şükela:  tümü | bugün soru sor
  • oz isimli dizinin en can alici dramatik ogesi, yegane duygusal unsuru da diyebiliriz bu durum icin. buyuk asklar nefretle baslar onermesini dogru kilacak olan soz konusu iliskide ozellikle chris keller tobias beecher'a cok cektirmistir. isin icine dayagin, siddetin karistigi kisimlar atlatilmis, chris yeniden tobias'in kalbini kazanmis ama kahpe felek sevgililerin yakasini birakmamistir. onceki deneyimlerden arta kalan guvensizlik ve fitnecilerin cabasi kopup, kopup tekrar birlestirmistir ikiliyi (bkz: ask nefret iliskisi).
    fakat her ne hikmetse buyuktur bu ikisinin aski. chris'i iyi olmaya, tobias'i ise ailesine karsi coming out'a yonlendirir.

    --- spoiler ---
    heyhat, her sey tam yoluna girmisken tobias'in basi tekrar derde girer. chris onu kurtarmak icin sucu uzerine alir ve baska bir hapishaneye transfer olur.
    ayrilirlarken aralarinda suna yakin bir diyalog gecer:
    chris keller: gorusuruz.
    tobias beecher: nasil, nerede?
    chris keller: ya buraya dondugumde, olmadi cennette.
    tobias beecher: cennete gidecegimizi mi dusunuyorsun?
    chris keller: sen ve ben beraber olunca tanri bile bizi disarida tutmaya kiyamaz.
    --- spoiler ---

    (bkz: tearjerker)
  • türk filmlerini aratmayacak kadar hüzünlü bir aşktır...
  • (spoiler şeyedebilir)

    aşk maşk yoktur aslında aralarında bakma sen..tobias platonik takılır sadece,dua etsin keller şeyapmadığına..gerçi orasını bilemeyiz neler dönüyor,kimin eli kimin gtünde belli olmayan bir yer,heyallahım neler diyorum..neyse sadede gelelim,tobias cidden körkütük aşık olmuştur keller'a , ee boylu poslu adam..keller ise sadece götünü olaylardan en temiz şekilde nasıl kurtarırım çakallığında, amacı "aşk" çerçevesinde tobias'ı kullanmaktan başka birşey değildir..ya ne olacağıdı...bu garibim de safın önde gideni, liseli kızlar gibi pırpır uykusuz gecelere talim..hadi hepsini geçtim,dışarı çıkmışsın neden keller'ın davasıyla uğraşırsın,gerzeklik parayla değil..

    ama hayat , iki ucu boklu değnek,oyuna gel,sen tekrar düş mapusa ,dön sevgilinin yanına...pardon ama sana götümle de gülerim bu vakitten sonra,orasına karışamazsın tobias..

    keller : dünyaların en tatlısı aşktır..
    tobias :yalvaririm bir daha asktan bahsetme bana..

    ahahahajks.. top olun emi..
  • dünya dizi tarihinin en güzel aşk hikayesi olmaya adaydır.
  • "we sing in the choir together..."

    (yazılmamış hayret?)
  • yanında ferhat ile şirin aşkı bile sönük kalır.
  • size harika bir aşkın öyküsünü anlatacağım, hem de en başından sonuna kadar...

    öncelikle şunu dinleyerek başlayalım... o kenarda çalarken biz hikayemize girelim:

    ----------kezbanlık dönemi----------

    her şey tobias beecher’ın oz’a düşmesiyle başlar.

    beecher, alkollü araç kullanarak bir genç kızın ölümüne sebebiyet verdiği için oswald yüksek güvenlikli cezaevinin, yani oz’un, em city denen kısmına alınır.* hücre arkadaşı simon adebisi – kendisi lost dizisindeki mr. eco’dur.- beecher’ın eşyalarını çalınca, vern schillinger adlı ırkçı mahkum beecher’ı kendi hücresine aldırmayı teklif eder. oz’a yeni düşen, aklı karışık, daha doğru bir ifadeyle “kezban” olan beecher, bu teklife balıklama atlar ve hayatının hatasını yaparak schillinger’ın hücresine geçer. aslında burada kim olsa aynı tercihi yapardı sanırım.

    fakat schillinger, ırkçının tekidir, zencileri ve” ibneleri” sevmez, ama buldu mu "sikmeden" de bırakmaz. ona kısaca nazi diyelim. bizim nazi, beecher’ı sürekli aşağılamaya, dövmeye, onu taciz etmeye başlar. gece de rahat bırakmaz, önce onu damgalamak için, poposuna gamalı haç şeklini dağlayarak işler. beecher artık nazi’nin malıdır. nazi, onu her işinde kullanmaktadır. çamaşırda, temizlikte, geceleri yatakta...insanın istemediği biriyle aynı hücrede kalması, sürekli onun aşağılamalarına, tacizlerine maruz kalması, sanırım cezaevinde müebbet yatmaktan daha beter bir şey, insan idamı bile seve seve kabullenebilir, her gün bu işkenceyi yaşamaktansa.

    oz'u çekilmez ve cehennem gibi kılan işte tam da buydu.

    ----------yeryüzündeki cehennem----------

    schillinger, durumu o kadar abartır ki, bir gün ruj alıp beecher'ın sürmesini ister, ona makyaj yaptırır, hapishanenin bir gösterisinde kadın kılığında şarkı söyletir. kezban beecher’ın çilesi daha yeni başlamaktadır. gün geçtikçe çekilmez bir hayatın içine girer ve çareyi uyuşturucuda bulur.

    orospusunun uyuşturucu kullanmasından hoşlanmayan nazi, onu defalarca uyarır ama sözünü dinletemez. uyuşturucunun da etkisiyle bir gün beecher, nazi’nin olduğu hücrenin camına sandalye fırlatır ve cam parçalarından biri adamın gözüne girer. neredeyse kör olacaktır ama kurtulur. beecher artık iyice psikopata bağlamıştır. nazi bile ondan çekinmektedir, ama intikam peşindedir.

