şükela:  tümü | bugün
  • "eğer aşağı bakıyorsanız asla bir gökkuşağı bulamazsınız" demis guzel soz sahibi.
  • bir türlü oturup izleyememiştim adamakıllı filmlerini. sağ olsun trt 2 discography yapıyor galiba city lights dan sonra bu akşam da the kid yayında.
  • adolf hitlere benzemesinin yanında hitlerle aynı yıl, aynı gün doğan ve ona çok benzeyen ama hitlerden farklı olarak sosyalist olan bu yüzden de amerika dan kovulan, gelmiş geçmiş en iyi sinema adamı olarak gösterilen 1975 yılında ölen ingiltere li büyük insan.
  • charlie chaplin’in 1914 yılında ilk filmde görünmesinin ardından, 1915 yılında charlie chaplin salgını başlar. kelimenin tam anlamıyla bir salgın durumudur bu, hatta buna chaplinitis adını verenler de var.

    chaplin karakterinin, abd’nin dört bir yanına yayılmasıyla beraber, charlie chaplin’e en çok benzeyen insanlar yarışmaları da yapılmaya başlanır. terminolojik adıyla, benzerleri yarışmalarıdır bunlar. buralarda, her katılımcı karaktere özgü bıyığı, ceketi ve bastonuyla boy gösterir. kayıtlı sonuçlara göre, bob hope cleveland’da bu yarışmalardan birini kazanır. washington’daki yarışmalardan birinin toplu fotoğrafı da burda. (eksiup.) bir diğer kalabalık, 1916 yılında seattle'dan.
    katılımcıların benzerliği tartışmaya açık fakat görüldüğü gibi, bıyık, ceket, baston ve fötr şapka olmazsa olmazlardan. büyük, küçük, yaşlı, genç demeden herkes orada.
    bu konuya burada değinme sebebim, bu yarışmalarla beraber ortaya çıkan bir efsane.

    efsaneye göre, 1915-1921 yılları arasında chaplin de benzerleri yarışmalarından birine katılıyor ve kaybediyor. daha doğrusu, chaplin’in kendisi, chaplin’e en çok benzeyen kişi seçilmiyor. fakat bu sadece efsane kısmı. ekşi’de bu başlık altında da, efsane kendini devam ettiriyor. birden fazla kişi, bu efsaneye değinmiş.
    merak konusu nokta, bu efsane gerçek mi, değil mi? hikaye şöyle devam ediyor.

    1920 yılında, bir singapore gazetesinde çıkan haberde, abd’de yapılan charlie chaplin yürüşü yarışmasında, gerçek charlie chaplin’in dereceye giremediği yazılıyor. aynı yıl, yeni zelanda’da benzer bir haber var. hatta bu haberde, 27. olduğu söyleniyor.
    haberler gerçek mi, tamamen kurgu mu? kimse sorgulamamış.
    yaklaşık 100 yıl sonra, bir meraklı çıkıyor, chaplin vakfı’ndan bu efsanenin gerçek olup olmadığının araştırılmasını talep ediyor. vakıf, açıklamasında bunun sadece bir şehir efsanesi olduğunu, böyle yarışmaların dünyanın her yerinde yapıldığını fakat gerçek chaplin’in dereceye giremediği gibi bir durumun olmadığını açıklıyor.
    benzer söylemli haberler, dönemin ingiliz gazetelerinde de yer bulmuş. fakat hepsinin bir kurgu olduğu anlaşılıyor. karakterin komikliğine ve bir salgın haline gelen popülaritesine sığınarak bir magazin haberciliği yapıldığı böylece ortaya çıkıyor.

    günümüzde de, ünlülerin benzerleri var. fakat charlie chaplin’i farklı kılan, benzerleri yarışmasının tek bir karakter özelinde ve kitlelere yayılmış halde yapılması. buradan da, teknolojinin bu denli yaygın olmadığı 1920’li yıllarda bile popülaritesinin büyüklüğü, anlattığı hikayelerin ne denli yoğun ve dokunaklı olduğu anlaşılabilir.

    .
  • sessizliğin sanatını icra eden usta sanatçı.
  • bir yönetmen, oyuncu, komedyen ve sübyancı.

    evet yanlış duymadınız, az sonra bütün dünyanın güldüğü, time dergisine tek başına kapak olan, tüm dünyanın hala ondan alıntılarda bulunduğu bu süper ünlü insan hakkında bir kaç acımasız bilgi vereceğim. hazırsanız başlıyorum.

    not: burada charlie chaplin'in icra ettiği sanat/sanatlar hakkında herhangi bir bilgi yoktur.
    özel hayatı bizi ilgilendirmezciler devam etmeyebilirler.

    önce kısaca hayatı ile başlıyorum,
    annesi ve babası doğumundan kısa süre ayrıldılar. babası bir alkolikti ve ölene dek içti. annesi ise akıl hastanesinde hayata gözlerini yumdu. charlie bir süre yetimhanelerde yaşadı ve nihayet bazı müzikhollerde sahne alarak kendini bu trajediden uzaklaştırdı. daha sonra mack sennett tarafından keşfedilip hollywood'a ayak bastı, o günden sonra gerçek yeteneği ve yaratıcılığı sayesinde durdurulamaz yükselişi başlamış oldu.

