şükela:  tümü | bugün
  • aslında chp'nin olmayan ve uzun yıllardır chp'de emanet duran oylardır. bu oyların gerçek sahibi demirtaş'ın seçim kampanyasında ortaya koyduğu ilkelerdir. bu oyların hdp'de kalıp kalmayacağı, hdp'nin bu ilkelere ne ölçüde sahip çıkacağı ile belirlenecektir.

    "chp'den hdp'ye oy kayması

    ekmeleddin ihsanoğlu'nun oylarındaki en büyük düşüş sebebi mhp tabanının tayyip erdoğan'a yönelmesi olsa da, azımsanmayacak kadar chp seçmeni de tercihini selahattin demirtaş'tan yana kullanmıştır. 30 mart'ta chp'ye oy vermiş ama cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tercihini demirtaş'tan yana kullanan seçmenlerin önemli bir bölümü alevi kürtlerden oluşurken, diğer yandan kendini solcu, sosyalist olarak tanımlayan, emek mücadelesine omuz veren önemli bir kesimin de selahattin demirtaş'a oy verdiğini görebiliyoruz. bu geçişleri en çok izmir, istanbul, mersin ve tunceli gibi şehirlerde görüyoruz.
    selahattin demirtaş, bayburt hariç türkiye'nin her şehrinden %1'in üzerinde oy almıştır. karadeniz, iç anadolu, ege, akdeniz ve trakya'daki bu oyların bir bölümü hemen her şehirde var olan kürtlerin oyu ise de, bir bölümü de chp'den kayan oylardır.

    yıllardır chp'ye oy veren ve chp'nin oy deposu olarak kabul görülmesine rağmen, chp tarafından hassasiyetleri ve tercihleri dikkate alınmayan alevilerin ezici bir çoğunluğu ekmeleddin ihsanoğlu'nun yanlış bir tercih olduğunu düşündü. bunların bir kısmı bu düşüncelerini sandığa yansıtmazken, yani yine ihsanoğlu'na oy verirken, bir kısmı sandığa gitmedi, önemli bir kısmı da tercihini demirtaş'tan yana kullandı. alevilerin hemen hepsi ihsanoğlu'nun tayyip erdoğan gibi islamcı bir tercih olması konusunda hemfikirdiler. fakat alevi oylarının bir bölümü -özellikle türk alevileri- bu ikisinin alternatifi olarak beliren demirtaş'ın etnik ve siyasal kimliğini gözardı edemedi ve tercihini yine ekmeleddin ihsanoğlu'ndan yana kullandı. alevilerin bir kısmı ise (özellikle kürt alevileri), demirtaş'ın kürt olmasını veya hdp'li olmasını değil seçim kampanyası boyunca ortaya koyduğu ilkelerin daha önemli olduğunu düşünerek demirtaş'a oy vermekten imtina etmedi.

    chp'den hdp'ye kayan oyların türkiye'deki siyasal iklim açısından çok büyük anlamları var. chp'nin solcu oyların önemli bir kısmını almasına rağmen, solun evrensel değerleri olan emek mücadelesi, kadın hakları, azınlık hakları, kimlik mücadelesi vb. konularda hiçbir olumlu duyarlılığın olmaması chp'ye oy veren kesimler başta olmak üzere kalbi soldan atan herkesçe eleştiri konusu olmuştur her zaman. fakat ne hikmetse chp'ye alternatif güçlü bir "sol muhalefet" bir türlü yaratılamamıştır. türkiye işçi partisi deneyimi sadece bir mazi olarak hafızalarda yer edinmiştir.

    hdp, toplumun önemli bir kesiminin ihtiyacını hissettiği bu boşluğu doldurma gayesiyle kuruldu. ilk girdiği 30 mart 2014 yerel seçimlerine çok hazırlıksız ve yanlış bir stratejiyle girdi. daha güçlü bir alternatifi olmadığı için mecburen chp'ye oy veren kesimlerin oyunu almak için chp'yi olabildiğince eleştirme gayretine girdi. bu stratejinin en önemli temsilcisi ve bu yüzden de en çok eleştirileni hiç kuşku yok ki, istanbul büyükşehir belediye başkan adayı sırrı süreyya önder idi. sırrı süreyya önder'e sempati ile bakan chp seçmeninin o'na karşı biraz abartılı ama haksız da sayılmayacak en büyük eleştirisi, akp'den daha çok chp'yi eleştirmesi, kadir topbaş'tan çok mustafa sarıgül ile uğraşması idi. bu durum zamanla sırrı'ya karşı bir antipatiye ve nefrete dönüştü. bu antipatiden sırrı süreyya önder ile birlikte hdp de parti olarak topyekün nasibini aldı. dolayısıyla chp'den hdp'ye kayması gereken oylar beklenildiği kadar olmadı, hatta yok denecek kadar az oldu. bunun yanında, gezi direnişi ve 17 aralık operasyonları sonrası tayyip erdoğan'ı devirmek için 30 mart seçimlerini çok önemli bir fırsat olarak görenler, akp'nin karşısındaki en güçlü parti etrafında toparlanmak gibi yönelime girdi. bu yönelime yanıt vermek için chp'li olmayan kişiler aday gösterildi. chp seçmeni, "tayyip erdoğan'ı devirmek için her yol mubahtır" diyerek bu adaylardan bazılarını benimsemediği halde oy vermek zorunda hissetti kendini. ama 30 mart akşamı sonuçların yine hüsran olduğunu gördü.

