şükela:  tümü | bugün
  • johnjohn ile böyle bi şarkıları var:

    http://www.youtube.com/watch?v=nrtbrr9gz2c
  • bir türlü tahta olanından bulunmayan çubuk çifti. hep metal hep çelik.
  • tahta olanının gümüşsuyu civarında dükkanlarda hatta, cevahirdeki yeni lokantada olduğu pratik isteyen zımbırtı. bir süre kullanınca alışıyor insan.
  • ufak tahta çatallardan daha çok malzeme kullanılarak yapılan, tek kullanımlık saçma icat.

    özellikle pirinç yemek için bunları kullanmayı ilk akıl eden adamı montla sıçtırtmak lazım.
  • bazi uzakdogu restoranlarinda plastige benzer yapida olani kullanilan alet edevat. aksam olunca da tipki catal/bicak/kasik yikar gibi o chopstickleri yikiyorlar, kagit kiliflarina koyup yeniden kullanima sunuyorlar. catal/bicak/kasik yikamaktan daha kolay ustelik. yatta!

    tahta olanlari da bir kere kullanip atacaksiniz diye bir kaide yok. evimde tahta chopstick kullaniyor olsam ben atmam mesela. atan atsin. nasil ki plastik catal/bicak/kasiklari yikayip yeniden kullanabiliyorsaniz, bunlari da yikayabilirsiniz? bir kere kullanip atanin derdi o.

    edit: 368 dx der ki tahta olanlar yemegi emiyor. extreme kosullarda tahta yemegi emmis veya emmemis pek onemsemedigim icin "yikarim ederim" dedim. benim gibi tipler de artik o tahta curuyecek hale gelene kadar kullanirlar herhalde.
  • öncelikle uzakdoğulu kardeşlerime büyük saygı duymamı sağlayan bir alet. onunla yemek yemek kolay iş değil. yemek yemeyi bırak, bununla yemek yemeyi düşünmek bile çok büyük bir hayal gücü gerektiriyor bence.

    ikinci olarak hakkındaki fikrim ise: allah bunun belasını versin!!1!

    brüksel lahanası hariç tüm yemeklere olan sevgi ve saygımdan ötürü sushi yemeye karar verdim. sanki hayvan gibi lahmacunun arasına adana kebap sarıp yiyenler biz değilmişiz gibi bir uzakdoğu restoranına gittik oturduk. noodle denilen çin eriştesinin (babaannemin eriştesi siker onu söyleyeyim) yanına ortaya az sushi söyleyelim. arkadaşım sanki hiç nohutun suyuna ekmek banmamış gibi vasabili soya soslu bir şeyler hazırladı. sushiyi ona daldırmak lazımmış falan. öncelikle sushi ve vasabi hakkındaki tüm önyargılarım boşunaymış onu anladım. ha bir de sanki hiç kuru fasülyenin yanında kornişon turşu gömmemiş gibi zencefil turşusunu incelerken buldum kendimi.

    ee her şeyi hazırladık. asıl soru tüm bunları nasıl yiyeceğiz? baktım bizimki de ortamdaki herkes de sanki soğan kırmamış gibi o saçma çubuklarla löp löp atıyorlar noodle, sushi ne varsa. "nereye sıçacağız" der gibi bakan gözlerimden çaresizliğimi anlayıp bana acıyıp öğretmeye kalktı arkadaş ama ne fayda. neymiş efendim birini yüzük parmağıma dayayıp diğerini de kalem tutar gibi tutacakmışım, neymiş efendim onu hareket ettirip alacakmışım yemeği, neymiş efendim çok kolaymış. sanki ankara'nın bağları'nı duyduğumuzda omuz titretmiyormuş gibi, sanki düğünlerde o chopstick tutan parmakları delice şaklatmıyormuş gibi chun-li kesildi başıma kız, sadece o değil oradaki herkes öyle lan. sanki o chopsticklere et takıp şiş yapmamışlar gibi yiyor herkes en doğal haliyle.

    - ya bak çok kolay. böyle sıkıştıracaksın.

    + orta parmağım arada sıkışıyor, çıkartamıyorum. benim elim ağrıdı :(

    - ya valla çok kolay bak. şu parmağını oyn...

    + valla benim dedemin gözler hafif çekikti ama ben beceremiyorum bunu. çatal neyin yok mu?

