şükela:  tümü | bugün
  • bir ayakkabı stilisti
  • ayakkabinin tibeti
  • her ne kadar cok yuksek topuklu olsalarda acayip saglam ve rahat ayakkabilari olan fransiz tasarimci....
  • kırmızı tabanlı süper ayakkabılar tasarlayan adam
    (bkz: http://www.christianlouboutin.fr/)
  • kesinlikle cok seksi ayakkabilar yapan fransiz tasarimci. turkiye 'de de sonbahardan beri beymen'de satilmaya baslamistir. buradan da anlasilan christian louboutin ayakkabilarinin nisantasi kadinlarinda yeni bir balenciaga veya chloe canta vakasi yaratacagi, herkesin uzerinde gorulecegidir.
  • her zaman çok "şık" giyinen sayın hayrünisa gül'ün de "tercih" ettiği ayakkabıcı.

    bir ülkenin cumhurbaşkanı ve ailesi simgedir.

    her hareketleri ve her yaptıkları ülkelerinin düzeyini, şerefini yansıtır veya yansıtmalıdır.

    fransa her alanda türkiye ye düşmanlık politikası yürütürken, cumhurbaşkanımızın karısı fransız malı ayakkabı kullanıyor. üstelik altı kıpkırmızı. bir çifti 450 euro imiş. güle güle giysin.
  • turkiye nin sayın first ladysi tarafından tercih edilen, çiftinin 850 avro oldugu soylenen ayakkabi markasidir.

    ayrica, siradan muhalif vatandasin aklina allah israf edenleri sever miydi sorusunu dusuren ayakkabi markasidir.

    bi de ustune, gazete de first lady nin şıklığını tamamladigini gorunce, ister istemez, bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu deyisinin akillara dusmesine vesile olmus ayakkabi markasidir.
  • vaktinde bilmeden sırf düz siyah bir şey bulamıyorum diye deneyip "kırmızı tabanlı şeyi ne yapayım hem bunun tabanı çok kaygan düşerim" deyip bıraktığım, çoğu modeli şahsıma hiç cazip gelmeyen, geneli çirkin ayakkabılar. ingiltere'de 200-300 pound arası fiyatlara satılır, ki bu marka değeri olan bir ayakkabı için aham şaham bir şey değildir.* kırmızı tabanı ilk kullanan olmadığı gibi şu an tek kullanan da değildir, sadece onunla meşhur olmuştur. ayrıca diğer markaların aksine bunun tabanları çok çabuk eskimektedir, yaklaşık 3 giyişten sonra altındaki kırmızılık yerini gri/siyah tonlarına bırakacak ve korkunç bir görüntü ortaya çıkacaktır. ama tabi, nasıl louis vuitton'ların sapları kullandıkça kararıyor, ki insanlar haklarında "ayy şuna bak bir çanta almış 3 senedir kullanıyor herhalde, kapkara olmuş sapı" denmesin diye gidip yenisini alsınlar, bu da aynı mantıktır sanırım.

    cidden pahalı ve/ya güzel ayakkabı görmek istiyorsanız milano'ya gidip adını bilmediğiniz ayakkabıcıları gezmeniz lazım, ama kökü sadece ve sadece 1992'ye dayanan ve herkesin ayağında olan bir şeye para vermeye can atıyorsanız siz bilirsiniz. ayrıca çanta da yapar bu amca ama onun bir taraflarına kırmızı bir şeyler sokuşturup markasını bağırtamadığından sanırım henüz ilgi görmüyor.

    duyduğuma göre türkiye'de yabancı her ürün gibi çok acayip fiyatlara satıyorlarmış, 400 poundlar 500 poundlar havada uçuşuyor. işlerden fırsat bulup boş bir anda 8-10 tane toplayıp bavul ticareti olayına girip türkiye'de satmayı düşündürmüyor değil.

    sevenlerini yargılayamam tabi, ne de olsa ben ayakkabıya "altı üstü ayakkabı" gözüyle bakan bir insandım her zaman. ayakkabıya gereğinden fazla önem veren, onu yok yere seksi obje konumuna sokan kadının muhtemelen gösterişli/güzel bir yüzü, göğüsleri, göbeği, kalçası, bacakları, ince-uzun orantılı bir vücudu, çekici/seksi tavırları yoktur ki ilgiyi başka yerlere çekme kompleksindedir der geçerim; ama bu benim görüşümdür tabi, alınanlar çıkmadan baştan söyleyeyim.* kazandığım parayı biriktirip bir gün bir 911* alıp piste götürüp ayağımda spor ayakkabılarımla kullanmak hayaliyle yaşayan bir insan olduğumdan maaşlarını veya üç kuruş cüzi maaşlarından çok babalarının/kocalarının paralarını ayakkabıya yatıran kadınları anlayamamam normal, sorun bende sanırım.*

    illa alacağım diyen, baba/koca parasıyla gösteriş yapma hevesi konusunda azıtanlara uyarım da üzerinde kırmızı bir şey olmadan giyildiği takdirde beyonce bayalığına, kırmızı bir şeyle giyildiğinde ise victoria beckham bayağılığına düşülebileceğidir. "düşülebilir" dedim ama basitliğin erdem olduğu bu çevrenin kızcıkları için bu duruma "erişilebilir" demem gerekirdi sanırım. entrymizi bitirmeden kırmızı rengin sadece ve sadece beyaz tenli insanlara yakıştığını da hatırlatalım.

    edit: bütün şukela'cıların "kim bu, genç bir futbolcu mu acaba" diye kazara bu başlığa girmiş erkek ve bütün çok kötü'cülerin hayaller kura kura narin parmaklarını klavye üzerinde gezdirerek gelmiş kız olduğunu biliyorum zaten, ama buton aşındırmakla hayaller gerçek olmuyor değil mi ey sözlük kızı?
  • kucuk cocuk gibi uyurken basucuna koyup izlenilesi ayakkabilar yapan adam. louboutin bosu bosuna louboutin olmamistir. 'red soled shoes' denince akla gelen ilk seydir.seksidir,cok seksidir..