    1. chaplin ilk karısı mildred harris ile, mildred onbeş yaşındayken onunla beraber olup, o onaltı yaşındayken evlendi. engelli doğan çocukları maalesef sadece üç gün yaşadı. bir yıl sonra mildred'den ayrılan charlie, yine onbeş yaşında olan lita grey ile ikinci şansını denedi. hamile kalan lita'dan çocuğunu aldırmasını istedi, ancak kızın ailesi araya girince yine onaltı yaşını bekleyip lita ile evlenmek zorunda kaldı. 3 yıl sonra ayrıldılar. gerekçe ise charlie'nin lita'yı oral sekse zorlaması ve aldatması* olacaktı. charlie 625.000 dolar gibi dönemine göre çok yüksek bir meblağ ödedi ve ayrıldılar.

    2. chaplin, minta durfee'nin anlattığına göre, çok kötü kokuyordu. iki hafta boyunca hiç değiştirmeden aynı takım elbiseyi giyebiliyordu. sürekli çevresinden şikayet alan charlie bunu tasarruf için yaptığını savunuyordu.

    3. set ortamında zalim, egoist ve zorba tavırları ile diğer oyuncuları zorluyordu. marlon brando ile a countess from hong kong filmi setinde neredeyse birbilerine gireceklerdi. brando, chaplin için, 'korkunç derece zalim', 'egoist bir zorba ve pinti' , 'muhtemelen hayatımda gördüğüm en sadist insan' gibi cümleler kurdu. gerekçesi ile insanları film setinde azarlaması ve çok aşağılayıcı ifadeler ile rencide etmesiydi. marlon brando'ya bile oyunculuk mesleğinin yüz karası olduğunu söyleyebilecek kadar yükselebilen sinirli biriydi. daha sonraları chaplin de brando'nun çalışması imkansız birisi olduğunu söyleyecekti, o da ayrı.

    4. luis bunuel meşhur inzivasına çekilmeden önce bütün hollywood'u ifşa etmişti. e hali ile chaplin de buradan nasibini aldı. bunuel'in iddiasına göre, chaplin evinde sürekli grup seks partileri düzenliyor ve arkadaşlarını davet ediyordu. hatta bir detay olarak charlie asla zenginlerin çağırdığı profesyonelleri çağırmaz, onun yerine amatör, sokak işi, seks işçilerini ayarlardı.

    ekstralar:
    - lastik ve lastikten yapılmış her şeyden tiksiniyordu.bu sebeple prezervatif de kullanmıyordu.
    - sütten nefret ediyordu. süt şişelerine dokunmak bile istemiyordu.

    kaynak: stephen weissman - chaplin: a life
    luis bunuel - my last sigh
  • ondan bazı sözler:

    benim hayatımdaki en büyük düşmanım zamandır

    hayatta beni mutsuz edebilecek en büyük şey, lükse alışmaktır.

    insanoğlu tek başına bir dahidir. ancak toplu halde insanoğlu, kafasız bir canavar, gittiği her yeri kuşatan zalim bir aptal yaratır.

    tanrıyla aram iyi. benim derdim insanlarla. karşındaki akıllıyı mı oynuyor? sen aptalı oyna. sonra hakiki aptalı keyifle seyret.

    dünya herkese yetecek büyüklükte. onun için, başkasının yerini kapmaktansa, çalışarak gerçek yerinizi bulun.

    beni anladıkları için, albert einstein’ı ise anlamadıkları için alkışlıyorlar.

    ben aşırı bir vatansever değilim. aşırı vatanseverlik hitler’liğe götürür. biz ondan dersimizi aldık.

    şu zalim dünyada hiçbir şey kalıcı değildir, dertlerimiz bile.
  • bence kendisi jim carrey'den sonra gelen en iyi mimik uzmanıdır.
  • annelerinin rahatsızlığı sebebiyle, evde birbirine sokularak uyuyan iki kardeşten küçük olanı, yıllar sonra çocukluk günleriyle ilgili şunları söyleyecektir:

    "yoksul mu yoksulduk. küçük bir odada yaşıyorduk. çoğu zaman yiyecek bir ekmeğimiz olmazdı. ayakkabılarımız da yoktu. annem kimi kez potinlerini çıkarıp birimize giydirir, potinleri giyen de yoksullara dağıtılan çorbanın peşine düşer ve günlük tek aşımız olan çorbayı kapıp getirirdi."

    annesinin ayakkabısını giyen bir çocuğun adımları nasıldır? ayağından büyük olan ayakkabılar çıkmasın diye kısa ve çabuk çabuk!..

    yıllar sonra o küçük çocuk, yani charlie chaplin, sinema tarihinin en unutulmaz, en güzel komedi karakteri şarlo ile annesinin ayakkabıları ayağından çıkmasın diye çorba almaya giderken attığı adımlarla bütün dünyayı güldürecektir,

    kısa ve çabuk çabuk!..

    gülmek hayatın en güzel eylemidir. ve her ne varsa sizi bundan alıkoyan, yok edin.(charlie chaplin)