şükela:  tümü | bugün
  • dervislerin manevî* bir yetkinlige, ulkuye ulasabilmek amacıyla kendilerini bazı seylerden yoksun bırakarak yasamaya zorladıkları donem, buyuk sıkıntı, zahmet, eziyet. (bkz: cile bulbulum cile).
  • yünün düzenli sarılı hali
    top şeklinde hali ise: (bkz: yumak)
  • (bkz: çile çekmek)
  • baldizimin sevgilisinin adi.
  • necip fazıl kısakürek'in ruh evriminden sonra kaleme aldığı, ve bu inkılap sancısını anlattığı, şiir-destan.
    necip fazıl bu şiirinde maddi ve manevi yolculuğunu anlatır.bir nevi kendi özyaşamını mısralarına döker. kesif bir varoluş sancısının ardından, birden bire sökün eden şafak misali sorununa çözüm, derdine deva buluşunun öyküsüdür de diyebiliriz.

    çile

    gaiblerde bir ses geldi: bu adam,
    gezdirsin boşluğu ense kökünde!
    ve uçtu tepemden birdenbire dam;
    gök devrildi, künde üstüne künde…

    pencereye koştum: kızıl kıyamet!
    dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
    sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
    ok çekti yukardan, üstüme avcı

    ateşten zehrini tattım bu okun,
    bir anda kül etti can elmasımı.
    sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
    kustum, öz ağzımdan kafatasımı

    bir bardak su gibi çalkalandı dünya;
    söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
    al sana hakikat, al sana rüya!
    işte akıllılık, işte sarhoşluk!

    ensemin örsünde bir demir balyoz,
    kapandım yatağa son çare diye.
    bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
    yepyeni bir dünya etti hediye

    bu nasıl bir dünya, hikayesi zor;
    makâni bir satıh, zamanı vehim.
    bütün bir kainat muşamba dekor,
    bütün bir insanlık yalana teslim.

    nesin sen, hakikat olsan da çekil!
    yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
    otursun yerine bende her şekil;
    vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

    aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
    benliğim bir kazan ve aklım kepçe,
    deliler köyünden bir menzil aşkın,
    her fikir içimde bir çift kelepçe.

    niçin küçülüyor eşya uzakta?
    gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
    zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
    sonum varmış, onu ögrensem asıl?

    bir fikir ki sıcak yarad kezzap,
    bir fikir ki, beyin zarında sülük.
    selam sana haşmetli azap;
    yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

    yalvardım: gösterin bilmeceme yol!
    ey yedinci gök, esrarını aç!
    annemin duası, düş de perde ol!
    bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!

    uyku, katillerin bile çeşmesi;
    yorgan, allahsıza kadar sığınak.
    teselli pınarı, sabır memesi;
    size şerbet, bana kum dolu çanak.

    bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
    sırrını ararken patlayan gülle?
    yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
    karınca sarayı, kupkuru kelle…

    akrep nokta nokta ruhumu sokmus,
    mevsimden mevsime girdim böylece.
    gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
    fikir çilesinden büyük işkence.

    evet, her şey bende bir gizli düğüm;
    ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
    dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
    yetişir çektiğim mesafelerden!

    ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
    yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık.
    her gece rüyamı yazan sihirbaz,
    tutuyor önümde bir mavi ışık.

    büyücü, büyücü ne bana hıncın?
    bu kükürtlü duman, nedir inimde?
    camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
    bir zehir kıymak gibi, beynimde.

    lugat, bir isim ver bana halimden;
    herkesin bildiği dilden bir isim!
    eski esvaplarım, tutun elimden;
    aynalar söyleyin bana, ben kimim?

    söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
    arzı boynuzunda taşıyan öküz?
    belâ mimarının seçtiği arsa;
    hayattan mühacir; eşyadan öksüz?

    ben ki, toz kanatıi bir kelebeğim,
    minicik gövdeme yüklü kafdağı,
    bir zerrecigim ki, arş’a gebeyim,
    dev sancılarımın budur kaynağı!

