şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • ciddiyeti fazla ciddiye almışız sanırım.
    bakıyorum, gayriciddiler ciddilere devamlı kızıyor, aman efendim bu ne ciddiyet diye kafa bulmaya yer arıyor. ciddiler de rahatsız, bu ne laubalilik, bu ne lalettayinlik diye ötekilere parmak sallıyor. yine iki ucu necis bir değnekle karşı karşıyayız sevgili okuyucu zatı. hâlbuki değnek necip, çomaklarsak necis oluyor.

    mizah, insan için hayatın can şelalerinden biri. vazgeçilmez bir memba. gözden kaçırılmaması gereken mühim bir özelliği var. mizahın en tatlı cirit atabildiği ortam ciddiyet ortamı. yani her şeyin yılışıklıktan sapır sapır döküldüğü yerde mizah zor olur, zorlama olur, malum. asıl mizah, gücünü ciddiyetten, ciddi birtakım kavramların içinde barındırdığı esneklikten alır ki, işte orada hoş bir harmoni vuku bulur. kara mizah, bunun has bir örneği.

    ciddiyeti, vakar, haysiyet, onur gibi kavramlar da desteklediği için ciddiyet, ciddiyetsizliğe bazan galebe çalar gibi. zaten ciddiyetsizliğin müstakil bir ismi de aklıma gelmiyor yahu ne iş? ciddiyetin yokluğu olarak, ciddiyete araz bir vaziyette karşımıza çıkıyor ciddiyetsizlik. bu açıdan da üzerinde düşünülebilir.

    denge meselesi. yerinde ve zamanında kullanmayı becerebilmek marifet. ben biri ciddi mi değil mi anlayamadığım zaman rahatsız olurum misal. dalga mı geçiyor, hakikatten mi bahsediyor diye dilemmaya düşüyorsam orada bir sıkıntı vardır. dalgadan beraber geçmek güzel, fakat diğeri biraz şaibeli. sahiden ciddi işmiş he, ciddiyete neşter vurmak.

    insan da öyle bir mahluk ki mübarek, ciddiye almadığı şeyi ayağının altına almaya teşne. o vakit ciddiyet kimi zaman elzem. ciddiyeti ciddiye aldığımız gibi, gayriciddiliği de ciddiye aldığımız takdirde bu işi çözeriz gibime geldi şu an. neticede eylem yine ciddiye almak oldu fakat, kurtulamadık iyi mi! belki de bu almak, koymak, oradan oraya taşımak işi sakat. olgular, kendi yerlerinde durdukları sürece nitelikleri belli zaar. mühim olan o niteliği idrak edip ona göre vaziyet almak. hah bu iyi. ciddiye aldım almadımdan ziyade gördüm, anladım gibi.

    bir şey ciddiyse ciddi. bizim almamıza ihtiyaç duymayacak denli.
  • önemsenmiş idrak.
  • en büyük fa$izm.

    hayalgücü dü$manlığı.
  • tramvaydayım. iş çıkışı; yorgunluk, dalgınlık, eve gitme çabası. duraklardan birinde oldukça ciddi bir puntoyla yazılmış bir uyarı: "altı yaşından büyükler ücrete tabidir. -büyükşehir belediyesi"
    düşündüm o an, bu cümle şöyle de kurulamaz mıydı diye: "altı yaşından küçükler ücretsizdir. -büyükşehir belediyesi"
    bu ibare de yabancı değil oysa. bahar gelir, tatil yaklaşır; tatil köyleri, oteller, turlar jokermanla yazılmış reklamlarında bu sihirli sözcüğün altını muhakkak çizerler. iki cümle arasında anlam farkı yokken, eğlence sektörü mü işini iyi biliyor, yoksa devlet mi? hadi devletten bir comic sans cıvıklığı beklemiyorum evet ama, bu ciddiyet de olmasa gülmek için o kadar çok adaleye gerek kalmazdı.
  • eli kalem tutan, okumuş yazmış orta sınıf kesimde ciddiyet yerini epeydir zorlama bir uçarılığa bırakmış durumda. ölümlere, katliamlara, acziyetlere, tecavüzlere şaşkınlık, öfke, üzüntü, kahırlanmayla verilen 'insiyakî' tepkilerin yerine hafif alaycılık. hassas, duygusal, dengeli veya mükedder olmanın tezahürü esprili, komik bir dille mümkündür artık. ölçülü veya ciddi biri olmaktan gönüllü ferâgata icbar eden nereden ve nasıl geldiğini, duygu ve düşüncelerinizi yönlendirdiğini içten içe anlayamadığınız belirsiz bir baskı vardır: ciddi biri olabilirsin ama bunu sakın gösterme.

    meseleler arasında kategori gözetmeyen bu esprili dil muhtemel ciddiyetsizlik suçlamasını da kutsallaştırılmış hale gelen zeka ve mizah birliğiyle baştan savmaktadır çoğunlukla. tabi ciddiler ile gayrı ciddiler arasında bir mücadele de olamaz. zira fikirde, sanatta, yönetimde tâzim görenler de ''zamana ayak uydurma''nın lazım geldiğine inanıyor ve "gençliğin dili"ni yakalamakla gurur duyuyorlar. histe ve düşüncede yetersiz, isteksiz gençlerin de işine geliyor bu sarkazm, ironi kılıfı. "ahahh, amk, asfdhjk" harfleri cümlede tamamlayıcı değil, merkezî. derin, uzun fikrediş ve hissedişe feri, kuvveti, niyeti olmayan, olamayan zihnin imdadına sarkazm koşuyor. (sarkazma başvuran herkes aptaldır maldır demek değil tabi bu.)ciddi ve ölçülü görünmek korkusu bu özelliklerle bilinen çoklarını aslında tiksindikleri bu görüntülerin mahiyetini düşünmekten alıkoyuyor.

