şükela:  tümü | bugün soru sor
  • anlatan icin nese, dinleyen icin korku kaynagi hikayelerdir. illa ki geceleri tirsmaya musait ortamlarda anlatilir. anlatmaya baslayan kisi durdan, sustan anlamaz, ordan burdan duydugu, gotunden uydurdugu hikayeleri ard arda siralar, nedense hikayeler hep 3.sahislarin basindan gecmektedir. gaza gelip aklinca cin sesi cikarmaya calisanlar falan olur. gece sonunda kimi sahislar olan biteni hic siklemezken kimileri tuvalete, yataga refakatci pesinde kosar.
  • duyduğum anda ortamdan kaçarak uzaklaşmamı sağlayan hikayeler bütünü*.
  • buram buram mistisizm kokar.
    "yeni aldığı gömleğin üzerinde nasıl durduğunu görmek için boy aynasının yanına gitmişti adam. aynadaki görüntüsünün bir metreden daha az bir mesafede, bir çocuk da yanında duruyor, ona bakıyordu. arkasına döndüğünde kimseyi göremedi, lakin aynadaki çocuk görüntüsü duruyordu. göz, gez arpacık tarzı bir hesapla, çocuğun görüntüsünün iz düşümünün lokasyonunu hesaplayıp, yüzünün bulunabileceği yere doğru bir tokat salladı. havayı dövmüş gibi olmuştu. aynadaki çocuk işe, açı içinde yanağını tutuyordu. gözleri nemlenmişti. eleman "syktir lan, velet" diyerek, yaptığı işe devam etti."
  • anlatan bizzat cin olsa yine inanmayacağım hikayelerdir.
  • yengeme bir haller oldu, ankara akyurt'ta bir cinci hocaya gittik. hoca bir a5* boyutunda kağıdı yengeme verdi ve tükenmez kalemle kararla dedi. yengem her tarafa mürekkep buladı. sonra hoca aldı kağıdı okudu üfledi, sonra dörde böldü ve önündeki çanaktaki suyun üzerine yatay bir şekilde bıraktı.

    öfff ne sıkıcı derken...

    birden bire 4 kağıt parçası birbirlerinin etrafında dönmeye başladı. ben, "ne var canım bunu barış manço'da yaptı, bu dönencede saat yönünde (veya tersi bilmiyorum) dönmesi normal" dedim kendi kendime.

    sonra bu dört kağıt buruşmaya başladı. benim gözler faltaşı gibi açıldı. ama yine de "kesin ip var aq" modundayım.

    sonra buruşan ve toparlak olan bu kağıtlar tekrar açıldı ve eski hallerine yani su üzerinde yatay hale geldiler. ben "eşşedu en la ilahe....".

    sonra kağıtları çıkardı ve bildiğin et doğrama tahtasına yanyana koydu.

    kağıtların üzerindeki mürekkep ile eşşek kadar bir erkek ismi yazıyordu.

    hoca dedi ki "işte bu büyü yaptırmış". öğrendik ki yengemin eski erkek arkadaşıymış.

    bir sürü yapılacak listesi yaptı. biz de hocanın taşşağını öpecek kadar sevinçle çıktık.

    işte böyle hikayelerdir cin hikayeleri.

    not: hocanın adresini istemeyin, 5 sene önce hakka yürümüş.
  • rahmetli dayım, çocuklarına kizarak büyük miktar parayı saklar ve hakkın rahmetine kavuşur. oğulları her yeri arar ama parayı bulamaz. sonunda aydın söke'de konuşlu bir cinci hocaya gitmeye karar verirler. bendeniz de eşlik eder.

    2 dayı oğlu, bir dayı kızı ve ben hocanın karşısına ip gibi dizildik. anlatik. hoca beyaz bir a4* aldı ve bizlere gösterdi. ne görüyorsuz, dedi. bembeyaz bir kağıt görüyoruz, dedik. iyi bakın, dedi. dayı kızı birden irkildi. aaa bizim evi görüyorum, dedi. gördüğü bahçeli bir köy evi. biz erkekler hala bi sik göremiyoruz.

    kâğıtta 4 tane cin var ve biri sana bir yer gösteriyor, dedi. dayı kızı evet görüyorum ama 3 taneler ve öylece geziniyorlar bir yer göstermiyorlar, dedi.

    hoca da gezinenler değil bir tane daha var, ona bak bahçede bir yer gösteriyor, dedi. dayı kızı, yok hocam göremedim, siz kağıdın üzerinde nerde olduğunu işaret edin, dedi. hocada, kızım ben gösterememem, dedi. öylece kaldı iş çıktık.

    sonra öğrendik ki dayı oğulları kepçeyle dalmış bahçeye ama bulamamışlar paraları.

    işte böyle bir şeydir cin hikayeleri.
    şimdi söyleyin bana dayı kızı palavracı mı yoksa hocayla ortak mı çalışıyor.

    not: hoca halen elindeki cinlerle halkın hizmetinde, isteyene adresi verilir.
  • tamamı yalan ve şehir efsanesidir hafız.! insanlardaki bilinmeyene merak opsiyonundan ya da cinci hocaya kadar düşebilme çaresizliğinden ekmek çıkartmaya yarayan hikayelerdir hepsi..
  • ayakların ters olmasına dikkat edilmelidir. yalancıyı sikmiyorlar ya, eheh.
  • tamamı yalanlar ve hurafelerle dolu olan hikayelerdir.
    'ama ayakları tersti bi kereemm!' kolpalarına konu olur yurdum mallarınca.
  • bunların en ünlüsü eskişehir'deki has hamam cin hikayesidir. tabi hikaye tamamen uydurmadır.

    hikaye ise şöyledir. adam sabah saat 5'te bu hamama gidiyor.hamam normalde 8 de açılıyor.neyse içeri girip biletini alıyor soyunma odalarına gidip soyunuyor. hamam bodrum katında.giriyor içeri havuzun içinde 4 kişi bi de arkada keseci var. adamlar suda olduğu için başlarda bi sorun yok ama keseci yanına gelip kese yaptırmak isteyip istemediğini sorunca kesecinin ayaklarını görüyor. hiç ses çıkartamıyor kafasını sallayıp hayır demek istiyor. sonra havuzdakilere dikkat ediyor teker teker sudan çıkıyolar onlarında ayakları ters hemen hamamdan çıkıp biletçinin yanına koşturuyor biletçiye içerdeki adamların ayakları ters diyor ve biletçi de ona ayaklarını gösterip böyle mi diye soruyor adam panikle kapıdan çıkıp dışarıda koşturmaya başlıyor. halkta o sıralarda iş yerlerini açmaya başlamışlar adam hemen oyuncakçıya sığınıyor ve olanları anlatıyor. oyuncakçı durumdan şüphelenip polisi arıyor. polis geldiğinde adam aynı şeyleri polise de anlatıyor. polisler alaya alıyorlar dalga geçiyorlar. hamamın önüne gittiklerinde hamam kapalı ve adam şaşkınlık içersinde eşylarım içerde diyor polisler adama hırsız muamelisi yapıyolar hamam sahibi çağırılıyor gelip hamamı açtığında girişte adamın bileti ve soyunma odasında eşyalarını görüyor. falan filan diye bitiyor.

    bu hikaye bundan 7 yıl önce sanki gerçekmiş gibi o kadar çok anlatıldı ki hikayenin ünü şehir sınırlarını aşıp ulusal medyada haber olmuştu.hatta o zamanlar ntv'de program yapan şahan gökbakar bi skeçte bu konuyu işlemişti. aha o skeç

    bu da olayın ulusal medyaya yansıması