şükela:  tümü | bugün
  • istanbul'da bebek semtinin eski isimlerinden biridir ayrıca.
  • son yıllarda ülkemizde yapılmış en çılgın f&b yatırımı hakkasan’dı. 12 milyon dolar yatırım ile açılan hakkasan aylarca zarar etmiş ve 2. yılını tamamlayamadan yok pahasına devredilmişti. chilai’de hakkasan gibi bir tekstilcinin çılgın f&b yatırımı. hatta o kadar çılgın ki hakkasan bile onun yanında normal kalıyor çünkü chilai’ye yapılan toplam yatırım 22 milyon euro. her ne kadar bu paranın 17,5 milyon euroluk büyük kısmı binanın mülkü için harcanmış olsa da gene de çılgın bir rakam. 22 milyon yatırımla f&b dünyasında neler mi yapılabilir ?

    mesela 2008 yılında lehman brothers’ın istanbul doorsa biçtiği değer 100 milyon euro. yok ben hazır bir firma almam kendim sıfırdan yaratacağım diyorsanız 22 milyon euroya neler mi yaratılır. istanbul’un en iyi noktalarında verilecek hava parasına göre en az 10-15 şubesi olan bir fast casuel dining zinciri ve bu zincirin bütün altyapısı kurulabilir. veya her biri farklı konsept ve mutfaklarda 7-8 adet fine dining restaurant açılabilir. kısacası 22 milyon euro f&b dünyasında çok büyük bir rakam hele tek bir projeye yatırmak için çok çok büyük rakam. tabiî ki bu rakamın 17,5 milyon eurosu gayrimenkule harcanmış ve o para her zaman tekrar nakde dönüştürülebilir ama dekorasyona harcanan 4,5 milyon euronun finansal açıdan mantıklı bir şekilde geri dönmesi çok zor görünüyor. umarım hakkasanın başına gelen olmaz ve yok pahasına başkasına devredilmez.
  • yatirimini, icine de en son trendlerden olusan potpori dekorasyonunu da yapmis ama aslinda bir bogazici yalisinin icerisinde oldugunu unutmus, bununla da yetinmeyip sahil seridinin ve bebek'in guzelim goruntusunun icine etmis mekandir. "basit olan guzel olandir" gibi bir anlayis yeni zenginlik kavramina pek uymadigindan olsa gerek, mekanda yok yok. sushi de var, zenginlerin yeni orji temasi "sanat galerisi" de var ve tabii multi-kulti bir o kadar da polyglot garsonlari var (mis). simdi burada merak ediyorum "tek shot icimi 650 lira olan konyak" nedir ve mesela buraya bir connoisseur geldiginde - hadi o da fransiz olsun; pisim ya, ugrastiriyorum iyice- bahsi gecen konyagi jack daniels verir gibi shot bardaginda mi verecekler? ama onlarda hakli cunku nouveaux riches olmak da zor is; ogrenilecek, ezberlenecek cok sey var. son olarak cok iyi bir insan olmadigimdan, koskoca tarihi eser kapsamindaki yaliyi yikip yerine dikilen cirkin otesi mekana sahibince yapilan uber yatirimin kar etmesini dilemiyorum. ancak bu dileklere dahi gerek kalacagini sanmam, neticede her seyin oldugu yer hicbir seyin tam olarak olmadigi yerdir.

    http://www.istanbultrendy.com/…sdetail.asp?id=14869

    http://cognacguide.ru/fr/index.php?dept=drinkeng
  • denize sıfır oluşu ile kafadan puan toplayan yeni yeme içme görme görülme mekanı.
    birtakım negatif eleştiriler yapılsa da, bebek'te hiçbir manzarası olmayıp yine de anlamsız kalabalığı sokağa taşan lucca'da yemek yemektense(yemeğe çalışmak da denebilir);
    burada denize sıfır bir ortamda pek de uçuk olmayan fiyatlara(bir kırıntı ayarı çoğu yemek) yemek yiyip, birşeyler içilebilir.
    ben giriş kattaki deniz kenarındaki masalarda oturdum. ama özellikle yazın bir de terası denenmeli, şahane olur düşüncesindeyim.
    garsonlar ve karşılama elemanları da öyle kasık değillerdi, bozmazlar umarım.
    ha bu arada 2 saatte bisürü celebrity ile yan yana, çapraz çapraza oturduğumuzu da ekliyorum.