    ----------intikam----------

    nazinin şartlı tahliye görüşmesine az bir zaman kalmıştır. oz’dan kurtulmak ve dışarda kendisini bekleyen 2 oğlunu bulmak için can atan schillinger, hareketlerine dikkat etmektedir. artık oz kaşarı hâline gelen beecher ise onu sürekli kışkırtmakta, şartlı tahliyesini engellemeye çalışmaktadır. hatta bir gün spor salonunda schillinger’ı kıstırıp ona saldırır ve suratına sıçar. evet, gerçek anlamda sıçar. hatta elleriyle sıvar bile.

    böylece beecher ne kadar “balls” sahibi olduğunu kanıtlamıştır. kimse ona ilişmez artık.

    fakat nazi intikam peşindedir. onu öldürtmek için plan kurar, ondan kurtulmalıdır. gardiyanlardan biriyle anlaşıp ona tuzak kurmaya çalışır ama gardiyan onu ele verir ve bilin bakalım? evet, nazinin şartlı tahliye görüşmesi suya düşer, cezasına 10 yıl daha eklenir.

    artık beecher’dan tamamen nefret etmektedir.

    ----------ilk görüşte aşk----------

    bu sırada, oz’a yeni bir mahkum gelir. chris keller. karizmatik, yakışıklı, çekici piçin tekidir. beecher’ın hücresine verilir. beecher, ona mesafeli yaklaşır, “ibne” olmak kolay değildir. herkesin en ufak bir dokunuşundan, imâsından uzak kalmaya, kendini korumaya çalışmaktadır. bir gün çamaşırhane sırasında, schillinger’ın köpeklerinden biriyle keller kavga eder, keller adamın burnunu kırar ve beecher’ın gönlünü fetheder. çünkü beecher, schillinger’dan olduğu kadar etrafında köpeği gibi dolanan diğer ırkçı pisliklerden de nefret etmektedir.

    beecher ve keller yakınlaşmasının tohumları atılmıştır. fakat, sonradan anlarız ki, keller, schillinger’ın adamıdır ve çamaşırhanedeki kavga, beecher’ın gözünü boyamak için kurulmuş bir tuzaktır!

    plan şudur: keller, beecher’ı kendine aşık edecek ve sonrasında schillinger ve ekibiyle bir olup ağzına sıçacaktır.

    ahh zavallı tobias beecher! ara verip güzel bir şarkı dinleyelim mi?

    bu sırada beecher’ın eşinin intihar ettiği haberi gelir. beecher yıkılır. yalnız, çaresiz, yıkılmış bir haldedir. keller, onun bu durumundan faydalanıp duygularına hitap etmeye başlar. spor salonundaki bir güreş sahneleri vardır ki, ekrandan dumanlar yükselir.

    şu bir gerçektir ki, keller tam bir orospu çocuğudur, onu da çekici kılan budur...

    ----------alevler & kıvılcımlar----------

    beecher, keller’e yavaş yavaş aşık olmaya başlar. bu arada, keller, olan biteni schillinger’a raporlamaktadır. bir gün, yine çamaşırhanede, beecher, keller’e “seni seviyorum.” deyiverir. keller de ona “ben de seni seviyorum.” der ve dudaklarına yapışır. bu sahne, beyaz camda izleyebileceğiniz en romantik sahnelerden biridir. dudaklarından adeta kıvılcımlar çıkar.

    öpüştüklerini görünce kendilerini uyaran gardiyanlara dönüp saldıran keller, hücre hapsine mahkum olur. keller’ın ihtirası, tutkusu karşısında şaşkına düşen ve aşkına saf gibi inanan beecher’ın deyim yerindeyse dibi düşer. köle köpek olur bu adama. o hücredeyken, her gece ağlayıp sızlayıp onu özler. bu günlerde beecher’ın yardımına, keller’ın verdiği alkol yetişir. bunu içen beecher yeniden alkole verir kendini.

    ----------keller is an asshole----------

    keller’ın aşkından gebermekte olan beecher, onun hücreden çıkmasıyla deliye döner. çok sevinçlidir, ama sevinci kısa sürecektir, çünkü keller bambaşka bir adam olarak çıkmıştır dışarı. keller, onu herkesin içinde aşağılar ve iter. beecher, buna anlam veremez, geri çekilir, kırılmıştır.

    keller’ın schillinger’la yaptıkları plana son verme zamanı gelmiştir. beecher’ı spor salonuna çekerler. işte orada keller’ın nasıl bir orospu olduğunu, schillinger’ın kahpesi olduğunu anlarız. beecher bir kez daha yıkılır.

    tüm nazi pislikleri beecher’ın üstüne çullanır ve kollarını, bacaklarını kırarak onu çubuk krakere çevirirler. fakat beecher’ın kırıklarının acısı, keller’ın kırdığı kalbinin acısından çok daha hafiftir...

