şükela:  tümü | bugün
  • peru'nun pisco kıyılarından 10 km ötede serpiştirilmiş kayalardan oluşan ve 1850'de her dönüm toprağı dünya üzerindeki en değerli gayrimenkul olan adalar zinciridir. değeri aslında toprağının tamam kuş kakasından oluşmasından gelmekteydi. guano denilen bu kurumuş dışkılar dünyanın en iyi gübresiydi.

    dönemin adasını tariflersek:

    karaya yaklaşan denizcilerin ilk gördüğü şey suyun üzerindeki soluk sarı örtüydü. gemileri adaya yaklaştıkça devinen devasa kuş kümeleri ve daha yakına gelince onların sebep olduğu dayanılmaz ağır dışkı kokusu...

    gelen gemiler bir klavuz tekne tarafından karşılanırdı ve onları demirleme alanına götürürdü. kayaların arasında sallanan yüzlerce gemi direğinden oluşan bir ormanın içine girer ve bekleme süreci başlardı.

    sıralarını alıp bekleme süreci haftalar alabiliyordu. işleri hızlandırmanın tek yolu adanın valisine rüşvet (sardalya, soğuk jambon, şarap vs) vermekten geçerdi. gübre yükünü alabilmek için tek yanaşma yeri, otuz metre yüksekliğindeki kayalıklardan oyulmuş büyük bir deniz mağarasının önündeki bir çıkıntıydı.

    valinin evinin bir tarafındaki manzara büyüleyici idi. and dağları ve pasifik'i tek bir manzara içinde hayal edin. muazzam mağaraları ve dik duvarlarıyla adalar, köpüklerle çevrelenmiş olağanüstü kayalar, saf okyanus havası, sayısız deniz kuşu, gemi trafiği, deniz arslanı sürüleri ve neredeyse her zaman mavi ıssızlığın uzak veya yakınlarında , balinaların fışkıran suları ve yeni gelen ya da ayrılan gemilerin beyaz yelkenleri...

    fakat evin öte tarafındaki manzara ise daha çok dante'nin cehennem'ine benziyordu. kölelerin çoğu yarı çıplaktı, başları ve ağızları paçavralarla sarılıydı. derileri toz yüzünden bembeyazdı. yavaşladıklarında onları sopalarla döven ya da kırbaçlayan silahlı nöbetçilerin gözetiminde kazıyor, kürekleri boşaltıyorlardı. üstlerindeki yakıcı kuru güneş kör ediciydi, gölge edecek tek ağaç yoktu, yalnızca koku, sıcak nem ve her yerde kuş çığlıkları. adım atılan zeminin her yeri esnekti, işçiler kazdığında derinlerde rengi doluk kızıla dönüyordu. işçilerin hepsi çinden gelmişti, kendilerini adeta kölelere dönüştüren uzun süreli iş sözleşmeleri imzalamaları için kandırılan ya da zorlanan yaklaşık 600 kişi idi. sazlardan yapılmış klübelerde barınıyor, günde genelde mısır veya pirinç ve birkaç muzdan oluşan iki küçük öğünle hayatta kalıyorlardı. günde yirmi saate kadar çalışmaktalardı. nefes darlığı, öksürürken kan tükürme, bayılma, bacaklarda şişme, kramplar, kusma ve ishalin bir kombinasyonu olan guano hastalığına sık sık yakalanıyorlardı. iskörbüt cabasıydı. zaman zaman gübre hendekleri çöküyor ve birkaçı diri diri kuş bokuna gömülüyordu.

    öfkeli bir ingiliz ziyaretçi '' öfkeli tanrılarının intikamlarını almak için tasarlanmış hiç bir dinin cehennemi bu sıcağın şiddeti, bu kokunun dehşeti ya da burada çalışmaya mecbur olanların yaşadığı lanete denk olamaz'' diye yazmıştı.

    sözleşmeleri bitene kadar çıkış için tek bir yol vardı. bazı işçiler kendilerini afyon ya da içkiyle öldürüyorlardı. bazıları kendilerini uçurumdan atıyor veya açık denize doğru yüzerek boğuluyorlardı.

    perulu yöneticiler tarafından yapılan sözleşmeler genelde 5 yıllıktı. guano peru için muazzam bir gelir kaynağıydı. peru'lu yöneticiler malikaneler inşa ettirdi, zengin avrupai ne varsa ithal ettiler. lima sokakları gösterişli şatafatlı subayların üniformaları ve paris'in son modasına göre giyinen kadınlarla dolup taştı. bir kuş boku ülkeyi bolluk yerine çevirdi.

    nolduysa 1850 li yılların sonunda oldu. işçiler küreklerini kayalara vurmaya başladılar. binlerce yıllık yataklar 20 yılda tamamen kazılmış tükenmişti. 1870 li yıllara gelindiğinde peru devleti iflasını açıkladı.