*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 10 bölümü yayınlanmış, feci bağımlılık yaratan kdrama. best love, the greatest love gibi isimlerle de anılır. secret garden'dan sonra bu kadar sevebileceğim bir drama bulabileceğimi sanmazdım, heyhat bu dizi gönlümde sağlam bir köşeye yerleşiverdi. bunun en büyük nedeni senaryonun her yaptığına bayıldığım hong kardeşlerin kaleminden çıkması. absürd sahneler, şahane popüler kültür göndermeleri, harbi romantik komedi dedin mi, bu kardeşlerden iyisini bulmak zor. hong kardeşleri you're beautiful, my girlfriend is a gumiho, mai geol, hong gil dong gibi yapımlardan tanıyoruz ki eğer kdrama severseniz bunlardan birini mutlaka izlemiş olmalısınız, izlemediyseniz oturun, sıfır!

    bu dizi ile ilgili aylardır haberler okuduk durduk. başta lee seung ki oynayacak dendi (sonradan şahane bir cameolukla yaptı ama bkz:9. bölüm), sonra cha seung won (bkz: athena goddess of war, city hall) uygun görüldü. esas kız rolü içinse gong hyo jin (bkz: pasta, hello my teacher) seçildi. konu daha ilk okuduğumda hoşuma gitmişti zaten. eskiden popüler bir kız grubuna üye olan ancak grubun dağılması, skandallar ve tutmayan bir albüm sonrası 5. sınıf eğlence programlarına düşmüş go ae jung (gong hyo jin) ve son zamanların gözde aktörü, şöhretin zirvesinde dok go jin (cha seung won). bu ikili bir ton absürdlükle ve romantik komedinin olmazsa olmazı kavgalarla tanışır.

    tabi ki aşk dörtgeninin olmaması bir kdrama için düşünülemez. bu dörtgende ae jung'ın eski grup arkadaşı, popülaritesinin doruğundaki kang se ri ve nerd doktor yoon pil joo var.

    diziyi sevdiren ilk nedeni entry'nin başında dedik, şahane senaryosu. bilen bilir, hong kardeşler sizi dövünerek güldüren sahneler yazmada da, gözlerinizi doldurmada, gönül telinizi titretmede de aynı oranda başarılıdır. ancak işin komedi yönü bende hep ağır basar. misal bu dizinin 7. bölümünde bir sahne var ki günlerce konuşuldu kdrama alemlerinde. bu sahnede dok go jin karakteri karaoke'de g dragon'un heartbreaker parçasını seslendirir. sadece o sahne bile diziye bağlanmak için yeterlidir.

    aynı secret garden'da olduğu gibi, burda da jönümüz... hmm aslında pek de alıştığımız jönlerden değil. dok go jin kaba ve komik bir karakter. inanılmaz absürd hareketleri var, bencil ve kendini beğenmiş olması da cabası. absürdlük demişken kendisini ingilizce konuşurken duymak, ölmeden önce yapılması gerekenlerden. diziye sizi bağlayan en büyük unsurlardan biri legendary diyebileceğim dok go jin karakteri, kimse bana barney stinson demesin^^ bu karakter yer yer kim joo won (secret garden) karakterini de andırıyor, bu anlamda kdramalardaki esas erkek anlayışında değişimin ayak seslerini duyabiliyoruz.

    dizideki popüler kültür göndermeleri de had safhada ki hong kardeşler bunu yapmaya bayılır. zamanında you're beautiful'u -kendi adıma- sevmemin nedeni bu göndermelerdi. onlar olmasa çekilmezdi. tabi bu göndermeleri tam olarak anlayabilmek için kore kültürüne vakıf olmak gerek. mesela ae jung'ın babası secret garden'daki kim joo won karakteri ile popülerleşen payetli eşofmanlardan giyer. bir başka örnek tv'de muhteşem kraliçe çıktığında dok go jin ve menajeri arasında geçen konuşmadır. dok go jin başarısız bir film çekmiştir ve menajerine sorar "o filmi çekmek için reddettiğim drama bu mu?" menajer "evet ama çok tutmadı zaten, reytingler %5i geçmedi" der. oysa bilen bilir, muhteşem kraliçe reyting rekorları kırmıştır. başka bir sahnede yine aynı diziye gönderme yapılmıştır. dok go jin'in şeytanlaştığı bir anda dizideki mishil karakterine gönderme vardır hatta o anda söz konusu diziden bir müzik girer. daha böyle sabaha kadar yazabileceğim onlarca gönderme ile doludur dizi.