    ----------keller'ın pişmanlığı----------

    beecher hastanede 3 ay kalır, bu süre içinde keller hücrede bir başınadır ve düşünmek için epey vakti olur. yaptıklarından dolayı pişman olmuştur. beecher hastaneden çıkar çıkmaz, pişmanlığını ona iletir ama inandırıcı olamaz elbette. beecher, ondan bir kanıt ister, gidip yaptıklarını itiraf etmelidir. keller düşünmez, gider ve schillinger'la, kendilerine yardım eden gardiyanı gammazlar. bunun cezasını bıçaklanarak ödeyecektir. arkasından bıçaklanır, biz bunu kimin yaptığını göremeyiz.

    keller, hastanede tedavi olduktan sonra tekrar beecher'la kaldığı hücreye döner. o sırada schillinger'ın oğlu da oz'a düşmüştür. beecher, naziden intikamını almak için oğlunu kullanmaya karar verir. oğul schillinger'ı kendi hücresine aldırır, keller bu sırada başka bir hücreye geçer.

    beecher, schillinger'ın oğlunu kendisine bağlar, onunla yakınlık kurar ve babasının bundan hoşlanmayacağını bilmektedir. nitekim babası, oğlunun beecher'ın "malı" olmasındansa ölmesini tercih eder ve onun uyuşturucu zaafından faydalanarak, tecritte kaldığı hücresine eroin gönderip aşırı dozdan ölmesine neden olur.

    beecher başarmıştır.

    ----------güvensizlik her şeye engeldir----------

    keller ise beecher'ın hücresine dönmek istemektedir. çünkü onu özlemiştir, onun güvenini yeniden kazanmak ister fakat beecher buna yanaşmaz. beecher, adeta prenses edasıyla her seferinde keller'i reddeder, tam bir türk kızı gibidir. "yaa sana peşimi bırak dedim taaam mı!" modlarındadır, keller'se onun peşinde dolaşmaya devam eder.

    beecher, hücresine kareem said'i ister. said, cezaevindeki müslümanların lideridir, ancak beyaz bir kadınla duygusal yakınlaşması kendi grubunca hoş karşılanmayınca dışlanır, beecher'ın hücresine geçmeyi kabul eder.

    keller, uzaktan izlemektedir. psikiyatristle yaptığı görüşmede, beecher'ın kendisini sevmemesinin "kendisini içten yaraladığını" itiraf etmiştir. bu görüşmelerden etkilenen ve aynı zamanda rahibe olan psikiyatrist peter marie manastırdan ayrılmaya bile karar verecek, keller'la ilgili fantaziler kurmaya başlayacaktır. işte keller, böyle bir piç, böyle bir cazibe sahibi orospu çocuğudur!

    peki keller, beecher'ı gerçekten sevmekte midir? bakıcaz.

    ----------arayışlar----------

    beecher, hücre arkadaşı kareem said'den etkilenmeye başlar. fiziksel değil, düşünsel bir etkilenmedir bu. müslüman grubun dışlanmış lideri olan said'den kuran-ı kerim alır ve okumaya başlar, onunla birlikte dua ettiğini hatta namaz kıldığını görürüz. beecher, tamamen bir boşluk içindedir ve said'in bu boşluğu doldurduğunu düşünmektedir.

    said'den aldığı yardımla, keller ve schillinger'ı affetmeye karar verir. önce keller'a gider, onu affetiğini söyler, keller hemen kalkıp ona sarılır, "öp beni" der fakat beecher kısa bir yanıt verir: esselamün aleyküm...

    beecher, schillinger'a da gider ve onu affettiğini, oğlunun ölümüne az da olsa sebebiyet verdiğinden dolayı üzgün olduğunu söyler ancak schillinger onu affetmez ve ona saldırır. spor salonunda çıkan kavgada beecher bıçaklanır, onun yanına koşan yine sadece keller'dır. keller, beecher'ı bıçaklayan schillinger'a saplar aynı bıçağı.

    keller, beecher'ı köpek gibi sevmektedir.

    ----------güven tazeleme dönemi----------

    hastaneden sonra, beecher, keller'ı yeniden hücresine alır. çünkü keller, hayatını kurtarmıştır. artık güven tazelenmektedir. yavaş ama emin adımlarla, beecher keller'ın kendini affettirmesine izin verir. 2000 yılının başında, milenyumun başlangıcında, bin yılın dönümünde, yeni yılı öpüşerek hücrelerinde kutlarlar.

    cicim aylarını yaşayan beecher ve keller'ın arası yine bozulacaktır. bu sefer sebep, beecher'ın, schillinger'ın diğer oğlu hank'i bulmak için çaba göstermek istemesidir. keller, buna karşı çıkar, kavga ederler. ancak beecher, onu yumruklar ve bildiğini okur. bunların aşkı böyledir işte, şiddet ve sevgi bir aradadır her zaman. birbirlerine sevgilerini gösterme biçimleri gerçekten çok sıradışıdır.

    keller zaman zaman beecher'la dalga geçer, bir gün beecher'ı sinirli görüp sebebini soran birine "adet döneminde" diye cevap verir. kendince esprili bir herifin tekidir işte. ama ona her şey yakışmaktadır, evet.

    beecher, schillinger'ın diğer oğlunu bulur, cezaevine, babasını ziyarete gelmesini sağlar, içi biraz daha rahatlamıştır. bu arada, kareem said, beecher ve keller ilişkisini onaylamaz, keller'dan uzak durmasını söyler ancak beecher buna yanaşmaz. keller'dan vazgeçememektedir...

    bu arada, cezaevinde bir olay meydana gelir. hangi gün olaysız geçmektedir ki? bir fransız mahkum, adebisi'den ele geçirdiği silahla 3 mahkumu öldürüp intihar eder. olay sırasında keller de omzundan vurulur ve yine hastaneye yatar. iyileşip hücresine döndüğünde, beecher onu ne kadar özlediğini ve sevdiğini bir kez daha fark eder. dizinin en romantik sahnelerinden biri işte tam da bu sırada yaşanır, beecher, eğilir, keller'ın omzundaki kurşun yarasını öper... :((

    schillinger boş durmaz, beecher'a acı vermelidir. oğlu hank'ten beecher'ın çocuklarını kaçırmasını ister. hank, çocukları kaçırır, beecher bir kez daha yıkılır ama elinden bir şey gelmez. keller ona destek olmaya çalışır. schillinger, daha da ileri gider, oğlundan beecher'ın oğlunun elini koparıp bir paket içinde cezaevine göndermesini ister. oğlu bunu da yapar. çok üzülen ve oğlundan ümidi kesen beecher, hücresinden bile çıkmamaktadır artık.

