şükela:  tümü | bugün
  • aslında tam olarak saadet zinciri sistemi değil daha çok bizde banker kastelli ve türevleri ile ortaya çıkan sistemin ilk mucidi kişidir. sistemi basit olmakla beraber hani bazı jedi abilerimizin "doomed to collapse into itself" gibi karizmatik cümlelerle ifade ettikleri gibi işlem hacmi büyüdükçe sıkıntıları da exponential olarak büyüyen bir skiimdir.*

    ne yapmıştır ponzi? almıştır bugün gelen yatırımcının parasını ve 30 gün önce gelene vermiştir. bu böyle zincirin hep devam edeceği düşüncesine göre devam etmemiştir, bi süre sonra daha fazla investor gelmediği için çökmüştür, hapse atmışlardır bu güzel abiyi.

    ekonominin denge ve no arbitrage teorilerinde de bu tip ponzi scheme olarak adlandırılan olayların olmaması için bir investorun "prefers more to less" olması gerekir. böylelikle bu tip ponzicilikler elimine edilir teoriden.
  • kolay yoldan para kazanmak isteyenlere ilham kaynagi olmus, piramit sistemi, saadet zinciri, ponzi süreçleri ve türevlerinin fikir babasi olarak bilinen zat.

    hayati hakkinda http://www.marketingturkiye.com/…nkasi/detay&no=199 linkinden detayli bilgilere ulasabilirsiniz.

    yukarıdaki link sürekli değişiyor. link niye değişir anlam veremiyorum, habire değişiyor iki ayda bir filan manyak gibi. kirası mı fazla geliyor linkin anlamıyorum. halbuki link doğru ama basınca çıkmıyor copy paste ediyorum okuyun.

    charles ponzi’yi tanır mısınız?

    19.08.2004

    hakkı özmoralı

    charles ponzi ismini daha önce duymuş muydunuz? duymadıysanız, bu yazıyı okumanızı hararetle öneririm.

    charles ponzi’nin yaşantısı gerçekten de filmlere konu olabilecek ölçüde bir serüvendir. ponzi, kısa yoldan zengin olmayı düşleyen birçok kişiye sonradan örnek teşkil etmiş, onların bir anlamda “idol”ü haline gelmiştir. charles ponzi’yi örnek alanlar o kadar ileri gitmişlerdir ki bir defasında koca bir ülkeyi toplumsal çöküntünün eşiğine kadar getirmişlerdir. onun yolundan gidenlerin kurdukları sayısız “ponzi organizasyon”, “piramit organizasyon” ya da “saadet zinciri”, on milyonlarca kişinin para kazandığı ve tümüyle meşru bir iş kolu olan doğrudan satışın, arada sırada hiç de hak etmediği eleştiriler almasına neden olmuştur.

    posta kuponundan piramit organizasyona

    kahramanımız ponzi, 1882 yılında italya’da doğar ve genç yaşta, yeni dünya’ya göç etmeye karar verir. 1903 yılında new york’a iner ve burada, akla gelebilecek her türlü işe girer çıkar. 1917 yılında boston’a yerleşmeye karar verir. bundan iki yıl sonra da 1919’da, ihracat sektörü için bir dergi yayınlama hazırlığı içindeyken uluslararası posta kuponları ile tanışır.

    posta kuponları, 1906 yılında 60’dan fazla ülkenin altına imza attığı bir anlaşmayla yürürlüğe girmiş olan bir uygulamadır. buradaki amaç, bu kuponların gönderildiği kişilerin onları kendi ülkelerinde nakde çevirebilmeleriydi. ponzi’nin ilgisini çeken, bu kuponların farklı ülkelerde farklı değerlere sahip olmalarıydı. bir başka deyişle, abd’de 1 dolar değerinde olan bir uluslararası posta kuponu, o dönemde bir başka ülkede altı kat fazlasına kadar paraya dönüştürülebiliyordu.

    ponzi, dükkanının kepenklerini müşterilerine “45 günde yüzde 50 - 90 günde yüzde 100 faiz” vaadiyle açar. görünüşte kurduğu iş, posta kuponlarının değişik ülkelerde farklı değerleri olmalarından oluşan “spread”den para kazanmaya dayanıyordu. fakat pratikte, değerleri “cent”lerle ifade edilen bu kuponları çeşitli ülkelere gönderip nakde çevirtebilmek, hele o günün koşullarında olanaksızdı. ama bu kimin umurundaydı ki? ponzi’nin yatırımcıları, inanılması güç kazançlar elde ediyorlardı.

