şükela:  tümü | bugün
  • az önce barış yarkadaş’ın halk tv de açıkladığı korkunç gerçek. söz konusu bilgi bizzat bülent tezcan tarafından doğrulanmış.

    50 bin sandık türkiye genelinde %25 oy demek.

    chp nin acilen kapatılması yada ciddi vir reforma ihtiyacı var.

    yapacağınız işi sikeyim.
  • chp'nin ayıbıdır.
    ben tayyip diktasından kurtulmak için sandığa gidicam,sana oy vericam ve sen benim oyuma sahip çıkamayacaksın,öyle mi?
    şimdi neden her seçimde kaybettiğini anlıyormusunuz sayın yetkililer.
    sadece bizim oy vermemizle olmuyor demek ki.
    bu şartlar altında tayyip bu ülkeye haktır.
  • chp li müşahit üyenin olduğu sandıktan chp ye 1 oy çıktı. ben chp ye oy atığıma göre demekki müşahit chp ye oy atmamış. sandığı boşverin müşahidine sahip çıkmayı da boşverin doğru dürüst müşahit bile seçemediler sen gelmiş 50 bin sandıktan veri alınamamış diyorsun.
  • partiye oy verme haricinde hiçbir bağı olmayan sade bir vatandaş olarak seçim döneminde yaşadığım olayları anlatmak istiyorum. 50bin sandıktan veri alınamamasın sebebi nedir ne değildir siz verin kararınızı.

    güneydoğu anadolu bölgesinde bulunan bir ilin ilçesinde görev yapıyorum. yobazlıkta çığır açan, malum şahsa tapınak kurup tapsalar garipsemeyeceğim bir yer.

    oy ve ötesi platformunun yaptığı eğitim toplantılarında chp istanbul'dan gelen yetkili bir arkadaş ile tanıştık. bulunduğum ilçe için özel bir çalışma yapacaklarını söyledi, karışılıklı telefon numaraları aldık elimden geldiğince seçim gününe kadar yardımcı oldum kendisine ve ekibine.

    bulunduğum ilçede chp müşahitleri içinden yurtdışından gelen gönüllü müşahit arkadaşlar da vardı, onları merkez okullara yerleştirdik. yerel halktan kişileri de ücrete mükabil köy okullarına dağıttık. bazı sandıklarda 90 seçmen, 60 seçmen olduğu için o sandıklara iş gücü sağlamadık/sağlayamadık. merkez ve seçmen sayılarının yüksek olduğu sandıklarda iyi parti ve chp'nin müşahitleri mutlaka vardı, hatta birkaç yerde sadece iyi parti'nin, bazı yerlerde ise sadece chp müşahitleri vardı.

    bunun haricinde müşahit olmayan bir kaç okuldan tanıdık sandık başkanları olması sebebiyle o sandıklarda hiç müşahit olmamasına rağmen ıslak imzalı tutanak alındı, sandıklarda hile yapılmaması için aşırı özen gösterildi.

    chp'nin seçim günü o ilçede olması jandarma trafikten terörle mücadeleye kadar çok geniş bir alanda isimsiz bir çok devlet memuruna güven verdi ve o devlet memuru arkadaşlar normalde sallana sallana gidecekleri hile ihbarlarına tabiri caizse uçarak gitti. herkes #tamam diyordu yani, bitiyordu bir devir.

    ilçede gönüllü bir (rakamla 1) avukat kadın vardı sadece. benim çeyreğim kadar, ufak tefek bir kadın. sağolsun her yere yetişti, tutanaklar tuttu usülüne uygun, elinden geleni yaptı.

    seçimden bir önceki gün doktor arkadaşla denk geldik, "yarın ben nöbetçiyim acilde, dayak yiyip çok pert olup gelmeyin" dedi, gülüştük, helalleştik.

    dayak yemedik çok şükür ama kıyısında kenarında çok dolandık, tartaklandık.

    şimdi. bu anlattıklarımı ben yaşadım ve chp'nin parti olarak elinden geleni fazlasıyla yaptığına tanık oldum.