    ve kötü haber gelir. oğlunun cesedi bulunmuştur. beecher, cenazeye katılmak istediğini söyler, gerekli izinler alınır. hazırlanıp çıkacakken, hücrede keller'a sorar: "bana duyduğun hisleri, bugüne kadar bir başkasına, bir başka adama duydun mu?", der. keller duymadığını söylesese de beecher inanmaz.

    keller-beecher ilişkisinde sakat olan şey güvendir. beecher'ın güveni defalarca sarsılmış olmasına rağmen, beecher keller'a her seferinde yeniden inanmak, ona yeniden güvenmek ister. bir yanı onu sevmesini, diğer yanıysa ondan nefret etmesini ve ona güvenmemesini söylemektedir. keller'ın adı daha önce meydana gelen birkaç gay cinayetiyle anılmakta, adam kaçırmadan cinayete kadar birçok suç keller'ın sabıka dosyasını kabartmaktadır. sonra schillinger'la oynadıkları oyun...beecher nasıl güvenebilir ki?

    bu sırada cezaevinde, adam kaçırmadan dolayı bulunan bir mahkumdan, beecher yardım ister. çocuklarını kaçıranların cezaevi içinde kiminle ilgisi olduğunu öğrenmek istemektedir. aslında herkes schillinger'dan şüphelenmektedir, fakat elde kanıt yoktur. o mahkum, beecher'a çocuklarını kaçıranın kim olduğunu öğrendiğini söyler: kaçıran chris keller'dır.

    ----------kalp kırıklığı----------

    nasıl olabilir? kendisine bunca zaman yakınlık gösteren, kendisini sevdiğini söyleyen bu adam, nasıl olur da beecher'ın çocuklarının kaçırılmasını organize etmiştir? evet...her şey aslında schillinger'ın oyununun bir parçasıdır, schillinger, cezaevinde adam kaçırmadan yatan ve beecher'ın yardım istediği adamı satın almış, ondan beecher'a çocuklarını kaçıranın keller olduğunu söylemesini istemiştir...amacına da ulaşmıştır. beecher, keller'a yeniden saldırır ve aralarındaki güven iyice sarsılır. keller'ın bu olayda aslında hiçbir suçu yoktur, ama beecher bunu bilemez, canı yanmaktadır. oğlu öldürülmüş, kızıysa hâlâ bulunamamıştır.

    schillinger'la konuşan peder, onu etkilemeyi başarır ve schillinger, oğlu hank'e, beecher'ın kızını serbest bırakması talimatını verir. kızı sağ olarak kurtulan beecher, sevinçten deliye döner ancak sevinci uzun sürmeyecektir, çünkü keller'ın bu olayla hiçbir ilgisi olmadığı ortaya çıkar. keller'dan özür diler, onu affetmesini ister ancak keller kırılmıştır ve beecher'ı affetmez.

    em city'nin birim müdürü olan querns, birimde şiddeti azaltmaya çalışmakta, ırkçıları birimden başka yerlere göndermekte, mahkumlar arasında cinsel ya da fiziksel hiçbir temas olmaması için uğraşmaktadır. bu yüzden keller'ı başka bir hücreye aldırır.

    keller, kendini sorgulamaya başlar. daha önce kendisine isnat edilen ancak kanıtlanamayan bazı eşcinsel cinayetlerini işlediğini, bir günah çıkarma seansında rahibe itiraf eder. rahip onun kefaretini vermez ve bu cinayetleri gidip polise itiraf etmesini ister, keller rahibe küfürler eder ve uzaklaşır. yoksa chris keller, yaptıklarından pişmanlık mı duymaktadır, beecher'dan vazgeçmekte midir?

    ----------gurur ve kıskandırma----------

    keller'ın alınmasının ardından beecher'ın hücresine, onu sikmeye meraklı bir zenci gelir. bir gün duşta, bu zenci, keller'a dönerek "kız arkadaşını siksem senin için sorun olur mu?" diye sorar. beecher de oradadır ve bunu duymuştur, keller "umrunda bile olmayacağını" söyler. söyler söylemesine ama hücresinden sürekli beecher'ın hücresini izlemektedir. bir gece zenci, beecher'a yaklaşır ve onu öpmeye başlar, beecher ve hücre arkadaşı sevişirlerken, keller da onları uzaktan izlemektedir. işin kötüsü beecher, keller'ın izlediğinin farkındadır. amacı onu kıskandırmak ya da ondan vazgeçtiğini göstermek de olabilir. keller içten içe kıskançlıktan gebermektedir aslında, beecher da öyle. ama gururlarından vazgeçemezler...

    birbirlerini bazen deli gibi sevmekte, bazense birbirlerinden ölesiye nefret etmektedirler.

    beecher, oğlunun ölümünden sorumlu olan vern schillinger'ın oğlu hank schillinger'ın öldürülmesi için cezaevindeki güçlü bir mahkumdan yardım ister. istediği yapılır, hank schillinger, dışarıda öldürülmüş, cesedi ortadan kaldırılmıştır. beecher, her ne kadar bu kararından pişmanlık duysa ve verdiği talimatı geri almak istese de, artık çok geç olmuştur. artık schillinger'dan her an bir tehlike gelebilir ancak schillinger'ın, sağ kalan son oğlunun da beecher'ın talimatıyla öldürüldüğünden henüz haberi yoktur.

