şükela:  tümü | bugün
  • maciej pieprzyca'nın yönettiği 2013 yapımı film. aynı yıl montreal film festivali'nde grand prix des ameriques ödülünü kazandı.

    leh dilinde 'yaşamak istiyorum' anlamına geliyor.
  • lehçe okunuşu /htse(ñ) şe zıç/ şeklinde olan film.
    /ñ/ sesi; "sana" sözcüğünün anadolu lehçelerinde telaffuz edilen versiyonundaki "sanğa diyom sanğa!" şeklinde genizden (nazal) çıkarılan 'n' harfinin sahip olduğu sese eşdeğerdir.
  • aka life feels good

    konusu gerçek hikayeye dayanan filmlerden.
  • çevirisini yaptığım, gerçek hayattan alınma insanın için acıtan polonya flimi.
    http://divxplanet.com/…b/s/316919/chce-sie-zyc.html
  • --- spoiler ---

    ben bitki değilim!
    --- spoiler ---
  • fazlasıyla sarsıcı bi' filmdir; birçok sahnede, biri sizi silkeliyor hissine kapılıyorsunuz, taare zameen par filmi gibi ilerleyen; ancak eğlence ve neşe dozu o filme göre daha düşük olan bir kurgu sizi bekliyor.

    --- spoiler ---

    mateusz "engelleri" sebebiyle sosyal yaşantıdan kopmuş bir çocuk; bir heyetin karşısında, içlerinden biri oldukça ukala; tedavi safhasını izleyip soru sorarken "moron" diyebilecek kadar insanlıktan ve bilimden uzak.

    kendini ifade edemiyor mateusz, zorlanıyor; ama hayatı yaşayabilmesi ve önüne çıkan bazı fırsatları/işaretleri değerlendirebilmesi için bir şeyler yapması şart. 1987'de başlayan süreçte; bıkkınlıklar ve pes etmişlik duygusunun iç içe geçmesiyle, -ümitsizce- sosyalleşmeye çalışıyor mateusz. yeni şeyler öğrenmeye gayret göstermesi bekleniyor; ancak onun beklentileri farklı bir frekansta hayat buluyor, biraz daha hayal kırıklığına dönüşüyor anlaşılmadıkça. duraksıyor, düşünüyor.

    heyettekilerin "tarafsız" ve "profesyonel" görüşü ise "zihinsel özürlü" olduğu yönünde. ancak durumunun düzeleceğini annesine söylemeleri hem anneye, hem de aileye belirli bir müddet umut veriyor.

    87'deki doktor görüşmesinde, mateusz'un bir bitkiden farklı olmadığını annesi duyduğunda yıkılıyor. doktor asla yürüyemez diyor.

    halbuki mateusz, on sene içerisinde; televizyona, komşularına, annesinin giysi için ölçü aldığı kadına bakarken bazı şeyleri anlıyor ve kendince yorumluyor bunları. (almanya'dan gelen kolilerle ilgilenirken geliştirdiği yöntem ilginçti mesela).

    on senelik süre zarfında, fiziksel anlamda olmasa da, duygu dünyasında anlamlı değişiklikler gözlemleniyor. karşı apartmandaki anka'yı izliyor, ailesiyle -bilhassa babası ile- ilişkilerini anlamaya çalışıyor. kornaya tepki verdi anka ile otururken; bankta otururken cilveleşmeleri de harikaydı. (anka'nın babası tam bir hödük yalnız).

    zamanla kilo alarak ağırlaşıyor mateusz, annesi onu taşımak isterken dengesini kaybediyor, düşüp bayılıyor. kardeşi onu rehabilitasyon merkezine götürüyor bu olaydan sonra. öğrendiklerini orada geliştiriyor.

    2005'e geldiğimizdeyse, fiziksel anlamda olumlu bir adım görülmüyor. annesine karşı soğuklaşıyor biraz. tomek'ten de nefret ediyor. rehabilitasyon için gönüllü gelen sarışın afet magda ile tanışıyorlar. magda çok heyecanlı, onunla bir şeyleri değiştirebileceğini düşünüyor; mateusz'un kendisini anladığını ve olumlu tepkilerini gözlemliyor. geçirdikleri süper zamanların ardından ise, mateusz'u babasıyla tanıştırıyor. tanışma istediği gibi geçmeyince mateusz'u merkeze bırakıp istifa ediyor.

    mateusz tam anlamıyla iyileşmiyor; ancak iyi olmak için gösterdiği çaba, gözetmenleriyle kurduğu iletişim, onun farklı ve öğrenmeye açık olduğunu ortaya koyuyor. babasının da kendisine söylediği gibi: "her şey yolunda."

    --- spoiler ---

    edit: imla.
  • 2013 yılının baş tacı edilmesi gereken yapımlarından biri.nasıl olur da bu zamana kadar adı duyulmaz anlamakta zorluk çekiyorum.duyulmasın gerçi ,bir köşede dursun başyapıt gibi.

    --- spoiler ---
    filmin başlardaki durağanlığı ise kesinlikle en büyük eksisi.ancak bu haliyle izlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.mateusz bile hayat güzel diyorsa ,bize diyecek bir şey kalmıyor zaten.
    --- spoiler ---
  • mateusz'un kadınları,

    film, doğuştan beyin felçli hasta mateusz'a bakışı değil, mateusz'un gözünden yaşama bakışı konu ediniyor. annede simgelenen çaresizlik duygusuyla birlikte inanç, özveri, karşılıklı, karşılıksız sevgiyle yoğrulu yaşamda gerçekleşen mucizeleri değil, bilimin aydınlığı ve özverili emeğin karşılığında masaya vurulan yumruğu anlatıyor.

    hüznün yanında esprili olmayı başarıp duygu sömürüsüne yeltenmeyen biraz temple grandin (2010) havalı ama asla bilimle dalga geçen bir black (2005) olamayan, oyunculuğu ve kurgusuyla önemli bir film...

    ayrıyeten kadın memesi üzerine yapılmış en iyi filmdir...
  • hani rain man filmi vardır yere göğe sığdıramadığımız. işte ben bu filmi hiç sevmiyorum. çünkü herkesin izlemesi için filme eklenen unsurlar ölüden bile faydalanma ilkesi taşır. en basitinden kardeşine kumarda yardım edip para kazandırması izleyiciyi para karşılığında satın alması demektir tam anlamıyla. yani aslında sağlam olmayan sağlama hizmet eder bir bakıma. aksi taktirde izleyici empati kurmaz ve oyuncunun kabullenmesi gereken hayatı kabullenmez ne de olsa.

    bizim hikayede ise izleyiciye amerikan filmleri gibi bir vaadi yok. yani mateusz'un varlığı dert aslında kabullenmeyene. yönetmen de milyonlara izlettirip para kırma peşinde olmayınca gerçek hikayeyi klişeleştirmeden, hatta "sıkıcı bir tempo!" ile anlatma cesareti göstermiş. üzerine, dolaptan çıkarılan kolay yemeklere dökülen güzel soslar içermiyor amerikan usulü.

    yine de aldanıp amerikan tadında izleme rezilliğimiz ortaya çıktı arasıra. aşklar, bizi de filmi de fazlasıyla uçuruyordu allah muhafaza.
  • ilgi görmesi için hint filmi olması mı gerekiyor?

    çok zor bir konuyu; duygu sömürüsü yapmadan, farklı bir açıdan bakarak ve gerçekten iyi bir kurguyla anlatmış değerli bir filmdir.

    hikayesi gerçektir.