şükela:  tümü | bugün
  • insanların en çok kahvede cicek abbas ile sakirin atıstıgı sahneden hatırladığı izlenilesi film

    sakir (sener sen)- asiksan vur saza, soforsen bas gaza

    cicek abbas (ilyas salman)- sevene can feda, sevmyene elveda

    sakir- sen batan bir gunes ben yollarda cilekes

    cicek abbas- soforun bahti kara muavvinin gonlu yara

    sakir- gaz, fren, sanziman halim duman

    cicek abbas- sev beni seveyim seni

    sakir- ask bir otobustur binmesini bilmeli

    cicek abbas- son duraga gelmeden inmesini bilmeli

    sakir- bana hava atma!

    cicek abbas- havan kime yabanci?

    sakir- kapilma ruzgarima sen de aldanirsin

    cicek abbas- sollama beni sollarim seni

    sakir- gecme beni ezerim seni

    cicek abbas- dunya dikenli bir hayat sevenler de mi kabahat?

    sakir- yaklasma toz olursun gecme pisman olursun

    cicek abbas- cilemse cekerim kaderimse gulerim

    (bu noktadan sonra cicek abbas ust uste ataga kalkar ve durmaksizin arka
    arkaya patlatir, sakir de caresizce cirpinir.)

    cicek abbas- istedim vermediler sen soforsun dediler

    cicek abbas- emegimiz bilek zoru allahim sen bizi koru

    cicek abbas- ask bir sudur ic ic kudur

    cicek abbas- aski cekene derdi bilene sor

    cicek abbas- ask cekenin yol gidenin

    cicek abbas- kabahat sen de degil seni sevende

    cicek abbas- neaaaabeeer!!!
  • şakir: ne bakıyorsunuz ulan, hiç mi aile kavgası görmediniz?
    abbas: ulan oğlum gülmeyin ayıptır. sonra sizin oğlunuz kızınız da böyle olur allah göstermesin.
    şakir: ne diyorsun ulan it?
    abbas: abi böyle söyleyince hemen susuyorlar, çok korkuyorlar size benzeyecek diye.
    şakir: sus ulan.
  • - ben de gonlumun prensini buldum abi.
    - bu mu lan prens....muavin niyazi.
  • bu filmde dikkat çekici bir husus da her tarafın çamur olmasıdır.
  • çok görmüşüm çok bilmişim de 80 yaşına gelmişim gibi görünebilir ama zamane filmleriyle doğallığıyla bin basan bir filmdir çiçek abbas.

    ilk olarak filmdeki karakterler varoşlarda yaşayan dar gelirli ya da fakir diyebileceğimiz insanlar. keza evleri ve giysileri de öyle. yakın zamanda çekilmiş, rol icabı fakir insanların olması gereken filmlere, dizilere baktığımızda bu güya fakir karakterler ankastre mutfakta yemek yapıp top shoptan giyiniyor. yemekte fajitas yeyip, starbucksta kahve içiyorlar. zorla fakirleştirilen evlerde bile "ben dekorum" diyen bir düzen var. bu yeni fakir karakterlerin evde bile makyajları porselen, saçları fönlü.

    oysa çiçek abbas'ta filmin en zengini minibüs sahibi şakir'in evi bile orta halli bir ailenin evi, filmde görülen tek şıkır şıkıdım giysi sahibi de o, yine de sırıtmıyor. yine yan karakterlerin giysileri de o zamanın modasında pazarda satılanlara benzer ürünler. özellikle saçlarda bir pembe mutlu'nun saçı bir de ayşen gruda'nın saçı düzgün. nazlı'nın evindeki kız kardeşlerinin ne üstü başı var ne de saçları fönlü. nazlı'nın düğününe hazırlanırken bile saçları sadece taranmış, tokalarla tutturulmuş , o zamanın fakir ailelerinin düğünlerindeki gibi.
    onu geçtim, şakir'in minibüste çapkınlık yaptığı fatma bile orta halli bir kadın, kıyafetinde hatta iç çamaşırında bile hiç bir seksapel yok, bildiğimiz mahalle kadını.

    dahası da çekimlerin yapıldığı alibeyköy yolları çamurlu (bu daha önce de belirtilmiş) ve oyuncuların hepsi o yolların çamuru hep hayatının bir parçası olmuş gibi, hiçbir eğretilik göstermeden muhteşem oynuyorlar.