    cumhurbaşkanlığı seçimlerinde selahattin demirtaş'ın seçim kampanyası için bir önceki seçimlerde düşülen hataya düşülmedi. chp tabanından ya da sol muhalif kesimlerden oy almak isteniyorsa, bunun yolunun iktidarı yanından yöresinden geçen eleştirilerle değil, iktidarı doğrudan karşısına alan bir kampanya yürütülmesi gerektiği anlaşıldı. toplumun yarısından fazlasının nefret ettiği bir iktidarı eleştirmeden, bu nefret oylarını toparlayabilmenin mümkün olamayacağı belli idi.
    demirtaş'ın kampanyasında müzakere süreci nedeniyle hükümetin eleştirilmeyeceğini düşünen birçok kesimi şaşırtan düzeyde bir iktidar eleştirisi ortaya çıktı. konuşmalarının büyük bir bölümünü tayyip erdoğan ve onun iktidarını eleştirmeye ayıran demirtaş, diğer aday ekmeleddin ihsanoğlu'na ise yeni bir şey söylemediği, var olan statükoyu savunduğu eleştirisi getirmekle yetindi. hatta "ekmel hoca" ile aralarındaki kişisel ilişkileri saygı ve hoşgörü çerçevesinde götürmeye özen gösterdi.
    demirtaş'ın seçim kampanyasına damga vuran bu strateji, hdp'ye "bakın akp'yi hiç eleştirmiyor" minvalli saldırıya geçmeye hazırlanan bir kesimi de dumura uğrattı.
    örneğin koray çalışkan hdp'ye saldırmak için bu fırsatı kollarken, bu fırsatın elinden alındığını görünce garip, başka bir saldırıyı denedi:

    "demirtaş erdoğan'ı eleştirince milliyetçiler erdoğan'a oy veriyor, erdoğan'ın oyları yükseliyor"

    yani demirtaş erdoğan'ı eleştirmese, onu bir kaşık suda boğacak olanlar, demirtaş erdoğan'ı yerin dibine soktuğunda ise "tespit sıçması"nın en nadide örneklerinden biriyle yine demirtaş ve hdp'ye yüklendi. güzel olan şu ki, koray çalışkan gibilerinin fikirlerine kimse kıymet vermedi de demirtaş ortaya konan o kıymetli ilkelerden ödün vermeden kampanyaya devam etti.

    demirtaş'ın seçim kampanyasında dile getirilen düşünceler, ilkeler toplumun hemen her kesimin ilgisini çekerken, herkesin takdirini kazanırken solcu chp'li seçmeninin de oyunu kazanmayı başardı. ekmeleddin ihsanoğlu, 12 yıllık akp zulmünün sorumlularından biri olan gülen cemaati'ne laf dokundurmadan sadece tayyip erdoğan'ı eleştirirken bile demirtaş'ın yaptığı muhalefeti yapamadı. ihsanoğlu'nun siyasal görüşünü biçimlendiren muhafazakar-milliyetçi çizgiden ödün vermeden yürüttüğü kampanya chp'li demokrat, solcu, laik seçmenin dikkatinden kaçmadı. bu söyleme tepki gösterenlerin önemli bir bölümü sandığa gitmezken bir kısmı da hdp'nin adayı demirtaş'ı tercih etti. demirtaş'a oy vermek istediği halde tayyip erdoğan karşısındaki en güçlü adaya mecburen oy verenlerin azımsanmayacak düzeyde olduğunu da biliyoruz.

    hdp, cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası yeni ana muhalefet partisi olma yolunda çok önemli fırsatla karşı karşıyadır. selahattin demirtaş'ın kampanyasında ortaya konan ilkeler, değerler ara vermeden önümüzdeki dönemlerde sürdürülebilirse 2015 yılında yapılacak milletvekili seçimlerinde hdp'nin % 10'un üzerinde oy alması çok yüksek bir ihtimal olarak önümüzde durmaktadır. hdp'nin %10 üzeri oy alması demek şimdiki seçim sisteminde bir değişiklik olmazsa 60'a yakın hdp'li milletvekilinin meclis'te burjuva partilerine kan kusturması anlamına gelecektir.