    çatal geldi sonra ben de sanki hunharca kokoreç yemiyormuşum gibi sakin sakin sushimi, noodlemi yedim. chopstick nedir allasen ya? tamam gelenek, görenek de arkadaşım 21.yüzyıldayız lan. değer mi bir çubuğun peşinde aç biilaç dolaşmaya. ondan sonra japonlar, çinliler ufacık diye tüm dünya dedikodu yapıyor arkanızdan haberiniz olsun da bir daha düşünün chopstick mi yoksa çatal teknolojisi mi diye.

    ha son sözüm de sanki pirzolayı kemik bembeyaz olana kadar sıyırmıyormuş gibi artist artist takılanlara; adam olun olm tanıyoruz burada birbirimizi. çoğunuz chopstickle yiyecem diye aç kalıp evde yumurta kırıp sarısını patlatıyorsunuz işte.

    + çıkınca künefe gömer miyiz?

    - of bol şerbetli böyle.

    + sen chopstickle yersin şerbetini ama.

    - :(

    noldu la çakma japonlar sizi. sinirlendim bak yine.
  • kimin, neden böyle bir gerece ihtiyaç duyduğunu uzun uzun düşündüğüm işkence aleti.
  • gittigidiyor'da ramen hediyeli paslanmaz çelik versiyonları satılan yemek çubuğu.
  • sadece yemek yerken çatal yerine kullanılan bir alet gözüyle bakılması haksızlık olur. zira çatal ve bıcaktan daha eski ve daha teferruatlı bir kültürdür bu çubuklar.

    kullanımı esnasında uyulması gereken kurallar ve kaçınılması gereken hareketler vardır. bunlardan bazılarını anlatalım ki ortamlarda "biz aslen uzakdoğuluyuz, savaş zamanı dedemler bu tarafa göçmüş" dediğimizde inandırıcı olsun.

    -öncelikle basit kullanımı öğrendikten sonra bu çubukları tam ortasının hafif üst kısmından tutmaya alıstırıyoruz kendimizi. çünkü eskiden sıradan halk ve köylüler bu çubukları alt kısmından tutarak kullanırken, soylular ve saraylılar en üst kısmından tutarak kullanırmıs. biz de ortanın biraz üstünden tutarak "soylu değiliz, ama köylü de değiliz. soylular gibi tutmuyorsak mütevazı yapımızdandır" gibi bir izlenim veriyoruz.

    -yemek esnasında bu çubukları sadece kendi tabagımızdan yemek yerken kullanıyoruz. ortaya konulan tabaklardan asla yemiyoruz. ortadaki yemekten kendi tabagımıza yemek alırken de masa olarak mutlaka ayrı bir çubuk kullanıyoruz. masada yoksa garsondan istiyoruz. yemeği kendi tabagımıza bu çubukla aktarıp sonra kendi cubugumuzla yiyoruz. tükürügumuzu ortadaki yemeklere bulastırmıyoruz.

    -yemek yemedigimiz anlarda çubukları tabağa değil, varsa tutacağa, yoksa masanın uzerine bir peçete koyup onun üstüne koyuyoruz. tabağa chopstick bırakmak sashi bashi diye adlandırılan ayıp bir harekettir.

    -bir de neburi bashi denen bir kusurlu hareket var. o da chopstickleri yalamak. yalamıyoruz.

    -cubukları asla çapraz bırakmıyoruz. bu yas(matem) hareketidir.

    -konusurken chopstickleri bırakıyoruz. vücut dilimize dahil etmiyoruz. en ayıplananı da, elimizdeki çubukla hic bir şeyi göstermiyoruz, işaret etmiyoruz. çubukları kimsenin yüzüne dogrultmuyoruz. yani "bir daha o kızla konuşma harun" derken çubukları haruna dogrultmuyoruz. bu ortama meydan okuma olarak algılanan çok kaba bir harekettir.

    -çubukları corba karıştırmada kullanmıyoruz. bunun için kaşık istiyoruz.

    -çubukları hic bir yiyeceğe batırmıyoruz.

    -bir tabaktan digerine yiyecek aktarırken kesinlikle yiyeceğe havadan yol yaptırmıyoruz. tabaklardan birini diğerinin yanına getirip transferi gerçekleştiriyoruz.

    sevgili dostlarım, en önemlisi de bu kültüre saygı duyuyoruz. mekanda çatal bıçak isteyince o kadar da ayıplanmıyorsunuz ama bu kurallara uymayınca daha absürt bir görüntü oluyor.

    afiyet olsun.

hesabın var mı? giriş yap