şükela:  tümü | bugün
  • toplum içerisindeki ili$kilerini salt alma-verme tabanı üzerine oturtmu$ insanlardır. kendilerine iyi niyetli olaraktan yakla$ıp "bak x, sen gerek var olan arkada$ların, gerekse var olması olası olan arkada$larına kar$ı çıkarcı bir bakı$ açısına sahipsin. bunun üstesinden gelmek yine senin ba$arabileceğin bir $ey" diye anlatılmalıdır. neticede çıkarcı olmayı o zat secmemi$tir. çevre ko$ulları gibi etkenler bunu ona suruklemi$, kendi varolu$u ve be$eri ili$kilerini "tahsilat" gözüyle algılamasına sebep olmu$tur.
  • hayatlarını bitmek bilmeyen bir ticari sisteme oturtmuş insanlardır. gözlerinde insanların değerleri, kendilerine sağlayabileceği fayda ile doğru orantılıdır.

    bu nedenle mesela, 10 senedir tanıdığınız bir çıkarcı insan örneği, daha bir sene önce tanıştığı bir doktorla sizden daha canciğer dost olabilir, her sosyal planına onu dahil etmeye çalışabilir. ya da gene bu sebeple, gene bir çıkarcı insan numunesi, sizi her aradığında azıcık hal - hatır sormanın akabinde mutlaka bir şey isteyebilir.

    sizin annenizin öğrettiği terbiye kalıpları bu insanlar için mühim değildir, mühim olan istediklerini elde edebiliyor olmalarıdır, tüm tanıdıklarının arkalarından konuşması da umurunda değildir.

    esasında hayatı normalde elinde olandan daha iyi imkanlarla geçirmek için iyi bir kimlik gibi görünse de, yılışık ısrarlarla yapılan "kıyak"ların bedeli onlardan başka herkesin görebileceği kadar ağırdır. hiç bir ortamda iyi anılmamak gibi.

    bir de zavallı hallerine acıyıp, sizin için çok kolay olan şeyleri yaptıkça, sizden yararlandığını zannedenler ve sizi iyi arkadaşı ilan edenler vardır.. ki allah ıslah etsin ne diyelim..
  • insanin hayatinda en az (belki de en fazla) 1 tane olmasi gereken insan turudur. siz ic dunyanizda derinlikli bir gezintiye cikmisken, bunlar bir sekilde, iyi bir zamanlamayla ortaya cikarlar ve disarda sizi neyin bekledigini haber verirler. gerci bu insanlarin kendilerini "stratejik planlama uzmani" olarak gordugu dusuncesi iyice kendilerinden nefret ettirse de bunlarla en iyi bas etme yontemi kucuk akil oyunlarina aldirmamak ve aldanmamaktir.
  • bazen öyle bir kandırır ki sizi bu arkadaşlar, bakarsınız senelerdir kullanıyorlarmış sizi. kendinize küfrederek hayatınızdan dışlarsınız o insancıkları.
  • arkadaş şeklinde olanları insanı sağlam bir dumura uğratır. sizinle iletişimi elde ettiği yarar doğrultusunda ivme kazanır. belirli aralıklarla hayatınızda yer alıp sonra da yok olurlar.
    bir de durumun farkında olmadığınızı sanıp gözlerinizin içine baka baka dedikodunuzu da yaparlar, salak olduğunuzu da düşünürler. kim daha akıllı, kim daha salaktır bu ilişkide bilemiyorum.
  • çok ayıp ediyorlar la bunlar.hayır istedin normal normal de vermedik mi la istediğin şeyi.gülücük, şirinlik, yapmacıklık falan.işte böyle olunca veresim gelmiyor.
  • her insanın hayatında en az bir kez olmak üzere karşısına çıkan; asıl niyetini asla belli etmeyen, derdi-gücü yalnızca işini yaptırmak olan, işini yaptırdıktan sonra bir daha arayıp sormayan, siz onun menfaatine hizmet ettiğiniz sürece sahte sevgi gösterileri yapan veya sizi umursuyormuş gibi görünen insancıklardır.

    ilkokul yıllarından üniversite yıllarına ve iş hayatına kadar hep vardırlar. ilkokul yıllarında o küçücük akıllarıyla sizi söğüşlemeye çalışırlar, keza bunun anlamı, bu davranış modelinin ergenlik çağında da, yetişkinlik çağında da öğrenilen bir tutum olduğu gerçeğidir.

    bu insanların özelliklerini sayalım ki, karşılaşıldığı zaman deşifre etmek kolay olsun:

    1. tanımadıkları/yeni tanıştıkları insanlara önce güleryüzlü ve son derece sıcakkanlı yaklaşırlar.

    2. hemen dostluk kurabilirler, genel ahlak ve toplumsal normları hatmetmişlerdir, nerede nasıl davranacaklarını iyi bilirler. kendilerine güvenleri tamdır, bu konuda çok rahattırlar.

