şükela:  tümü | bugün
  • tam adı cheryl tweedy olan girls aloud üyesi. newcastlelı, gamzeli kişi.
  • cheryl newcastle merkez parkta bulutlu brit bir havada arkasında isveçli taş bir oğlanı bırakarak katılmıştır poprivalsa. (bkz: popstar). solmuş, karanlık bir ilişkiye uygun bir bitiş olmuştur bu. isveçli ön göremediyse de olacakları. (bkz: day) (bkz: grey park)
  • saf gamzelerinin ardında 'çirkin ördek yavrusu' çağrışımı yapılabilecek geçmişi vardır. 15 yaşında ilk acısını yaşamış sonraki günlerde bu ergen halleri ve annesiyle küs geçen bir nekahat dönemi olmuştur. yayınlanan günlüğünde o günleri şöyle okuyoruz; (arka arkaya 54 sayfada şu satırlar yazılıdır). 'anlıyorum. diyorsun hayat istediğimiz gibi olamayabiliyor her zaman, ama ben herşeyi istiyorum' (bkz: rainroom)
  • çok sevdigi çin yemeklerini ilk tattığı gün kötü bir tesadüf eseri zehirlenmiştir. kaldırıldığı hastane de hastabakıcının üstüne çokça düşmesi o zaman sık karşılaşılan ve bu kaçırılma hikayelerini televizyondan sıkça duyan cheryl'i yattığı yerde zehiri dışarı atmaktan daha çok sıkıntıya sokmuştur. gözünde beyaz şeytandı hasta bakıcısı andrew; moral veren sözleri bir kandırmacının parçasıydı. o haftasonu sadece babaannesi yanındayken rahat dinlenebilmişti ve çin yemeklerinden vazgeçmedi, kişiliğini ele veren önemli bir ipucuydu bu. (bkz: sweet nurse)
  • 'alice harikalar diyarında' en sevdiği kitaplardan biri olmuş küçükken. hastanede yattığı o hafta sonu ilk defa babaannesinden dinlemiştir. daha önce çok ilgilenmediği anlamsız bir çizgifilmmiş alice. veya öğretmeninin okumaları için sınıfa dayattığı bir kitap. o anki durumu gereği alice'in yuttuğu hapların manidar olduğunu düşünmüş. ingiltere kraliçesi (henüz) kafasını koparacak bir niyet göstermemişse de yedikleri onu öldürebilirmiş. hastanede bu lafına çok gülen ailesi 'eğer tavşanları takip edeceksen düşeceğini bilmelisin' diye takılmışlar cheryl'e. (bkz: white rabbit)
  • muzik kulaginin ve güzelliğinin babaannesinden geldigi söyleniyor. cheryl'in babaanne tarafı italyan göçmenidir. babaannesi gençliğinde boston'ın (orta karar sayılabilecek) caz barlarında sahne alırdı. sıkıntılı bir gecenin sonunda çalıştığı yerin camını çerçevesini indirmesiyle sonuçlanan kavganın ardından zararı ödemekte çok ısrarcı olan ortayaşlarının sonuna yaklamış bir ingilizle sabaha karşı mekanı terk ettiğinde barın işletmecisi, sesine ve gönlüne düşkün bu genç kadını bir daha görmeyeceğini anlamıştı. cazcı hatunun söylemekten çok zevk aldığı bir şarkıyı buraya da not etmek uygun düşer. (bkz: brave)
  • dedesi büyük savaşta süveyş cephesinde tümen komutanlığı yapmıştır. cheryl'in roportajlarından birinde bahsettiğine göre dedesi askeriyeden istifa ettiği gün arkasına bile bakmamış, bir daha disiplin kelimesini agzına almamış ve neşesini hiç kaybetmemiş. eski arkadaşları hayret ve kuşkuyla karşılamışlar bu durumu. aynı röportajda büyükannesinin anlattığından aktardığı üzere, karanlıkta suyu ve kumu birbirine karıştırarak ilerleyen, insanları öldürmeden önce uyutan kitleyen, alev ve kıvılcımdan küreymiş dedesinin cephedeki penceresinden sıkça görülen manzara. (bkz: endtime)
  • okulda en sevdigi ders biyolojidir. zamanında uyuklamasının hoşgörüldüğü (ve kendisi uyurken gerçekten de hoştur) tek ders olduğu için böyle olduğu söyleniyor mesaj odalarında. neden sonra bundan vazgeçip gerçekten severek 'popüler kültür ve istiridyeler' başlıklı tez çalışmasına girdiğini şöyle anlatıyor; bazı günler hediye beklersiniz, güzel sözler. inciler. cevabın istiridyenin içindeki incide olduğunu düşündüm. iran körfezinde yetiştirilmeye çalışılan, sabredilen, incinin kendisinin değil sürecin değerli olduğu gibi şeyler, laflar. sonra lisede biyoloji konusunda yardımcı olmasını istediğim bir tanıdığımız daha ilk gün istiridyelerin ölümün genç evrelerde en çok görüldüğü topluluklardan biri olduğunu söylediğinde incelemeye değeceğini anladım bu konunun.(bkz: istiridye cocugun üzümlü ölümü)
  • şimdilik hayatının en hatırlamak istemedikleri kısmı lisenin ilk yılı için güneye birmingham'daki yatılı okullardan birine gitmek için şehir dışına çıktığı zamanlardır. daha sıkı eğitimi isteyip istemediği bir yana kendi şehrinde son üç yılını paylaştığı, dedikodunun en dehşetini yapıp, herkese laf soktukları pip gibi bir arkadaşını bu lezbiyen yuvasında bulmak değil ummak bile zor olmuş cheryl için. yine de kendisine büyük mutluluk veren, artık beklediği haber ona alıştığı üzere telefonla değil postadan geldi. 13 şubat günü pip'in gönderdiği zarfın içinden çikolatalı şekerleme ve "and candy reveals it" yazılı bir kağıt çıktı. şüphesiz bu yazı "valentines day card" anagramıydı. pip'in postanın ulaşacağı tarihi yanlış hesaplamış olmasının çok da önemi yoktu. (bkz: distances)