şükela:  tümü | bugün
  • iki gerekçe ile gerçekleşmesi gerekendir. ilki gerçekten özgürlükçü, muhafazakar oyların hesabını yapmayan bir parti ihtiyacının olmasıdır. ikincisi ise akp karşısında oluşturduğu tek alternatif tehdidin aslında akp’nin iktidarda kalma sebebi olmasıdır.

    muhalefette sol cenaha yakın, özgürlükçü yeni bir parti ihtiyacı aslında uzun zamandır mevcut ancak belediye seçimlerinden sonra iyice ayyuka çıkmış durumdadır. ne yazık ki chp muhafazakar kesimden oy alma umuduyla kendi tabanında bulunan 10-12%’lik kesimi her geçen gün mutsuz etmektedir. en son izmir’de yaşanan olay sonrası banu özdemir'in tutuklanmasına verilen sert tepki (!) bardağı taşıran son damla olmuştur. ben yüksek ezan sesinden rahatsız olan biriyim. ben inançsızların da haklarının savunulmasını istiyorum. ben 15 yaşında iki çocuğun öpüşmesini kıyamet alameti olarak görürken her cuma namazı çıkışı liseli kızların bacaklarına bakan cahil anadolu halkının marjinalleştirilip küçümsenmesini istiyorum. ben okumayan, bilime inanmayan insanların çapından büyük yorum yapmaya çalıştığında hadlerinin bildirilmesini istiyorum. maalesef chp, kuruluş amacı iktidar olmak olduğu için toplumu kucaklama amacıyla bunların hiçbirini yapamıyor ve yapamayacak. iktidar olacak değil, bu görüşleri savunacak bir parti ihtiyacı açıktır. içinde atatürkçü öğeleri (daha çok özgürlükçü ve devrimci görüşlerini) sol değerlerle birleştiren bir partinin bu ülkede en az %10’luk oyu var. bu oyları bölmek demek değildir. benim partim yeni bir tek adam çıkarsın istemiyorum. ekrem imamoğlu ya da mansur yavaş bu siyasi görüşü yansıtmasa da çatı aday olduğunda kendilerine elbette oy verilecek. ancak erdoğan her gün bu kesime hakaretler yağdırırken sadece sert yanıt (!) veren bir partiye artık oy vermek beni rahatsız ediyor. muhafazakar milliyetçi kesimden çekinmeden anti militarist görüşler ortaya koyabilecek bir parti kurulmalıdır.

    ikinci gerekçe türkiye’nin akp karşısındaki iktidar alternatifinin yine sağ bir parti olmasıdır. türkiye 70%’i sağcı bir ülkedir. ip ve hdp’nin chp adayları lehine çekildiği yerel seçimler haricinde alınabilecek maksimum oy olan 30%’yi biz muharrem ince ile gördük. öncelikle bunu bir kabul edelim.
    sağ 70%’in içinde 30%’lik erdoğancılar var. allah çocuklarımın ömründen alsın size versin diyen bir zihniyetten oy alacağını düşünmek en hafif tabirle ahmaklıktır. şahsen benim ve tanıdığım tüm yakınlarımın hayatta olan anneleri, atatürk dirilsin diye bizim 1 günümüzü dahi feda etmez. kalan 40% ise black label buldu diye sevinen süleyman demirel tipi ya da cin tonik keyfi yapan turgut özal tipi sağcılardır. ancak bunlar da chp’yi erdoğan kadar sevmezler. chp’nin başa gelmesi durumunda ülkenin dinsizlik, komünizm, devletçi kapalı ekonomi ile yönetileceğini hala (!) düşünüyorlar ve vazgeçmeyecekler. işte erdoğan bu 70%’lik kitleyi her an karşısındaki tek büyük alternatif chp olduğundan onunla tehdit ediyor. 30%’un üzerinde aldığı her 1 oyu bu sayede alıyor. eğer chp en büyük tehdit olmaktan çıkarsa kendi fanatikleri dışındaki liberal oylar deva partisine, muhafazar oylar sp ve gp’ye, milliyetçi oylar ip’ye gitme fırsatı bulur. chp başbakan ya da cumhurbaşkanı çıkarmasa da olur. tarım, kültür ve eğitim bakanlıklarını alan bir koalisyonda bugünden çok daha faydalı olur. seçim sistemi 10% barajını hali hazırda önemsiz hale getirdi. 18 yıldır ya hep ya hiç dendi. hep hiç oldu. yeni bir parti ile daha çok temsil gerçekleşir. hakiki demokrasiyi yaşayabiliriz.