    beecher, keller'dan ayrıldıktan sonra artık neredeyse önüne gelenle ilişkiye girmektedir. bunlardan bir tanesi öldürülür. onun öldürülmesinden sorumlu tutulan zenciler beecher'ı suçlar, oysa onu öldüren, aslında bir taşla iki kuş vurup hem zencileri zan altında bırakmak hem de beecher'la beraber olmasını cezalandırmak isteyen keller'dan başkası değildir. keller beecher'ın başkalarıyla olmasını hazmedemez.

    beecher, kızıyla zaman zaman bir araya gelmektedir. keller, beecher'ın kızını cezaevine getiren erkek kardeşini görür, beecher'a gidip" hoş çocukmuş, sor bakalım boş vakti var mı?" diye sorarak, onu kıskandırmaya çalışır. derken, beecher'ın hücresine keller'ın dışardan tanıdığı çok yakışıklı bir mahkum gelir. bu sefer kıskandırma sırası beecher'dadır. beecher, bu yakışıklı adamla beraber olmaya başlar. keller, buna sessiz kalmaz, o yakışıklıyı ayartır ve kendisi de onunla birlikte olur, başkasıyla yatmayacağına dair de ona söz verdirir. beecher, yine yenilmiştir.

    keller'ın ayarttığı, beecher'ın hücre arkadaşı, federaller tarafından sorgulanır. keller'a isnat edilen ancak hiçbir zaman kanıtlanamayan eşcinsel cinayetleri hakkında keller'ı satması koşuluyla cezasının 13 yıldan 5 yıla ineceği kendisine söylenir. beecher, bunu öğrenir öğrenmez, keller'a gider ve olayı anlatır. keller, elbette inanmaz, beecher'ın kıskançlıktan dolayı bunu uydurduğunu düşünmektedir ancak yine de görmezden gelemez. beecher'ın hücre arkadaşını, kendisinin de eski arkadaşını, son günlerinin cinsel partnerini, kendisine oral sex yaparken boynunu kırmak suretiyle öldürür.

    keller ve beecher, yine birbirinin kıçını kollamış ve yine sadece birbirlerine kalmışlardır.

    ----------in the choir together----------

    bir tv programı, oz'a gelip birkaç günlük çekim yapacaktır. mahkumlarla yapılan görüşmelerden bir hikaye çıkarmak isteyen program yapımcıları nedense beecher-keller ve schillinger üçgenindeki olayları incelemektedir. her biriyle ayrı ayrı görüşüp birbirleri hakkında sorular sorarlar. keller ve beecher'ın birbirleri hakkında söyledikleri tek şey ""we sing in the choir together..." cümlesidir. yani, "bir zamanlar koroda beraber söylerdik..." birbirlerini hiçbir şekilde asla ele vermezler. program da saçma sapan bir hâl almaya başlar, yapımcı olacak gerizekalı, hücrelerde bir gece geçirmek isteyip, daha önce hakkında kötü haber yaptığı cyril o'reily tarafından dövülünce de yayınlanmaz zaten.

    bu sırada, vern schillinger'ın oğlu hank'in cesedi bulunur. aylar önce öldürülmüştür. hatırlayacağımız gibi, kendisi tobias beecher'ın talimatıyla öldürülmüştür. her ne kadar beecher, bu talimatını geri çekmeye, onun öldürülmesini durdurmaya çalışsa da başaramamıştır. işte şimdi ortaya çıkan bu ölüm, schillinger ve beecher arasında erimekte olan buzlara engel olacaktır.

    ----------god doesn't have the balls----------

    beecher'ın sağ kalan kızı holy, zaman zaman babasını ziyaret etmektedir. yine bir ziyaret sırasında holy'yi cezaevine getiren beecher'ın erkek kardeşi bıçaklanır. bu açıkça bir işarettir. ancak artık ne beecher ne de ailesi güvendedir. schillinger beecher'ı ya da kızını mutlaka öldürecektir. bunun farkında olan beecher, ona gidip kendisini sunacak, kendisinin canını alması karşılığında ailesini koruyacaktır. keller, buna engel olur. schillinger'ın oğlunun öldürülme emrini kendisinin verdiğini itiraf eder, amacı tamamen beecher'ı korumaktır. schillinger buna inanır ve beecher'ı bırakır ama önümüzde daha önemli bir sorun vardır artık. keller, işlemediği bu suçtan dolayı yaptığı itiraf yüzünden müebbet hapis yatmak üzere başka bir cezaevine nakledilecektir. beecher ve keller'ın bu transfer yapılırken son kez görüşmelerine izin verilir. bu görüşme son derece dokunaklı olup replikleriyle de hafızalarda yer eder:

    beecher, keller'a sarılır, ancak keller'ın elleri zincirli olduğundan ona sarılamaz.

    chris keller: sorry, i can't hug you back. (ben de sana sarılamadığım için üzgünüm.)
    tobias beecher: schillinger thinks i'm innocent, he even shook my hand. (schillinger masum olduğuma inanıyor, elimi bile sıktı.)
    chris keller: you see and i get a nice trip to massachussets. (gördün mü? ben de massachussets'e güzel bir yolculuk yapacağım. -orada yargılanıp müebbet hapis cezası alacağını düşünmektedir.)
    tobias beecher: why are you doing this? (bunu neden yapıyorsun?)
    chris keller: i thought it was really obvious besides i love the irony. i'm confessing the one i'm innocent of. (yeterince açık olduğunu düşünmüştüm. ayrıca ironiyi seviyorum. işlediğim onca suç varken masum olduğumu itiraf ediyorum.)

    burada güzel bir veda öpücüğü izliyoruz...

    chris keller: i'll see you. (görüşürüz.)
    tobias beecher: when? (ne zaman?)
    chris keller: back here, or in heaven? (burada, ya da cennette?)
    tobias beecher: you really think we're gonna get into heaven? (gerçekten senle benim cennete gireceğimizi düşünüyor musun?)
    chris keller: ohh, you and me together, god doesn't have the balls to keep us out. (sen ve ben beraber...tanrı bizi ayıracak kadar taşaklı değil.)

    geride kalan beecher'la birlikte, biz de derin bir nefes alır ve zorlukla yutkunuruz...hadi biraz ara verelim ve şunu dinleyelim.

