şükela:  tümü | bugün
  • üst ve orta notalarında (ilk sıkıldığı yarım saat kadar) çiçek kokuları, sonrasındaysa misk ağırlıklı hissedilen koku. bütün dergilerde manyaklar gibi ilan verdikleri için çok merak etmiştim ama alelade bir çiçek kokusuymuş.
  • bundan daha önce piyasaya sürülen chloé'den daha başarılı olmadığı kesin olan parfümdür.tabii bir de givenchy'nin parfümleri dururken chloé ne kadar iyi bir seçimdir bu da ayrıca tartışılabilir. yine de meraklıları için;

    (bkz: chloé-eau de parfum)
  • isterdim ki $oyle alt notalardan girip ust notalardan cikayim ama kokulari o kadar ogelerine ayiramiyorum ne yazik ki. yine de $unu rahatlikla soyleyebilirim, bildigin sabun kokuyor. banyodan yeni cikmi$lik hissi icin ideal.
  • üst notalar: pembe biber, portakal çiçeği
    orta notalar: zambak özü, leylak, sümbül, morsalkım, kediotu
    alt notalar: misk, talk, pirinç unu

    diye yazılmış. bence en güzel tarafı, içinde vanilya ve şeftali bulundurmuyor olması. onlar olunca tuhaf tatlımsı bir koku oluyor ve ben kullanamıyorum. üretenlerin benimle çok alakası yok ama ben de tüketiciyim(ah keşke ben de üretebilsem...) ve de çılgınlarcasına tüketmek istiyorum bu parfümü. bi senedir kendimi ikna etmeye çalışıyorum olm, kolay değil issey miyake'nin "l'eau d'issey" sinden vazgeçmek... altı aylık kalkınma planımda almak var zaten onu, yani bahara doğru. ama bu chloe de güzel olmuş lakin.

    not: ben sümbül, zambak, morsalkım seviyorum lan! bi de portakal-limon kokusu seviyorum. ondan sevmişim bu kokuyu evet(ne var, şimdi farkettim alt-üst notalarını.). tabii severim ben bunu!

    not2: deli duran bey, issey miyake diyorum, "l'eau d'issey" diyorum, anladınız siz onu.
  • bebek gibi kokutan, minnoş parfüm. piyasadaki en güzel kokulardan. yeni arzu nesnesi.
  • chloe love florale ismiyle yeni bir üye eklenmiş kendisine. yıllardır arayıştan arayışa koştuğum parfüm denemelerimi sonlandırdı kendisi. çok kararlı bir chanel fraiche kullanıcısı iken, calvin klein beauty'nin nefis yasemin kokusuna kaçmış biri olarak diyebilirim ki, tercih ettiğim kokular arasında hepsine en yakın, hem de hepsinden çok farklı, en karakteristik ve kalıcı parfüm budur. sonunda olmuştur.
  • şekerli parfümlere inat tuzlu kokan parfüm. sanki iyot var içinde mübareğin.
  • uzun zamandır denediğim en değişik parfüm. ilk açılışı eskilerden bildiğimiz pembe selpak kokusu. biraz bekleyince kendisi için "bebek kokuyor" demek yanlış olmaz ama bebek gibi kokmak ne kadar mantıklı onu bilemiyorum. yine de farklı bir parfüm arayanlara tavsiye edilebilir.
  • bugün sabah uyandığım andan beri ruhsal olarak berbat durumdaydım. tüm gün kimseyle konuşmadım. yemedim, içmedim, öyle pek gülmedim. ne kadar boktan hissettiğimi anlayın; karşı masamda oturan müdürün gözünün içine baka baka kulağımda kulaklık, bir yandan ali atay'dan eksik bir şey mi var şarkısını dinlerken diğer kulağımla işleri halletmeye çalıştım. sorduğu sorulara her seferinde kulaklığı kulağımdan çıkartıp efendim? diyerek cevap verdim. anlamış olacak halimi ki birşey demedi allahtan. dese de çok umrumda ya...

    çıkışta öööyle yürüdüm sadece. sonra bi parfümeriye girdim. amacım sadece aklıma gleen birkaç parça eksiğimi tamamlamaktı. sonra parfümlerin önünden geçerken yıllardır bırakmadığım ve beni bırakmayan tek şey olan incimin * bitmek üzere olduğunu hatırladım. bugün yarın bir şişe daha gidecekti çöpe...

    görevli kadının yanına gittim ve "noa kullanıyorum. artık kullanmak istemiyorum. anladınız siz beni" dedim. gülümsedi. belli ki o da hissetmişti halimi ve samimiyetimi. anlatmaya devam ettim. "pudra gibi. sade, kırık beyaz ya da açık pembe bir şeyler. temizlik kokusu... böyle duştan yeni çıkmış gibi olmalıyım. acı olmamalı. yoğun şekilde alkol kokusu almak istemiyorum. ama kalıcı da olmalı. rüzgar estikçe etrafımda pudradan bir bulut uçuşmasını istiyorum. içinde hafiften çiçek kokuları da olsun. koku olarak değil ama his olarak tatlı bir şey olmalı. sakin, huzurlu, sıcak..."

    kız gayet kendinden emin bir şekilde "tek bir parfüm önereceğim. zaten noazedeseniz başka tarzda bir parfüm beğenmeniz çok zor" dedi. kolumu uzattım. görevli kadın tek bir fıs sıktı koluma. noa'yı bile aklımdan silip atacak bir parfümdü kokladığım. başka hiçbir parfüm denemeden, başka hiçbir soru sormadan direk alıp kasaya koştum.

    noa'dan o kadar memnun ve diğer parfümlere o kadar yabancıydım ki hiçbir parfümün adını sanını bilmezdim. bayaa cahilimdir ve hatta ilgisizimdir parfüm konusunda. ne de olsa noa vardı ve başka hiçbir parfüm noa gibi olamayacaktı... ama bugün değişti bu düşüncem. artık beynime kazınan iki koku var.

    eve geldim. anında kendimi duşa attım. üzerimdeki tüm parfüm kokularını temizleyip sadece chloe love kokmak istiyordum. duştan çıktım. saçı başı hallettim ve sıra parfümü sıkmaya geldi. tek bir fıs... ve saatler sonra tshirtümü tutup tutup hala burnuma dayayıp geziyorum evde. yoğun ve neredeyse ağır bir kokusu olduğu için tek fıs yetiyor da artıyor bile... o yüzden eşşek yüküyle para vermem ilk başta biraz koymuş olsa da şuan umrumda değil. çünkü biliyorum ki çok uzuun bir süre birlikteyiz biz yeni parfümümle.

    tanıma gelirsek yukarıda bahsettiğim kadar mükemmel bir kokusu olmasına rağmen neredeyse eski kolonya şişeleri kadar düz, gösterişsiz, sade ve şık bir şişesi olan parfüm.

    not: entrynin girişinde anlattığım iş güç hallerinin, moral bozukluğunun, sinirin stresin konuyla ne ilgisi var diyeceksiniz. bu parfümü sıktığım andan beri hiçbirisini hatırlamıyorum. işte alakası bu.