    3. hemen hemen herkesle ahbaplık yapabilirler, (2.nolu madde sayesinde)

    4. dini/siyasi konulara girmezler, girseler de renklerini belli etmezler, nabza göre şerbet verirler, bunun adına da "politik olmak" derler. ikiyüzlü olmanın adı ne zamandan beri politiklik oldu, bunu da sormak gerekir.

    5. asla sinirlenmezler, yüzlerinde her zaman saçma bir sırıtış mevcuttur, bunu silah olarak kullanmayı iyi bilirler.

    6. insanların zayıf yönlerini öğrenir, bunu koz olarak kullanırlar ve manipüle ederler. kendi zayıflıklarını ise asla belli etmezler. sizi konuştururlar, özel hayatınızı didikleyebilirler. ama kendileri bu konuda ser verir, sır vermezler. ona güvenmenizi sağlarlar, ama size asla güvenmezler (çünkü size güvenmemeleri gerektiğini küçük yaşta öğrenmişlerdir).

    7. insanların iyi niyetinden, tecrübesizliklerinden ve saflıklarından beslenirler. kendi gibi birini gördüklerinde ise çok sıcak davranmazlar, neden acaba? bu konuda atalarımızın bir sözü için: (bkz: deli deliyi gorunce degnegini saklar)

    8. size çeşitli iyilikler yaparak, kendinizi ona borçlu hissetmenizi sağlarlar. bunun amacı (bkz: kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez) basitmiş gibi görünse de derin bir psikolojik etki yapar.

    9. konuşmayı severler, herkesle konuşurlar, mütemadiyen konuşurlar. herkesle iyi geçinmeye çalışırlar. her türden arkadaşları vardır, aslında kendi ideolojisine ters düşen insanlarla bile (sözde) iyi geçinirler. bu manzara, sinsi ve içten pazarlıklı oldukları, bu sebeple gerektiği yerde tepki koymadıkları ve ne kadar karaktersiz olduklarını belgeler.

    10.eğer bu gibi insanlara fazla yüz verirseniz hayatınıza müdahale etme cesaretini bile gösterirler. sizi eleştirir ve akıl vermeye çalışırlar, toplumsal kuralları öğretmeye çalışırlar. bunu size iyilik yapıyormuş gibi göstermeye çalışır, hatta bundan dolayı kendisine borçlu hissetmenizi isterler. bundaki temel amaç kendi egolarını tatmin etmektir. çıkarcı oldukları kadar kibirli de olurlar genllikle.

    11. samimiyetsizdirler. aslında sizi sevmiyorlardır, ama seviyormuş gibi görünürler; eğer bu konuda biraz tecrübeliyseniz bu davranışları ve yapmacık güleryüzleri kendini belli eder ve tek kelimeyle iğrençtir.

    12. eğer onun istediği bir şeyi yapmazsanız, sizi iyilikbilmezlikle, kötü olmakla suçlar ve kendinizi suçlu hissetmenizi sağlarlar. ona ne kadar iyilik yaparsanız yapın (diğer bir deyişle, menfaatlerine ne kadar hizmet ederseniz edin) yetmeyecektir. çünkü kendisi temelde iyilikbilmez bir insan olduğundan etrafındaki herkesi zaten öyle algılamaktadır. kendinden başka kimseye güvenmezler. sizin onca yaptığınız iyiliğe karşılık, sizden istediği tek şeyi yapmamanız/yapamamanız onca iyiliği alıp götürür. aynı zamanda nankördürler.