    oy kaymaları kalıcı olacak mı?

    chp'den hdp'ye geçen oyların kalıcı olup olmayacağı tartışılmadan önce bu oyların chp oyları mı olup olmadığını tespit etmek gerekiyor.

    bu oyların çok büyük bir bölümü zaten chp oyları değildi. uzun bir süredir devam eden ve akp iktidarı döneminde ayyuka çıkan sağ iktidarlara karşı en güçlü "sol" partiye oy verme geleneğinden chp fazlasıyla nasibini aldı. en son 30 mart seçimlerinde ise bu anlayış alabileceği maksimum oyu aldı. bu seçimde, akp iktidarını devirmek adına kendini solcu, sosyalist, devrimci olarak ifade eden insanlar mansur yavaş'a, mustafa sarıgül'e, eski akp'li, fetullahçı adaylara oy vermek durumunda kaldı.
    chp, bu geleneğin devam edeceğini düşünerek buradan daha da ekmek yiyeceğini zannetti ve yine sağcı, muhafazakar bir adayı seçmenlerinin önüne sürdü. ama chp'nin bu hamlesi bardağı taşıran son damla oldu.

    önceki birçok seçimde chp'ye oy vermek zorunda hisseden ama aslında fikirsel olarak chp'li olmayan birçok insan bu kez kendi fikirlerini, hayat görüşlerini bulduğu hdp'nin adayı demirtaş'a oy verdi. yani demirtaş, uzun yıllardır chp'de emaneten duran oyları almış oldu.

    bu oyların bundan sonra hdp'nin kemik oyları olacağını düşünmek de hatalı olur. bu oyların hdp'de kalıp kalmayacağına ise hdp'nin, demirtaş'ın seçim kampanyasında ortaya koyduğu ilkelere nasıl sahip çıkacağı gösterecek.

    bu ilkeler yıllardan beri hdp/bdp çizgisi tarafından dile getirilmesine rağmen bu kadar vurgu yapılıp arkasında durulmamıştı. üstelik diğer iki adayın aynı madalyonun farklı yüzleri olması demirtaş'ın söylediklerine daha fazla kulak kabartılmasına yol açtı. bu yüzden de bu ilkeler daha fazla görünür, duyulur oldu.

    demirtaş her ne kadar bu ilkeleri kendisi dile getirse de, bu ilkeler onun aday olduktan sonra bir gece yarısı düşünüp sabah önümüze sürdüğü nevi şahsına münhasır düşünceler, tutumlar değil. yüzlerce yıllık mücadelelerden süzülmüş birtakım fikirler, görüşler. bu fikirler sadece selahattin demirtaş'ın değil, üyesi olduğu hdp'nin düşünceleri aynı zamanda. üstelik hdp'nin de icadı değil, evrensel birtakım değerlerden oluşuyor.

    seçim kampanyasında ortaya konan bu ilkeler hdp'nin oylarını %6.1'den %9,8'e taşımıştır. bu demek oluyor ki, bu değerlere sahip çıkma derdinde olan hala milyonlarca insan var bu memlekette. tarih, bu oy oranını sadece demirtaş'ın ve hdp'nin aldığı oy olarak değil bu önemli ilkelere gönül vermiş insanların oyu olarak yazacaktır.

    bu ilkelerin toplumda önemli bir karşılığının olduğunu görmek hdp'yi bu ilkelerden vazgeçirmek bir yana, bunları daha ısrarlı savunmaya teşvik edecektir. aynı zamanda bu ilkelere mesafeli yaklaşan diğer parti ve örgütlerin bu mesafeyi bir an önce kapatması gerektiğini gösterecektir. "

    http://yoldaspancuni.blogspot.com.tr/…g-secimi.html
  • oyle paragraf paragraf yazı yazacak ehemmiyette değildir.

    min/max: 200/500bindir.
  • çok değerlidir.

    ayrımcılığın, hukuksuzluğun, ötekileştirmenin, çürümüşlüğün ayyuka çıktığı memleketimizde; hem hırsızlığa, yolsuzluklara hem de etnik, mezhepsel ve cinsel ayrımcılığa karşı duran senin gibi yüzbinlerce insanın varlığını bilmek çok değerlidir.
  • sadece paragraflarla değil sayfalar dolusu yazılacak kadar ehemmiyetli hadisedir.

