şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: istidlal)
  • çıkarım

    sen saça sürtünürken çıkan sesi bul.
    kirpiklerin ters dönmüş ve hala.
    yürüyen merdivenlere kuş bağlanmaz.
    daire bulmaca yapmaya çalışsana.
    perdeyi arala, alnından yağmur geçsin.
    gece, sis içinde elinde mumla dolaş.
    dışarda çıplak delikanlılar sevişecek.
    parklarda buz militanları var.
    çöp kutularını karıştırıp, delinmiş
    siyah erkek çorapları arama.
    beni unut.
    sana bir gün telefon edeceğim...
    dudaklarını hep boya.
    aklını kullanıp sekse inan.
    asit şişelerinin tozunu al hep.
    korkma! yalnızca ayrılıyoruz.
    aşk, sen bir infilak et!

    küçük iskender
  • (bkz: çıkarsama)
    (bkz: çıkarma)
    (bkz: istihraç)
  • (bkz: sıçmak)
  • (bkz: deduction)

    ortada bir önerme varsa bu önerme ya aksiyomdur ya da önceki önermelerin bir çıkarımıdır.

    yanlış başlığa yazıyormuşum gibi bir his var içimde ama neyse.
  • eldeki verilerle bir sonraki basamağı zorlama sanatı.

    konumuz hukuk değil, hoş uzmanı da değilim, ama cuk oturacak bir misal geldi aklıma. biliyorsunuz hukukun görevi çatışma durumlarında orta yol bulmak. hukuk karar verirken kimi değerleri gözetir. misal bazı durumlarda devlet yararı, kamu yararı, birey yararı gözetir. diyelim hukukta birey ile kamu ya da kamu ile devlet arasında bir çatışma durumu var. hukuk kimin yararını öncelikli kılmalı?

    bilimsel konularda akıl yürütürken neyi nasıl yapmamız gerektiği konusunda izleyeceğimiz prosedürler o kadar net ki hata yapmak mümkün değil. bir iddiada bulunursun, kağıt kalemle ifade eder, deneyip gözlersin.

    peki ya insanı ilgilendiren konularda akıl yürütürken nasıl bir muhakeme metodu yürütmeli?

    kendi yaşamsal reflekslerini norm olarak dayatmak.. insan denen ilkel biyomekanik bir yaratığın uzayında anlam ifade eden kavramların ne kadar hastalıklı olabileceğini veciz birkaç sözle anlatmak isterdim.

    aklıma bir sahne düştü, konudan birazcık sapacağım sanırım. geçen gün bir arkadaşın nikahına giderken yolda beyin fırtınası yapamız geldi. hani gündelik klişeler dışında bir söz duyar irkilir uyanırsınız ya. öyle bir sahneydi. o sözler edilirken büyükçekmece rampasını iniyorduk sanırım.

    ettiği sözler dini içerikte, ama konumuz din eleştirisi değil sadece klişelerle ne derece boğulduğumuzu ifade etmek üzere, bu dünyada fikirlerine en çok değer verdiğim en küçük dayımı bu vesile ile hürmetle anıyorum. kendisi bir hukuçu ve ondan şimdiye kadar çok şey öğrendim. inanılmaz zeka ve muhakemeye yeteneğine sahip, adalet duygusunu içselleştirmiş ender rastlanır deli biri. son yıllarda memleketin sığır gidişatı malüm, o da hepimiz gibi ruh hastası oldu, yere göğe küfrediyor.

    şu her zaman duyduğumuz sinsi "islam hoşgörü dinidir" sözünü analiz ediyor.

    hoşgörü, üstü örtülü şu anlama sahip: yanlış olduğu düşünülen bir şeye müsamaha göstermek, lütfetmek. amiyane tabirle; aslında istesem senin ağzına sıçardım ya işte hoş görüyorum seni, dua et bana. lütfediyorum.

    sinirlerim gerildi.

    ...

    sosyal medyada şu sevimli kedi, köpek, inek, keçi, ayı, aslanlı sevgi dolu videoları paylaşıyorsunuz ya, işte ben size mütemadiyen küfrediyorum.

    bu nasıl bir insan kibiridir! sevmeyi, bağlılığı, vefayı kendine tekel etmiş insan kibirinden nefret ediyorum.

    bre adi göt! bre cahil! "sevmek" denen ve bu kaotik uzayın en güzel duygusu insanın tekelinde değil. her öğlen yemeğinde etini yediğin o masum dana da tıpkı senin gibi çocuklarını ölesiye seviyor, arkadaşlarını özlüyor, yıllar sonra arkadaşını gördüğünde deli gibi seviniyor, hopluyor zıplıyor, ne yapacağını bilemiyor. bu videolara neden bu kadar şaşırıyorsunuz? siz kendinizi hayvanlardan çok üst mertebede tanrısal bir yaratık mı sanıyorsunuz?

    mükemmel yaratıkmış! osuruyor, geğiriyor, sıçıyorsun. genlerini yaşatma dürtüsü seni ne komik durumlara düşürüyor. aşk acılarının amına koyim.

    işte bunlar besin zincirinin en tepesinde olmanın kör kibiri. üremeye programlı, daha güçlü bir gen kombinasyonu için her türlü orospuluğu yapmaya programlanmış iğrenç bir yaratığın uyduruk değerler uzayı. misal şimdi başka bir yıldız sisteminden bir uygarlık dünyayı istila etse ve sırf bizden daha zeki oldukları için seni beni hepimizi hayvan üretme çiftliklerine hapsetse nasıl hissederdin? daha önce hiç böyle bir şey aklına düşmüş müydü?

    girizgahı hukuk ile yapmıştım. umarım yakın bir gelecekte hukuk felsefesine; kamu, birey, devlet yararı gibi kavramların yanında; ekosistem, bilgi ve yaşamın kutsanacağı ayrı bir yaklaşım uzayı egemen olur.

    söyleyecek çok söz vardı, eksik kaldı.