    tüm bunların yanı sıra dok go jin ve go ae jung arasındaki ilişkinin de diziyi sevdiren nedenlerden biri olması var. artık buna değinmiyorum bile zira romantik komedi dedin mi, kore'den hasını yapanı bilmem, gösterseler inanmam.

    ne yazık ki 16 bölümde sonlanacak dizi altyazı gelsin deyu her hafta oraya buraya tırmandırmaktadır. bilmem bunca konuşmanın ardından hastası olduğumu söylememe gerek var mı? her sahnesi yaran, delice bağlayan, şahane, über, süper bir dramadır. izlemeyeni dövüyorlar, valla bak.

    yakında yeni hezeyanlarımla görüşmek dileğiyle ki emin olun bu, bu başlığa girdiğim son entry olmayacak.

    edit: diziyle ilgili yararlı linkleri unutmuşuz. öncelikle bölüm bölüm analizler, haberler vs. için direkt şu link işinizi görür. dizinin trailerları için önce şuraya ardından da şuraya itinayla bakınız.
  • kendin pişir kendin ye şeklinde bu diziden bahsetmeye devam ediyorum.

    göndermelerinin hastasıyım demiştim, değil mi? o halde nelere gönderme yapılmış ya da hangi müzikler kullanılmış görelim. oldboy, 2046, in the mood for love, champions league, muhteşem kraliçe, james bond, x files, gwoemul. bunun dışında kore sineması, kpop, kdramalar, kore tv programlarına dolu gönderme içeriyor. kore magazinine içerden bir bakış atabiliyoruz izlerken. pororo var. hah bir de patates. hiç bir şey anlamadınız değil mi?

    12. bölümde bir sahne var ki gülmekten gebermek yanında hiç kalır. aslında bu entrynin yazılış amacı o şahane sahneden söz etmek biraz da ama üstü kapalı olarak. dok go jin ve menajeri arasında geçen bu şahane sahne mümkünse saniye saniye durdurularak izlenmeli, maksimum zevk almak garanti diyorum.

    hala kimseyi izlemeye ikna edemediysem 7. bölümden şu sahne işinizi görür diyorum, bunu izlemeden karar vermeyin.

    bir dahaki çıldırışımda görüşmek dileğiyle.
  • son bölümüyle ağlatmıştır ama dram olduğundan değil, bittiği için. bir güzel kdrama macerasının daha sonuna geldik ve bu kez öyle böyle beğenerek değil, tapınarak izlediğim bir dizi oldu. her şey ancak bu kadar dozunda olabilirdi. romantizmi ve komedisi çok iyi ayarlanmış türünün hakkını veren bir diziydi. hong kardeşlerin öylesine senaryo yazmadığını bangır bangır bağırıyorum zaten kaç zamandır.

    senaryo enfesti. zekice göndermelerin yanı sıra, hikaye içinde de açık kalan bir nokta olmadı, hiç bir zaman sürükleyiciliğini kaybetmedi, her an kalbimizden vurmayı başardı. oyuncu seçimi daha dizi başlamadan benden onay almış olsa da tekrar tekrar belirtmeden geçemem, başrollerin uyumlu kimyası diziyi aldı götürdü. hem cha seung won hem de gong hyo jin rollerine cuk oturmuşlardı. hele cha seung won'un dok go jin karakteri, bambaşkaydı. onlar dışında yan karakterlerin hepsi çok başarılıydı. hiç biri ileri sardırtmadı. tamam yoon pil joo'nun annesi bazen gereksiz olabiliyordu, onu inkar edemem.

