şükela:  tümü | bugün
  • eminönü civarında doğubankın arka taraflarında bir yerde çiğköfte yapıp satan ultra fırlama çiğköfteci.
    bazen 15 dakika sıra beklemek gerekiyor. çiğköftesi az kıymalı hatta kıyma olmayabilir zaten bu da çiğköfteyi sağlıklı kılıyor. sadece bulgur ve salça ikilisine bol marul ve bol limon eşlik ediyor. bir pasajın içinde dükkan ve sıra dışarıya taşıyor. adamın kurumsal kimliği belli:
    gelenlere sataşmak, azarlamak, bağırmak ve isimler takmak. ama bu mekanı acaip çekici kılmakta. pazarlama gurusu adam yani.
    misal biz son gittiğimizde adam arkadaşımı singapur konsolosu yaptı beni de konsolosun şoförü. agresif laflarla müşteri çekiyor. kesinlikle görülmeli.
    ama üç hafta sonunda adamın aynı esprileri yaptığına şahit olmak mümkün. yine de bir haftasonu için sağlam bir seçenek. dürüm 1 milyon, ayran 500 bin, su 250...
    bu fiyata bir stand up... kim istemez ki, çiğköftesi de yanında bedava.
  • mutlaka görülmesi gereken, yurdumun yetenekli kişilerindendir..

    konsolos, doktor, uzun, abla-teyze diye hitap şekilleri vardır, kesinlikle huyuna gidilmelidir.
    eğer paket hazırlanmasında kullanıldıysanız, mutlaka verirken "buyrun" diye bağırmanız, daha az rezil olmanız anlamına gelir.
    ayrıca "az" dürüm 500 bin olmasına rağmen, takribi en az yarım kilo kadar gelmektedir.
  • yeni bir dükkan açmasada eski yerini güzelleştiren daha şeffaf ve temiz görünümlü bir hale getiren,bu günlerde bir kardeşini askere gönderdiği için yeni bir eleman alan (bkz: kasiyer) değiştiği halde kaliteden taviz vermeyen çiğköfteci. (bkz: etsiz çiğköfte)
  • müdavimi olduğum mekanlardan biridir. ali usta ve iki kardeşi * annelerimizin babalarımızın ulaşamayacağı düzeyde bir lezzete ulaşıp müşterilerinin kalbini fethediyorlar. *
  • lise gunlerimizden beri her gittigimizde bana doktor (bazen de profesor), her zaman birlikte gittigimiz arkadasima da konsolos, ya da avukat, ya da profesor diye hitap eden sirkeci'nin mesur cig koftecisi.
  • beni ve arkadaşlarımı, ilkokul yıllarında yaptığımız doğubank & eminönü gezilerimizden birinde kendisine uğradığımız bir gün, limonu havaya atıp kesmek suretiyle ortaya çıkan iki parçayı havada kapıp foşurt diye fışkırtarak sıkması** etkilemiş simadır / çiğ köfte tanrısıdır (pençesiyle dürüme doldurduğu 3 kilo çiğ köfteyi saymıyorum). o yıllardan beri yolumuz düştüğünde kendisinden bir dürüm yemek boynumuzun borcudur.
  • çiğköfte roka konsepti ile yeni açılımlara yelken açmış kişi. her gidişimizde en az yediğimiz kadar ikram etmesiyle, vip salonu ile gönlümüze taht kurmuştur abimiz. ne demeli ki başka bıçağı keskin olsun...
  • "ali usta vitamin gönder" çağrılarını geri çevirmeyerek sırada bekleyen müşterilere tadımlık çiğköfte ikram eden yüce insan.
  • bir kız arkadaşın izlerkenki tepkisi şöyle olmuştur:
    "ıslandım."