    ----------high hopes----------

    bir gün harika bir şey olur! beecher, şartlı tahliye görüşmesine girecektir. bir kadın avukat, onu yüreklendirir, eğer hiçbir sorun yaşamaz ve çıkarmazsa beecher belki de serbest kalabilecektir! bu amaçla her türlü dertten kendini uzak tutmaya çalışan beecher, keller gittikten sonra, onu çılgınca özlemeye başlar. onunla hiçbir iletişim kuramamaktadır. ne telefon, ne mektup. onun çaresizliğini ve üzüntüsünü gören psikiyatrist peter mari, bir telefon görüşmesi ayarla. görüşmede, beecher şartlı tahliye sevincini keller'la paylaşır, eğer şartlı tahliye kurulu beecher'ın serbest kalmasına karar verirse, gidip kendisini ziyaret edeceğini söyler. keller, bu fikre sıcak bakmaz, kendisini ziyarete asla gelmemesini ve onu unutmasını söyler, telefonu kapatır. beecher dâhil, hiçbirimiz buna bir anlam veremeyiz.

    beecher, birkaç gün sonra şartlı tahliye görüşmesine girecektir. onu engellemeye çalışan ve hatırlayacağınız gibi kendi şartlı tahliyesini engellediği için hâlâ kin besleyen schillinger, beecher'ı durduramaz. tüm kışkırtmalara rağmen, sakin duran beecher, görüşmeye girer ancak sonuç olumsuz olur. 1 yıl sonraki görüşmeye kadar, oz'da kalmaya devam edecektir.

    bu da, 1 yıl daha kızından, ailesinden ve keller'dan uzak kalmak, oz'un ve schillinger'la köpeklerinin her türlü baskısına maruz kalmaya devam etmek demektir.

    aradan aylar geçer, mutfakta meydana gelen patlamadan sonra, oz yenilenmiştir. bu arada, keller'ın suçsuz olduğu ortaya çıkar ve oz'a geri gönderilmesine karar verilir. beecher heyecanlanmıştır. onu uzun zaman sonra ilk kez görecektir ve beklenen an gelir:

    ----------keller is back----------

    onu em city kısmına almazlar, o yüzden birbirlerini görebilmek için bir süre daha beklemek zorunda kalacaklardır. ayrıca, keller'a daha önceden isnat edilen bazı eşcinsel cinayetleri vardır ve bunlardan biri hakkında bir görgü tanığı ortaya çıkmış, keller'ı teşhis etmiştir. keller, idam cezası alabilme riskiyle karşı karşıyadır. diğer bir deyişle, beecher'ı belki de hiç göremeyecektir.

    keller'ın savunmasını, beecher'ın şartlı görüşmede salıverilmesi için çaba gösteren kadın avukat üstlenir. şartlı görüşme öncesinde bu avukat ve beecher arasında duygusal bir yakınlaşma olmuştur. şimdi de avukat ve keller arasında bir şeyler yaşanması ihtimali doğmuştur. bu kadın avukat, keller ve beecher arasındaki ilişkiyi o kadar kıskanmaktadır ki kendisini kullanarak keller'ın beecher için gönderdiği güzel mesajları bile ona iletmemektedir.

    beecher, keller'la aynı binada olduğu halde onu görememektedir. onu görebilmek için psikiyatrist rahibe peter marie'nin ofisindeki rahat işini bırakıp cezaevinin posta dağıtım servisine bile geçmiştir. burayı yöneten vern schillinger'dan izin alarak hem de. fakat keller'ı yine göremeyecektir, çünkü onu sürekli taciz eden cezaevinin histerik kadın gardiyanı (ya da baş orospusu mu demeliydim?) keller'ı hastanelik edene kadar döver. bu histerik kadın gardiyan, daha önce de ryan o'reily'yi taciz etmiş, onunla zorla cinsel ilişkiye girmiştir. şimdi, aslında itiraf etmek lazım ki bu kadın gardiyan (grace howell orospusu) ağzının tadını bilmektedir. neyse uzatmayalım, keller kendisini sikmeyi reddedince hastaneyi boylar ve beecher onu göremez. ta ki bir gün, posta dağıtımı sırasında revirden geçerken onu uzaktan kısa bir süre de olsa görene kadar. keller, hasta yatağında uzanmaktadır, her zamanki gibi şirin, şeytani gülümsemesi ve çekiciliğiyle...aslında o şeytanlığının altında yatan korkunç masumiyetiyle, orada uzanmakta, beecher'ın kendisini uzaktan izlediğinin farkında olmadan dinlenmektedir. keller, idam cezasından kurtulup tekrar beecher'la bir araya gelebilecek midir? kadın avukat, onun masumiyetine inanmadığından, onu savunmayı bırakır ve avukatlığından çekilir. şimdi işler daha da zorlaşmıştır. keller, aslında ölmeyi çok da umursamamaktadır, tek umursadığı beecher'ı görebilmek, onunla bir arada olabilmektir.

    keller, beecher'a aşıktır...

    ----------keller idam koğuşunda----------

    ve korkulan olur. keller, suçlu bulunur ve idama mahkum edilir. ölüm cezası alanların konduğu koğuşta infaz için gün saymaktadır. bunu haberlerde öğrenen beecher, onu görmeye gider. cezaevine geldiği günden beri birbirlerini ilk kez görmektedirler. keller parmaklıkların ardındadır, beecher da diğer taraftadır. birbirlerine yaklaşırlar ve parmaklıkların arasından öpüşürler...elleri kenetlenir.

    keller ölecek mi, beecher yalnız mı kalacak? yavaş yavaş sona mı yaklaşıyoruz?

    zamanla göreceğiz.