    dizinin kendi müziklerinin güzelliğinin yanı sıra, sahneye göre müzik seçimi şahaneydi. özellikle komedi anlamında bunu sıkça kullandılar ve pek çok gönderme yaptılar. bu göndermelerin çoğundan bahsettik zaten ama en son stay parçasıyla ile secret garden'a çakılan selam pek keyiflendirdi beni.

    yer yer klişeler barındırsa da bence romantik komedi olmanın hakkını verdi, pek çok yerde de kdrama ve romantik komedi klişelerini yıktığını söyleyebiliriz. baş erkek karakterin cool değil şabalak olması tüm dünyada kabul edilmiş romantik komedi jön tipinin yıkımıdır (daha önce secret garden'da da yapılmıştı) erkeğin aşkını çabuk kabul edip, kızın peşinden koşması yine romantik komedinin ruhuna terstir. ters olsa da uygulanabilir olduğunu ve harika sonuçlar verdiğini gördük böylece.

    bir başka hoşuma giden nokta kim nam gil göndermeleri oldu. yavreceğizimin askerde kulakları iyi çınlamış olmalı. her ne kadar dizide başka bir isimle anılsa da vitamin suyu şişesinde resmini görmek gülümsetti.

    kısacası anlat anlat bitmez şahane bir deneyimdi. kdrama severlere, uzak doğu severlere, hiç olmadı romantik komedi severlere şiddetle tavsiye edilir. hatta kdramalar adama romantik komediyi sevdirir diyerek ısrarın dibine vuruyor ve kendim çalıp, söylediğim bu başlığa bir dahaki ziyaretime dek esenlikler diliyorum.
  • zamanında nedense bir türlü başlamak istemediğim, onun yerine türlü türlü kdrama izlediğim, en sonunda da merakıma yenik düşüp başladığım dizidir. ama daha ilk sahnesinden itibaren kendime kızmama başlamışımdır, itiraf ediyorum.

    o dok go jin nasıl bir karakterdir öyle yaa, al karşına izle yani. başrol kesinlikle süper uymuş. enfes yani, tadından yenmiyor. hele bir de ingilizce konuşmaya görsün, eaheu

    esas kızı nedendir bilmem pasta'dan beri sevemiyorum, itici geliyor hep. burada da öyle geldi, ondan yorum yapmasam daha iyi sanırım.

    bu dizi hakkındaki en sevdiğim şeylerin başında tabi ki göndermeleri geliyor! o payetli eşofmanlar bende derin bir ah çektirip secret garden özlemimi pekiştirse de, sahneye lee seung ki'cığım çıkınca tüm her şey duruldu sağolsun. gerçi my girlfriend is a gumiho devam etsin diye kampanya düzenlemek istemedim değil hani.

    şu an sona 2 bölüm var benim için, nolur bitmesin ya. ya da senaristler yine bu kıvamda bi' dizi daha çeksin. herkes mutlu olsun, valla bak.

    ha bir de bahsetmeden geçemeyeceğim, 2. esas oğlan, biricik mükemmel damatımız...yazık oldu sana da be. diğer dizinde de aynı roldeydin zaten. buradan yetkililere sesleniyorum, bu gül gibi çocuğa da bir esas oğlan rolü verin tez elden. olmuyor böyle canım!
  • gece gündüz izlediğim 49 il'den sonra kdrama izlememeye söz vermiştim ama şeytan dürttü ve pek sevgili badim hagabo'nun o zaman son yazdığı entry üzerine izlemeye başladım ve o da nesi ilk bölümlerden dramaya aşık oldum. kah sesli güldüm kah ergen çığlıkları attım dokkociin diyerekten. drama da resmen başroldeki hatun kişisinin bi halta benzemeyen korkunç saçlarıyla benim ortaokul günlerime selam çakmıştı. bunun dışında önceden de belirtilmiş popüler kültür göndermeleri, eğlenceli diyalogları ve minimumda tutulmuş dram öğeleriyle çok çook başarılı.

