şükela:  tümü | bugün
  • yalnızca doğal yollardan döllenen bir ürünün hormon takviyeli müdahale ile döllenebileceğine inanan tiptir. ürünün büyüklüğüne, biçimsizliğine bakarak hormonlandığını düşünür.

    şimdi öncelikle, meyve ya da sebze olmayan bu ürün hormonla geliştirilemez.

    ne demek çileğin meyve ya da sebze olmaması?

    bir mahsulün meyve olarak sınıflandırılabilmesi için bazı temel özelliklerle meydana gelmiş olması gerekir: çekirdek/çekirdekler içermesi, ürün haline gelmeden önceki halinin çiçek olması

    çilek "meyve" olmanın bu iki temel özelliğine de sahip değildir. ne çiçekten ürer, ne çekirdek içerir. bu haliyle bilimsel olarak "yalancı meyve" adıyla sınıflandırılır. adında meyve geçmesi heyecanlandırmasın çünkü yalancı meyveler sert sınıflandırma yapıldığında sebze olarak kabul edilirler.

    işte bu tür ürünlere hormon katkısıyla müdahale edilemez, boyutları, bir kalıba sokulmadıkları sürece biçimleri değiştirilemez.

    peki satılan çileklerin çoğu neden geçmişteki gibi lezzetli değil; neden biçimsiz, lezzetsiz ve iri?

    bunun temel sebebi ıslahı farklı coğrafyalarda yapılmış, özellikle abd'den ithal edilmiş bitkilerin kullanılması. üretimde bunların kullanılmasının asıl sebebi tabii olarak maliyet. çok sayıda iri ürünler vermeleri, iri ürünlerle işçilik masrafını azaltmaları. fakat, ait oldukları topraklarda çoğunlukla kaliteli sayılabilecek ürün veren ıslah edilmiş bu bitkiler, türkiye'nin değişken ve ana iklimlerinden ve canlı yaşamından farklı koşullarında (toprak yapısı, yağış ve esinti yoğunluğu, döllemeye yardımcı canlıların farklılığı, bitkiye yabancı zararlılar) neredeyse hiçbir zaman tüketici beklenen ürünü vermezler. bu koşul farklılıkları, çilek gibi hassas bir ürünün kaldırabileceği değişimler olmadığından ortaya verimsizdöllenmiş iriama biçimsiz, yağıştan ve rüzgardan yassılaşmış mamüller ortaya çıkar.

    üretim neden bu çalılarla devam ediyor? denirse, üretici istediğini aldığı için: iri ve işçilik maliyeti düşük ürün.
  • aynı linci tavuk için de yaparlar. hormonlu tavuk diye gezer dururlar, anlatamazsın boşuna uğraşma.

    delinin biri taş atar, herkes inanır.
  • (bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler)

    ilk defa bugün öğrendim,

    "çilek zaten literatürde hormon kabul etmeyen tek bitki. vatandaşlarımız 'acaba hormon mu yaptılar' diye düşünüyor ama endişe etmesinler. çünkü kesinlikle çilekte hormon kullanılamaz"

    son günlerde çikeklerdeki şekil bozukluğu üzerine haber yapılmış, bunun üzerine aydınlanma yaşadım.
    "gece-gündüz sıcaklık farklarından dolayı çilekte şekil bozukluğu yaşanabiliyor. diğer nedenleri de bitki besleme eksikliği, tozlanma ve döllenmedeki eksiklikler olabilir"

    ziraat mühendisi abdülkadir polatoğlu
  • çilekte tat farklının olduğunu bilen cahildir. kışın bile çilek yetiştirilen seraları gezerseniz önünde ki boş tarımsal ilaç kutularını görürsünüz. sanırım bu ilaçlar hormon olmuyor.
  • çilek yemek gübre yemekten farksız derdi babam. ziraat profesörüydü.
  • hormon ve ilaç farklı şeylerdir. ilaç bitki zararlıları içindir. hormon ekstra verim ve gelişim sağlaması içindir.
  • tarım bakanlığında bir bakanın kendisine hediye edilen çilekten yerken yandaki genel müdüre şimdi bunlarda hormon vardır değil mi diye sorması. genel müdürün de olması pek yuksek muhtemeldir sayın bakanım diye konuşmasını hatırlattı.. güzel arkadaşların minnaklarım çileğe hıyara karpuza kapağa hormon uygulaması yapmaya gerek yoktur aksine gereksiz masraftır. turfanda diye tabir edilen kış döneminde üretilmiş domates patlıcana döllenme aktivitesini harekete geçirmek amacıyla hormon uygulaamsı yapılır. onun dışında pek birşey bulamazsınız.
  • herhangi bişeyde hormon olamaması ihtimali beni şaşırttı açıkçası!

    yediğimiz , içtiğimiz herşeyde daha hızlı büyüsün, daha güzel görünsün, daha şekilli olsun diye bilumum hormon, kimyasal veya koruyucu madde olduğunu düşünenlerdendim!
  • daha önce çeşitli başlıklarda konusu geçmişti, okuduklarım ve bildiklerimi özetleyeyim:

    -hormon kullanımı özellikle 80'lerde bilinçsizce ve kontrolsüz biçimde çoktu, şu anda çok az üründe hormon kullanılıyor. meyve büyütme, güzelleştirme takviyesi diye atılan şeylerin ne işe yaradığı tartışılır.

    -profesyonel seralarda, bitkiyi zaten 20 derecelerdeki ortamda yetiştirince, döllenme için hormon kullanımına gerek kalmıyor haliyle (yaz-kış güneş zaten var güney illerinde).

    -meyvelerin, şekli, kokusu, büyüklüğü, rengi, deseni tamamen tohum teknolojisine bağlı. kimi türler gdo ile, kimileri çaprazlama ile geliştiriliyor. bilmediğimiz daha ileri teknikler de olabilir.

    -tohum/fidan geliştirenler tamamen hedefteki iklim, sıcaklık, toprak, rakım, vs şartlarına göre üretim yapıyorlar. 500m rakım için üretilmiş bir bitkiyi 50m rakımda ekersen sonuç kalitesiz oluyor tabi. ilk entrideki söylenmiş, burada açıklamış olalım.

    -gıda sektörü tamamen tohum üreticilerinin kontrolündedir. onların istediği şeyi yersiniz, onların istediği kadar ürün alırsınız.

    -sebze ve meyvede korkmanız gereken şey tarımsal ilaç kalıntısıdır.
hesabın var mı? giriş yap