şükela:  tümü | bugün
  • m.ö 46 yılında batı ve doğu olmak üzere ikiye ayrılan büyük hun imparatorluğunun, batı yakasının türk hakanı. bu süreçte doğu hunlarından da bir orduyu arkasına alan 50 bin kişilik çin ordusu , çiçi yabgunun surlarla çevirdiği başkentine saldırır, çiçi kaleyi savunmaya çekilir, kale savunmasına alışkın olmayan hunlar zor anlar yaşamaktadır. bunu gören çiçi yabgu askerlerine şu unutulmaz sözleri söyler..

    "boyun eğmeyeceğiz. çünkü bu, şan ve şerefle yaşamış olan ecdadımıza karşı büyük bir ihanet olur. atalarımız, bizlere geniş ülkelerle birlikte hürriyet ve istiklâli de emanet ettiler. savaşçı ve süvari hayatımız sayesinde adı yabancıları titreten bir millet olduk. korumakla vazifeli bulunduğumuz bütün bu emanetleri, adi bir ömür uğruna fedâ edemeyiz. hepimizin bildiği gibi savaşta erlerin kaderi ölümdür. biz ölsek de kahramanlığımızın şanı yaşayacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır."
  • tarihin sayısız siluetlerinden biridir. chichi diye yazılır. onun siluetinin ardında romalı olduğunu sandığımız bir başka insanların da hikayesi vardır. orta asya'da romalıların işi ne?

    m.ö. 35 yılında batı hun kağanı chichi yabgu ticaretle zenginleşmiş fergana vadisini yağmalamış ve bu malları korumak için talas bölgesinde bir kale yaptırmak istemiş. o sene chichi yabgu'nun talas nehri vadisinde inşasına başlattığı kale iki yılda tamamlanmış 500 işçiyle. kale roma tarzı istihkamlara benzediğinden ve gene roma tarzı tabyalar ve bekçi kuleleri olduğundan (tasvirlerine göre) bu yapının roma işi olduğu sanılmakta. roma'dan bu kadar uzak olan ve asya'nın hengamesinde boğuşan bir bozkır devletinin roma usülü kaleyle ne işi olabilirdi ki?

    ama işin şaşırtıcı kısmı burası değil. garnizonda 100'ün üzerinde romalı olduğu sanılan askerler var. romalı diye belirtilmiyorlar ama istihkamı inşa etmeleri ve kaynaklarda "balık pulu düzeninde savaşmaları"ndan bahsedilmeleri bunu işaret ediyor. bunların parth devletine teslim olan crassius'un lejyonerlerinden kalanlar olduğu düşünülmekte. (hani şu spartacus dizisindeki crassius)

    peki chichi yabgu'nun yanında ne işleri vardı?

    o sırada part devleti ile yüe-chiler arasındaki savaşta chichi yabgu, parthları müttefik olarak seçmiş ve kale yapımı için parthlardan yardım istemiş. bu nedenle parth devletinin de ona kale yapımında tecrübeli sayılabilecek romalı askerleri yolladığı tahmin edilmekte. ama bu sebepten dolayı yüe-chilerle chichi yabgu'nun arası açılmış ve tatsız olaylar vuku bulmuş.

    yüe-chi sarayı her ne kadar olanları öfkeyle takip etse de o kadar uzak bir memlekete sefer yapmayı göze alamamış ama o sırada batı sınırına sürgün edilmiş, kabiliyetli ve iyi yetişmiş bir memur olan ch'en tang adında biri orada valiyi de tehdit ederek yerel halktan kurduğu bir orduyla chichi yabgu'nun üzerine yürüyünce işin seyri değişmiş. chichi yabgu'nun teslim olmayı reddetmesi üzerine kale kuşatılmış.

    ön saflarda her zamanki kalkanlı halde dizilen romalı lejyonlar yahut "balık pulu düzeninde savaşan askerler" kaleyi kuşatanların ok yağmuru karşısında (doğal olarak onların ordularında atlı okçu unsurların olduğu da tahmin edilebilir) dağılmışlar. ok yağmuru yüzünden kalenin savunması dahi felç olmuş ve chichi yabgu bile yaralanmış.çinlilerin tahtadan roma istihkamını yakmasıyla da savunma hattı çökmüş. savunmacıların oklarla düzenledikleri karşı saldırı da sonuç vermemiş. son saldırıda çinliler saraya yani iç kaleye kadar girmişler ve yabgu'nun kellesini kesmişler. ondan sonra da tüm savunmacılar teslim olmuş. kaynaklara göre 1518 hun'un kellesi kesilmiş.