    kdrama nedir diye merak edenler buyurup burdan yakabilir, online olarak değil download ederek izlesinler hatta çünkü dizi sadece seyirlik değil arşivlik.
  • kdrama'ya bu diziyle başladım. çok pis sardı iki gündür. kore dilinde "neee?" türkçe'deki "neee?" ile aynı. dizide de öküz çok, sürekli "neee?" diyolar, her seferinde bi şaşırıyorum.
  • cok pis sarangzi.
  • dizide kullanılan şarkılardan biri de coldplay - viva la vida. çok tatlı bi kız arkadaş yapıp kendisine uni diye seslenmek istiyorum. gimbap yemek istiyorum. uzak doğu'da güzellik anlayışının "küçük surat, bembeyaz ten" olduğunu anladığımdan beri de yanaklarımı aldırmak istiyorum. sonra hmm.. bu dizi sayesinde cha seung won'u tanıdım ve eski yapımlarını gördükten sonra bir insanın hem çok karizmatik hem de aynı derecede komik olabileceğini gördüm. insanoğlundan beklentim yükseldi. asyalı kızların verdikleri standart pozların gerçekten de standart olduğunu gördüm. eliyle kalp yapmalar, ellerini yanağının altına koyup masum bakmalar, peace işaretiyle gülümsemeler vs.. geleneksel pozları bunlar. buna da emin olduktan sonra diziyi bir çırpıda bitirdiğimi, bu diziden sonra da türk dizilerini izleyemediğimi belirtmek isterim. adamlar 16 bölüme çok şey sığdırmışlar, hiç sıkılmıyorsunuz ve kendinizi aptal yerine konmuş gibi hissetmiyorsunuz. geçen kuzey güney'e baktım mesela, en az 20 dakikası duygusal müzikler eşliğinde birbirine bakmalarla geçti. insanları duygulandırmanın veya romantizm yaratmanın tek yolu bu birbirine mal mal bakma yolundan geçmiyor ki. azıcık feyz alın şu kdramalardan.
  • yeni nesil kdramalardan giriştiğim üçüncü diziydi. bir çok gelişmesi aslında bilindik klişelerden oluşan mutlu sonlu bir romantik komedi. takdir edilesi bir noktası var ki sonunu hakkıyla kotarmışlar. aceleye gelen ya da herhangi bir bölüm sonu gibi sıradan geçen bir bölüm değil, onlar erdi muradına siz artık nereye çıkıyorsanız tadında güzel bir finaldi.

    esas erkek dokgo jin, her bakımdan arızalı ve çok eğlenceli bir karakterdi. fakat sesi ve korkunç ingilizcesi tahammülümü zorlamadı değil. jest ve mimiklerde ise çok başarılıydı. zihin kontrolü, irade mücadelesi ve bir cümleye çıkışarak başlayıp çark ederek bitirmesi en çok güldüğüm kısımlardı. neredeyse son bölümlere kadar açık bir fedakarlığını görmedik yani hep bir şekilde yardım etse de o en büyük adımı atıp açıklamaya cesaret edememesi, bir de bitmek bilmeyen yanlış anlaşılmalarla kızı çok üzmesi zaman zaman benim de pil cephesine kaymama sebep oldu. oyuncunun performansı yüksek olsa da bende romantik manada çok etki bırakmadı. bence aksiyon rollerine daha çok gidecek bir yapısı var. misal dizi içinde çektiği savaşçı filminde dizide olduğundan daha iyiydi. ki bir ek bilgi olarak cha seung won abimizin t-ara ile yaptığı cry cry düetinin klibiyle, devamı olarak hikayenin tamamını içeren sağlam kısa film lezzetindeki lovey dovey klibinde görüleceği üzere gerçekten aksiyon ve dram rollerde baya baya iyi.