    geçer not verdim gitti.
  • yazın denize sıfır olan iskelemsi ortamında oturup geçen üsküdar - beşiktaş motorlarına doğru kadeh kaldırmak ve "ahah pis fakirler" demek için ideal ambiyansı sunan nefis mekan.

    lucca'da oturup taksileri seyretmektense viski içip boğazda zıplayan yunusları izlemeyi tercih edecek sözlük elitlerine* tavsiye ederim. içine gudikten bir sanat galerisi de kondurmuşlar ama genel olarak güzel demek zorundayım.
  • 22 milyon eur harcayıp servisten sınıfta kalmak ne acı. once kafayı değiştireceksin, kapıda insanı bekletip "sizinle ceren hanım ilgilenecek" demekle uberluks olunmuyor. buz gibi havada bizi dışarı oturtmaya kalktı ceren hanım ama ısıtıcıların hepsi kapılmış. baktık olacak gibi değil içeri girdik, kimse ilgilenmiyor bara oturduk, oradan da barmaid kovdu, o bölgeden servis yapacakmış. sonra doldu tabii o bölge de. kibarca söylese takmazdik ama galiba mekanin patronicesiydi ya da mekanı sahiplenir derecesinde seven bir çalışan, neyse sinirimizi bozmadık ortada bir yere çöktük. garsonların kafası başka bir yerde ve sayıları da yetersiz. kimse müşteri ile ilgilenmiyor. sevimsiz ve soguk bir dekorasyon da cabası. ortalıkta etrafı kesen tipler var, barda deli gibi hesap kitap yapan bir kadın. deniz kenarı olması sebebiyle mekanin tutma ihtimali var ama bekleyelim bakalım bu kafayla nereye kadar gidebilir görelim.

    (bkz: uberluks my ass)
  • ust katta bulunan fine dining kisminda menunun cok kisitli oldugu ve fiyatlarin ortalama 65-90 tl arasi oldugu yerdir. fine dining icin burasi yerine vogue veya sunset'e gitmek daha akillicadir.
  • icindense kapisinin önü daha piyasa görünüyor
  • karın doyurmak için gidilmemesi gereken mekan. zira karın doyurmak istiyorsanız adam başı 80-100 liradan aşağı çıkamazsınız, çünkü porsiyonlar çok küçük. ancak mekanın konumu tabi ki tartışılmaz. çalışanlar da ekstra şeker.
  • manzarasını, yemeklerini, teras katta sunduğu huzur ve romantizmi ve giriş kattaki canlılığını beğendiğim ve fakat valet parking bekleyişinden baygınlık geçirdiğim mekan..

    > şarap menüsü gelişkin.. yerel ve dünya şarapları var. en ucuz şarap buzbağ rezerv, büyülübağ. kadehi 25 tl, buzbağ rezervin şişesi 115 tl idi. şili, italyan, fransız şarapları da var onların da, şayet çok özel değilse, kadehi 30-50 civarıydı yanılmıyorsam.

    > başlangıçlar pek ucuz değil, en ucuz başlangıç 30 lira civarında. burrato diye birşey aldık biz, yarım avuç kadar mozzarella ile iki tane en küçüğünden çeri domates geliyor, sos diye birşey koymuşlar ama lezzeti düşük hatta tatsız tuzsuz desek tam tanımlamış oluruz. ayrıca insan utanır o kadar domates koymaya, koysa ya bir iki parça daha...