    haber, çabuk yayılır ve birkaç ay içinde insanlar, ponzi’nin bürosunun önünde kuyruklar oluşturmaya başlarlar. kısa sürede binlerce kişi, charles ponzi’nin bu girişimine binlerce dolar tutarındaki birikimlerini yatırır. haftalık “tahsilat” 1 milyon doları bulduğunda ponzi, artık şube sayısını artırmaya karar verir.

    charles ponzi’nin şirketi aslında polisin dikkatinden kaçmaz ancak yapılanlarda kimse de kanunsuz bir taraf göremez. dahası, inanılmaz kazançlar elde etmekte olan yatırımcılar da hayatlarından son derece memnundurlar.

    işler tersine dönüyor

    1920 yılında bir gazetede ponzi’nin şirketinin yasal olup olmadığını tartışmaya açan bir makale, işlerin birden değişmesine neden olur. yasal güçler, soruşturma tamamlanıncaya kadar charles ponzi’nin mevduat kabul etmesini yasaklarlar. birkaç saat içinde de ponzi’nin şubelerinin önünde, paralarını çekmek isteyen kalabalıklar oluşmaya başlar. ponzi her ne kadar onları olanca gücüyle ikna etmeye çalışmış olsa da, o günün akşamında yaklaşık 1.000 kişi paralarını ponzi’den çekmiştir bile.

    yeni yatırımcı olmaması, her “saadet zinciri”nde olduğu gibi burada da tatlı rüyanın sonu anlamına gelir. 10 ağustos 1920’de, charles ponzi resmen iflas eder. o ana değin 40.000 kişinin, ponzi’nin şirketine o günkü değeri ile 15 milyon dolar yatırdığı ortaya çıkar. ponzi’nin dosyaları incelendiğinde, milyonlarca posta kuponunun satın alınmış olduğuna dair kayıtlara rastlanır. ancak ponzi, sadece iki kuponun satın alındığını kanıtlayabilir! şirketin toplam net varlığı, 1,6 milyon dolar olarak açıklanır ki bu, ponzi’nin şirketine yatırılan toplam tutarla kıyaslanamayacak kadar küçük bir rakamdır.

    ponzi, posta kuponu işinden dolayı hapse girer. hapisten çıktıktan sonra bu defa da florida’da, arazi alım-satımı üzerine bir piramit organizasyon oluşturur. tekrar yakalanır ve yeniden hapse girer. ikinci defa hapisten çıktığında önce italya’ya, ardından da bir italyan havayolu şirketinin temsilcisi olarak brezilya’ya gider ve oraya yerleşir. yaşamı boyunca binlerce insanı dolandıran charles ponzi, 1949 yılında rio de janeiro’da bir kimsesizler yurdunda ölür.

    arnavutluk’ta olanlar

    charles ponzi, sonradan birçok piramit organizasyona ilham kaynağı olmuştur. ama bunların en ünlüleri, hiç kuşku yok ki 1990’lı yıllarda tüm ulusu iflasın eşiğine getiren, arnavutluk’takilerdir.

    komünizmin arnavutluk’ta çökmesinden sonra yeni ve deneyimsiz kitlelerin elinde oluşan para, ponzi’nin yolundan gitmeyi seçenlerin ilgilerini çekmekte gecikmez. kurulan bir piramidi, bir başkası izler ve yıllık enflasyonun %10-15’ler seviyesinde olduğu bu ülkede piramit organizasyonlar aylık %20-30 faiz vaad etmeğe başlarlar. bu aylık faizler, 1996’nın sonlarına doğru %50’ye kadar yükselir.

    başlarda, her zaman olduğu gibi herşey güllük gülistanlıktır. yatırımcılar, daha önce görmedikleri gelirler elde etmekte ve istediklerinde de paralarını geriye almakta herhangi bir zorlukla karşılaşmamaktadırlar. ancak bu saadet zinciri, 1997 yılında parça parça olur. insanlar sokaklara dökülür, bazı şehirlerde isyanlar çıkar. çeşitli kaynaklara göre, çıkan karışıklıklarda 2.000 arnavut hayatını kaybeder. herşey durulduğunda, arnavutluk’ta kurulan piramit organizasyonların, halktan yaklaşık 1,2 milyar dolar topladıkları anlaşılır!