    gu ae jung'ın sabrını, dirayetini, yılmamasını ayakta alkışlayasım var. insan bu kadar mı yanlış anlaşılır? hani adım çıkmış dokuza inmez sekize deyiminin karşısına bu kızın fotosunu koysalar yeridir. kendini feda ederek sakladıkları, yükünü sırtlandıkları bi yana ne yapsa en olmayacak şekilde algılanıp durması pes dedirtti. ayrıca giyimi berbattı gerçekten. yalnız gri elbisesini beğendim, gelinliği de şıktı.

    benim için diziyi asıl kurtaran ding dong oldu. vahşice sevmek istiyorum o çocuğu, böyle ısıra mıncıra falan. o ne tatlılıktır, ne akıllılıktır, tam pil cephesine geçti benim bile gözümü döndüren çöreklere karşı koyamadı derken nasıl davasından dönmemektir. yirim yirim yirim....

    yon pil joo için bir ara içimdeki alyazmalıyı çıkartıp sonuna kadar destekleyeyim şunu dedim. ama yani uzunca bir süre dokgo jin'e göre daha fazla emek verdi napayım. alıştığından çok çok farklı bir hayat tarzıyla iyi başa çıktı bence. ayrıca ısrarcı olup parazit yapmamasını ve sonunda bile dostluğunu sunmasını takdir ettim.

    diğer karakterlere gelecek olursak benim ah yeong'um (secret garden) nasıl fettan olmuş? se ri rolünde baya farklı bir portre çizdi. bence de min ha ile birlikte uğruna fedakarlık yapmayı haketmiyorlardı. jenny çok tatlıydı ama onunla her yola gidilir. eski menajerleri delirtti beni. babanın fonksiyonu yoktu. ağabey de bi baltaya sap olamayanlardan yine de sempatimi kazandı. doktorun anası fazla cırlaktı ama alıştım artık bu memleketin iyi evlilikle bozmuş analarına. gerçi bu global bir sorun. menajer jae suk bu dizinin bir nevi ha rim'i (coffee prince). temsilci moon harika bir kadındı öyle bir koçu, menajeri, danışmanı vs. olanın sırtı yere gelmez. hem korudu, hem kolladı, çirkin oyunlara girişmeden açık açık fikrini paylaştı ve naptı etti dokgoların altından kalkamayacakları imajlarını kurtardı.

    dizideki göndermelerin bir kısmını yakalayabildim. şüphesiz kdramada daha tecrübeli olanlar daha çok bağlantı kuracaklardır. müzikler ise dizinin gizli bombası, öyle yerlerde öyle müzikler geldi ki ummadığım anlarda krize soktu beni. vivaldi'nin dört mevsim'inden the x files'a kadar geniiiiiş bir yelpazeden sözediyorum burada.

    yalnız ünlü olmak zor zanaat anladık da kore'de ünlü olmak hepten zor, mobil yaşıyorlar resmen. internet ekmek olmuş su olmuş. gözümüze gözümüze soktukları teknolojiye ağzımın suyu akmadı değil ama bu kadarıyla başa çıkamam yav.

    bir de nesneleri çok fena kullanıyorlar gerçekten. fena derken nasıl desem böyle derin derin anlam yükleyerek. zamanında bir çanta nasıl zehir zıkkım olduysa burda da bir kalem, bir spor ayakkabı, bir de o namussuz patates çok can yaktı.
  • dramalardan soğuduğum bi dönemde, bi anda beni yakalayan dizi. sevgili badim urasil'in teşvikleriyle başladım, en sevdiğim dizi bu diyordu hep. haklıymış. komik, romantik, eğlenceli bir on altı bölüme sahip. ekran arkası hayatın zorluklarını da görüyoruz, bu eleştirisel bakışı da takdir edilesi. ünlü dizilere, oyunculara, filmlere göndermeleri yakaladıkça daha bir mutlu ediyor. üstelik dok go jin gibi mükemmel bir erkeği tanıdım, başlarda o havalı, narsist hallerine gıcık olsam da fikirler zamanla değişti.

    --- spoiler ---

    parlak eşofmanlı çakma hyun bin, en çok güldüğüm gördermeydi, eheh.

    --- spoiler ---