    tanıdık geldi mi?...
  • şimdi aslında yazarken bu tanıma ne kadar uyduğunu tam olarak bilmiyorum. yani yazacağım tanım aslında çıkarcı insan tanımına mutlaka bir kesişim yaratsa da şu anki his ve düşüncelerim itibariyle aslında bundan daha fazlasını ifade ettiği kanaatindeyim. insanlarla iş ilişkisi olmayan ilişkilerimi kurarken ve sürdürürken çıkar gütmek yerine güven duymayı koymayı kendine prensip edinmiş biriyim. bu güne kadar acı tatlı deneyimlerim olsa da hala sevdiğim ve onlar tarafından da sevildiğimi düşündüğüm insanların hala var olmasından dolayı bu tutumumu daha ihtiyatlı da olsa korumak niyetindeyim. yani başlangıçta tanımadığım insanlara dahi oldukça cömert davranırım. karşılık beklemem. onlara genellikle her şeyimi emanet ederim. planlarımdan bahseder yararı olacağı durumlar oluştuğunda onlar istemeden dahi ben onlara anlatırım veririm. bu ilişkinin güven duyma kısmıdır. bunların karşılığında şunu alırım bunu alırım, şu kadar yaptım ondan da şu kadarını beklerim gibi oturup listeler hazırlayıp, faturalar döşemem. bunları aklımda dahi tutmam ki tekrar söyleme gereği duyup adamın başına kakayım. bunlar bir insanla kurmayı planladığınız yakınlığın ya da ona karşı doğrudan tek taraflı duyduğunuz yakınlığın belirlediği şeylerdir. bazıları için yapabileceğiniz şeyler başkaları için yapamayacağınız şeyler olur. ama bunu belirleyen şeyin beklediğiniz karşılık olmadığı yeterince açık değil mi burada? işte bu ince noktada ayrılır insanlar. pozisyonu netleyen ak götü kara kötü açığa çıkaran an bu andır. çünkü bazı andavallar bunu anlamazlar. ilkokul sırasında ama sen de benim silgimi aldın diyen andavalın 20 yıl sonra 30 yaşına gelmiş bir öküz olarak karşınıza çıkıp paramı niye vermiyorsun diyen andavaldan farkı andavallığın küçülmek yerine sadece büyümüş olmasıdır. sosyal ilişkilerinde hala aynı korkak, küçük beyinli, düz mantık; karşısında kimsenin bi dakka bile geçirmekten gerçekten hoşlanmadığı bir insan olmasına rağmen onun aslında iyi bir insan olduğuna en azından olabileceğine inandığı için kalan, ona arkadaşı olmak konusunda elinden gelen desteği veren, verdiği desteğin hiç bir zaman tam olarak anlaşılmamasına ve takdir görmemesine dahi katlanan birine paramı niye vermiyorsun diyebilecek kadar insandır işte. andavallığın boyutlarını tahayyül edin. örnek olay ise kısaca şöyle olmuştur : geçen gün bilgisayarında bir şeyin düzeltilmesi için yanına gitmişsinizdir. gece boyunca çeşitli düzenlemeler denenmiş aralarda işlemler sürerken çaylar içilmiş sohbet edilmiş oturulmuş sonuç olarak birlikte vakit geçirilmiştir. bu tür yardımlarını yaparken her zaman para isteyen andavalımız yine para istemiş uğraştığı zamana bağlı olarak fiyatını sohbetin aralarında artırdığını söylemiş unexpected ise bunun bir ticaret ilişkisi olmadığını göstermek mahiyetinde şakaya vurmuş olum ne yaptın daha dur bakalım. ooo yapamadın ki neyin parasını istiyorsun minvalinde şeyler söylemeye çalışmış hiç de beceremediği konuşurken bile kendini tuhaf hissettiği konumlara düşmüştür. söz konusu andavalımızın daha önce de böyle andavallıklar yaptığını bildiği için idare ederek durumu kurtarmaya çalışmıştır anlayacağınız. ve aslında para vermek gibi bir niyeti de vardır. kendisinin o gün ona yük olduğunu hissetmiş her ne kadar onun yapacak daha anlamlı hiç bir işi olmadığını kendi haline bıraksa onun o odada sabaha kadar otuzbir çekmekten daha anlamlı hiç bir aktivitesi olmayan bir asosyal olduğunu bilse de mahcubiyet duymaktadır. ama normal arkadaşlıklarda karşılığında para vermeye kalkışmanın dahi bir kabalık olacağını tahmin edersiniz. bunun münasip yollarında biri mesela ya dostum sana da çok yük olduk bugün haftaya bir gün yemek ısmarlıyım sana çok sağolasın gibi bir şey söylemektir. ama bu mandaval yemekten anlamaz öyle söylesen bile bana paramı ver diyecek bir mandaval olduğu için cidden ona para vermeyi düşünüyordur. neyse gece olur herkes evine gider bilgisayar da tam olarak çözülememiştir unexpected'in de canı sıkılmıştır zaten. ertesi akşam andavalımız telefon eder, kontorü gitmesin diye unexpected kapatır kendi arar, hayırdır diye. arayan andavalımız malum parasını istemektedir. unexpected şaşırır kalır. olum ne parası? dün bilgisayarını yaptım o kadar uğraştım ya demeye başlar. lan it boynuna tabela asıp fatura kesseydin ya adresime gönderseydin. telefonda unexpected'in onu yolmaya çalıştığını söyler, bilgisayarı getirmesini yaptığı düzeltmeleri geri alacağını söyler. tövbe estağfurullah yahu. hayatımda daha böyle muameleyle karşılaşmadım. sinirle küfür etmeyim diye hışımla kapatildim anca telefonu. işte çıkarcı insanı insan müsveddesi bir araformun hayatımdan çıkış örneği ile sana anlatmış açıklamış oldum sözlük. umarım yardımcı olabildim.
  • hayatımdan çıkaramayacaksam, nasıl baş edeceğimi bilemediğim, ruhumu daraltan insan...