    şimdi şunu dinleyelim mi? bence tam vakti...

    ----------sona doğru----------

    beecher'ın şartlı tahliye görüşmesi yaklaşmaktadır. keller, idam koğuşunda infazını beklemektedir. keller'ın savunmasını, beecher'ın isteğiyle avukat babası üstlenir. beecher'ın babası keller'dan hiç hoşlanmamakta, ancak oğlu için bu savunmayı yapmaktadır. idam kararını temyize götürür, çabalar. fakat yine schillinger'ın oyunuyla karşılaşırlar ve schillinger'ın bir adamı beecher'ın babasını cezaevinin içinde öldürür. keller için artık pek umut kalmamıştır.

    beecher, şartlı tahliye görüşmesine girer ve bunun sonucunda tahliyesine karar verilir. evet, artık özgürdür, birkaç gün sürecek işlemlerden sonra evine dönebilecektir. keller, bunu öğrenir. keller'ı üzen şey, idam koğuşunda ölümü beklemek değil, beecher'dan ayrı kalmak, son günlerinde onu göremeyecek olmaktır. beecher ise heyecanlı ve mutludur.

    bir tarafta ölümü bekleyen ve yalnız bir adam, diğer tarafta yıllardır beklediği şeye, özgürlüğüne kavuşmuş bir başka adam. artık birileri için kaderin değişmesinin vakti gelmiştir...

    beecher tahliyesinden önce keller'la son kez görüşür. bu görüşmedeki diyaloglar son derece dokunaklıdır ve keller'ın psikolojisi hakkında ipuçları verir:

    chris keller: toby, i'm....i'm... (toby, ben...ben...)
    tobias beecher: what? (ne?)
    chris keller: i'm glad that you're gonna have some time with your kids...don't forget me...(çocuklarınla vakit geçireceğin için memnunum, beni unutma...)
    tobias beecher: never! (asla!)
    chris keller: even so if i die, don't forget me...(ölsem bile, beni unutma...)

    keller, ölmekten değil, beecher'ın kendisini terk etmesinden, kendisini unutmasından korkmaktadır...

    ----------resurrection----------

    keller, beecher'ın gitmesinden memnun değildir elbette, mutlu da değildir, onun dışarda çocuklarıyla ve torunlarıyla geçireceği mutlu hayatı kıskanmaktadır, çünkü kendisinin böyle bir hayatı olmayacaktır, hatta bir hayatı bile olmayacaktır. bu düşüncelerle psikolojisi iyice bozulur.

    beecher, tahliye olur ve oz'dan çıkar ama keller'a söz vermiştir, eski bir avukat olarak keller'ın idam cezasının bozulması için elinden geleni yapacaktır ve bunun için uğraşmaya başlar. bu çabalar sonuç verir ve keller, idamdan kurtulup tekrar normal koğuşlara geçer.

    keller'ın yaptığı ilk iş, beecher'ın babasını öldüren mahkumun boynunu kırmak olur. beecher'a ya da ailesine zarar veren kim varsa, keller onu ortadan kaldırmaktadır. beecher, son görüşmelerinde çocuğunun öğretmeniyle nasıl güzel zaman geçirdiklerinden bahsetmiştir. bu bir hatadır aslında. çünkü keller, beecher'ı kıskanmıştır, onun kendisinden başka birine (bir kadına ya da bir erkeğe) aşık olabileceği düşüncesi onu delirtmektedir.

    keller, beecher'ı bu kadar sevmekteyken, beecher, dışarda sevdikleriyle, keller ise içerde bir başınadır...

    ----------kürkçü dükkanı----------

    ve adamımız keller, yine chris keller'lığını yapar, beecher'ın şartlı tahliyesini yakar...nasıl mı? kendisini ziyarete gelen beecher'dan eski eşine yasal olmayan bir ilacın iletilmesine aracılık etmesini ister. beecher, önce buna yanaşmaz ama keller tüm şirinliğini kullanarak onu ikna eder, sonra da soluğu telefon kulübesinde alır ve beecher'ı ihbar eder. beecher, kısa bir süre sonra yeniden oz'dadır!

    şimdi keller'ın bu yaptığını nasıl okumak, nasıl açıklamak gerekir gerçekten karmaşık duygular içindeyim ama onu az da olsa anladığımı düşünüyorum. adam beecher'ı o kadar çok seviyor ki, kendisinden ayrı kalmasına tahammül edemiyor, dışarda çocuklarıyla ya da bir başka kadınla birlikte mutlu olmasına dayanamıyor, onu hiç kimseyle, kendi çocuklarıyla bile paylaşamayacak kadar seviyor çünkü. ben onu anlıyorum evet.

    fakat beecher anlamıyor ve artık keller'dan uzak duruyor. keller, eski dostu schillinger'la takılmaya başlasa da uzaktan uzağa beecher'ı izliyor, ona zarar gelmemesine çalışıyor. beecher, schillinger'a, babasını öldüren mahkumun keller tarafından öldürüldüğünü "ispiyonluyor." çünkü, o mahkum schillinger'ın adamıydı ve beecher da aklınca keller'ın kendisini ihbar edişinin intikamını almaya çalışıyor. ama bu plan ters tepiyor ve keller'la schillinger daha da kanka oluyorlar. schillinger, beecher'ın öldürülmesi gerektiğini savunuyor. artık ipler iyice gerilmiştir, keller beecher'ı kendisinin öldüreceğini, hatta öldürmeden önce, onu son bir kez "sikeceğini" söylüyor.

    burada keller'ın kimin tarafında olduğunu anlamakta zorlanıyoruz, çünkü beecher'a gidip "senin hayatta kalmanı sağlamak için schillinger'la takılıyorum, böylece senin hakkındaki planları öğrenip seni koruyorum, seni seviyorum." dedikten sonra schillinger'a gidip "sana ihanet ettiğime onu inandırdım, şu an neye inanacağını şaşırmış durumda..." diyebiliyor.

    biz de neye inanacağımızı şaşırıyoruz ve schillinger, keller, beecher üçgeninde artık sona doğru yaklaşıyoruz...

