tam bir karşılığı yok ama yerine göre "zorlama" ya da "meydan okuma" gibi anlamları varken nedir bu amerikan emperyalizmi? çok mu zor "biz onunla çekişiyoruz." demek.

    (bkz: oktay sinanoğlu)
    (bkz: bye bye türkçe)
  • ne kadar aptalca furya varsa, bok varmış gibi hemen onların sonuna eklenen kelime. ulan her gün bir yenisi çıkan sosyal medya aptallıklarını zaten her halükarda yapacaksın, bari "... challenge" deme.

    yok kova challenge, yok ters domalıp göbeğe dokunma challenge, yok korktun mu challenge, yok amuda kalkıp bacaklarını ayırarak şarkı söyleme challenge...

    eh ama ya. bu kadar salaklaşmak nasıl mümkün olabiliyor.
  • "ustesinden gelinmesi gereken ogrenme veya deneyim firsati."
    dogan cuceoglu, savasci.
  • kökenini ortaçağdan alan sözcüktür.

    anlamı "meydan okuma" olsa da, "güçlük, karşı çıkma ve itiraz", hatta tıpta "challenge testi" gibi birçok anlamda da kullanılan challenge sözcüğünün kökeni latince "iftira atmak" anlamına gelen "calumniari" fiilinden türeyen ve "numara, aldatmaca" anlamını taşıyan "calumnia" sözcüğüne dayanıyor.

    sözcük "meydan okuma" anlamını ise ortaçağ avrupa'sında kazanmış: filmlerde gördüğümüz, çevresinde hendek kazılıp içine timsahlar atılmış, önünde zincirle indirilip kaldırılan bir köprüsü bulunan kalelerin kapısında nöbetçiler bekler ve yaklaşan kişilerin dost mu, düşman mı olduğunu anlamak için uzaktan "qui vive" ("kim yaşasın?") diye seslenirlermiş. yabancı doğru kişinin ismini söylerse (password/parola buradan çıkmış işte) geçmesine izin verilirmiş. işte nöbetçinin yolcuya sorduğu bu soruya da "challenge" denirmiş.
  • ntvspor'un pek yaratıcı ekibi tarafından türkçe'ye "çalenç" olarak çevrilmiştir veya dönüştürülmüştür diyelim. aferin size.

    "basketbolda, avrupa çalenç kupası'nda son 16 takım arasında.."

    http://www.ntvspor.net/…akanin-rakipleri-belli-oldu