    savaş şunu göstermiştir ki daha o zamanda roma savaş tatkikleri ya da o dönemin istihkam savunma taktiğinin, bozkır savaş taktikleri karşısında çaresiz kalmıştır. bu yenilgi sonradan hunların, roma imparatorluğu'nu nasıl yendiğini de önceden göstermesi açısından enteresan.
  • "şimdi ölürsek dünya durdukça kahramanlık şânımız yaşayacak; oğullarımız ve torunlarımız başka milletlerin başbuğları olacaktır" diyerek zor durumda dahi "kut" inancına olan bağlılığın ne kadar yüksek bir seviyede olduğunu göstermektedir. sözlerinin sahibi
  • çin yardımıyla devletin * başına geçmiş abisi ho han ye kurultaya çin'e bağlanmalıyız önerisiyle gelince " türk milleti olarak bütün dünya'ya ün salmamızın nedeni tutsaklığı asla kabul etmememizdir. bu yapıtığın teklif alçaklıktır. istiklali feda etmek gülünç ve utanç vericidir" demiştir. daha sonra abisinin yönettiği devletten ayrılarak batı hun devleti'ni kurmuştur.
  • tarihte milliyetçiliği devlet siyasetinde temel yapan ilk devlet adamı olarak tarihe geçen, milliyetçiliğin fransız ihtilalinden sonra ortaya çıktığı görüşünü gömen hun türk başbuğu.

    batılılar milliyetçiliği fransız ihtilaliyle öğrenmiş olabilirler fakat türk milliyetçiliği binlerce yıllık geçmişi olan, çin yıllıklarında ve orhun anıtlarında kazılı kutlu bir ülküdür.

    ‘’türk milliyetçiliğinin mühim bir özelliği daha vardır ki, o da tarihte ilk defa görülmesi ve böylece beşer hayatının en ileri safında yer almasıdır. batı'da milliyetçilik duygularının 18. yüzyılda belirmeye başladığı, bu fikirlerin yayılmasında alman ve italyan siyasi birleşme harekatının başlıca rol oynadığı kabul edilir ve bize de oradan geldiği söylenir. bu umumi kanaatın eksik tarafları vardır. milliyetçilikte avrupa görüşünün batı dünyası bakımından doğruluğu belki mümkündür, fakat türk tarihi yönünden isabeti herhalde şüphe ile karşılanmalı ve hatta red edilmelidir. çünkü türklerde milliyetçilği bundan iki bin yıl öncesine ait izleri bizzat avrupalı bilginler tarafından tesbit edilmiştir. tanınmış alman ilim adamı sinolog fr. hirth eski çin yıllıklarında araştırmalar yaparken asya hun imparatorlarından çi-çi yabgu'nun halka irat ettiği nutuktan parçalara rastlamış ve hayretle görmüştür ki, bu ünlü türk başbuğunun devlet anlayışı doğrudan doğruya milli duygulara dayanmaktadır. çi-çi'nin, atalardan alan yadiğarlar arasında, geniş ülkelerle birlikte, hürriyet ve istiklalin de bulunduğunu ve bu en kıymetli emanetlere ehemmiyet verilmemesinin milli ihanet sayılacağını açıklayan sözlerini, dünya edebiyatında milliyet fikirlerinin ilk dile gelişi diye tefsir eden fr. hirth şu neticeye varmıştır. ‘’tarihte milliyetçiliği devlet siyasetinde temel yapan ilk devlet adamı çi-çi'dir.’’

    (prof. dr. ibrahim kafesoğlu, türk milliyetçiliği meseleleri, s.20)
  • kale savunmasında vuruşarak uçmağa varan hun türk başbuğu.

    hàn sülâlesi'nin çiçi yabgu’ya (zhìzhi chányú) karşı yaptığı sefer:

    ‘’sonraki gün, hàn ordusu zhìzhi'nın talas ırmağı kenarındaki kalesine doğru ilerledi, kaleden 3 li (yaklaşık 1,5 kilometre) uzaklıkta kamp kurdu.

    chányú'nün kalesinden dalgalanan beş renkli sancakları ve setleri koruyan birkaç yüz zırhlı adam gördüler. yüzden fazla atlı kalenin önünde bir ileri bir geri at sürüyordu ve yüzden fazla yaya kalenin kapılarında balık pulu düzeninde eğitim yapıyordu.

    kaleyi koruyan hunlar hàn ordusuyla alay edip, onlara ‘gelin de savaşın’ diye bağırdılar.