    ne yalanlarda var, ne hakikatta,
    gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
    boşuna gezmişim, yok tabiatta,
    içimdeki kadar iniş ve çıkış.

    gece bir hendeğe düşercesine,
    birden kucağına düştüm gerçeğin.
    sanki erdim çetin bilmecesine,
    hem geçmis zamanın, hem geleceğin.

    açıl susam, açıl! açıldı kapı;
    atlas sedirinde mavera dede.
    yandı sırça saray, ilahi yapı,
    binbir avizeyle uçsuz maddede.

    atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
    ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
    içiçe mimari, içiçe benlik;
    bildim seni ey rab, bilinmez bilinmez meşhur!

    nizam köpürüyor, med vakti deniz;
    nizam köpürüyor, ta çenemde su.
    suda bir gizli yol, pırılıtılı iz;
    suda ezel fikri, ebed duygusu.

    kaçır beni ahenk, al beni birlik;
    artık barınamam gölge varlıkta.
    ver cüceye, onun olsun şairlik,
    şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta.

    öteler öteler, gayemin malı;
    mesafe ekinim, zaman madenim.
    gökte saman yolu benim olmalı;
    dipsizlik gölünde, inciler benim.

    diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
    heybem hayat dolu, deste ve yumak.
    sen, bütün dalların birleştiği kök;
    biricik meselem, sonsuza varmak…
  • bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
    hiç bir hurriyetimiz,
    ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek
    sen orda bağrina bas dur en buyuk çileyi,
    ben burda en buyuk çileyi doldurayım,
    ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
    sen orda koparılmış bir zerdali gibi dur,
    ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayim.

    --- a kadir ---
  • necip fazıl kısakürek'in tüm şiirlerini topladığı şiir kitabı; 'çile' şiiri zaten bu başlık altında vardır; bazı şiirleri için:

