şükela:  tümü | bugün
  • önümüzdeki "baskanlik tartismalari", "anayasa degisikligi tartismalari" ve 4 yil sonra yapilacak secimler öncesinde chp'yi kipirdatma calismalari.

    chp'nin asil problemi nedir? baykal döneminde %20'ye sikismis parti kilicdaroglu döneminde %25 bandina sikismis vaziyette. bu parti nasil sicrama yaratacak? sorun nerede? lider mi? teskilat mi? adam kayirmaca mi? chp'ye duyulan önyargi mi? yeteri derecede calisamamak mi? kendini ifade edememe mi? genclesememe mi?

    önümüzdeki süreclerde gerek köse yazisi, gerekse haberler paylasarak bu baslik altinda saglikli bir fikir alisverisi yapmak ve chp'yi, yani ülkenin garantisi durumundaki tek partiyi, yani tek adam zihniyetine yönelen ülkemdeki en önemli "karsit gücü" kipirdatma calismalari amaciyla bu basligi aciyorum. hayirlisi olsun.
  • bana göre halka inememesidir. günümüzde belirli seçmen kitlesine ulaşabilmek için para harcamak gerekiyor. (bkz: kömür)(bkz: makarna)(bkz: market fişi)
  • türkiye'deki büyük çoğunluğu muhafazakar olan ve son yıllarda daha da muhafazakarlaştırılmış olan insanlara geçmiş travmalarını hatırlatması ve güçlenmesi halinde kazandıkları hakları tekrar kaybedeceklerine dair kaygı uyandırması. gelmiş geçmiş hiç bir yönetimin de bu kaygıyı gidermekte sağlam rol alamaması. akp nasıl modern insanın hayat tarzı için bir tehditse, chp'de muhafazakar insanın yaşam tarzı için bir tehdittir algı bazında. chp'nin ihtiyacı da algı yönetimini iyi yapabilmesidir.
  • gerçekten devrimci, gerçekten halkçı politikalara, özüne dönememesidir. özüne dönmesinin engellenmeye çalışılmasıdır.

    chp şu haldeyken bile halk ona sıkı sıkıya sarılmaktadır. ancak chp bu güvene dayanıp, halkçı politikalar üretememektedir.

    eğer chp iktidar olamıyorsa, sorun halkta değil chp'nin yönetimindedir yani.
  • muhtemelen ben çaylaklıktan kurtulduğumda chp tekrar bir seçim kaybetmiş olacak ama ben demiştim diyebilmek için yazıyorum;

    chp'nin asıl problemi yerel teşkilatıdır. chp bir emekli memurlar partisidir, içinde esnaftan çok kısıtlı adam barındırmakta buda kırsala ulaşmasında büyük engel teşkil etmektedir. bu uzak kalma durumu chp'nin alehinde yürütülen bunlar dinsizdir söylemiyle birlikte chp toplumsal mühendislik olarak 25 bandını geçemiyecek bir pasiflikte durmaktadır. chp nin kurtuluşu partinin ideolojik tabanda genişleme yapacak yeni söylemlere girişmesidir. siyasal olarak merkeze biraz daha yakınlaşması söylemini samimileştirmesi gerekir. açıktan dini normlara saygılı olunması inanç özgürlüğünün önemli birşey olduğu vs gibi politikaları daha ön planda savunması gereklidir. halka doğru bir adım atmak gerekir. siyasi partinin görevi birazda halkı şekillendirmektir. chp bu şekillendirme görevini yapamamaktadır. iç dinamikleri daha tabandan güç alan bir chp daha başarılı olacaktır diye düşünüyorum. mesela 2 yılda bir chp temsilciler meclisi seçimleri yapıp kendi içinde ikinci bir parti meclisi işletebilir, orda alınan kararları bağlayıcı kabul edip tüm türkiye ye demokrasi ve uzlaşma nasıl olur gösterebilir. chp yönetimi elitlerden halka teslim etmelidir. kurtuluş halkta yatmaktadır.
  • oze donse ne olacak; sorun olsa, tespit etse ne olacak? siz kendinizi isvec'te, norvec'te efendime soylim britanya'da mi zannediyorsunuz? maksimum oy bu, simdiki parti de almis zaten, malzeme bu, secmen profili bu...muhafazakar kesimin oylari derya deniz kadar buyuk.
  • yıl olmuş 2015 hala sol filan diye sınıflandırılıyor chp... bu aslında siyasetin genel sorunu. etiketler üzerinden değil ilkeler üzerinden siyaset yapılsa halk daha iyi anlayacak oy kime verilir kime verilmez...
  • teşkilattaki dinamizm yoksunluğudur, eskiden buna yönetim kadrolarının vizyonsuzluğu da eklenebilirdi. fakat kılıçdaroğlu ile bu aşıldı bence. ulusalcı ve dinozor tayfanın pek esamesi okunmuyor en azından yönetimde artık. yoksa bu hayatta olmazdı: (bkz: hdp'nin baykal'a meclis başkanlığı desteği)