    > biz teras katta yedik yemeğimizi. ben hardal soslu patates, brokoli , salata ve sos ile ikram edilen 28 gün bekletilmiş kocaman bir antrikot* yedim... leziz olduğu kadar doyurucuydu da, bitiremedim eşime verdim bir kısımını hatta. eşim, garsonun pek bir tavsiye ettiği dil balığı ve kılıç şiş alacaktı ama çok sipariş olduğu için ondan kalmadığından barramundi diye bir balık aldı ve çok beğendi. ana yemek fiyatları 65-82 tl arasında değişiyordu yanılmıyorsam. o nefis barramundi 65 liraydı mesela... ana yemek menüsü çok geniş değil ama ilginç şeyler de vardı...

    > tatlılar da o tip yerlerde yiyebileceğiniz klasik şeyler. bir tek üç değişik sos ve dolgulu*profiterol ilginç geldi, onu tattık. koca tabakta beş adet küçük profiterol topu geliyor, sosu üzerine dokundurulmuş sadece, ararsanız bulabiliyorsunuz, karamelli olan oldukça kuru görünüyordu hatta. yahu çikolatalıdan iki top, karamelliden iki tok var da krokanlının günahı neydi ki ondan bir top vardı? ama haklarını yememek lazım, güzel sunmuşlar sos ile tabağa güzel bir sol anahtarı çizmişlerdi...

    > su konusu biraz karışık orada. siz istemeden bardağınız hep doluyor, hatta hesabı istediğimiz zaman baş garson çırak garsona, artık komi midir nedir adı bilmiyorum, "bardaklarını dolduralım" dedi, adam gidip yeni şişe açıp su doldurdu. herhade kuver var dedik biz de. hesap gelince iki şişe su için 18 lira fiyatı görünce yuhhh dedik, hele hesabı söyledikten sonra açılan o cam şişe için ödediğimiz para içime oturdu kaldı, bir daha da kalkmaz oradan...

    > mekan süper bir yerde konuşlanmış, tekneler ayaklarınızın altında, anadolu yakası tüm renkleriyle ışıl ışıl parlıyor karşınızda...

    > teras, şık ve seçkin bir ortamda yemek yemeyi arzu edenlere hitap ediyor.

    > tuvalet* için gittiğim bir alt kat, oda oda bir konsept üzerine dizayn edilmiş ama boştu. onun bir alt katı da boştu. giriş kat tıka basa dolu ve asıl piyasa orada. ortam süper, müziğin sesi biraz fazla gibi gelse de o katın konseptine uygundu bence. giriş kat denize çıkıntı da yapmış, terastan daha güzel bence giriş kat. giriş katta daha uygun fiyata yemek yemek mümkün ama dediğim gibi giriş kat asıl piyasa mekan, yiyip içmekten ziyade görmek ve görülmeye gidiliyor...

    > mekanla ilgili en kötü anımız valet parking. sakın aracınızı valeye vermeyin. zira; üstü batman'in arabası gibi birbirinin içine geçerek zınk diye açılan cabrio bir bmw'niz, son model ferrari veya maseratiniz yoksa yemeğinizi beklediğiniz sürenin iki katı kadar arabanızın gelmesini bekliyorsunuz. gerçi kimisi için o da iyi olsa gerek. zira; beklerken son model arabalar ve moda dergisinden çıkmış alımlı ve şık kadınlar görüyorsunuz, araba beklemenin bile bir piyasası var.

    > haaa bir de hiçbir makbuz falan vermeden 20 tl ücret istiyorlar valet parking için. bahşiş diye düşünüp 10 tl vermeye falan kalkmayın 20 tl diye istiyorlar. aslında o mekanik biçimde üstü açılan bmv'den en az 100 tl istemişlerdir, işte öyle bir araba almamamızın sebeplerinden birisi de bu bizim *