    (bkz: olmaz mı/#2098427), (bkz: en yakın/#2128402), (bkz: onun sanatı/#2097289), (bkz: hasret/#1920712), (bkz: tam otuz yıl/#1682067), (bkz: hokkabaz/#2077908), (bkz: ben/#2134376), (bkz: serseri/#1901915), (bkz: anlamak/#1195841), (bkz: divane/#2078057), (bkz: kavanoz/#1703653), (bkz: levha/#1712043), (bkz: insan/#2077914), (bkz: dev/#1703656), (bkz: akıl/#1703647), (bkz: insan/#2077918), (bkz: şarkı/#1701081), (bkz: işim acele/#2134471), (bkz: inanmaz/#2135152), (bkz: ölünün odası/#2097744), (bkz: tabut/#1586140), (bkz: ölüler/#2098354), (bkz: cansız at/#1958812), (bkz: gözler/#2095833), (bkz: tablo/#2124910), (bkz: boş dünya/#2134920), (bkz: geliyorum/#2078389), (bkz: büyük randevu/#1701076), (bkz: dipsiz kuyu/#1950869), (bkz: yokluk/#2077572), (bkz: haberi yok/#2077572), (bkz: nasıl/#1701083), (bkz: hasret/#1920712), (bkz: zafer arabası/#2134701), (bkz: tabut), (bkz: tebessüm/#2124926), (bkz: bayram/#1920367), (bkz: o dem/#2097343), (bkz: hüner/#1271032), (bkz: kapı/#1712048), (bkz: kaldırımlar/#1229227), (bkz: kaldırımlar/#1229924), (bkz: kaldırımlar/#1901769), (bkz: sokak/#2135374), (bkz: canım istanbul/#2077834), (bkz: beklenen/#297999), (bkz: bekleyen/#878304), (bkz: dönemeç/#1902255), (bkz: gel/#1920590), (bkz: veda/#978376), (bkz: aydınlık/#974327), (bkz: kadın/#2124959), (bkz: vehim/#1711973), (bkz: karınca/#1701073), (bkz: korkuyorum/#2077632), (bkz: takvimdeki deniz/#886872), (bkz: visal), (bkz: aynı nokta/#1701050), (bkz: ukde/#1485162), (bkz: kafiyeler/#1902960), (bkz: şöhret/#2097843), (bkz: aynalar yolumu kesti/#1271588), (bkz: uyumak istiyorum/#1280928), (bkz: hal/#2097313), (bkz: yine hal/#2097321), (bkz: zor/#1929358), (bkz: bela/#2135013), (bkz: bu yağmur/#2134838), (bkz: azap/#2135164), (bkz: sayıklama/#1901640), (bkz: zehir/#1701042), (bkz: anneme/#1706558), (bkz: yattığım kaya/#1929110), (bkz: imza/#1712210), (bkz: hani ya/#2124864), (bkz: akıl/#8193300), (bkz: var yok/#1920659), (bkz: kader/#1701087), (bkz: mansur/#1438154), (bkz: sakarya türküsü/#1546466), (bkz: şarkımız/#2030067), (bkz: hayat mayat/#1703642), (bkz: zindandan mehmede mektup/#1902620), (bkz: düşmanıma/#2135488), (bkz: kolay/#2135504), (bkz: şöhret/#2097843)
  • her ne kadar şimdilerde dünyevi bir anlamı olsa da çile aslında tasavvufi bir kavramdır. nefis terbiyesi amacıyla yapılan bir masivadan el etek çekme eylemidir. her ne kadar tarikatlara göre değişse de çile, aslında kırk günlüktür. zaten kökeni farsça "kırk" anlamına gelen "çihle" sözcüğünden gelmektedir. çilekeş, çilehaneye girer. tuvalete gitmek, abdest almak gibi ihtiyaçları dışında bu odadan çıkmaz. ilk gün çilekeşe yalnızca kırk zeytin verilir sonra her gün için bir zeytin azaltılır. son gün tek zeytin verilir. çile bitince içeride hissettiklerini, rüyalarını şeyhe anlatır. şeyh de bu anlatılanlara göre yeniden çileye girip girmesine karar verir.
    aslında çile çekmek, günümüzde değişik bir formatla devam etmektedir. bbg evi, modern bir çilehanedir. eskiden içe dönük bir toplum olduğumuz için kendimizi kendimiz gözetliyorduk ancak başkaları acaba bu yaptığıma ne der diye düşünen öteki yönelimli modern toplumda ise biri bizi gözetliyor. bbg tarikatının vaad ettiği maddi huzuru elde etmek için yola koyulan yarışmacı-dervişler, şeyhlerin ince eleyip sık dokumasıyla 15 kişiye indirilir. çilehaneye giren dervişlerin önceleri yemek problemi olmaz, bol bol yemek yerler ve yalnızca maddi ihtiyaçları için dışarı çıkabilirler. ancak yarışmanın sonuna gelindikçe yiyecekler de azalır. sıkıntılar artar. sonunda rekabete dayalı sistemin dervişleri, yol arkadaşlarının çilesini erken bitirmek yoluyla ayakta kalabilirler. sonunda birisi çileyi tamamlar. çileyi tamamlasalar da tamamlamasalar da dervişler, yaşadıklarını şeyhlerine anlatır. genellikle çileden memnun kalmayan şeyhler yeni bir çile olarak dervişlerden şu sorunun cevabını bulmasını ister: orada neler oluyor? şu bir gerçektir ki vitrinde yaşamak eskinin çilehanesinde yaşamaktan çok daha zordur. sözün özü bbg, kırk güne indirilsin diyorum.
  • canli muzik olan meyhanelerde, gecenin belli bir vaktinde cile bulbulum cile calarken cakirkeyiflik ve zomluk arasini iceren sarhosluk yelpazesinin muhtelif noktalarindaki insanlarin bagirarak eslik ettikleri nakaratin basindaki bolum... her bunyenin dayanmasi mumkun degildir, beklenmedik etkiler goruldugunde bir hekime danisilmasi gerekir...
  • mevlevilerde 1001 gün boyunca az yemek,az içmek,az uyumak ve ibadetle vakit geçirerek nefsi temizleme eylemine verilen ad.