    peki dinamizm sorunu nasıl çözülebilir? kılıçdaroğlu'nun ocak'taki kurultayı kazanması ve iki senelik bir chp geçiş sürecini yönetip tüm enerjisini genç yetenekli politikacı bulmaya harcayıp bu kişiyi parti başına geçirmesidir çözüm, seçimden iki sene önce.

    kılıçdaroğlu bunu yapabilecek seviyededir.
  • her şeyden önce, bu kampanyayı yürütürken dikkat edilmesi gereken nokta; sidik yarışına girmemektir.

    chp babamızın oğlu değil, tuttuğumuz takım değil. belli bir siyasi görüşü, ideolojiyi temsil etmesi gereken bir kuruluş. dolayısıyla, chp seçimden birinci parti olarak çıktı mı, şampiyon olmuş olmuyoruz. yani tutun ki, chp bir değişim sürecine girsin, ve oylarını her seçimde artırsın %30 %35 %40 %50... ve 1. parti konumuna gelsin. kendimize sormamız gereken soru şu: "bu %50 oy alan chp, benim siyasi görüşümü paylaşıyor mu?" cevap muhtemelen "hayır"dır. çünkü benim, anadolu insanının çoğunluğuyla aynı fikirde olmama imkan yok. eğer bu chp, halktan %50 alabiliyorsa, bu demek oluyordur ki, artık chp benim fikirlerimi, benim dünya görüşümü temsil etmiyordur.

    dolayısıyla, chp'nin oylarının %20'ye düşmesinin ya da %30'a çıkmasının bana bir faydası ya da zararı yok. benim tek derdim, oy verdiğim parti, benim fikirlerimi temsil etsin.

    neyse, gelelim şimdi asıl meseleye: diyorsunuz ki, chp aslında gayet güzel bir parti, ama kendini anadolu insanına ifade edemiyor, dolayısıyla hak ettiği oy oranlarına erişemiyor, mecliste de yeterince temsil edilmiyor. bu chp ne yapsın da, anadolu insanına biraz daha sempatik görünsün, derdimiz bu anladığım kadarıyla.

    bana sorarsanız, "ben sosyal demokratım." diyen bir parti, en boktan vilayetten bile kafadan %10 oy almalı arkadaş. çünkü vaatleri gerçekçi, herkesin işine yarayacak şeyler, ayrıca herhangi bir çıkıntılıkları yok. ama bakıyoruz, yozgat, erzurum, van vs gibi illerde chp'ye çıkan oy %1. demek ki chp buralarda iyi çalışmıyor, kendisini yeterince iyi anlatamıyor. valla oturup konuşacaksın kardeşim insanlarla. ikna edeceksin, "çhp faydalı, çünkü..." diye anlatacaksın. tamam, halkımız cahil, halkımız anlamıyor, oturup en cahile anlatır gibi anlatıyoruz, yine anlamıyor. ama anlatacaksın. aydınlatacaksın insanları. o %1'lik oran olacak %2, 3, 5. yavaş yavaş, kademe kademe. sabırla. yani 10 sene içinde her 20 kişiden birini ikna edin, yeter.