şükela:  tümü | bugün
  • ya da pişman değilim isimli kitabın sahibi şair.
  • ben kimim
    bu şiirin ilk okuru olmaktan başka
    ilkokuldan sonra hiç aşk olmamış
    yüksek tahsil sonunda sahile vuran
    aşırı karizmadan cübbeyi yakmış
    yasa biraz eksik kalmış tören gününde
    ben onların söylediği
    ayşenin unuttuğu
    bu şiirin ilkokulu

    ben kimim
    1984 harput doğumlu
    bakire ve dokuz çocuk annesi
    taklidi yaparaktan para aklayan
    ve itinayla dost aksatan kanun bilirim

    beni annem yargılasın yargısı
    babamca verilmemiştir
    çünkü tabanca bilmek internete benzemez
    ne demek oluyorsa

    ne olduğumu biliyorum
    —ama ben kimim
    —?
    insan gibi cevap ver

    ğ dergisi, nisan 2010
  • yeniyazı dergisinin yayın kurulundadır kendileri. semih kaplanoğlu ile yaptığı söyleşi, derginin 8. sayısında bulunabilir.
  • "vaktiyle kalenderiye yoluna mensup bir derviş, nefisle mücâdelede makamının sonuna gelir. meşrebin usûlünce bundan sonraki makam kalenderîlik makamıdır. yani her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. her türlü görünür süslerden arınması gereklidir... saç, sakal, bıyık, kaş... ne varsa hepsinden. derviş, usûle uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

    -vur usturayı berber efendi, der.

    berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. derviş aynada kendini takip etmektedir. başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmamış kısmına okkalı bir tokat atarak:

    - kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer. dervişlik bu... sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. kaideyi bozmaz derviş. ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. berber mahcup, fakat korkmuştur. ses çıkaramaz. kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: "kabak aşağı, kabak yukarı..."

    nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. kabadayı oraya yığılıp kalır. ölmüştür. görenler çığlığı basar. berber ise şaşkın... bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayr-i ihtiyarî sorar:

    - biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

    derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

    - vallahi gücenmedim; ama!.. hakkımı da helâl etmiştim. gel gör ki, kabağın bir sâhibi var. o'nun gayretine dokunmuş olmalı!.."

    hikayedeki dervişten farklı olarak cihat, saçlarını ve kaşlarını bizzat kendisi kesmiş ve cümle âleme ilân etmiştir.
  • "yediği tokat kadar kalbi vardır insanın
    bir gün bir mektup alır
    almamış gibi yapar damatlığını
    kahreden rabbinin adıyla okur:
    benseni birdamlagözyaşından yarattım sonra boğuldum"

    terapi tutananağından basına sızan laflar adlı şiirinden.
  • ikinci kitabında harikalar yaratmıştır. özellikle de kitabın "yalnızlığında bir a mı var?" başlıklı bölümünde
  • bu adamın kitabını bir şekilde görmüştüm, kendi resmi vardı kitabın üzerinde bir de karpuz.. ironi yaptığını sanıyor olabilir ama sadece komik, şiire yakışmayan komiklikte. şiiri hakkında bir şey söyleyemiyorum çok çalışması gerek, poz keserek şair olunmuyor malesef, olsaydı ben de sappho en olmadı lale müldür olmuştum:)
  • şairliğini beğenmeyenlere söylüyorum kitabını alırken verdiğiniz para kadar size tavuk döner ısmarlamayı öneriyor bu adam.
    bir yerde sanat halk içindire çıkarıyor yani olayı.
  • çök sevdiğim arkadaşımın* arkadaşı.
  • ben onun kadar insan bir insan görmedim. böyle deyince hiç anlaşılmıyor tabii ama her haksızlıkta onu ve bıyıklarını görmek çok büyük bir güven benim için. hep varoluşsun.