şükela:  tümü | bugün
  • iki gün süren sarhoşluk boyunca gömlek kartonlarına karalamalar:
    -aşk bir emre dönüştüğünde nefret hazza dönüşebilir.
    -tanrının nerede olduğunu bilmek istiyorsan ayyaşa sor.
    -hayat ile sanat arasındaki fark sanatın daha katlanılabilir olmasıdır.
    -hemen herkes dahi doğar gerizekalı gömülür.
    -cinsel ilişki şarkı söylerken ölümün kıçına tekmeyi basmaktır.
    -egemenlik gerçekten milletin olunca hükümetlere gerek kalmayacak,o zamana kadar hapı yutmuşuz.
    -entelektüel basit bir şeyi karmaşık söyleyebilen kişidir;sanatçı ise zor bir şeyi kolay.
    charles bukowski
  • adamdır. 7 yaşından 11 yaşına kadar babası tarafından haftada en az 3 4 kez üstelik saçma sebeplerle dövülmüş bu yüzden de ömrü boyunca yüz üstü yatmış yazardır. ayrıca kendisinin bir imalat hatası olduğunu düşünmektedir ve konuyla ilgili "babam çok kötü bir adamdı, onun genlerini taşıyorum. bu yüzden hiçbir zaman bütün bir insan olmayacağım." demiştir.
  • yuzu son derece deformedir ve nedenini soran hatunlarla arasinda suna benzer diyaloglar gelisir:

    hatun: yuzune ne oldu?
    buk: panayir yerinde oldu, dans eden bir ayinin dans etmeyecegi tuttu...
    hatun: palavra.
    buk: olabilir, ama elini tasaklarimdan cek, herkes bize bakiyor.

    hatun2: yuzune ne yaptin? korkunc bir hal almis.
    buk: iki ay once sarhosun biri kirmizi isikta yola firladi, o sarhos bendim.
    hatun2: hikaye okuyorsun.
    buk: inan bana guzelim, eger yakinlarda bir ambulans varsa ve sen siren sesi duymuyorsan, o ambulans muhtemelen senin icin gelmistir.

    gercekte ise babasi ile evi terk etmesi ile sonuclanacak kavgalarinin ardindan annesinin yuzunu tirmalamaya baslamasina karsi koymayisi, ergenlikte bir turlu yakasini birakmayan sivilceleri, ve barlarin arkasinda diger ayyaslar veya barmenlerle giristigi boks maclaridir yuzunu bu hale getiren.
  • "sizi bilmem ama ben her sabah ayakkabilarimi baglamak icin egildigimde 'ey buyuk allahim, yine mi?' diye geciririm icimden..."
  • kitaplığın baş köşesinde duran ahpap. sevilesi, okunası.
  • koltuklarımızda oturup cips yiyerek milyonlarca insanın ölümünü ekran başında izleyeceğiz. diyerek bugünlere ışık tutmuştur.
  • acı çekmek için ayyaş olmak,
    bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu,
    ama acı çekip ayyaş olunabilirdi.
    bir süre, gençlikte özellikle,
    talihin senden yana olduğunu sanabilirdin,
    bazen senden yanadır da gerçekten.
    ama senin farkında bile olmadığın ve
    senin aleyhine işleyen birtakım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır,
    her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile.
    bir gece, sıcak bir salı gecesi o ayyaş sen oluverirsin,
    sensin o ucuz pansiyon odasında olan,
    ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz,
    daha da kötüdür hatta,
    çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır.
    bir sigara daha yakmaktan,
    bir içki daha içmekten,
    o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz,
    bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.

    16 ağustos 1920... iyi ki doğmuşsun üstad...
    şerefine!
  • kadınlar isimli kitabının ilk cümlesinde karakteri henry chinaski "50 yaşındaydım ve dört yıldır bir kadınla yatmamıştım." diye kendini anlatmaya başlar. sonrasındaki 10 sayfada en az 15 kadınla 20-25'er kez birlikte olur. işte o cümleden sonra hayatında ne oluyorsa ben tüm türk erkeklerini temsilen kendisinden bunun sırrını istiyorum.
  • en sevdiğim 2.yazardır.
    kadınlar
    sıcak su müziği
    bir tek ben miyim böyle yaşayan
    postane
    pis moruğun notları
    kapalı bir kapıdır cehennem
    gülün gölgesinde
    sevimli bir aşk hikayesi
    sıradan delilik öyküleri
    sarhoş çal piyanoyu, vurmalı çalgı gibi, parmaklar biraz kanamaya başlayana dek
    pansiyon manzumeleri
    ölüler böyle sever
    shakespeare bunu asla yapmazdı
    güneşe uzan
    en kısa andır mucize
    güneş işte burdayım
    kimse bilmez ne çektiğimi
    kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi
    pulp
    factotum kitapları tavsiye ederim
  • "ben münzeviyim. insanlardan kaçıyorum çünkü ilgi alanları genellikle sınırlı ve bayağı, ayrıca kötü niyetli ve can sıkıcılar.. hayvanlar ise harikulade yaratıklar. gözlerindeki ve beden dillerindeki güzelliği fark etmek yeterli. insanlar o kadar iyi görünmüyor, o kadar güzel ya da sahici davranmıyor.."

    charles bukowski