    bir şeyi olmaktan ziyade görünmenin önemli olduğu bir zamanın ruhuna daha çok uyuyor gerekli gereksiz, yerli yersiz alaycılık. hastalıklı çağın hastalıklı bir devamlı dalgaya alma ve gülme takıntısına dâyelik etmesi normaldir. ciddiyet, mâkuliyet, ölçülü olmak gibi kavramlar da çoktan komikleştirildi, marjinalize edildi. yaratıcılığı, hür düşünceyi körelten, önünü kesen bir şey olarak tanımlandı. ciddiyetçilik ile kavram olarak ciddiyetin aynı şeyler olduğunu zannedenler hâlâ vardır. buna kanan akademisyen, hoca, mütefekkir bilinen çok kişi maskara oluyor aynı kitlenin karşısında. kainatın ve insanın özü olan denge bilerek görmezden geliniyor gibi. varlıkta bir cüz, parça olan keyif ve eğlence unsuru düşüncenin ve hissin merkezine yerleşiyor, yerleştiriliyor. diğeri/leri yerin dibine batırılıyor veya tam tersi. büyük duyarlılık yazıları-tivitleri, sosyal medya bilmemneleri duyarlılık gösterisi yapılan şeyin on dakika sonra gelen komik görselleriyle at başı gidiyor. içi boş, sahte üzüntü beyanları hiçbir reddiyeye gerek bırakmayacak şekilde kendi kendini berhava ediyor. bunların pek çoğu şaşkınlık uyandırmıyor. zira çok kimse sandığının aksine kendi hayatını kendi hayatı diye yaşamıyor. iki şeyin yakıcı eksikliği ortaya çıkıyor ölçülü ciddiyetin yokluğunda : hakikat ve sıhhat(sahihlik). genel olarak seküler bilincin eksikliğini gururla ilan ettiği bu durumu kendilerini islamcı olarak niteleyenlerde de bariz biçimde görmenin mümkün olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
  • ciddiyetsizliğin tersi olarak kullanıldığında ekmek kadar su kadar muhtaç olduğum, ben kadar olmasa da toplum olarak da muhtaç olduğumuzu düşündüğüm ve malesef gün geçtikçe yitirdiğimiz kavram.

    illa somurtmak demek değildir. gülümseyerek de ciddi olunur. insanlara hoşgörülü davranan, biriyle konuşurken tüm algıları açık biçimde onu dinleyen, cevap veren, gülümseyen ciddi bir adam hayallerimizde canlanamıyorsa, bu kelimeyi farklı anlamlandırmış olabiliriz.

    benim bahsettiğim ciddiyet lakayt olmamaktır. sarkazm'ın mide bulandırıcı atmosferinden uzak bir sadeliktir. omurgalı olmaktır.

    canlılar aleminde omurgalıların omurgasızlara göre esneklikleri daha düşüktür. her yerden girip her şekli alamazlar. bu dezavantajla beraber omurgaları onların zayıf ama işlevi çok önemli organlarını korur. onları yerlerde süründürmez. düzenli çalışmalarını sağlar. aynen onun gibi, ciddiyetsizliğin tersi olan ciddiyet de insana aşırı esnek bir ortam sağlamaz. inandığı gibi yaşamasına zorlar onu. böylelikle ruhunun organı olan kendi iç dinamiklerini yerlerde süründürmez. yaptığı şeylerin, inandığı değerlerin sorumluluğundan kaçış yollarını tıkar. insani sorumluluktan kaçış yollarını da tıkar. bunlar bazen zorlar. ama sonuç olarak: dik tutar. omzundan tutulabilecek bir insan, eriyip gitmeyen bir dost yapar.
  • neşenin üstüne örtülmüş siyah tül.
  • insanlarin gozunde bu ozelligini kayeden insanlar toplumda bir daha asla gercek anlamda saygin biri olamaz. bu yuzden ciddiyet toplumda saygin biri olmak isteyenler icin onemlidir, erdemdir...
  • insana yakışmıyor. galiba bu yüzden bu kadar komik görünüyoruz.
  • françois de la rochefoucauld'un meşhur sözünü bilirsiniz; "ciddiyet, zihin eksikliklerini örtmek için icat edilmiş bir tavırdır." veya bunun gibi bir şey.

    bu yönde benzer tavırlar mevcut. ben de bir dönem böyle düşünüyordum. insanlar noksanlarını bu şekilde kapatıyordu derdim, çünkü bu profile uyan kimselerle çok karşılaşmıştım. lakin belli bir dozda da olsa hepimize lazımdır bu ciddiyet tavrı. bazen bazı insanlara karşı set çekmek, baştan çizgilerini belirlemek gerekebiliyor. normalde ilk paragraftaki profile uymasanız bile, bir süreliğine böyle davranmak zorunda kalabilirsiniz. hatta bu size kazanç sağlar, olası alacağınız yaraları engellemiş olur.

    yani olay yine dönüp dolaşıp insana ve savunma mekanizması geyiğine geliyor. çok da şey yapmayın ya amaaan.

    düzeltmeler: cep telefonu ile entry girmek.