şükela:  tümü | bugün
  • 1976 yapimi vurucu bir fassbinder filmidir. konusu soyledir;

    --- spoiler ---

    evlilik bagi disinda aralarinda hic bir bag kalmayan cift, fiziksel engelli kızları angela tarafından dahice bir oyuna dahil olmak zorunda kalir. birbirlerine is gezisine çıktıklarını söyleyerek sevgilileriyle haftasonu kacamagina cikan anne ve babasini birbirlerinden habersiz olarak, angela'nin soyledigi yalan sonucu, ailenin sayfiyedeki evine giderler. sevgililerini kollarına takarak birbirlerinden habersiz eve gelen kari-koca, bu tatsız bulusmanın ilerleyen saatlerinde, angela’nin israrlari sonucu, olumculluk derecesi rus versiyonundan asagi olmayan cin ruletine dahil olurlar. zira oyun hic kimsenin yüzlesmek istemeyecegi gerceklerle oynanmaktadir
    --- spoiler ---
  • (bkz: truth or dare)
  • filmden bir replik: "kulak misafirleri genellikle yanlış şeyleri duyarlar."
  • şahaneymiş.

    aldatan eş pişkinliği, öteki kişi huzursuzluğu diye başladı, bambaşka bir yere vardı. mürebbiye kirsten dunst'a benziyor derken anna karina belirdi ekranda, fassbinder filminde oynadığını bilmiyordum. çin ruleti fena oyunmuş, daha az antagonistik bir ortamda oynamaya değer.
  • bence alman sinemasının en anlaşılması güç ve özgün yönetmenlerinden rainer werner fassbinder imzalıi 1976 yılı yapımı alman filmi. film hakkında azıcık spolier içerse de şöyle güzel bir yazı var. aynen aktaralım.
    '' çin ruleti , mutlu görünen ama aslında varsayımlarda yaşayan bir ailenin hikayesi. 1976 alman-fransız ortak yapımı olan çin ruleti’nin yönetmeni rainer werner fassbinder.
    film, bir kadın ve kızının pencere önünde, gustav mahler’in 8. senfonisini dinlerkenki görüntüleriyle başlıyor. babanın eve gelmesiyle de müzik aniden sona eriyor. normal gitmeyen şeylerin belirtisi gibi keskin bir sona eriş.
    tam bir alman filmine yakıştığı gibi belirsiz donuk karakterlerle başlayan hikaye içerisinde, kişileri tanımaya çalışırken, bir tuhaflığın ortasında buluyorsunuz kendinizi. aile içi entrikalardan bıkmış olan kız çocuğunun, herşeyi ortaya dökmek için yarattığı bu tuhaflıkta, garip bir olay dönüşüyle beklenmedik davranışlar sergileniyor. mesela 2 adamın abzürd pozisyonlarda karşılaştıkları sahnede, seyirci kopacak bir kıyamet beklerken, onlarsa ilk şoku hızla atlatarak verdikleri samimi tepkilerle hayli sıradışı oluyorlar. titizlikle yazılmış minimalist senaryosu, perde ardında gördüğümüzden çok daha fazlası olduğunu düşündürse de, yetersizlik duygusu yaratmıyor, rahatsızlık duygusunu başarılı bir şekilde görüntülere yansıtıyor.