    doğallığı gösteren bir diğer yön de oyuncuların bakımsız ve çirkin ama bir o kadar da doğal görüntüleri. düğünde ortalığı birbirine katan bubu murtaza olması gerektiği gibi paltosunun eteklerini oynata oynata, traşından başka hiç bir süsü olmadan düğünü basıyor. özellikle ayşen gruda'nın yakışıklı prensi muavin niyazi, prens olmanın jön olmaktan farklı olduğunu, herhangi birinin de prens olabileceğini çok güzel gösteriyor. oyuncular sanki alibeyköylü, hepsi film bittikten sonra çamurlu yollardan geçerek evlerine vardılar. şimdiki film ve dizilerde kaç tane ortalama görünümlü oyuncu var, sanırım güzel/yakışıklı olmayanın şansı makyaj hilelerine kalıyor.
  • sinema tarihine final sahnesiyle altın harflerle kazınmış bir filmdir.söz konusu sahnede abbas ve sevdalısı nikah salonunda birbirlerine doğru koşmaktadırlar.melodramların bu gedikli meşhur sahnesinde senaryo gereği slow motion kullanmak gerekmektedir.filmin teknik ekibi o zamanın ekonomik koşullarından dolayı yavaş çekim tekniğine uygun kameraları olmadığı için dahiyane bir fikir ortaya atarlar.söz konusu çiçek abbas ve kara sevdalısı birbirlerine doğru ellerinden geldiğince yavaş yürüyeceklerdir.

    ve sahne bu şekilde kotarılır.ilyas salman'a kamera her zoom yaptığında, gözlerini yarım saniyede bir kırpıştırdığını ve bununla beraber her bir adımını yaklaşık dört dakikada attığını fark etmek mümkündür.yeşilçam, yine yapacağını yapmış teknik imkansızlıkların üstesinden gelmeyi başarmıştır.
  • en efsane sahnesi abbas'ın dolmuşunu kaybettikten sonra tefeciyle konuştuğu sahnedir.

    ((dönence))

    - evet abbascan çok bekledim olmadı.

    + ee.

    - ee'si şu canım; minibüsü verirken de söyledim kıyıda köşede paran yok, zengin baban yok, parası olmayana kim borç verir?

    + çalışırım muavinlik yaparım, hamallık yaparım.

    - hah olmaz abbas babam, bunlarla ancak karın doyar. motor yok, tekerlek yok. hiç hamallık yaparak minibüs alan adam gördün mü? hı?

    + necdet abi, çaresiz kalmışım. ne yapacağımı şaşırmışım. bu yetim hakkıdır necdet abi.

    - ben yetim hakkı yemiyorum ki. yalnız sen değilsin. şurada bonosunu ödemeyen bir sürü şoför var. ben mi batayım abbas? ha ?

    + vur abi. nolur, bu kaçıncı? ben anamdan doğdum doğalı ensemden tokat eksik olmadı.

    - bak abbas; protesto oldun, mahkemeye versem sürünürsün. atarlar içeri. ben sana iyilik ediyorum. minibüs zaten benim üstümeydi. şimdiye kadar ödediklerin ancak dört teker parası eder.

    + ulan felek. kahpe misin değil misin bilmem ama benden yana değilsin. kör olasın.

    ((dönence))
  • --- spoiler ---

    "ilk taslakta, filmin yoksul ama iyi kalpli kararkteri abbas, filmin sonunda sevdiğine kavuşamıyor, kuytu bir yerde minibüsünün içinde donmuş bir halde ölü bulunuyordu. "

    kaynak : vikipedi
    --- spoiler ---

    sinan çetin'in ağzından :

    --- spoiler ---

    film o kadar dramatik gidiyordu ki, filmin iyi kalpli kahramanının sevdiğini elde etmesini çok istedik. bu aynı zamanda o zamanki toplumun kabuklarının değişmesi için de çok önemli bir fırsattı. genelde filmler kötü sonla bitiyor, insanlar eve ağlayarak gidiyordu. abbas çok emek vermişti, hayalleri vardı, işine çok bağlıydı, bazen hayat istediklerinizi size vermez ama biz abbas'a hak ettiğini vermeliydik ve verdik...

    --- spoiler ---

    ilk taslak finalini yapmış olsaydı sevenlerini mahvedecekti muhtemelen bu film. iyiki de yapmamışlar. umut fakirin ekmeğidir sözüne inanmamızı sağlamıştır bu finali.
  • - aksama gorusuruz.
    - aksama gorusuruz.
    - aksama sen niye gorusuyorsun lan?
  • sinan çetin eline yüzüne bulaştırmadan böyle bir filmi çekmeyi nasıl becermiş diye düşünmeme sebep olan film...(bkz: sonradan sapıtmak)