şükela:  tümü | bugün
  • bu adam için sayfalarca şey yazabilir.hani etkileyici bir film istersiniz millet liste yapar yollar.dersin arkadaş sen etkiye muhtaçmışın kaç tane yazdın öyle.işte benim hayatımda etkileyici olarak tanımladığım ve yaklaşık 3 senedir etkisi süren şahane film (bkz: into the wild)'ın hikayesinin gerçek karakteri bu üstadımızdır.24 yaşında üstad nasıl olunuyormuş böylece öğrenmiş olduk.sen sen adamsın sana daha ne denir ki.
  • kalbi ötelere ait olan adam. buda'nın gözleri gibi kalbe sahip.

    insanların "bir başka yer" arzusu her zaman romantik gelir. şehirden kaçış öyküleri caziptir ama bu tür insanları da cezbeden kendi simerenyalarıdır. kurduğu düşleri gerçekleşebileceğine inandıkları ortam, kişi, zaman önemlidir.

    bunun için illa ki bir yerlere de kaçış gerekmiyor. becerebilen insanlar, içindeyken kendi kurdukları kaleye kimsenin girmesine müsade etmez ve hayallerini kendi kabuğunda yaşar. asıl zor olan bu.

    christopher'ın seçimi benim için ilham verici ve yönlendirici oldu. yaşadığım şehir ve kişiler arasında sağlam bir kale kurdum. onu çevreleyen nehir içinde timsahlar olmasa da baya işe yarıyor benim için. uzun süreli huzur bulduğum tek yer orası galiba.

    chris, her zaman kalbimdesin kardeşim, dostum.
  • aşağıdaki kısım, kendisi hakkında bir tür spoiler olabilir, özellikle filmi izlemeyenler için... sonra bana laf etmeyiniz.

    --- spoiler ---

    kendisi hakkında bu linkte http://www.tifilms.com/wild/call_debunked.htm yapılan tartışmaya göre, filmde gösterildiği gibi yediği zehirli bitkinin sonucu açlıktan ölmemiş olabileceği ihtimali üzerinde durulan kişidir. yalnız anladığım kadarıyla kendileri de bu savdan tam olarak emin değiller. ama bu notta http://www.tifilms.com/…ld/imgs/chrissosnote001.gif yaralandığından bahsetmesini, bu meşhur fotoğrafında http://www.tifilms.com/wild/imgs/chrisarm002.jpg sağ omzunun yerinde olmadığı, sanki boşlukta sallanıyor olabileceği gibi bir ihtimalle tamamlamışlar. yine de devamına bakıldığında ise bu durumun, verdiği poz ya da bir çeşit ışık - gölge oyunu sebebiyle oluşmuş bir göz yanılgısı olabileceği ihtimali de göz ardı edilmemiş.

    --- spoiler ---
  • erken ölümün ne demek olduğunu düşündürten kişidir benim için.bazıları için ölümün erkeni yok ne eksik ne fazla yaşandığı kadar dolduğu kadar taşmadan yaşamaktır.
  • cesedi bulunduğunda yalnızca 30 kg olan ve günlüğüne en son 12 ağustos 1992'de "beautiful blueberries." yazan kişi.

    ayrıca : (bkz: into the wild/#35921577)
  • christopher mccandless'i tanımam hasan söylemez sayesinde gerçekleşmişti. o zamanlar içimdeki bisiklet tutkusuyla her etkinliğini takip ettiğim bu adamın üniversitemize söyleşiye gelmesiyle başlar. not alıp eve izlemeye gelmiştim, o an içimde fırtınalar koparmıştı. üniversitede hedeflediğim şeyleri gerçekleştirmişti christopher mccandless; ben neden öyle bir şey yapmayayım diye çıkmıştım yola... hedef öncelikle trabzona gitmekti, ardından rize... rize'den itibaren izmir' e kadar otostopla bir yolculuk... kısa sürmüştü, 8 gün sadece... tamamen insanların içine karışarak yapılması gerekirdi ki, insanları tüm çıplaklığıyla tanıyayım demişti hasan söylemez, aynen öyle yapmak istemiştim. nitekim yapabildim mi bilmiyorum, yapmaya çalıştım diyeyim, 8 günlük yolculukta 16 şehir değiştirdim, 22 araç değiştirdim, en az 22 insan, birçok farklı kültür ve toplamda 1700 km yol...
  • son yüz yılın adam gibi adamları listesine top 10'dan giriş yapar.
  • konusunu bilmeden tavsiye üzerine izlediğim into the wild filminde anlatılan hikayenin gerçek kahramanı olan şahıs. filmin son sahnesinde görülen tek kare fotoğraf ve bir kaç satır yazıyla birlikte yaşanmış bir hikaye olduğunu öğrendiğim anda içime bir şey oturdu sanki. insan inandığı takdirde kalkışabileceği şeylerin sınırının olmadığı gösteren muazzam bir örnek. kendinde bu cesareti ve motivasyonu nasıl buldu bilinmez ama son zamanlarında bir kitabın köşesine yazdığı ''mutluluk sadece paylaşılınca gerçektir'' lafı aslında geri dönmeyi en az bu yolculuğa çıkmak istediği kadar istediğini gösteriyor.
  • into the wild romanında biyografisi john krakauer tarafından başarıyla kaleme alınmış kişi. kedini yaşamdan ve insanlardan soyutlamayı aksine hayatın içinde olup yaşamın anlamına ya da mutluluğuna insan ilişkileriyle değil bizzat hayatın içinden deneyimlerle yaşanabileceğini düşünmüştür. bu fikirle harvard hukuk fakültesini bırakıp tüm parasını yakarak kendine 'alex' ismini takıp kendini yollara vurmuştur. sadece otostop, kaçak tren yolculuğuyla ülkeyi baştan aşağı dolaşmış ve hatta bir kano satın alarak yüzlerce kilometre kürek çekip baraj kapağını aşarak meksika'ya geçmiştir. bir süre daha ülkede berduş gibi dolandıktan sonra tamamen yabana gitmeye karar verip alaska'nın içlerinde kuş uçmaz, kervan geçmez ıssız bir ormanlık alana yerleşmiş ve bir kaç ay sonra tesadüfen, muhtemelen rasgele bulup yerleştiği terk edilmiş bir karavanın içinde otuz kilo kadar kalmış şekilde uyku tulumunun içinde ölü bulunmuştur.
    chris'in ailesiyle olan ilişkisine baktığımızda kendini yollara vurup güvenli, monoton, yerleşik bir hayatı neden reddettiğini daha iyi anlıyoruz. kardeşine yazdığı bir mektupta babası ve annesinden bahsederken şöyle demiş chris: ''doğru zaman geldiğinde onları hayatımdan kesin bir şekilde def edeceğim.''
  • ailesinin hayat tarzını beğenmeyip kendini yabana salmış şu an çok sevdiği yazar jack london'la beraber olan doğasever. kariyermiş, lüksmüş pek umdurunda olmamış, zira tüm parasını kıtlıkla savaşan vakıflara bağışlamış. ardından amerika birleşik devletlerinin batı yakasını gezip tee alaska'ya varmış. magic bus'ta yediği zehirli bitki yüzünden hayata veda etmiş. ölmeden önce şöyle de bir not bırakmış

    ilginç bir karakter. sean penn güzel de bir yaptı, eddie vedder efsane bir ost hazırladı.

    hakkında 30 mayıs 1997'de şöyle bir belgesel yapılmıştır. izleyiniz.

    tam ismi: christopher "alexander supertramp" mccandless