    hun atlıları hàn kampına saldırdılar, ama hàn kundaklı yaylı okçularının hepsinin silahları dolu ve nişan alınmış durumdaydı, bunun üzerine atlılar geri çekildiler.

    hàn kundaklı yaylı okçuları birkaç kez ilerleyip kalenin kapısındaki hun atlılarına ve yayalarına birkaç el ok atarak onları kaleye çekilmeye zorladılar.

    hàn generalleri gan yánshòu ve chén tang orduya davul eşliğinde kaleye saldırmasını ve onu dört yönden kuşatmasını buyurdular. her birim kendisine verilen görevi yerine getirecekti: bir bölümü surların altına tüneller kazacaktı, bir bölümü de surlardaki ok atma boşluklarını dolduracaktı. tahta korunaklılar (pavise) önde ilerlediler, teberliler ve okçular onların arkalarından geldiler. okçular setlere bastırıcı ateş açtılar, savunanları surlardan püskürttüler.

    ama kalenin dışında iki sıra tahta set vardı, ki hunlar buradan saldırgan hànlar'a ok atıp çoğunu ya yaralıyorlardı ya da öldürüyorlardı.

    sonra saldırganlar ince odun demetleri getirip setleri yaktılar.

    o gece, birkaç yüz hun atlısı kuşatmayı yarmaya (ve yardım çağırmaya gitmeye) çalıştı, ama hàn kundaklı yayları tarafından temizlendiler.

    hàn ordusunun gelişini duyunca önceleri chányú kangju'ye (mâverâünnehr’de sogd bölgesinde hunlar’a bağlı bir devlet) kaçmayı düşündü. ama sonradan kangju kralının geçmişteki acı olayların intikamı olarak kendisine ihânet etmesinden kuşkulandı. ayrıca wusunlar'ın ve öbür orta asya devletlerinin hàn seferî gücüne asker vererek katkıda bulunduklarını duydu ve kaçacak hiçbir yerinin olmadığını anladı.

    (savaştan önce) zhìzhi chányú kaleyi boşaltmıştı, ama ‘neden karşı koymayalım? hàn ordusu uzaklardan geldi ve erzâkı uzun bir kuşatma için ona yetmez’ diyerek kaleye geri döndü.

    chányú sonra zırhını giydi ve surlardaki yerini aldı, hattâ kraliçesi ve câriyelerinden birkaçı yaylarını alarak kuşatanlara ok attılar.

    hàn okçularından biri chányú'yü burnundan vurdu, câriyelerinin çoğu da vurularak öldüler.

    chányú surlardan indi ve atına bindi, savunmayı kalenin içindeki karargâhından yönetti.

    akşam olduğunda, setler yıkılmıştı, ama savunan hunlar kalenin sıkıştırılmış topraktan yapılma surlarına çıkarak savaş nârâları attılar.

    bu noktada, on binden fazla kangju atlısı geldi (kangju kralı hunlar'a hep sâdık kalmıştı); atlılar hunlar'a destek sağlamak için kalenin çevresinde on ayrı yere yerleştiler.

    gece vakti, hàn kampına birkaç kez saldırdılar, ama her seferde geri püskürtüldüler.

    gün doğarken, kalenin tüm çevresinde ateşler yakıldı, hàn askerleri yüksek moralle duvarlara tırmanarak kendi savaş nârâlarını attılar. çanların ve davulların sesleri yeri sarstı.

    kangju takviye birlikleri dağılarak kaçtılar.

    hàn askerleri kalenin her yanına tahta korunakların arkasında ilerlediler ve topluca saldırıya geçtiler.

    chányú, erkânındaki birkaç yüz adam ve kadınla karargâhına çekildi.

    hàn ordusu karargâhı ateşe verdi ve sonra da içeriye daldı. chányú ağır yaralar aldı ve öldü.

    dù xun adında bir subay chányú'nün başını kesti. karargâhın içinde, hàn askerleri iki esir hàn elçisi ve gu jí'nin (zhìzhi chányú'nün öldürüp kendisine karşı açılan hàn seferini kışkırtmasına neden olan elçi) ve heyetinin chányú'ye sundukları mektubu buldular.

    tüm hàn askerlerine bulabildikleri ganîmetlere el koymalarına izin verildi.

    hun kraliçesinin, veliahdının ve soylularının başları uçuruldu; tümü 1,518 kişi idi. savaşta 145 hun ele geçirilmişti, binden fazlası da teslim olmuştu. bu esirler sefere katılan on beş orta asya krallığına bağışlandılar.’’

    (han-shu, han sülâlesi hânedan yıllığı, chen tang biyografisi)