    gelen oylar sayısınca insanın, kemalist resmi ideolojinin artık iyice netleşen hatta cemaatlerden başlayıp iktidar partilerinde bir kısm zevat tarafından da benimsenen vahabi-sünni kökenleri ile, arasına mesafe koyma çabasına tekabül eder.

    kemalizmde hala bir devrimci öz olduğunu savunup bunun propagandasını yapan ulusalcı-ırkçı çizgilere de verilmiş ince bir ayardır...diğer yandan chp tabanında o'na oy vermeye mahkum edilmiş, kendisini bu partiye çaresizce oy vermek durumunda hisseden en azından birkaç yüzbin insanın hala kaldığına da işaret eder. ki bunların önemli bir bölümü artık chp'ye avdeti mümkün olmayacak dersim alevilerine ait oy'lardır.

    şu tespitler oldukça önemli:

    --- spoiler ---

    .............
    demirtaş'ın seçim kampanyasında dile getirilen düşünceler, ilkeler toplumun hemen her kesimin ilgisini çekerken, herkesin takdirini kazanırken solcu chp'li seçmeninin de oyunu kazanmayı başardı.
    .....................................
    "...diğer iki adayın aynı madalyonun farklı yüzleri olması demirtaş'ın söylediklerine daha fazla kulak kabartılmasına yol açtı..."
    ................................

    "...demirtaş her ne kadar bu ilkeleri kendisi dile getirse de, bu ilkeler onun aday olduktan sonra bir gece yarısı düşünüp sabah önümüze sürdüğü nevi şahsına münhasır düşünceler, tutumlar değil. yüzlerce yıllık mücadelelerden süzülmüş birtakım fikirler, görüşler. bu fikirler sadece selahattin demirtaş'ın değil, üyesi olduğu hdp'nin düşünceleri aynı zamanda. üstelik hdp'nin de icadı değil, evrensel birtakım değerlerden oluşuyor..."
    --- spoiler ---
  • az değildir, devamı da gelecektir.

    bu seçimde ekmel'e ve geçmiş tüm seçimlerde chp'ye veren biri olarak tahminim hdp koyu kürtçülüğü bırakıp gerçekten türkiye partisi olma yolunda attığı adıma devam ederse, adım kadar eminim şimdiki %10'un %20'ye kadar yolu var.

    özellikle ulusalcı/baykal kafasındaki kanadın atağa çıkması ile verdiğim oydan da pişman oldum, bir dahaki seçimde de 1 oyum olacak kendilerine(demirtaş'ın adım attığı yolda devam ettikleri sürece).

    ekmel'e de chp'ye de attığım oy götlerinden gelsin, akp içindeki kaos konuşulacakken yine chp'nin amına koyan emine'ci tayfa da yerin dibine girsin.
  • (bkz: #44875763)
  • hangi seçimde hangi oylar diye sormak istiyorum? yok son seçimden bahsediyorsanız tek başına bir kişi olarak demirtaş nasıl oluyor da koskocaman, senelerin tecrübesine sahip ve bu kadar entel kişilerin partisinden oy almıştır demek isterim. sonuçta cumhurbaşkanlığı seçimine kişiler girmiştir; partiler değil.

    son seçimde güney deniz kıyılarından kuzeye kadar ihsanoğlunun kabul görmesi gibi demirtaş güneyden doğu sınırına pek çok yerin halkının cumhurbaşkanı olmuştur. ki ihsanoğlunun cb seçilememesinin nedeni demirtaş değil çatı partilerinin basiretsizliğidir. yani demirtaş tek başına 14 partiye birden kafa tutmuş değildir. bir karşılaştırma yapacak olursak chp ve mhp birleşerek bir adamın reklamını yapmıştır. ama tek bir adam (demirtaş) bir partinin reklamını yapmıştır.

    ama bundan sonraki seçimler için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. çünkü demirtaş kazanma umudu olmadan girdiği bu son seçimde gelecek seçimler için kendisi nezdinde partisinin propagandasını yapmıştır. hem de çok güzel yapmıştır. üslubu, tavırları ve ustaca ortaya koyduğu değişik bakış açıları ile partisinin reklam yüzü olarak çok başarılı bir performans göstermiştir. gelecek seçimlerde halehazırda mecliste olan bu partinin daha fazla oy alarak yerini sağlamlaştıracağına inanıyorum. üstelik aldığı oyların bir kısmı ise cb seçimlerinde bile bir başarı sağlayamadığını gören chp'nin kendi tabanından gelecektir. demirtaş gelecek seçimlerde aşırı milliyetçi ve sağcı seçmenler dışında her kesimden -az da olsa çok da olsa- oy çalacaktır.