şükela:  tümü | bugün
  • "ölümü konuşmak paradan konuşmak gibidir, ne fiyatını biliriz ne de değerini. yine de ellerime bakıyorum da biraz tahmin ediyorum. erkek tahmin etmek ve başarısız olmak için yaratılmış, kadın geri kalanlar için." diyen kalemi güçlü ayyaş yazar.
  • " beni soğuk, kibirli, ukala falan bulduysanız sizi sevmemişimdir. sevdiğime kedi gibi olurum ben." şeklinde özlü sözü olan amerikalı çılgın yazar.
  • “içmek,her gün tekrarlanılabilen ve ertesi gün tekrar hayata dönülebilen bir intihar şeklidir”
  • yeraltı edebiyatına en büyük kötülüğü yapan yeraltı edebiyatı yazarı.
  • içki meselesi bu, diye düşündüm kendime bir içki alırken. eğer berbat bir şeyler olmuşsa, unutmak için içersin; iyi bir şeyler olursa kutlamak için içersin ve hiçbir şey olmamışsa bir şeyler olması için içersin.

    bukowski
  • "dürüst olduğun için kaybedebilirsin ama yalan söyleyip utanmaktan iyidir.'' der bukowski.
  • bukowski'nin hayatı ilham vericidir. çünkü hayatının her döneminde istikrarlı şekilde sadece sevdiği için yazmış ve bir insanın düzenli bir şeyi yaptığında nasıl geliştiğinin ispatı olmuştur. oysa ki ne iyi bir eğitimi ne de işi vardır.

    kendi de belirttiği üzere hayatının hiçbir döneminde umutsuz hissetmemiş, sadece bazı şeyleri anlamsız bulmuştur ve yazarak 50 yaşında üne ve paraya kavuşmuştur.

    howard sounes'un yazdığı "çılgın bir yaşamın kollarında" kitabında bukowski'nin hayat hikayesini anlatır. çoğu kişi için bukowski, her tarafında kadınlar olan ve hiç boş kalmayan bir adam olarak bilinir. peki bu hale nasıl geldi? kötü geçen gençliği esnasında ergen sivilcileriyle oturup devamlı sızlanıp, bira mı içti?

    bukowski, alman bir aileden doğan, çocukluğu ve gençliği kötü baba figürü altında ezilen kan dolu çıbanlarla mücadele eden koca burunlu çirkin bir çocuktu. yazmaya ve resim çizmeye doğal bir yeteneği vardı fakat çok iyi bir eğitim alamadı. açıkçası hayat görüşü ve düşünceleri bir açıdan van gogh'a benziyor.
    (bkz: ekmek arası)

    bukowski 50 yaşına kadar bir elin parmağını geçmeyecek, vasat altı kadınla birlikte oldu. o yaşa kadar jane isimli bir kadına ölümüne aşıktı ve unutamadı. her ne kadar umursamaz yapısı ile bilinse de jane'e duyduğu derin aşkla kitaplar dolusu şiir yazmıştır...

    bukowski'nin bütün başarılı yazdıklarına bağlı. o kadar üretkenki yazdıklarının bir çoğu kayıp durumda. 100lerce hikayesi, şiiri, resimi kopyaları olmadığı için yayınevlerine gönderildikten sonra kaybolmuş. tabii o zamanlar bilgisayar yok.

    peki bukowski ne yapıyor?
    kendini hikaye, şiir konusunda devamlı geliştiriyor. tek tutku duyduğu alanın bu olduğunu neredeyse her kitabına söyler. sadece içmek ve barınmak için basit işlerde çalışıyor *. bir o kadar kıskanç ve çekilmez bir adam. 40 yaşına kadar postanede boktan bir işte çalışıyor fakat devamlı üretiyor, yayınevlerine hikayeler, şiirler gönderiyor. hatta porno dergilere bile tecavüz hikayeleri gönderiyor. çünkü yazmayı seviyor.

    ilk bir kaç şiir kitabı 1000 tane bile basılmıyor ama yılmıyor. kadınsız geçen ayları oluyor fakat alkolden kopmuyor. özellikle 50 yaşına doğru açlığa rağmen kendiyle dalga geçiyor, umursamıyor, yazmak çok güzel diyor ki burada orwell'e gönderme yaparak "ben ondan daha kötü günler geçirdim" der. yavaş yavaş amerikan sokak edebiyatında kendinden söz ettiren, tarz sahibi biri oluyor. 50 yaşında ise patlama yapıyor. eskiden 25 dolara gittiği söyleşilere 1000 dolardan gitmeye başlıyor.

    düşünün 50 yaşına geliyorsunuz ve bazen günde 2 kadınla sevişiyorsunuz. bukowski bununla ilgili olarak şöyle bir yorum yapıyor şiirlerinin birinde "o yaşa kadar sevişmem gereken kadınlarla toptan birlikte oluyorum." bu yönü bukowski'nin pek bilinmeyen bir yönüdür.

    bu yaşam hikayesi beni hep etkilemiştir. düşünün ki 50 yaşına tek tük yüzünüze bakılıyor hatta 5 para etmez, yaşça kendinizden çok büyük bir fahişeye aşık oluyorsunuz ve ciddi acı çekiyorsunuz. sonrasında ise yazdıklarınız sayesinde inanılmaz bir kadın seli altında kalıyorsunuz.

    bu yaşam hikayesinin bize anlattığı önemli bir anafikir var. bir konuda devamlı çalışıp, emek verdiğinizde bir noktadan sonra dikkat çekiyorsunuz. belki de sırt ağrılarım var diye yazmayıp sadece bira içseydi şu an bukowski yoktu ama o bira içmeyi bile yaratıcılığı için kullandı ve şu an dünyanın en iyi sokak edebiyatçılarından biri.
  • yazdıklarının derinliğini sadece hassas ruhlar anlayacaktır.

    bu adamın eserlerini “popüler kültür” olarak yaftalayıp küçümsemek ağır yüzeysellik belirtisidir.
  • bazıları hiç delirmez. ne korkunç hayat sürüyorlardır kim bilir!
    garipliklere gülmek için ve hayatlarımızı, ölümün bizi almaktan ürpereceği kadar güzel yaşamak için buradayız.
    insanlardan nefret etmiyorum, sadece onlar etrafımda olmadığında daha iyi hissediyorum.
  • kimseyi değiştiremezsin hayatta.
    ve kimse için de değişmemelisin.
    kimliğini kaybettiğin an, yaşamını çöpe attın demektir.
    istemediğin sürece, hiçbir şey için ödün vermeyeceksin.
    çünkü gün gelir, verecek hiçbir şeyin kalmaz.
    her şeyi sen istediğin için yapacaksın,
    başkası senden istediği için değil.
    ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin yanında olanlar
    da mutlu olacaktır.
    bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle.
    yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
    herkesin gidebileceği bir yol vardır.
    sen yeter ki, yanında yer almayı bil.
    ne sen kimse için mecburi istikametsin,
    ne de bir başkası senin için...
    seninle gelmek isteyenleri yanına al.
    belki beraber daha çok şey katabilirsiniz bu hayata.
    yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında, zorlama kendini.
    hayat rahat ve anlayışlı insanlarla
    ve hayat hak ettiği gibi yaşandığında güzel...
    ve unutma; aynı dili konuşanlar değil
    aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir...
hesabın var mı? giriş yap