şükela:  tümü | bugün
  • onassis ailesinin kız evladı olan christina, dün history channel da izlediğim bir belgesele göre gencecik yaşında annesiz babasız ve kardeşsiz kalmıştır. ayrıca evlenme meraklısıdır ama çirkindir. adamlar genelde parasının peşindedirler. birkaç kere evlenmiş olsada hiç birinde mutluluğu yakalayamamıştır. ama son evliliğinden bir kızı olmuştur. (bkz: athina onassis) ama henüz anneliği tam tadamadan 37 yaşında kalp krizinden ölmüştür. yani hayatı tam bir yunan trajedisidir.
  • "altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir?
    bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra."

    christina onassis hazreti pirin bu beyitini bilebilseydi (ah) ihtimal ki cenabı pire intisab ederdi. zira o, hayatını bu uğurda (maatteessüf hedefi şaşırarak) telef etmişti.

    (fonda pikabın iğnesinden çıkan o cızırtılı, boğuk, titrek ses "parayla saadet olmaz". iğne takılmış, sürekli aynı sözler, aynı melodi...)

    bir peri masalı olması gerekirken ya da bu gereklilik yakıştırılır, beklenirken, yunan tragedyasına dönüşmüş bir hayat.
    uyuşturucu ve fazla kilolar nedeniyle kullandığı ilaçlardan mütevellid 37sinde geçirdiği kalp krizi ile banyoda çıplak halde bulundu. milyonlarca dolarlık servetin sahibi armada batmıştı.

    babası istemiyordu ama annesi onu doğurmakta kararlıydı. 1950 de dünyaya geldiğinde rengi siyaha çalan dolarların milyarderi yunanlı onassis ailesinin 2 varisinden biri olacaktı. istenmeyen çocuk olduğu için ağabeyi aleksanderın gölgesinde kalmıştı. babası aristotale onunla ilgilenmiyor, annesi tina, içki, yurt dışı gezileri ve alışverişten fırsat bulamıyordu. mutsuz ama zengindi, arkadaşı yoktu ama armani elbiseleri vardı.

    ilk gençlik dönemlerinden itibaren yağı bol bulan arap gibi o da parayı kıçına sürüyordu. çılgın partiler, içki ve uyuşturucu alemleri, günü birlik ilişkiler en sevdiği hobileriydi. ayrıca arkadaşları çok da şanslıydı zira bu zengin genç kadın eğlenmeyi sevdiği kadar da cömertti.
    en büyük kusuru ayran gönüllü olmasıydı. gördüğü her erkeğe aşık oluyor fakat takke düşüp kel görününce muazzam bir hayal kırıklığı yaşıyordu. etrafındaki tüm erkekler kara ve çirkince kadının servetini oldukça çekici, seksi ve güzel buluyorlardı.
    21 yaşındayken gerçek aşkı bulduğuna inandı ve evlenmeye karar verdi. evlendiği adam 48 yaşında amerikalı bir emlakçıydı. haliyle ailesi özellikle de babası bu evliliğe karşı çıktı, fakat christina o kadar inatçıydı ki ölmeyi bile göze almıştı. intihar girişiminden sonra andropozdaki kocasıyla evlendi, fakat bu evlilik sadece 7 ay sürdü. babası haklıydı.
    o sırada ağabeyi aleksander kullandığı uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybetti. yıl 1973tü. bu, onassis ailesi için bu bir yıkımdı. hatta christina için siftahdı.
    ağabeyinin ölümüyle christina onasislerin devasa petrol taşıma filosunun tek varisi olmuştu. lakin o buna hazır değildi. babası onu titiz bir eğitimle yetiştirdi ve zeki kadın, şirketlerin başına geçti. henüz 23 yaşındaydı.
    babası abisinin ölümüne çok üzülüyor ve saatlerini aleksanderın mezarı başında geçiriyordu, nihayet çaresi olmayan bir hastalığa yakalandı ve 1975 de o da öldü.
    christina için ardına ardına gelen bu iki ölüm katlanılmazdı ve 2. kez intihara kalkıştı. yine şansı yaver gitmişti ve kurtarıldı. fakat annesi onun kadar şanslı değildi. tam bir alkolik olan tina, onca debdebeye ve ihtişama rağmen kurtuluşu intiharda bulmuştu.
    2 yıl içinde tüm yakınlarını kaybeden christina için artık iyi bir evlilik yapmaktan ve mutlu bir aile yuvası kurmaktan başka çıkar yol yoktu. bir an evvel doğru adamı bulmak ve aldığı kiloları vermek istiyordu.
    25 yaşında 2. kez evlendi. kocası etrafındaki çıkarcılardan biriydi ve evliliği ancak 2 yıl sürdü.
    hiç yılmıyor ve kendisini yeşil banknotları için sevmeyen birini arıyordu. 3. evliliğini bir rusla yaptı. adam evli, kel ve altın dişliydi. rusyaya yerleşen christina alıştığı hayatı terk etmiş, buzdolabı dahi olmayan evde günlerini geçiriyordu. mamafih bu duruma dayanmak onun için kolay değildi ve nihayetinde 8 milyon dolar karşılığında 3. kocasından da boşandı.

    84 de kızı athinanın babası thierry roussel ile evlendi. fransız olan bu adam christinaya para harcatmaktan başka bir işe yaramıyordu. diğer taraftan uzun metrajlı metresinden de 2. çocuğunu bekliyordu. christina kocasını eve bağlamak ve kızını babasız bırakmamak için thierrye sürekli milyon dolarlarla ifade edilen miktarda para veriyordu. yani o çok özlediği gerçek aile için kocası olacak adamı satın alıyordu.
    bu durumdan elbette hoşnut değildi. kola bağımlısıydı ve aşırı miktarda uyuşturucu hap içiyordu. kola bağımlılığı o dereceydi ki amerikadan özel uçağı ile hemen her hafta kolilerle kola getirtiyor ve her bir sefer 3 bin dolara maloluyordu.
    kızı onun hayatını özlediği biçimde değiştirecekti. kızıyla birlikte mutlu olacakları günlerin hayalini kurarken 37 yaşındaki kalbi yaşadıklarına ve kullandığı kimyasallara dayanamayıp iflas etti.
    heyhat!
    para ile saadet mütemadiyen birbirini seven iki aşık hiç olmamıştı.
  • çok zengin bir yunan-italyan iş kadını.
    kardeşi de john f. kennedy'nin ilk eşidir ve eski bir amerikan first ladysidir.

    ayrıca kalp krizinden ölmemiştir, çok sayıda uyku ilacı içtiği için, overdose sonucunda hayatını kaybetmiştir.
    hatta bir rap parçasında, "y'all motherfuckers sleeping like christina onassis" şeklinde de anılmıştır. *
  • bildiğim kadarıyla erkek kardeşiyle birlikte, üvey anneleri jackie kennedy'den nefret ederlermiş. ama jackie-o'nun çocuklarına karşı her zaman için iyi davranmışlar. ölümü arjantin'de bir malikanenin küvetinde gerçekleşmiştir.