    ----------the end----------

    oz...oswald correctional facility'nin sokaklardaki adı. burası yakın zamanda, mahkumların rol alacağı "macbeth" oyununu sergileyecektir. mahkumların bir kısmı burada görev alır, keller sahne arkasında dekor sorumlusu, schillinger ve beecher ise oyuncudur.

    fbi, keller'a isnat edilen ancak hiçbir zaman kanıtlanamayan 2 cinayetten dolayı onun peşindedir. fbi ajanlarından biri, beecher'a keller aleyhine tanıklık yapması durumunda özgür kalabileceğini söyler. beecher'ın aklı karışmıştır. keller, ona tüm cinayetlerden bahsetmiştir evet ama ortada kanıt yoktur. kaldı ki keller'ı "satmak" istememektedir, diğer yandan özgürlüğüne ve çocuklarına da kavuşmak için can atmaktadır.

    beecher, kararsızdır.

    macbeth günü gelir, keller schillinger'a sahneye çıkarken sahte bıçak yerine gerçek bıçak vereceğini, böylece beecher'ın sahnede ölümünü herkesin izleyebileceğini söyler. bu fikir schillinger'ın hoşuna gider. böylece beecher'dan sonsuza kadar kurtulmuş olacaktır.

    fakat keller tam bir kurnazlık yaparak, gerçek bıçağı beecher'a, sahtesini ise schillinger'a verir. beecher'ı bir kez daha korumuştur. oyun sırasında, tam da kendi sahnelerinde, beecher'ın bıçağı schillinger'a saplaması gerekmektedir. beecher, sahte olduğunu zannettiği bıçağı alır ve saplar. schillinger'ı öldürmüştür. istemeden, kazayla ve keller'ın oyunuyla da olsa schillinger artık ölmüştür.

    bu olayın bir kaza olduğuna dair karar verilir ve beecher ceza almaz ama keller'ı anlamakta güçlük çekmektedir. ondan olabildiğince uzak durmaya kararlıdır. keller'ın ise beecher'ı bırakmaya hiç niyeti yoktur.

    bir gün oz'un koridorlarında konuşurlarken, beecher, keller'a "şartlı tahliyesini kasıtlı olarak mı yaktığını" sorar.
    sonrasındaysa aralarında şöyle bir konuşma geçer:
    chris keller: toby, ömrümün geri kalanını burada sen olmadan geçirmeye dayanamazdım. anlamıyor musun, ne yaptıysam aşktan yaptım ben!
    tobias beecher: beni gerçekten seviyorsan, o zaman beni yalnız bırak.
    chris keller: yapamam.
    tobias beecher: beni dinle, beni dinle! alkolü sevdim, eroini sevdim, onları geride bıraktım, çünkü beni zehirliyorlardı...ölüm...sen ölümsün, bırak yaşayayım.
    chris keller: yapamam! toby, seni seviyorum!

    bu chris keller ve tobias beecher arasında geçen son konuşmadır.

    konuşmanın sonunda çılgına dönen keller, beecher'a sarılarak onu öpmeye çalışır, beecher'sa onu iter ve keller arkasındaki korkuluklardan aşağı düşerek ölür...

    evet biliyorum, çok dokunaklı bir ölüm sahnesi değil, belki biraz hayal kırıklığı oluşturmuş olabilir. benim aklıma şöyle bir son geldi meselâ: beecher'ın kendisini reddetmesiyle iyice umudu kırılan keller, fbi ajanına gidip işlediği tüm cinayetleri itiraf edecek, sonra da idam edilecektir. beecher ve keller aşkına böyle bir son daha da yakışabilirdi ama sonuçta bu aşkta birinin hayatta kalması zaten imkansızdır. elbet biri ölecekti. yani bu aşkta aslında mutluluk olmayacaktı, sadece tutku ve aşk olacaktı. belki biraz hastalıklı, çokça da saplantılı...

    ama sadece aşk olacaktı.

    saf aşk...
  • oz'u oz yapan degerdir bence. boyle bir ask temasi hicbir dizide gorulmemistir, gorulecegini de sanmam. dizinin en basindan baslayip da en son bolumune kadar gelen tek olay sanirim.
  • yani bu gune ne kadar dizi izledigimi bilmiyorum tam 1 dizi hastasiyim her halde. vede ne yazikki ben oz gibi saheseri malesef simdi izledim, gec olsa bile izledim ya olsemde gam yemem, yukarida yazan arkadas ne kadar guzel yazmis, bu yazidan sora ben ne yazsam bos. ellerine saglik arkadasim. ne kadar guzel anlatmissin, tek nefesde okudum. 1 tek onu soyleyim, keller bilincli sekilde oldurdu kendini, beecher atmadi kendini atdi o sadece oyle firsat kolladi. gerci kellerin idam beecher inda idam ya nebileyim boyle seyler olmasini isterdim.ki daha efsanevi olurdu. size neden bu kadar dizi izledim yazdim her dizide sayisiz ciftler vardir ve tartismasiz favorim bu ciftdir, evet efendim illa boyxgirl olmak zorunda degil boyxboy,,,,,keller ve beecher der susarim. ama kellerin aski oldurucu olsa bile guzeldi. cok guzeldi hemde