    50bin sandıktan veri alınamamasını da açıklayayım; örnek olarak istanbul kadıköy diyelim. seçmen kitlesi belli, gönüllü zibilyon kişi var, her okula bir avukatı geçtim her kata bir avukat var. diğer tarafta biz, koca ilçede bir avukat var.

    olayların olduğu şanlıurfa/suruç ilçesinde de tek avukat vardı mesela. sabah istanbul'da oyunu kullanıp gelmiş. usülsüzlüklere müdahele ederken ölüm tehtidi almış, okulun bahçesini eli silahlı adamlar basmış anında. bir polis memuru bir odaya kitleyip kurtarmış avukatı. sağdan soldan duyduğum değil, bizzat kendi anlattığı olay.

    hanginiz suruç'ta görev almak istedide alamadı? veya istediniz mi ben suruç'ta görev alayım diye, chp'ye başvurdunuz mu?

    sorarım şimdi beyler bayanlar; siz ne yaptınız? kıçınızı kaldırıp gelseydiniz keşke bugün şikayet etmek yerine daha kuvvetli olsaydık. çankaya'da, kadiköy'de ne bileyim nilüfer'de sandık başında durmak kolay, belçika'dan kalkıp gelen, londra'dan kalkıp gelen gibi siz de gelseydiniz keşke.

    benim yaşadığım ilçede insanlar korkuyor. etiketlenmek, adlarının çıkmasını istemiyorlar. yerel halk gönülden yardım etmek istiyor ama seçim bittikten sonra herkes kendi ait olduğu yere gittiğinde o insanlar orada yalnız kalacaklarını biliyorlar.

    oturduğu evin karşısındaki sandığa ayağına şipidik terliği giyip gitmenin inan bir faydası yok. biraz öz eleştiri yapın partileri veya kişileri günah keçisi ilân etmeden önce. gelin doğuya, güneydoğuya. en fazla 24 saat sıkıntı çekersiniz. 1 gece yerde yatıverin ne bileyim 1 gün yıkanmayın. valla ölmezsiniz.

    bugün muharrem ince'yi eleştirenleri, kemal kılıçdaroğlu'nu eleştirenleri anlamıyorum. kemal kılıçdaroğlu istifa etsin muharrem ince gelsin diyen arkadaşlar sizin kafa değişmedikçe partinin başına rahmetli atatürk mezardan çıkıp gelse yine bir halt olmaz.

    mızmızlanmak yerine halk olarak elinizi taşın altına koyun bir zahmet. yoksa ne o eliniz kalacak, ne taş kalacak. topluluk halinde hareket etmeyi öğrendiğimiz vakit, biraz rahatımıza düşkün olmayı bıraktığımız vakit herşeyin üstesinden geliriz.
  • muharrem ince'nin neden chp'nin başına geçmek yerine yeni parti kurması gerektiğine kanıt yüzlerce vakadan biri.

    chp yaşlı bir ağaçtır ve içi çürümüştür. artık meyve vermesi imkansızdır.
  • bu bilgiden sonra hala ince parti kursun diyen adam var. ince çıkıp ''adam kazandı'' diyeceğine bunların peşine düşseydi.
  • koskoca bir parti olacaksın, 15 milyon oy alacaksın, 650 bin üyen olacak ve her seçimde sandıktı bilmem ne diyeceksin. örgütlenip de ülkedeki her sandığın başına akıllı telefonu elinde bir müşahit oturtmak yerine "ay oylarımız çalındı" diye bıdı bıdı yapmak daha kolay geliyor olmalı. hiçbir seçimi kazanamasın zaten... ne gençlik kollarını ne kadın kollarını örgütleyip de hadi diyememiştir. asıl veriyi kendi örgütünden alamıyor zannımca...
  • kazanılamayan her seçimden sonra kadro da, para kaynakları da, umut da azalır. bugün chp içinde, ele geçen 3 kuruştan nasiplenen akbabalar dışında bir şey kalmadı. seçimi yönetemeyen kadroya ülke yönettirmeyi düşünmek, anca bizler gibi iyi niyetli insanlara mahsus.

    chp' li belediyelere bakmak bile yeterli. devletten kaynak gelmiyor ezberi ile ne iş, ne proje üretmiyorlar, üstüne belediyenin topladığı paraları piç ediyorlar (bkz: izmir büyükşehir belediyesi).

    belki bizler, daha özgür, daha yaşanılabilir bir ülke için sosyal demokrasi diyor ve hala oy veriyoruz. ancak normal vatandaş görüyor gerçekleri. gönüllü çalışan on binlerce kişi de olmasa, seçim falan da yapmayalım. hiç gerek yok.
  • akp'nin ince'yi kullanarak nasil secim kazandigini gormus olduk. bu sefer kandirilanlar chp'liler oldu.