    bilginin önemi

    tüm dünyada olduğu gibi türkiye’de de giderek artan sayıda insanın ilgi alanına girmekte olan doğrudan satış, her açıdan yasal ve meşru bir iş olanağıdır, piramitler ise değildirler! ikisini ayırmanın en kolay yolu, vaatlerine bir göz atmaktan geçer. doğrudan satışta kısa yoldan zenginlik vaad edilmezken, piramitlerin kurucuları ve oyuncuları, bunu daima yaparlar. bunun yanında, doğrudan satışın temelinde her zaman için “satılabilir” olan ürünlerin ticareti vardır. piramit organizasyonlarda ise anlamlı bir mal ya da hizmetin tüketicilere sunulduğunu göremezsiniz.

    siz siz olun, “gelin bize, ayda …… milyar tl kazanın!” benzeri bir ilan görürseniz, harekete geçmeden önce en az iki kez düşünün…

    kaynak: marketingturkiye.com
  • yaptığı en büyük hata şişirdiği balon patlamadan önce tabanları yağlamamaktır. boston post ponzi kardeşimizin çevirdiği dolabı ayrıntılarıyla yazdıktan sonra kendisi bir miktar hapis yatar sonra çıkar sonra tekrar yatar ve en nihayetinde italya'ya geri sürülür. italya'da benito mussolini ile tanışır ve mussolini ponzi'nin stiline hasta olup onu rio de janeiro'daki latin airlines projesine menıcır tayin eder.
    mussolini kadın kıyafetiyle asmaya götürülürken ponzi de tarihi bir figür olduğundan habersiz bir biçimde alkoliklik piramidinde dolanmaktadır. 1949 yılında 5 parasız kimsesizler yurdunda solunum yetmezliğinden ölür.

    iktisat literatüründe ajanlar ponzi scheme yapmasız diye binding bir constraint koyulur alabilecekleri borcun limitine, sonsuza kada debt rollover yapamazlar bu yüzden.

    (bkz: kredi kartı borcunu kredi kartıyla ödemek)
  • (bkz: quest net)
  • kısaca kendisi dünya tarihinin ilk mini çakalıdır.
  • turkiye subesi icin (bkz: kenan şeranoğlu)
  • kendi adıyla anılan dolandırıcılığın literatürdeki türlerinden biri de lapping scheme'dir.

    basitçe örneklemek gerekirse; bir kafede arkadaşlarınızın yanına gittiğinizde herkesin kahve içtiğini gördünüz ve canınız kahve içmek istedi. o arada a kişisi tuvalete gitmek için ortamdan ayrıldı. siz çaktırmadan onun kahvesinden biraz içtiniz. tabii a kişisi geri döndüğünde kahvesinden içildiğini fark edeceği için amınıza koyacak! bu yüzden hemen yeni bir kurban olan b kişisinin kahvesinden bir miktar alıp a kişisine aktardınız.

    işte böyle yakalanana kadar hem siz kahve içmiş oldunuz, hem de kahve sahipleri kahvelerinden içildiğini anlamadı.

    bunu böyle mikro bazda örnekledik ama siz gidin yine para verip kahvenizi alın amına koyim; çakallık yapmayın!
  • açık ara farkla dünyada hala süper işleyen sistem. dinamiklerini tamamen pazarlama ve reklam sektörlerinin şişirmeleri ve insanların anlayamadıkları ama kullanabildikleri sandıkları eşya veya metaları hayatlarına sokma ihtiyacı ile piramidin içine istemsiz dalmalarını sağlamasına dayandırır.

    finans sistemi, seçim sistemleri, sosyal güvenlik sistemi, hayatta bize yardımcı olduğunu düşündüğümüz ama aslında nasıl çalıştığını detaylı olarak anlayamadığımız bütün yapılar buna dayanır. bazen 3tl vererek bazen bi tuşa basarak bazende 1 ya da 2 den birini seçerek aslında farkında olmadan bişeyin parçası olmamız gibi.

    bugün dünyada trend olan neredeyse her şey aslında göt oğlu göt bir reklam stratejistinin vur kaç piramididir. bu yüzden tükettiğimiz ürünler çabucak yitip gider ya da toplum içinde değerini kaybeder.
  • tüm dünya'nın üzerine şekillendiği bir sistemin mucidi mi artık her ne ise.

    komisyonculuğundan bankacılık, emlakçılık sektörüne kadar işleyen tek sistem. amway, avon şu bu alenen aynı şeyi yapıyor ama aslında olay çok daha küresel ölçekli bir felakete doğru gidiyor.

    ne zaman patlayacak tüm bu ekonomi sektörü bilmiyoruz da, sonu yakın gibi geliyor bana. bu kadar az üretim varken bu kadar fazla tüketimin olması, nüfus patlaması, finansal krizler tek bir şeyi düşündürüyor; 3. dünya savaşı yakındır.